Güç, kuvvet, enerji şimdi değiştiyse bilmiyoruz. Biz bu şekilde formülü uygular, koyarız, ona göre problemi çözeriz. Düzelir. Şu bizim şeytanın bize oynamış olduğu oyunda, korunmuş olduğu hile ve tuzakta, nefsimizin onun arzusunu yerine getirilmesinde, dünyanın gözümüze çok şirin bölümün ahireti unutturmasında, acziyetimizi bilmeyip Rabbımızı takdir eylemimizde bize formül budur? En güzel bir şekildedır. Bir hasta anlatılıyor, bu ibadet, taat içinde de değilmiş hastalanmış fakat ilahi duyguları var. Doktoru gelirmiş buna. Doktoruna bunu anlatırmış. Acaba ölüm geldiğinde ben canımı nasıl veririm diye, bunu söylenmiş doktora, artık son zamanı da dönmüş, Rabbimize dönmüş, daha çok endişe ediyor, ne olacak, acaba nasıl olur, ölüm meleği geldiğinde benim canımı nasıl alırım, korkuyor da hani.
Bir gün doktor geldiğinde demiş ki, sana devamlı soruyordum ya, nasıl gelecek ölüm meleği diye ölüm meleği bilmiyorum ama sonradan öğrendim, sonradan öğrendim, en güzel şekilde geldi. Bir kokuların içerisinde geldi, diyorum ben onu desin diyorum. Evlilikte Adem aleyhisselamdan beri, bugün bana yarın sana. Bu iş başımıza gelecek misin? Ama sürurumuz nedir bizim? Hukuki ile ümit arasında olacağı, sürurumuz Allah'ımıza bağlılığımız. Zaten ibadet ve taat cennet ehli olan insanlara ne olur? Çok tatlı gelebilir ve yolu kolaylaştırılır. Idi, her şey belirlenmiş, yazılmış, çizilmiş. Dev imamlılar biz ne yapacağız, ne yapacağız? Bizim burada ne metalimiz var, yazılan, çizilen olacaktır. Bunu aynen Ashabı Müziğin Efendimize varsayın etti. Dediler ki ya Resulallah, bizim burada konumumuz ne olacak? Her şey yazılmış çizilmiş, ezelde yazılan başımıza gelecek.
Buyurdular ki ashabın salih haneler devam edin. O külli olan bir iradedir, ondan mesul değildir. Bizim mesul olduğumuz iradeyi jüriyedir. Mesela, diyelim ki bir kameraman, çok usta bir kameraman öyle bir çekim yapıyor ki, bizim şu hayatımızda, şu puanımızla sonrasını çekiyor. On günü ele alalım. Şimdi kameraman çekiyor on gün. Bundan sonra on günümüzü olduğum gibi çekin. Başımıza ne gelecek? Hastalık mı gelecek? Ondan sonra bir yerde Allah korusun, kaza mı olacak? Çocuğumuzun başına, malımıza, mülkümüze ne olacak? Koltuğu günü kaynıyor ve ondan sonra da bize o çektiğini gösteriyor. Diyor ki bak, ben senin on gününü ileride şu, bu hayatından sonraki on günü olduğu gibi çektim, bak ve aynısını da yapıyorum. Oradaki çektiğin filmin mi diyelim artık niyeyse onun aynısını yapıyorum. Şimdi bu kimse kalkar da sen benim bunu yapacağımı, ne edeceğimi çektiğin için ben bunu yaptım diyebilir mi?
Diyemezsin. Bundan dolayı, bundan dolayı cennete'ye getirseler, burada bayağı bir mütalaa Rabbimizi gücüyle ittir bunu, çok cennetlik ameller kolaylaştırırdı. Mesela bize bazen gelirler, diyor kardeşim burada görevli olun. Bize dedi ki git bir kimse daha anlattı bunu. İki kişi duydum. Efendim, diyor, Kuran-ı Azimüşşan'a başladım mı, ben gördüğüne bir haz arıyorum. Mesela, bir yüz okuyacağım, bir türlü diyor, ayrılamıyorum. Kitabı Kerim'den ayrılamıyorum. Bak, Ne kadar çok Kuran azim müşavir okumuş, sonu gördü. Sahifenin böyle gönderdiği yerde besbelli olmuş, siyah diyen bir kitabı kelimemiz olduğu için ilki belli, Allah yolunda harcediyor. Allah'ımızdan korkuyor. Sadece onu Allah yolunda harcediyor ve korkuyor derken birkaç husus da değil.
Yatağına girerken de korkuyor, evine, çoluğuyla, çocuğuyla olduğunda da, işinde de gücünde de her anda ilahi korkuyor muhafaza ediyor kalbinde ve kelime-i tevhidine tasdik ediyor, canı bölümde, şuhud halinde. Aynen şunun gibi, şuhud hali birden bile. Şuu tarihi bakıyoruz bu nazaridir, nazaridir ben bu bardağın içerisinde su var. Bu nazaridir. Bizim okuduğumuz kelimeyi temin İşte Muta, tadını almış, lezzetini almış. Bak şimdi, kış gecelerini, neleri, insan ne yapıyor? Birbirini temiz yere yiyecekler, içecekler, meyveler, bunların tacını alıyoruz. İbadet ve tarifler aynen böyledir. Ancak, öyle diyebiliriz. Aynen öyle olmaz. O, mesela neyi çok seviyoruz? Bal da çok seviyoruz. Önümüze getirildi. Yedik, yedik, yedik, yedik. Ondan sonra yahu, karnını yarayacak değil de biraz daha çünkü murakabede eğer kalbine Allah'ın nuru iniyorsa ayrılması mümkün değil.
Sami benni Hazretleri'lerimizi, misafir etmişler, Yemecilerde kalmış. Yatağa gitmişler. Bakmak doğru değil ama zamanın bir bu, bu aptalını nerede göreceğiz, nerede bulacağız, demişler. Şöyle bir bakalım, demişler. Onun salih evlatlarıdır ben. Bu yine Kayseri teşvik buyurduğunda, bu bayram günlerinde görüşmüş, biraz da yorulmuşlar. Bir hoca gelmiş, seksen yedide bizim gibi bir hocadır birikimi, Ev sahibiler genç daha o vakitte. Demiş ki, ben efendimi nereden bulacağım?