İlahi Hizmette Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Lokman Aleyhisselam buyuruyor ki bazı kitaplarda geçtiği üzere dört bin nebiye hizmet ettim. Dört bin nebi. Bunu nasıl anlayacağız? Dört bin nebi nerede bulunacak da onlara hizmet edecek? Bunu nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl dört bin nebiye hizmet ettik? Mi? Ne de buluyor, ne de görülüyor da onlara hizmet? Allahu alem onların…
İlahi Hizmette Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
İlahi Hizmette Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Lokman Aleyhisselam buyuruyor ki bazı kitaplarda geçtiği üzere dört bin nebiye hizmet ettim. Dört bin nebi. Bunu nasıl anlayacağız? Dört bin nebi nerede bulunacak da onlara hizmet edecek? Bunu nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl dört bin nebiye hizmet ettik? Mi? Ne de buluyor, ne de görülüyor da onlara hizmet? Allahu alem onların…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Lokman Aleyhisselam buyuruyor ki bazı kitaplarda geçtiği üzere dört bin nebiye hizmet ettim. Dört bin nebi. Bunu nasıl anlayacağız? Dört bin nebi nerede bulunacak da onlara hizmet edecek? Bunu nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl dört bin nebiye hizmet ettik? Mi? Ne de buluyor, ne de görülüyor da onlara hizmet? Allahu alem onların ahlakıyla ahlaklanıyor, onların nuruna mazhar oluyor diye düşünüyoruz. Dört bin libin hadem için hizmet ettim. Acaba buradaki hizmet ne anlama geliyor? Mesela diyorlar ki bize bütün dünyalarınızı bahşişseniz bunu istemeyiz. Çünkü onlar hassastır. Mesela bizim Mürsir-i Kamil'imize Adana'daki mavi üzerinde on bin kişi takip ediyor o tarihte. Beş dokuz yüz elli beş, on bin kişi bütün camiler boşanmış. Hatta hocalar bir araya geliyorlar. Diyorlar ki bizim başımıza cemaat dağıldı. Hep Kayseri'den gelen o zatın sohbetine iştirak ediyorlar. Bunun sebebi nedir?
Ortak vermiş oldukları karar şu, diyorlar ki aleyhüssagat aleyhisselam Efendimizden hiç ayrılmıyor. Bu karara varmış der. Bu tat, bu huzur ondan geliyor, diyorlar. Hepimizin bu evsafile vasıflanması gerekir. Böyle mürşitlerimizi çok güzel anlatıyoruz, dinliyorum bazı. Öyle bir güzel anlatıyorlar ki, şimdi bunlar anlatılırken hatırımıza gelen şu. Bir tanesi Bayezid gibi İslami hazretlerinin kalpte sallallahu aleyhi ve sellem izine basıyor. O nereye basarsa konuya basıyor. Dönüp o kimseye diyor ki değil izime basmak derimi de dinsel faydası yok. Ta ki sözümüzü tutmayınca. Bu Adana'da kadınlar da iştirak etmişler sohbetlerine. Aralarında demişler ki biz hocamıza beşer lira para hazırlayalım. Onu da duymuş Efendimiz. Kürsü de ilan etmiş. O para da hocalarının hakkı var. Evlatlarının hakkı var, almıyorum diye. Çünkü onların edebi, işte enbiyaya hizmet. Bizim ücretimizi Cenabı Hak verecek.
Öyle bir ücrete talip olmuş ki cennetlerin üstünde bir cennet, hepimizin buna talip olması gerekiyor. Mühim olan bu. İbrahim I Desuti Hazretleri bizden alacağınız kağıt parçaları değildir, diyor. Hatta biraz böyle tehdit edici şekilde konuşuyor. Diyor ki edebi olmayan kimse bizim çevremizde ulaşmasın. İstedikleri nedir? Gösterdikleri hedefe yürümektir. Mühim olan bu. Şimdi bu işi başından çok iyi kurmazsa sonu zor. Tabakat-ı Sufiye diye Süreminin Rahmetullahali bir eseri var. Orada der ki hidayeti başlangıcı sahih olmayanın vuslatı mümkün değildir der. İlk giriş önemi. Bunu biz bir kimsede gördük. Tabii imrendiniz. Biz öyle olma kabul olsun ben söyleyeyim. Çok isterdim bunun imtizal etmesini çok şekil kıldım. Zaten bu yol böylülelerin yoludur. Zeki, akıllı, idraklı ama. Derdim ya Rabbi, umbareyh yol dostlar. Dinler ama tam canı gönülden dinlerdi. Bölüştüklerini görürdüm toplantılarına.
Böyle ev arkaya doğru. Şöyle elini şu şekilde kovuşturur. Öyle bir dinler ki, derdim Ya Rabbi bunu Üstadımızın cemaatine nasip buyur. Geldi. Bakın bir söz söyledi. Ben dedi alelade bir devlet tezgah almak için gelmedi. Böyle adet kabilinden değil, Cenabı Hak'ta vasıl olmak için. Bir usul. Tabii bunu gönülden söyleyenler var. O ayrı. Bu şekilde bir başlangıç önce. Şimdi bahçelere gittiğimiz meyveler bile öyledir. Bazı meyveler gelişmiyor. Dikim tarzından dolayı budur. Mesela ekiminden dolayı budur. Bu başından çok iyi tutacağız ki sonunu getirebilelim. Bunlar idrak istiyor, gider, anlayış istiyor diyor. Şimdi dört bin nebiye hizmeti Allahu alem onların edebi, ahlakı olsa gerek. Onlardan sekiz tane övgü seçtim. Bak bunu çok dinledi İzmir'i Kamil'imize. Çok dinledi. Çuvak Çok yerde anlattı. Bir lira hatırlıyorum, anlattığı yerlerden. Köyceğiz diye Marmaris'i oldu. Böyle ormanlık bilir.
Şimdi hazır bir vaziyete geldik oradaki, muhitba. Bir zikir yaptılar. Biz uzaktan bakıyoruz onlara. Onlar zikir yapıyorlar. Bazıları cezbeleniyor. Biz bakın. Bir hazırlık başladı ama ve böyle olacak. Biz tarlayı hazırlamadan ekimi nasıl, tohumu nasıl atabiliriz? Olmaz zaten. Şimdi onların huzuruna varabilmek için gönülümüzün hazır olması gerekir. Çünkü mişkat-ı nübüvvetten aleyhissalatü vesselam Efendimizin Nurnü Nübüvvetinden bir tohum atılıyor diye. Ona sahip çıkabilmek, mühim olan bu. Adet kabilinden vurup tatsızlaşır deriz. Bir de bir meyve acılaşmaya başlarsa, acırsa, iltica zehire keser verir. Bir tanesi gelmiş yere. Böyle cevizi erik zannetmiş. Şu erikten bir alayım demiş. Dişini bir geçirmiş. Demiş ki endamın erik. Hündağımın erik. Zehirler mi kestiniz? Zehirler kesesice erik demiş. Şimdi evla'mız Müslüman. Gülda'mız Müslüman.
Yalnız ne olur Ehlullah'ın ipine iyi sarılalım, edep ipine, Onların ahlak ipine de acımıyor. Bunu Mürşid-i Kamil'imiz şiirlerinde söylemiştim. Dururken acıyon neden duyuyorum? Halbuki dururken acıma değil tatlanmamız gerekir. Tadımız belli. Tadımız Allah'ın kitabı Resulü'nün sünneti ve kulun içerisinde zaten. Allah'ımızın kitabı demek her şeyi tamamlar, her şeyi. Çünkü Habibullah'a saygı da orada. Saygı Allah ve sellem. Evliyaullah'ın himmeti de orada. Hepsi, dışında hiçbir şey yok. Hadis-i Şerifler Kuran Azim müşavir'ın tefsiri mahiyetindedir. Onu idare eder. Hatta bizim hadisi şeriflere olan ihtiyacımız daha fazladır. Şimdi, zekat verecek kimse. Ne bilsin? Şimdi develerine kadar vereceğiz. Diyelim büyükbaş hayvanlardan nasıl vereceğiz? Mahsulattan nasıl vereceğiz? Madenlerden nasıl vereceğiz?
Bu ritimler öğreniyoruz çünkü Cenabı Hak Kuran Azimüşşan'da Buradaki kavme fiili çok önemli zaten. Gayme, tadil ve erken verir, onu kitaplarını okuruz. Edebine, erkanına uygun şekilde yapın. Zekatı verin buyurun, başka bir izah yok. Bunu nereden öğreniyoruz biz? Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz'den öğreniyoruz. Onun için ona ihtiyacımız çok bizim. Bu sebeple bir milyonun üzerinde Ehad isi Muhammediye vardır. Bir milyonun üzerinde hadis-i şeriflerdir. Çok ihtiyacımız var. Çünkü izah buyuruyor. Kendisine tebyin, teşbih ve tefsir görevini Cenabı hak vermiş. Araf suresinde temiz olanların helal olmayanların da haram kılınma hakkı Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'dadır. O ne güzel söylüyor büyüklerimiz Şarian Mübin'dir. Esasları koyan af paça, hiçbir şey gizli kalmadan bildirendir. Tarikatı Aliyemiz mubaharet ol, şeriattır.
Şeriatın en hassas yönlerini Efendimiz'den öğreniyoruz Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Onun için, Kulun aleyhissalatü vesselam Efendimizi iyi anlaması icap ediyor. Miraç Resulullah'ı anlamaktır sallallahu teala aleyhi ve sellem. Efendim, İslam tarihini okuyoruz, gördük görüyoruz. Efendimizi. Çok güzel şemail kitapları var, mübarek vücudu saadetini anlatıyor. O şemail kitaplarını biz Veysel Harani'den öğreneceğiz. Hazreti Ömer'e dedi ki Resulullah'tan bize bir bahsetsen, şekil, şemal, ismi saadetlerinden hayır hayır dedi. Hazreti Ömer anlatınca hayır hayır dedi. Mübarek başı, X saadeti diyelim, bizden anlaşılsın, bizden duymasın. Xi saadeti, semavatı geçmiştir. Mübarek ayaklarını da ta yerden aşağıdır. Nasıl tarihi gibi nasıl söyleyin gibi. Velhasıl görememişsinizdir. Niye görememişsin diyor. Mevlana'mızın şöyle bir icabı var. Rahmetullahi aleyh, Rahmetcen Vasiyah.
Miraç hadisesi Zuhuri, Efendimiz'i Sallallahu Aleyhi ve Sellem bütün heyetiyle gördü. O zaman kendinden geçer gibi bir vaziyet hasıl oldu. Rabbimiz buyurdu ki, ya Muammer, sen onu görünce çünkü bütün hiletiydi, gönlü, kendinden geçer gibi oldu. Eğer Cebrail Aleyhisselam senin deruhunu iç alemini bölecek olursa ebedi kendine gelemez. Bu bizim peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Biz ona odaklanacağız. Yapışıyoruz. Belli. Ne kadar yapıştığımız belli. Ona yapışanın Muhammedi nur alnında tecelli eder. Ona, bir insan tam bağlananın bütün halinde zerratında meydana gelir. Şimdi miracı uzun boylu anlatmaya gerek yok. Miraç namazdır. Namazdan nasibimiz ne kadarsa Miraç o kadar miracı müziğini yaşıyoruz demektir. Var mı böyle bir etkileşim? Var. Mesela kıldığımız zaman namazda, Muhammed Hamidullah bizim okulumuza iki defa geldi.
Birisi imam hatipte geldi, bir de Yüksekhisar menüsündeyken geldi. Şimdi ilahiyat. Zaten bizden sonra ilahiyat oldu. İyi ki diyorum, iyi ki diyorum. İslam Venüs en beyaz bulmuştur. O bize, bizden sonra oldu hidayet. Tabii senin bir de aşkım diyebilir. Bizim kıymetli hocalarımız o zaman dediler ki gel boykot yapıp durur diyor. Medrese olmasına boykot yapın, dedi. Ben dedi, biraz tahmini çok ağır da seksen tane öğrenci alırım, diğerini de söyleyemem. İşte onların da öleceğini görür. Bir de İslam mevzüsünde geldi. Tabii Pakistan diye İslam ülkelerinde vesaire, yerlerde de olabilir. İngiltere'de olabilir, Fransa'da da olabilir. Olur. Kürsüleri olan bir zat. Hep ağzına bakar. Veririz. Bize gönül hadiselerini anlatacağım. Ondan sonra çok değişik horlar ele alacak. İkisinde de namazı ele aldı. İkisinde de. Miracı öyle anlattı ki namaz kainatla bütünleşmektir dedi.
Dağlar kıyam halinde, hayvanı rüku halinde, bitkiler de seyide halinde Rabbimize kullukta derler. Sonra o mülk alemiyle beraberlik olduğu gibi melekut alemiyle de beraberliği anlattı. İki seferdi. Melekut alemindeki beraberliği, mesela insan bir yerde olur, bir şehirdir, çok sevdiği eşya oldu mu hemen dostu hatırına gelir. Dedi ki bunu alın. Sevdiğim kardeşim hediye ederim dedi. Habibi Kibriya, Sagıllahu Teala Ali suresinin benimiz, meleklerin bir kısmını kıyamda, bir kısmını rukuda, bir kısmını da secdede gördü. Onların bu taatlerine imrendi ve bunu ümmetine talep bulurdular. İşte Miraç bu hediyedir bize. En büyük hediyedir. İşin hem zahir yönü hem de batıl yönü vardır. Biz bu mübarek yıla girmişsek adet kabilinden girmemeliyiz. Hakikat ne ise o. İşte biliyorsunuz Akşemseddin velinin intisap durumu. Görünen Hacı Bayram Veli Hazretleri'ne. Efendim bu daha yeni geldi.
Hiç sakalları yoktur. Onun dışında köse diyoruz. Sakanları yok. Yüzlerinden böyle çukur sopur. Fakat her bir gücündeki bu çukur çukur, oluşumlu nurlara, insanın şekli değil mi değil mi buna? Bilmiyorum mi? Bu neden böyle tenis yetişti? Esat-i İmir Hazretleri de öyle, üstadımız da öyle, dedem de öyle, rahmetin vali. Beş günde bütün görevleri yapıyor. Bu da aynı bizim gibi ama bidayetin başlangıcı çok samimi. Buyuruyor ki siz böyle bir şey söylediğim zaman yoruma çok kalkmıyorsunuz. Elinizi şakanızı götürün. Öyle mi? Şöyle mi? Bu olur mu? Mürşidimizin sohbetinde en çok üzülürüm bu olurdu. Dinledim. Gelenler de görürdü. Elini burasını atıp yorum yapan oldu mu eyvah derdim. Hiçbir şey olmasak dahi derdim Allah'ımızın marifetullah, onu tanıma balına ilgili hiçbir kimse yiyelim, üç baldan tadalım. Ne bu eli buraya götürüp yorum yapmak?
Onun rahlesi Resulullah'ın huzuru Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Emir Buhari Hazretlerine efendim bu ilimlerden deyince buyuruyor ki, bir kimsenin hocası fahri alem, Sayın Hazretleri. Medresesi de arş-ı Azam olunca ona ne diyebilirsiniz? Onlar bu özel bir şey. Teslimiyet, teslim olalım rahat edelim ve kafayı bulandıracak, döndü bulandıracak işlere girelim. Bir kere kendilerini Allah'ımızın Kitabı Kerim'i ile ispatlamış. E hadisi Muhammediyesiyle ispatlamış. Edebiyle, erkanı ile ispatlamış. Bizden de bunu isterler. Kainatta, mülk alemi ve melekut alemi ile bütünleşmek daha ötesi var mı? Millet etmez oluyor. Ben bu dört bin nebiyle sekiz kelimeyi seçtim buyruluyor. Nasıl olacak? Bizim şu tatsızlığımız, tuzsuzluğumuz nasıl gidecek? Rabıtaımız çok güçlü olacak. Çok güçlü olsun ancak böyle kendimizi kurtarabiliriz. İbadet ve taatimizde cehd olsun, bir ahiret olsun. Yoksa bulmuyor.
Aynı buduruyoruz, aynı buduruyoruz. Değişeceğiz. Bak, her gün değişiyor. Her gün değişiyor. Mevsimler değişiyor. Ünlü, geceler durmaz geçiyor. Sermaye olan ömrün geçiyor. Her şey değişiyor. Mahlukat değişiyor. Yani şununla bununla meşgul olmaya bırakalım. Kendi içimize dönerek biz Miraç İslam'ımıza bir vesile olmalıyız. Bilmiyorum. Yusuf Föyleyezi anlatayım. Çok kısa. Böyle zikir yaptılar. Kimisi cezbelendi, kimisi Allah. Dedi. Görüştüler, taş ettiler. Sonra böyle bir arabayla Mürşid-i Kamil'e biz geldi. Oturdum böyle. Için. Burayı okudu. Sadece bir maddesi. Akşam olun dedi. İkinden sonra kaç tane? Bununla akşam gitti. Boğazınızı muhafaza edin, yediğimiz içtiğiniz helal olsun. Bir başkasının evinde iseniz gözlerinizi muhafaza edin, başkalarının namusuna bakmayın. İnsanların arasında iseniz dilinizi muhafaza edin. Buraya genel Hazreti Efendi rahmetullahi aleyh dedemle konuşuyorlar.
Dedem de demiş ki sene elliden sonra Mustafa Efendi böyle mahfuz, girdi sözleri konuşmamış. Ağaçlar varıp şikayetin tecellisi. Hocam diyor ki ağaç. Nasıl şikayeti der? İnsanlar ağaç gibi olacak. Kabiliyet diye bir şey olan müstesna. Duyduğu bir sözü, halk bunun aleyhinde buluştu. Halk onun da, onu kast etti. Çoğumuzun arası bunlar olsun. Hep şahit mi yok? Hiç fark yok. Duyduk. Duyduğumuz sözü nakletmek Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz günah olarak yeter buyuruyor. Onun için marifet türlü abdi, dine, Dinimizi de çok iyi öğreneceğiz. Öğrenseniz olmaz zaten. Iki şeyi hatırla, iki şeyi de unutur. Hatırlayacağınız iki şey Allah'a Celle. Allah'ı unutmayın Celle Celal'a. Ölümü de unutmayın. Iki şeyde unutun. Başkasına yapmış olduğunuz dini unutun ve biz etellayyi pihak denk. Başkasının size yapmış olduğu kötülüğü de unutun ölüyor. Miraç. Aşktır. Miraç abdigettir, kulluktur Cenabı Hak.
Bu kulluk hakkında Ebu Hafsa'd-Dadi Hazretleri'nin ifadesi çoğunun beyanını içine alacaklardı. Böyle ibadet ve taati Cenabı Hak'ta gönül huzuru, böyle bir ilahi neşteyle yapmak. Hayzü Celaluhuh, nerede olursa? Yani ibadeti sadece belli şekillerde, belli taatlerden değil. Rabbımıza kulluğumuz için her anımızda. Yeni bir mümide nasihatte bir aksırdığı zaman, Demette, bir cenazeyi teşyide, bir hastayı ziyarette vesair görevlerimizde. Çok güzel güzellik. Aslında hiçbir şeye malik olmamak, kelime hiçbir şeyin olmaması değil, olan her şeyi Rabbamızdan bilmek. Elde ettiği her şeyi, bu Rabbamızın lütfu diyebilmek, kendinden bilmemek. Kendi şahsı için de bir iddia da yok. İşte ben şuyum, ben buyum. İşte ben kazandım. Ben ettim. Yok. Bir kere kendi vasıflarından tamamen çıkıp o vasıflarını Rabb'ımızda görmektir.
Yani atılsa Rabbımızdan, ölürse Rabbımızdan, elsa, ayaksa, malsa, nükse her şeyin Rabbımızda vurduğunu bilmektir. Çok anlatılsa bile bir meczuh sözüdür. Onlar muaf zaten. Biz tatillerimizle çarşıya çıkardık. Cemil Baba, Cemil Baba Rahmetullah Ali'yi görmek isterdik. Görmek isterdik. Onu, Sahabiye mahallesi var. Onu gördüm. Diyelim ki yemin ediyorum. Elini öpeyim. Nasıl öpeceksin? O Allah'ın elidir. Hiç tereddüt etmedi. Çünkü kol nafilelerle Cenabı Hakk'a yaklaşır. Ören gözü, içten kulağı kavralayan eri yürüyen ayağı olur bu meczupinden zaten. Kalkıp da bir Muhyiddin Arabi, bir İbrahim Hakkı Erzurum'yi vesaire kendi kendimize usulü ödemeyin, büyük iddialar deriz. Çünkü onun haline, onun zulmuna gelmeden zaten bunlar söylüyorlar bizim sözümüzü herkese nakletmeyin diyorlar. Bu uzun bir konudur. Çünkü Miraç'ta en çok anlatılan Miraç'ta böyle işaret buyurulan nedir? Kulluk.
Onun hiçbir arzu ve isteği yoktur. Bütün Murad ve isteği Rabbi Zülcelal'imizde yok olmuştur. O ne dilerse o. Bunu biz böyle geçiştiriyoruz da çok manada. Kulluğu on esasa dayandırmışlar. Oruç. Namaz. Zikir. Kuran azimüşşan okuma ve dua ve istiidar ve nefsinden doğar. Ve gözyaşı ve yantizelül nefs nefsin arzu ve isteklerinden uzaklaşmak ve tahsiliun umti min helal, hıskımızı helal yoldan temin etmek ve
Kaynak: Genel
İlahi Hizmette Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması | Mihmandar