Onlarda dört şeyle kavuşabilirsin demişler. Birincisi, El havfu, Allah'ınızın korkusu gönlünüze yerleşsin. O korku ürküp kaçma manasına değil. O korku olduğu zaman ilahi korku gözde yaş meydana gelir, duygulanır. Kalbi çok incelir böyle, hassaslaşır. Yok ondan önce reca Allah'ımızın rahmetinden dolayı ümitvar olmak. Sonra ilahi muhabbet, o muhabbetin neticesinde aşk meydana geliyor Allah'a. Fehadi erbatun erbatı ebvabillehe erbatı mefaatil. Bunların dört tane de kapısı var diyor. İlahi korkunun kapısı. İhlas dedi, sırf Allah rızası için ibadet ve taatleri yapmaktır diyor. İlahi korkunun anahtarı bu. Nasıl erişiriz dersek ve bül havl el müdaveme aladail perrayal mal ihlas ama samimi olun. Dünyevi hiçbir arzunuz olmasın. Hep Mevla olsun isteyin. Ya Rabbi, senin rızan için yapıyorum denk diyor. Femiftahu babir reca, Allah'ımızdan rahmetinden ümitvar olmanın anahtarı. Vera dedi.
Bu helalde bile dikkatli olmak. Böyle tanıdığımız insanlar var. Böyle dikkat ediyorlar. Ben hayran kaldım. Yine hatırıma geldi. O güzel olan tavırları unutulmuyor. Böyle çorabımızı ince de değildi. Görüşmek icap etti, etrafımızda da vardı. Emin olun o partüsüyle onu ürkmeye çalıştı, ürktü. Daha sonra verilen bir evden yapılan bir yardımı kolay kolay yemedi. Telefon açıyor, yiyebilir miyim bunu siz verdiniz diye. Çok hassaslar çünkü bulunduğu nokta Mevla ile oluyor. Ona da gelişince kılık kırk yarıyor adeta. Öyle bir korku hasıl oluyor ki o haşyet o korku değil, tazinden doğuruyor. Bu diyor nafileleri yapar, ümidvari olmak için Rabbimizin rahmetinden ama helalde bile dikkatli olur. Allah'ımıza muhabbet kapısını nasıl açacağız? Böyle bir soru sordun ki müşahede artık kalpte hiçbir perde diye bir şey yok. Dünyayı nasıl görüyorsa ahireti de öyle görüyorsunuz.
Ondan sonra eşyadaki esrarı da görüyor. Allah'ımızın sırlarını görüyor. Çünkü Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz ya Rabbi beni eşyanın hakikatine eriştir buyuruyor. Ona erdiği zaman ilahi sarhoş oluyor. Öyle kendinden geçer bir şekilde değil de doyurulacak gibi değil. Evet. Allah'ımıza böyle bir aşkı ilahi onun anahtarı bir önceki şeydi murakebeydi. Kalbini arşaazama açıyor. O rabıta dönemi geçmiş. Rabıta dönemi bir çocuğun anasının memesinden süt emmesi gibi. O murakabe de o sütten kesilmiş diğer yiyecekleri sofraya o da oturuyor. O da çöp içiyor. O da yemek yiyor artık. Şu misali çok veririm. Vereyim isterseniz. Bu Tonbak diye bir yerimiz var develi'nin. Yaz günüydü. Balkonda oturuyoruz böyle. Gerçi yes görünüyor. Ta yeşil ısana kadar yemyeşil güzel bir manzara. Orada telefon direği ama şey ağaçtan onun üzerine leylek bir yuva vurmuş. Yavruları var. O leylek gidiyor. Biz takip ediyoruz.
Ağzından yiyecekler getiriyor, yavruların ağzına veriyor. O esnada bir tanesi uçtu, uçtu. Dedik ki işte murakebenin tarifi bu. Rabıta nedir? Mürşid-i kamilin kalbinden Allah'ımızın nurunu almaktır. Bu üçlü kanıtlandı. Şimdi ne oluyor? O da artık kendi rızkını ilahi alemden temin edecek hale geliyor, bazısı. Yine de muhtaç tabii. Allah'ımıza şevk, aşk bunun anahtarı nedir? Dili Allah derken kalbi de buluyor bu. Allah'ımızı zikrettiği zaman kalbinde de o ilahi korkular meydana geliyor. Bir titreme meydana geliyor. Biz böyle diyoruz da o bir zevk. Yani ilahi bir zevk. Bunu yaşayanlar sabaha kadar uyuyamıyor zaten. Uykusu o anda ne gelirse seccadenin üzerinde şimdi sağına soluna bir devrilirse uykuya alıyor o kadar. Fazla sümmüyor ve sıkıntıları duymuyor zaten. Ulaşamasak bile başta dedin. Buna ulaşanlara Allah'ımız bize sevgili etsin. Onları sever, belli halimiz belli.