Hapli veli damarınızdan size yakınım buyuruyor Halid Zülcelam. Bunu şöyle kitapta gördüm de üstadınızdan, geçen gün geldiğimde sordum, efendim, haddi veli damarını anlayamıyorum, hangisi diye. Şurada zannediyoruz bir şah damarı diyorlar. Hayır hayır o damara denilmez. Kalbin yanından çok yakın geçen murakaba zamanı lazım olan semalara kadar yükselen bir damar var orda. O damar murak havada kullanır. Nasıl tiersize gittikleri direk gibi oluyor. Böyle aksi teverrüp oturur, sol taraftan ayağını çıkarır, böyle oturur kalbi açar. O zaman vasıtası ile yedinci kat sema kalkar murakova dersinde kalbini bir taş şeklinde karşı ağzıma daya rabıta yapmaz, feyzi ilahi kalbine dökülür. O damar o buyurdu efendimiz. Çok da izah ettiler. Biz bilemiyoruz tabi. Bunların siz neredeyseniz ben ordayım buyuruyor Allahü Teala hazretleri. Lakin ilmi sizinle beraberim. Şimdi aranız daha ilmiyim böyle.
Hepinizi girme sıfatım içinizde duruyor. Yani gizli hiçbir şey yok bana. Yani bir yere gizlenip de günah etmeye gayret etmeyin. Açıktan görüyorum diyor Allah-u Teala hesapları. O kudret bende var diyor. Açıktan görüyorum, halen sevdiği kullara bile bu gözü nasip ediyor. Zaten her sıfatından ovaza bir seyyim ayırmış. Kendinin içinde nasip yok. Yani irade, kuvvetinden, kudretinden herkese bir iradeyi cüz'iye vermeseydi mahşerda şu an sormayacakmışmış. Çünkü iradeyi cüz'iye olmazsa hep kudretsen de Ya Rabbi. Benim elimde der ki diyor durmadım, namazı kılmadım diyecekdi. Cecerlerim dediği gibi. Çünkü iradeyi cüzi'ye verdi. Hiç kimse şu Myan duanı bırakıp da deli olmayınca şu sağına çıkıp nefesüstüne aşağı atmaz. İyi kezdek irade var demek ki. Günah eylemden değilim diyemezse herkes günah eder kendisi. Allah'ımız bizim ellerimizi, kollarımızı, cebi vücutumuzu günahtan muhafaza buyursun.
Bize irademizde. Siz niye deyseniz ben oradayım, buyuruyor Allah. Hindi halinize vakıfun. Vaatun diyor. Onun için böyle çok tertiple hareket edelim. Allah'ımız bu zat da bize, size vahliyet edelim. Gizli ve ağaçlar Allah'tan korkumuz gizli deve açıkta da Allah'ımız veriyor. İkincisi. Al yiyiniz az söyleyiniz. Kamil olmanız istiyorsanız az yiyiniz. Yahya b. Meas hazretleri az yerdim oruçtan götürür diyor. Az söylerdim zikirden ötürü. Yani az önce orucun için arz yerdim. Paşamı çorba içerdim, hocam çorba orucun yüzünden arz yerdim. Az söylerdim zikirden ötürü diyor. Allah'ı Allah'ı çok zikrediyordum. Zikreden kesire buyuruyor çünkü Allah'ımızda. Zikri kesir ile beni zikredin diyor. Yalnız doktorun rekatı alan anca o kadar ile kalben zikir geldi mi, daimi halini alır. Mutlaka kalbi zikre araştırmamız lazım. Top olsun kalp zikredecek olur da bununla ölürsen vücudu toprak yiyemiyor.
Efendimiz öyle bunlar Mum yaranıyor. Bütün vücut toprağın tesiri olmuyor. Kalp zikretti mi? Onun için zikrimizle devam ile beraber dünkü tarifler gibi, hem zikrederiz, elerkene elerkene kalbimize vurur bunun bilin der. Öyle acele Allah Allah Allah Allah demek. Allah, Allah, kudretini düşünerek. Gözlerimizi kalbimizin üzerine gözlerimizi kalbimizin üzerine çevirerek, kulağımızla da dinleyerek beş yüz bin dedim mi, gezvenin ve çaydanlığın hava kasının üstünde olup da tribini çağırınca dururken, dururken, dururken kaynayıp taşmaya başladığı kalp başladığı gibi o hatta kalp kaynayacak, diyor bismillah. Az tutuyor musunuz, ondan yoksa o çam yaktığınız yere koymuyorsunuz, herhalde da, pedagiyi göze koymuşsun, dördünden iyice ısınıyor. Allah, Allah, Allah, Allah, Allah demin göğsüne koymak. Allah, Allah diyor. Hani, arkadaşımız da istiyordu.
Bizim kardeşimiz, hani tarif ettiği zikre hazırlanman için evin çocuklardan ayrı olan bir yerini ihtiyar etmeli diyor Ve temiz seccade üzeri olmalı. Bulunduğun yeri karartmalı. Yani elektriği çırayı söndürmeli. Göz kapalı olursa kalp açık olur. Göz açık olursa kalp kapanır da onun için seccadenin üstünde nur gibi oturur falan kafi değil, koku yağlarından, büyüklerin sevdiği hangısıysa gül yağı, ondan da bir kokulanırsın vücudunu kokular. Çünkü Bayezid idi bisfami Kuddise sira hadis ben derse batırduğum zaman ağzımı gül yağı ile yıkamayınca Rabbimin adını anmaz mıyım? Yani Rabbimizi zikrederken ağzını gül yağlarıyla yıkardım da diyor. Gül suyuyla ondan sonra zikre başladım. Her ağzıma Allah zikredilmez derdim diyor. Biz laubali olduğumuzdan böyle oluyoruz. Biz yaşı kendimize benzettiğimizden böyle oluyoruz. Biz tarifeye temizleyemiyoruz, taifeyi kendimizden benzemiyoruz.
Onun için hareketimiz böyle oluyor. Gözlerimiz kapalı. Kazanın varsa kırmışız. Kazayı yoksa abdest aldıktan sonra, abdest alırken, hep avza'ya fakir edilen günaha tevbe, dışını abdestle içini de istiğfarla temiz ettikten sonra seccadeye oturur, oturulur diye. Böyle temizliler oturursun. Gözün yumunu tesbihin elinde. Günahlarını şöyle bir toplarsın. İnşallah sizin günahlarınız bizi kader yok. Benimki o eğleneğe sığmıyor kanaatiniz olsun. Tek duyduğunuz başıma gelmemize inkar yok. Böyle günah kıldık Rabbimize karşı Allah'ımızdan aklı mağfiret etmişler. Bizi hamd etsin ha biliyor hürmetine. O günahları güle düğüm halinde önüne üst üstüne yığarsın, estağfurullah. Suyunu üstünden dökmeye başlarsın. Estağfurullah. Dedikse annemden dinledim babama haber yürürken. Günahını yürüdümla diyor, istiğfar okudun mu da dağ gibi olan günah yer yiyor mahvoluyor. El yer mahvoluyor.
Amel göklerinde en kıymaklı amel istiğfar. İstiğfar en parlak olan istiğfarmış amel tiflerinde. Onun için istiğfarı en evvel verirler, tahhid eder bir isimler, binaları eritir. Yüz mü çekiyorsunuz bilmiyorum, yüz on bire çıkardı efendi. Yüz on bir mü çekiyorsunuz? Yüz on bir diyene kadar kemik kemikten ayrılmalı. Yani, estağfurullah ders bir kere yapılır falan seni başka hale çevirmeli bir zihinle. İstiğfar bitti mi bitecek diye bazı zaman korkulur. Yani istiğfardan alınan lezzet hiçbir şeyden alınmıyor kardeşim. Estağfurullah. Yerine efendiden emirsiz olsan içimizden bir tövbe estağfurullah. Tövbe estağfurullah. Azıcık yediksin diye, tükenmesin diye. Yani o kadar tatlı gelir insana. Böyle yaparken o da tövbe sana o yüz on bir bitti mi yani inşallah günah da bitsin.
Yarın yine hiç kork istinafarı yapmamış gibi, o günahlar durur gibi, gün günden daha fazla gözü yumuna biriktirir, gözlerini onu görünce ağlamaya başlar. Huzuruna nasıl var ey Rabbim Ya Rabbi? Şimdi arkadaşlarımın ve kardeşlerimin içinde geldim. Çocuğu da kucağıma almıştım. Çocuğun üstünden üstüne affetsin. Pislik bulaşsa affetsin yani. Cemaatten, huzurdan haşa. Şöyle bölüyorsan etrafındaki adamlardan erilsin, eril. Bu erilsin, eril. Bu pistümde pislikle gelmişsin de yıkamamışsın diye mendille baktınız derhal yıkarsın. Ne kadar günah ettin ise, kim ne yaptıysa ise deve çağırdıysa omuzunda yüklü. Ne günah ettiyse onun genci yüzlerine yapışmış. Allah'ın huzuruna öyle olaraktan varır ve Ve elin namusuyla ne ile alakalandıysa onunla çatlak halde huzur-i ilahiyeye varır. Elin toprağından bir karış aldıysa yedinci kat yerin dibine kadar dibine kadar çıkar boynuna takılır.
Onu ona hüccet veriyor Allah. Onu götürecek kadar huzur-u ilahiyeye o toprağa sürüyü sürüyü varıyor. Bu buna Allah'a varmak korkusu kana, buradan tövbe istiğfar edip de insan günahını karların erittiği gibi, gözün ve güneşin erittiği gibi eritmeden giderse çok zor olur kanaatiniz olsun. Biz gül gibi dahi olsak, peki kopardınız? İki saat sonra korur, solar bir toz haline gelir atarlar. Gül olsaktaki bir mürşid-i kamilin kalp Böyle zibil oluyor atıyorsun insana. Ama onu birkaç tekniğe dolduruyoruz, iyice bir çınlıyoruz onun içinde. Çırıl şırıl suyu akıyor, eleklerden, kevkirlerden süziyoruz. Süzdükten sonra ateşin üstüne koyuyoruz. Zankım zankım bir kestiriyor, kaynalıyoruz. Yeniden o çamurından tahlil ediyor, şerbet haline getiriyor. Kirlerini toplayarak kaymadı, kaynıazı, soğuru soğuru, bembeyaz şu tatkan gibi bir pekmez haline geliyor. Güblerde iyi yaşarıyor. Sen insansın, insan.
İnsan oldun ama muhakkak mürşid-i kamilin kalp teknesinde iyice bir çınlayacaklar, hasarlayacaklar. Kapıdan burnuna vurunca kalacaklar. Mevlana Halid'i tek ise dışarıya çıktığı, çıkardığı gibi çıkaracaklar. Şimdi tek ihvan göremiyorum. Eşimden kaka kaka çıkarıp da kırılmadan gitmeyecek. Dersime amma oldu diyecek tek ihvan göremiyor içimizde. Yani ilk önce kırılır ve belki ihbara girer, belki fren yerde cemaatle devletaların pusu, ayın yapıyorlar. Yunusse gayretsaydı, göğün dışına kalktım diye bir numaralı muhbir olur, muhbir. Şuna bak! İhvan dağı, ısırı dağıtına vallahi yiyorum diye. Üstadın elinde aşk katasıyla da kaynamazsan, süzülmezsen bir kat bezelden elemezler. Bir de kal bezden elemezler. Bir de elekten elemezler. Bir de gülbetten elemezler ve aşağıya çıkmazsan kamilim diye kendine süs verme. Kusurlıyım ama bu yoldan ayrılmayacağım.
Vahşi açıyorum ama gelecek geliyor külahçı tiplerinden başka yere. Gel hemen doğan doğan oraya gel. Allah'ımız affedecek inşallah. Amin. Burada bu işi görmezsen kabri Allah tekne gibi edecek. Kabir birbirine kavuşup böyle orada ezecekler seni. En büyük geminin toz gibi olacak. Böyle ezecekler. Ondan sonra süzecekler, günahların mukabil ile cehennemde zokur zokur beynini kaynayacaklar. Hass olduktan sonra cenneti alacaklar. Yoksa böyle kirli parti cenneti alaya girdirmezler insanlar. Allah günahlarından ayrılarak giren Zillahi Ebrare İlah versin. İstiyor kardeşlerimiz istiğfarımızdan sonra, La ilahe illallah, diyor özünüz yumru, Allah'ımızı görür gibi. Dersin kostüm üstünde Allah'ımızı görür gibi diyoruz. Böyle diyeceğiz inşallah. Bize de size de böyle zevke nail olmak, böyle dersini okumayı nasip etsin. Hadis-i Şerif, yani siz Allah'ı göğü gibi insan budur. İbadet edin.
Eğer siz Allah'ı göremiyorsanız Allah'ın sizi gördüğünü bilerek ibadet edin. Buna aittir, geldi mi Allah? Allah beni göremiyoruz, Rabbimizi göremez, gözümüz kafi gelmez. Allah bizi görüyor gibi ibadet et, dostun üstünde seni oturtmazlar tecellenin böyle sallantı hali gelir. Bak başlar üçü sallantı haşa haliyle. Böyle alıştırma bak. Tevhid bitene kadar dersinden alacağın tevki almış olursun. Salavat-ı Şerife okursun inşallah. Yüz on bir de salavat okur da Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem huzuruna varmak istersen, edebe mugayir olur. Üstadın cübbatının altına gizlenerek, tersi böyle, onun hırkasının altında gibi Sultan-ı Enbiya'nin Ravza'yı dairesine varır, bizzat kendinin şahsına Bırakmam Salavatı Davza-i Mudahaleye girmiş gibi bulunana kadar. Kabul edecektir. Üsküdar, din görevler üzerine, temelinde bulunuyor.
Toplantı Kayseri çevresini sevdireden, muhterem Hacı Hasan Efendi, gazımızın ve ihvanının gönüllerini tasvip etmek, fezil vesile dualarını istirham-ı Süleyman, silaheti Kuran'dan, Kıymatlı, Kıymatlı önerimiz, sevgili dostumuz koptu canımızın harita, iddialından sonra çok mu ceessir olan kalbimiz, Sema'nın semaya bakan, tavana bakan, sağına bakan, gülümsem, konuşmak ister, zikretmek ister, Rabs edenler, hakaret edenler, yalan kılsanlar sizler geleceksiniz. Nelerde kalkanlar, Rabbimle baş başa olanlar. Onun ismini zirk edinenler. Sizler de Mevla'ya kavuşacaksınız. Meral kazancının fethinde koşanlar. Sinananlar. Alay edinenler. Bizler de Mevla'ya kavuşacaksınız. Etmem. Kabir atmaları bir demikler. Dernekten onun için kapılar atılır. Kedi ikamlar ve nimetlere bakarım.