İlahi Huzur Ve Kalp Nurlanması: İman Ve İrfan Sırları
İlahi Huzur Ve Kalp Nurlanması: İman Ve İrfan Sırları kaydında Sözün hayırlısı az ama hayra delil olandır. Bu aleyhissalatu vesselam Efendimiz'de de, Mucemü'l-Kerim, çok kısa cümleler içerisinde büyük manalar ifade eden sözler söylüyorlar. Hem itikadı içerisine alıyor inanç esaslarını Hem de ibadeti, muamelatı içerisine alan çok kısa bir Hadis-i Şerif'i var. Ashab-ı Güzin efendilerimizden birisi…
İlahi Huzur Ve Kalp Nurlanması: İman Ve İrfan Sırları ne anlatıyor?
İlahi Huzur Ve Kalp Nurlanması: İman Ve İrfan Sırları kaydında Sözün hayırlısı az ama hayra delil olandır. Bu aleyhissalatu vesselam Efendimiz'de de, Mucemü'l-Kerim, çok kısa cümleler içerisinde büyük manalar ifade eden sözler söylüyorlar. Hem itikadı içerisine alıyor inanç esaslarını Hem de ibadeti, muamelatı içerisine alan çok kısa bir Hadis-i Şerif'i var. Ashab-ı Güzin efendilerimizden birisi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sözün hayırlısı az ama hayra delil olandır. Bu aleyhissalatu vesselam Efendimiz'de de, Mucemü'l-Kerim, çok kısa cümleler içerisinde büyük manalar ifade eden sözler söylüyorlar. Hem itikadı içerisine alıyor inanç esaslarını Hem de ibadeti, muamelatı içerisine alan çok kısa bir Hadis-i Şerif'i var. Ashab-ı Güzin efendilerimizden birisi diyor ki Ya Resulullah emirler pek çoğaldı. Bana öyle bir tavsiye yap ki kısa olsun ama her şeyi de içine açsın. Ashab-ı Güzin efendilerimizin halleri de bu çok başlar. Hazreti Ömer'in dediği gibi radiyallahu anh, ben diyor insanın seviyesini, akli seviyesini sorusundan anlarım diyor. Sorduğu soruya göre. Bu gelen cemaatler içerisinde bile olur mu? Ama onlara gerek yok. Ashab-ı Cüzin efendimiz böyle deyince, onlardan biri, buyuruyor ki, Kul Allah'a iman ettim de. Bu sene de bunu esas aldılar. Allah'a iman ettim de. Dosdoğru hareket ettim. Çok kısa.
Sonra da dosdoğru hareket ettim. O iman kelimesinde itikada ait ne varsa hepsi içinde. Bir diğeri dosdoğru hareketi hayatımızın her alanını içerisine alan davranışlarımız. Bunun gibi vasiyet eylerim sana ey oğul ki bu ona olmakla birlikte hepimize bir nasihat. Göreceğiz zaten. Cemi halde bütün diyor halinde, yaşantında sabahtan akşama kadar. Ondan sonra diyelim ömrünün sonuna kadar ilim eder ve takva üzere olasın. Hayatımızda yapacağımız zaruri, beşeri olarak görevlerimizi şer'i esaslara uygun bir tarzda yerine getirmekle birlikte ilim, ticaret yapıyor. Ticarette ilim ister. Kırk tane kural sayarlar ticarette. Bir tacir olabilmek için bu şunlara dikkat edilecek denir. Bütün hallerde ilim ede ve takva üzere olasın. Burada edebin tarifini daha ziyade sünneti Muhammedi olarak ele almışlar. İlim de hadis olsun tefsir olsun fıkıh olsun kelam olsun. Onlar da hep aranan usuldür.
O tarikata aliyede usul nedir derseniz usul edemdir. Bundan dolayı dergahların kapısına edep yahu diye yazmışlar. Bir diğer yazılı şeklinde ah edep. Dediler edepsiz insanın bu yolda nasibi yoktur dediler. Edep üzerinde durulur. Sanki yolumuzun, sanki değil, yolumuzun esasıdır. İbrahim bin Ethem hazretlerinin kırk yedi yıl hizmetinde elinden ip balta alınmış sırf himmet istemesinden dolayı. On sekiz yıl hizmet etmiş, kırk yedi yıl, Yunus Emre. Diğer çok misaller var ama bunlar yeter güzel. Edebi biz incelediğimiz zaman, edep çok önemli. Burada Abdülhalik Voiddevani Hazretleri, ilim edep takva üzere olasın. Selefi Salihinin hayatını diyor tetebbu' edesin. Onların hayatını okuyup tatbik edesin. Sünnet ve cemaate dikkat edesin, buyururmuş. Edebi şu şekilde tarif etmişler, lügavi olarak. Edeb, hüsnü süluk ve'l ahlak, ahlaktır, huydur. Hüsn-ü süluk Bir seyir var, bir de sülük var.
Seyir, yol alma. İlimde yol alma nedir? Aynel yakin, hakkal yakin, başta ilmel yakin. Nefsin aşamalarında nedir? Yedi tane nefsin sınıfları var. Emmare levvame mülheme mutmainne ve ila ahirihi devam eder. Süluk bir yola dahil olma. Diyelim ki bir okula girmiş ilkokulda. Bu süluk etmek. Seyir nedir? Eğer beş seneyse, sonra sekiz yılı alındı, o sınıfları geçmektir ve ahlaktır demiş. Burada bize girilen yolda istenen ne ise onu da söylüyor. Ahlakımızın güzelleşmesidir. Çünkü Cenabı hakk'ın huzuruna biz bu bedenimizde ahlakımızla bulunacağız. Edeplenmek. Gönüllerimizin kötülüklerden arınması. Kuran-ı Kerim'de essayim. Habibim, hiç şüphesiz sen en yüce ahlak üzeresin buyuruyor. Çok güzel tarif. Bizim güzel dememiz bile yerinde olmaz. Ayet-i celile zaten. Allah'ımız onu vasfediyor. Habibim, sen en yüksek ahlak üzeresin. Onun üstünde yok zaten.
Anibn-i Mesudin gal, gale Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Salak Resulullah. Bazı aileler çocuklarını okula verirken hocalarını soruyorlar. Diyorlar ki acaba o hocanın kabiliyeti öğretmesi ne durumda? İşi iyi bilen bir muallime teslim ediyor, yavrusunu. Allah'ımız, Habibi'nin eğitimini kendisi üstleniyor. Nübüvvet ölçüsü içerisinde eğer biz de kendimize dikkat edersek, gerçekten bu yola başvursak biz de ıslah olmak istiyoruz, inşaat olmak istiyoruz. Ta Adem aleyhisselamdan beri insanlar biri geliyor, biri gidiyor. Biz de mutlak gideceğiz. Böyle eli boş, yüzü kara gitmeyelim, gayret gösterelim dersek Cenabı hak ihlasımıza göre, samimiyetimize göre, niyetimizin düzgünlüğüne göre lütfeder, ihsandir. Şunu havadan bekleyemeyiz. Bize bir anda böyle güzel haller olacak diyemeyiz. Bu yanlış zaten. Her şey bir bedel karşılığıdır. Ona göre.
Allah'ımız Habibini, sallallahu teala aleyhi ve sellem Rabbim beni terbiye etti ve ahsene tedibi, terbiyemden ne güzel oldu. Sın me meranibi mekarimil ahlak. Diğer hadis-i şeriflerde var. Bana güzel ahlak ile tavsiye buyurdu. Aynı zamanda diğer insanları da ihitmek. Efendimiz zaten muallim ama ilahi bir muallim o. Her esası ifade buyuruyor. Ekrimu evladekun ve ahsinu edebeun. Evladınıza ikram edin. Onun yemesi, içmesi, giyimi, kuşamı işte ona bir cep telefonudur, arabasıdır vesair yönleri değil. Asıl ona verilecek olan nedir? Edeptir. O edeb olmazsa o arabayı da yanlış kullanır. Telefonunu da uygunsuz yerlerde. Misal her nimeti eğer edep olmazsa Allah'ımızın razı olmadığı yerlerde istimal etmeye başlar. İstilahi olarak anlamı nedir edep? Eşvakul ahlakil abd. Kulun, ahlakının, huyunun artık ahseni, en güzelidir. Huyunun, ahlakının en güzel olmasıdır.
Bu en güzel oluşu tespit Allah'ımızın kitabı, resulünün sünneti başka, hangisi olacak ki? Hep oradan doğuyor zaten. Edep nedir? Tercümanü'l aks, aklın tercümanıdır. Sırrı Sakati Hazretleri, haddesallahu sırra bu şekilde tarif buyurmuşlar. Edep nedir? Müraatü'l Esrarı minel hatarat. Düşüncelerimize, gönülden geçen düşüncelerimize dikkat etmektir. Çünkü bu düşünceler şeytandan gelir. O sapıtır zaten. Nefisten gelir o da onun alevinden yaratılmıştır. Şeytan ateşten nefisten onun alevinden. Uygunluğu olduğu için yaratılış olarak o da ateşe götürür. Onun vermiş olduğu düşünce de var. Meleklerden de bir düşünce var. Rahman olan Allah'tan da bir düşünce var. Bu sebeple Muhyiddin Arabi Hazretleri keşke biz yapabilsek günlük muhasebelerini yaparlar. İşte günümde Allah'ımızın seveceği hangi ameli yaptık?
Ona mani olan, onun razı olmadığı davranışlardan dolayı bunları hatırlar ve kişi istiğfar okur. Fakat Muhyiddin Arabi Hazretleri yaşantı olarak yaptığı davranışlardan değil, kalbindeki düşüncelerden dolayı kendisini hesaba çekiyor. Neden sen bir başkasının hal ve ahvaliyle meşgul oldun? Bunları açmak istemiyor mu? Bir çiftsiz, yakışıksız sözler. Öyle bir misal verilmekle bize düşmez. Bu cemaate de düşmez. Bu mekanın nezaretine de uygun gelmez. Bundan anlayacağız artık. Gönlüne gelen düşüncelerden dolayı kendisini hesaba çekiyorum. Vakitlerini de zayi etmiyor. Çünkü bir daha elimize geçmez bu vakit bizim. Bir süre, sürüye oturduğumuzdan bu zamana kadar geçen vakit onu tekrar iadesini sağlayabilmek mümkün değildir. Bunu Cenabı Hak bize Kuran-ı Kerim'den birçok, birçok derken belirli Ayet-i Celileler var.
Bunun yanında Mevla'mızın Münafikun suresinde, son kısımlarında kişi ahirete göçtükten sonra yapamadığı amelden dolayı şöyle bir yalvarış içerisinde bulunuyor. Allah'ın yolunda vermiş olduğu rızıktan infak edin. Verin. Akire, yoksula verin. Sizden birinizin başına ölüm gelmeden önce. Öyle bir hal ki ya Rabbi benim ölümümü biraz geciktir. Geciktir. Ben de salihlerden olayım. Bir müddet ver bana. Ben yapamadım. Namazımda da yapamadım. İbadetlerimde de yapamadım. Kulluğumu gereğince icra edemedim. Bana mühlet tanı. Ben salihlerden olayım. Senin yolunda sarf etmek suretiyle Allah'ımız, Allah'ımız, Allah'ımız katiyen. Öldükten sonra her şey bitiyor. Böyle bir fırsat şu anda elimizde. Öldükten sonra bitiyor. Bu sebeple elimizde adap Risalesi. Bunu okuyacağız. Burada bize yapacağımız görevler çok güzel anlatılmış. Başka eserler de var. Önümüzde bu eser bulunduğu için diyorum.
Yoksa diğer birçok kitaplar var. Orada bir salikin dikkat edeceği, yapacağı vazifeler bildirilir. Allah'ımız Kitabı Kerim'in de ifade buyurduğu takva kelimesi, ebrar kelimesi, buna benzer pek çok evvab olmak, münib olmak, haşyet sahibi olmak, havf-ı ilahi, Allah'ımızın korkusunu taşımak bunu Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın görevlerden birisi nedir? Tebyindir. Kapalı olanları açıklamaktır. Teşridir, hüküm koyabiliyor. Aynı zamanda İsa buyuruyor, tefsir yönü de var Aleyhissalatü Vesselam efendimizin. Hadis-i Şerifleri tefsir ediyor zaten. Hayatında göstermiş olduğu o güzel tavırlarıyla sünneti Muhammediyesiyle örnek oluyor. Bunun daha bir açılımını meşayih ezanda görüyoruz. Ulema-i kiranda görüyoruz. Bunlara ne yaparız? Dikkat ederiz. Vaktimizi zayi etmeyiz. Vel in kıtaavanil hasedi vel adavet.
Bunun yanında hasetlikten ve Müslümanların birbirine düşman olmasından böyle nefsani arzulardan dolayı bu kopmalardan da kendimizi kurtarmaya çalışırız. Çünkü bayramlar var. Senede iki bayram var. Kurban Bayramı var. Ramazan-ı Şerif Bayramı var. Haftalık cuma günü müminlerin bayramlaştığı bir vakittir. Bunun dışında insanoğlunun başına birçok hadiseler geliyor. Düğün olur, derine olur vesaire olur. Bunlar neler? Konuşmaya, görüşmeye insanlar ile arada soğukluğun geçip dostluğun meydana gelmesine sebep olan vakitlerdir. Düşmanlığı terk etmek. Fakat eleddü'l-hısam diye geçer Kuran-ı Kerim'de. Bu düşmanlıkta çok aşırı olma. Dini yürüyor, namus yönde. Ama içine bu kötü fiil yerleşmiş ölüm bile uyandırmıyor. Ölüm hadisesi ölümde bile uyanmıyor. Onu vesile edip, bir başınız sağ olsun. Bunu bile diyemedim. Zaten ölümün irşad etmediğini hiçbir şey irşad etmez.
İki husus söylemler, Bizi Allah'ın yoluna girmemize vesile olan birisi natık konuşan demek Kuran-ı Kerim. Birisi de sakin, süputen, irşad eder. İleriz, Büyük camiler olur. O camilerde büyük. Artık Selahattin camileri, haberler görülür. Onlar bize sessizdi. Nasihat ediyor. Ben de sizin gibi yaşıyordum. İşte bak ne hale gelir diyor. Bir de ölüm spiritem bir de Kuran-ı Kerim konuşan. Edep nedir? İmamı Uşeyr'i Rahmetullah Ali Hazretleri, bütün hayırlı özelliklerin bir araya gelmesidir. Tefekkür mesela insanda çok önemli. Kalpte Rabbimize muhabbet. Diğerlerini buna kıyas ederiz. Muhyiddin Arabi Hazretleri, Hadis Allah'ın sonra, bütün hayırların bir araya geldiği güzelliklerdir. Tekrar buyuruyorlar. Hüvve, hüsnü, muameleetillahi ta'ala, sırran ve cehran. Okuduğumuz bir cümle hepsini tamamladı zaten. Bu biraz daha bunun şerhi durumunda. Hüvve, hüsnü muamele tillahi teala sırrran ve cehran.
Kişinin hem dış hem de iç kalp yönüyle Allah'ımız ile olan muamelesi. Bunu bilmemiz lazım. Allah ile muamelemiz. Kuran-ı Kerim canlıdır. Bizim ıslahımız için gelmiştir. Ayet-i Kerime bunu bildiriyor zaten. Diğer hususlerde malum. Allah'ımızı tanımak diyor. Ahmet bin Acib'e, Rahmetullah Ali Hazretleri, ve tahatu bihhi ammillahi teala. Bettahabu gubi maripetillah. Rabbi Zülcelal'imizi tanıma, bunu gerçekleştirmek. Vel istineu bihhi ammasiva, onun dışındakilerde soyutlanmak. Ne demek? Şeytanın hali, nefsin vesaire onlardan kurtulmaktır. Hace Abdül hali ve Devani Hazretleri devamında buyuruyor ki fıkıh ve hadis öğrenesin ve cahil sofulardan perhiz eyleyesin. Namazı cemaatle kılasın. Ol şak ile ki imam ve müezzin olmayasın. Herkes şöhret talep eyleme ki şöhrette afet vardır buyurmuş. Biz bunu Hacı Hasan Efendi, Kaddesallahu Sırra Hazretlerinin şiirlerinde görüyoruz.
Şu okuduklarımızın hemen hemen hepsini zahiri, batıni, şifa tarifesinde hem de gönlünden o akan nur ile. Çünkü hikmet ehli kimse onlar. Havuzda ne su varsa, nasıl bir su varsa akan da öyle olacaktır. Onların gönül havuzundaki su nedir? Hikmet-i ilahindir. İlmin esrarıdır. Ondan dolayı dillerinden dökülenler de hep güzel sözlerdir. Faydalı sözlerdir. Bizim irşadımıza vesile olan sözlerdir. Burada Abdülhaliku Vojrevani hazretlerinin güzel tavsiyeleri söylenirken hatırımıza yazmış olduğu şiirler geldi. Burada ilim, edep ve takva olsun buyuruyor. Hacazen Efendi Kadde Sallallahü Sırrı Hazretleri de vasiyetinde bunu söylüyor. Burada fıkıh öğrenesin diyor. O da burada şiir kalıpları içerisinde bize bahis buyuruluyor. İlim, edep, takva olsun. Gönlünüze feyiz bulsun. Kov istemem, ihvan bilsin. Söz getirmek fenadır. Sünnete temessük edin.
Zaten Efendi Hazretleri burada, sünnet ve cemaate devam edin. Buyur. Bunlar hep birbirlerinin hemen hemen aynısı. Derece ve makam olarak farklı olabilirler ama söyledikleri sözler birbirlerinden farklı değil. Adeta bir hastayı, muayyen masasını uzatmışlar. Kontrol ediyor. Teşhis ediyor. Hastalıkları belirliyor. Ona göre de devayı sunuyor. Onlar bizim kalbimizdeki rahatsızlıkları biiznillahi teala teşhis ederek Kitabı Kerim'den ve Sünneti Seniyye'den devayı sunuyorlar. Öyle deva ki zaten Kuran-ı Kerim ve sünneti Muhammedi gönüllerine böyle bal peteğini nasıl şişenin içerisine sızdırıp indirip koydukları gibi Allah'ın kitabında her bir ayeti celileden, bir arının çiçeklerden, öz aldığı gibi Kitabı Kerim'den nur alarak gönüllere yerleştiriyorlar Rabbimizin izniyle. Sünnete temessük edin, cami cemaate gidin, emir tutman, ihvan adın, saliklere muzırdur bu.
Efendi Hazretleri buyuruyor ki fıkıh öğrenin diyor. Sizin manevi hallere dalmanız, ilahi güzelliklere ermeniz, fıkıh ve hadislerden de sizi ilmi meseleleri öğrenmekten mahrum etmesin. İşaret mül diyor. Fıkıh ile hadis öğren, nefsini yıkmaya davran. Mürşide binde bir uğran sakal altı sualdir bu. Burada diyor ki na ehil olan ehil olmayan kimselerle cahil sofulardan perhiz et. Aynen tutuyor. Üstadımızın yazmış olduğu şiir. Ne diyor? Cahil sofulara var mı? Aynen. Sanki bir tezgahtar gibi. Ehil bir tezgahtar. Satışını çok güzel yapar. İki tane satıcı olur. Birisinden adam almaz. Halbuki aynı fiyata. Ondan almaz, bir diğerinden alır. Dedi ki benim kalbim ona uyuşuyor, ben onu seviyorum. Hal ve tavrı, yaşantısı, içinin manevi güzelliği dışına da aksetmiş. Ben bundan alışveriş yapacağım diyor. Dedem Rahmetullah Ali hazretlerine ziyarete geliyorlar. Bir kısım kimseler bundan daralıyor.
Diyorlar ki biz huzuruna geldiğin Şeyh Mustafa Efendi Hazretlerinin hocası oluruz. Bize niye gelmiyorsunuz? Bak biz de satış yapıyoruz. Biz de ayetler okuruz hadisi şerifler. O gelen diyor ki ben bir arı gibiyim. Çiçeklere koyuyorum. Fakat sizin çiçeğinizde ben bal görmüyorum. Mustafa Efendi'nin gönlünde Esad-ı Elbili hazretlerinin teveccühü ile daha birçok başta aleyhissalatu vesselam efendimizin iltifatı ile öyle ballar var ki biz ona geliyoruz, diyor. Bunu ifade ediyor. Fıkıh-ı hilal Hadisi öğren. Cahil sofulara varma. Bağlandığın ipi kırma. Huzurda boynunu burma. Görür içi röntgendir bu. Sen diyor ne kadar itaatli gibi görünsen bile Allah'ımızın vermiş olduğu ferasetle onlar gönüllere nazar eder ve bilirler. Yapma diyor. Riyakarlık yapma. Şöhreti talep eyleme. Herkes şöhret talep eyleme ki şöhrette afet vardır. Abdülhalık Goldevani Hazretleri söylüyor.
Üstadımız da aynı yere işaret ediyor. Şöhreti talep eyleme. Sakın cahimi boylama. Dersini ele söyleme, mıntıkada lekedir bu. Biz burada şunu anlıyoruz. İmamı Gazali'yi rahmetullahi'l Bari bunu anlatır. Roma ustalarıyla Çin ustaları. Bunlar bir yarışa giriyor. Belki o ustaları birbirine karıştırmış olabiliriz. Diyorlar ki hanginiz güzel süsleme yapacak. Kariyeri perde çekilmiş, belli bir tarih koymuşlar. O tarihte perde kaldırılacak. Padişah gelecek. Yüzera gelecek. Şeyhülislam gelecek. Onlar karar verecek. Her türlü imkan da var. Birisi eline istediği her fırsat, her imkan tanınmış. Envai çeşit boyalarla süsleyip duruyor. Bir diğeri de eline sıvaya ait olan mala mı dersiniz ne derseniz onunla duvarı su atıp düzelmeye çalışıyor. Bazen içeri girenler oluyor. Diyorlar ki bak içerideki çok güzel süslen yapıyor. Sen ise sadece bir kumla kireçle meşgul oluyorsun.
Gel böyle yapma deyince aradan perde kalkınca görürsünüz diyor. Beklenen gün geliyor perdeyi kaldırıyorlar. O süslemeyi yapan kimsenin gülü çiçeği, vazosu neyse onlar olduğu gibi karşıya akset. O her türlü imkan, sunulan çiçekler, güller yapanın o süslemeleri matkal. Bir diğeri yere aksettiği için o daha parlak görünüyor. Buyuruluyor ki kalbinizi nurlandırın. Haşyet-i ilahi çoğaltın. Kalbinize ilahi sekine insin. Ilahirler. O sekine huzurdur. İlahi huzur insin. İmanınız rüşvet kuvvet olsun. O ilahi sekine huzur indiği için kalbi pırıl pırıl. Allah'ımızın ilmi de, irfanı da, hikmeti de, marifeti de o gün neden olur? İşte Hacı Hasan Efendi bu. Abdülhalık-ı Hojrevani Hazretlerinin o sözleri şiirinde okumuş mudur? Okumuş olabilir ama şiir yazıyor nihayet. Olduğu gibi damlamış. Allah, cümlemize nasip buyursun. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
İlahi Huzur Ve Kalp Nurlanması: İman Ve İrfan… | Mihmandar