İlahi Güzellikleri Yaşamak ve Ruh Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Biz Cenab-ı Hakk'a ahidiz ve O'na döneceğiz. İstesek de istemesek de biz Rabbimize döneceğiz. Ne kadar ayak dirense de, kaçsak da, göçsek de akıbetimiz Allahu Zülcelal'e kavuşmaktır. Mümkün değil hocam. Bu esas böyle olunca, biz ona nasıl dönelim, mutlaka döneceğiz. Döndüğümüzde biz nasıl olmamız gerekir? Bu…
Bismillahirrahmanirrahim. Biz Cenab-ı Hakk'a ahidiz ve O'na döneceğiz. İstesek de istemesek de biz Rabbimize döneceğiz. Ne kadar ayak dirense de, kaçsak da, göçsek de akıbetimiz Allahu Zülcelal'e kavuşmaktır. Mümkün değil hocam. Bu esas böyle olunca, biz ona nasıl dönelim, mutlaka döneceğiz. Döndüğümüzde biz nasıl olmamız gerekir? Bu hususta münip olmamız gerekiyor. Bunu Halıkımız celle celalü'l-ü peygamberler için kullanıyor. Aynı zamanda velayet ölçüsü içerisinde sair müminler için de peygamberlere kullanılan elfaz, velilik ölçüsü içerisinde beşer içinde kullanılır. İşte bu onlara mahsustur. Eğer yaşıyorsa ilahi güzellikleri Es'ade erbili Hazretleri yaşar diyemeyiz, biz de yaşayacağız. İşte bu onlara aittir, onlara aittir dediğimiz bu mübarek kimseler aynen bizim gibi hayatları var. Evleri var, evlatları var, işleri var, güçleri var. Ne gerekiyorsa hayatın devamı için her şey mevcut.
Ama bunu nasıl yürütmüşler, önemli olan bu. Buraya bir üçlü geldi, şu an bulundu, şu an bulundu, onun vaizinde bulunmuştum. Bir söz söyledi ama çok güzel bir sözdü o. Dedi ki iki kişi evinden iş yerine doğru gider, ikisi de aynı. Ev evinden dışarıya kadın atıyor, işi neyse artık memursa memuriyetine, amir ise amiriyetine, işçiyse işçiliğine, çiftçi ise çiftçiliğine gidiyor. Fakat bir tanesi giderken Allah'ım ben çalışacağım ama rızkımı helalinden lütfet Yarabbim. Bana haram yedirme, bu elde edeceğim rızık vesilesi ile yavrularımı, Ya Rabbi yavrularımı en güzel şekilde yetiştirmeyi bana nasip eyle. Ya Rabbi bu çalışmam sebebiyle rızkımın helal olması amelime yansır. Taatlerdeki seni görür gibi taat yapma, taatteki takva ciheti, taatteki, taatteki kurbiyeti, ünsiyeti, velhasıl Mevla-yı Zülcelal'e muhabbeti rızıkla alakalıdır. Rızkı temiz olan insanların amelleri de salihtir.
Adana cihetinde bir kimseden bahsedilir, Kürt Mustafa Efendi diye. Bu letaiflerin, bu bir sıralama bunun gibi yaşayan mevzudur tabi dikkat edince. Bu letaiflerde önemli olan nurlarıdır. Bir defasında Sami Efendi Hazretleri Gaddesallahu Sırrra bahçelerinde sohbet buyuruyorlar, güzide bir cemaat etrafında. Öyle ki bir su bir yerden kaynarsa o suyun olduğunu yeşillikten, çayırdan, çimenden anlarız, deriz ki burada bir su var. Eğer bir yerde Allah'ın dostu varsa, ulema-i çıramdan varsa orada bir güzellik görürsünüz. Aynen bunun gibi etrafı da hep hayırlı kimseler. Ayrıldık, Efendimiz sordu, buyurdular ki Efendimi nasıl gördün? Şimdi bizler nasıl görürüz bir kimseye baktığımızda elini, boyunu, şeklini, şemailini, gözünü, haşını bunu görürüz. Buyurdu ki muazzam bir kürsü üzerinde. Halbuki diğerleri gibi bir oturmaya mahsus halifeler, onda oturuyor ve bütün şu döş aleminden nurlar fışkırıyordu.
İlahi Güzellikleri Yaşamak ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
İlahi Güzellikleri Yaşamak ve Ruh Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Biz Cenab-ı Hakk'a ahidiz ve O'na döneceğiz. İstesek de istemesek de biz Rabbimize döneceğiz. Ne kadar ayak dirense de, kaçsak da, göçsek de akıbetimiz Allahu Zülcelal'e kavuşmaktır. Mümkün değil hocam. Bu esas böyle olunca, biz ona nasıl dönelim, mutlaka döneceğiz. Döndüğümüzde biz nasıl olmamız gerekir? Bu…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu iç gözleri ile alakalı, dış gözü ile alakalı değil. Eşyaya dışımızla baktığımız için anlayamıyoruz, duyduğumuz seslere bu kulakla dinlediğimiz için anlayamıyoruz. Yoksa Muhyiddin-i Arabi Hazretleri hem duyuyor hem görüyor ve emsali de bu şekilde. Buyuruyor ki bir taş saniyede iki yüz defa Allah der. Buna dış gözüyle bakan Alman profesör de diyor ki iki yüz defa hareket eder. Bak ikisi de bakın. Nasıl değişiyor, bu neye göre değişiyor niyetlere göre değişir. Hale ve duruma göre değişiyor. Şimdi biz burada namaz kılacağız, onu anlatacağım inşallah. Namaz kılacağız, namaz kıldığımızda bizim durumumuz ne olacak, nasılız biz? Bir ölçüm aleti olsa bizi nasıl ölçer? Metre olarak da nasıl ölçer, terazi olarak da nasıl ölçer? İçimizdeki nur nispetinde namazdan alacağımız nasip var, var, kısmetimiz var.
Biz alışveriş merkezine gideriz, şimdiki alışveriş merkezleri üstesine, hele dış ülkelerde daha bir başka. Bir arabanın satımına kadar mevcut olan alışveriş Mekkeliler var ve mallar kalitesine göre değişiyor. Fakat bizim gözümüz yüksekte oluyor. En iyisini alalım diyoruz. O en iyisini alabilmek için karşılık istiyor, bir kıymet istiyor. Eğer bu kıymet bizde mevcutsa alacak bütçemizde bir paramız varsa alınır. Aynen bunun gibi. Biz bu dünyayı bir pazar olarak düşünelim. Ana rahmin'den geldik pazara, bir kefen aldık gittik mezar. Ne kadar yüksek olsa da şanın, akıbet iki taş olur, şaha. Bu pazarda nasıl bir alışveriş yapacağız biz? Çünkü Cenabı Hak bize bu alışverişimizi, Bakara Suresi'nde hemen ikinci sahifenin en altında haberinde, esab. İşte onlar hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Peygamberler gelmiş, kitaplar inmiş fakat atalarımızı dini demiş. Ne demiş?
Lat, Uzze ve Menat demiş. Ne yapılmış? İmana karşılık kür satın alınmış, ibadet ve taate karşılık gaflet satın alınmış, ilme karşılık cehalet satın alınmış, güzel ahlaka karşılık ahlakı zemine satın alınmış. Bu yüzden Rabbimiz Bu yüzden alış verişleri onlara kar getirmemiş ve sonuçta doğru yolu bulamamışlardır. Karlı olanlar kim onu Saf suresinde Cenabı Hak bize bildirir. Ne yapacağız biz, karlı olacağız. Maddi olarak baktığımız zaman herkes zengin olmak istiyor. Hiç fakir olmak istemezler, hep zengin olalım isterler. Evlerimiz en güzel olsun, arabalar en güzel olsun, giyim, kuşam, yiyeyim, için, yiyeceğimiz, içeceğimiz her türlü eşyamız en üst kalitede olsun. Allah'ımız da bize kıymet olarak, mümin olarak en büyük şeyi gösterir. Sakın ha değersiz olmayın. Essanü ve canna ali muttakine imana. Sapıklığa gitmeyin, Batıllara öncü olmayın, muttakilere öncü ol. İşte biz idareci olamayız.
Biz işi gibi çalışırız, böyle olmayın. Çünkü siz, Siz bir idarecisiniz, elinizin altındakilerden de mesulsünüz. Siz bir sürü değilsiniz, siz bir çobansınız, idarecisiniz, idarecisiniz. Siz entümü'l alevle inküntum müminin, müminler oldukça en yüksek değerdesiniz. Bakıyoruz Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatına deve çobanı olanlar fıkıhta, İslam hukukunda en önce oluyor. Enes bin Malik gibi, Radıyallahu Anh. Buna benzer çok, o köle olarak alıp satılanlar, bakıyorsunuz Muaz bin Cebel gibi radiyallahu anh bir ülkenin valisi oluyor. Kimileri vahiy katibi oluyor. En yüksek değerde. İslam, dikkat edersek bizi en yüksek mertebeye götürüyor. Bu akilla alakalı, bu düşünmekle alakalı. Eğer düşünürsek o zaman biz bunu buluruz. Bazı problemler olur, problem, bunu herkes çizelim. Hele artık üst seviyedeki okullarda, ilk boklukta olmaz, ortaokulta da pek olmaz, kök almalar olabilir.
Ama lise döneminde artık bir bilinmeyenli, iki bilinmeyenli denklemler ortaya çıkar. Bunun yanında biz bazı uygulamalarımız olur, ona göre problemli biz çözeriz. Bu hayat problemini, şu dünyaya geldiğimiz hayatın problemini neye göre çözeceğiz? Biz bunu Allah'ımızın kitabına göre çözeceğiz, aleyhisselatu vesselam Efendimiz'in ahadisi Muhammediyesine göre çözeceğiz, yoksa bu karmakarışık bir hayattan kurtuluşumuz zordur bizim. Ama bize bu hayatı kolaylaştıran, her yönde örnek olan esanü'l-üsvetün haseb, en güzel evi. Burada Mümtehine suresine bir bakmak istiyorum. Orada İbrahim Aleyhisselam anlatılırken acaba ne buyuruyor diyor İslam. Bunu bir düşünün şöyle, Efendimiz aleyhissalatu vesselam ile bir ortak nokta var burada. Acaba diyordum İbrahim Aleyhisselam hakkında üsre mi deniyor, hasenede var mı diye, varmış.
En güzel örnek demek aleyhisselatu vesselamlerimiz Ve İbrahim Aleyhisselam için kullanılıyor, en güzel örnek. Bizim şaşıracağımız, taşıracağımız hiçbir şeyim. Yok. Her şeyimiz tespit edilmiş, bize sunulmuştur. Bir ulema toplantısı, orada bazı karışık haller olduğu olabilir bu, olur. Oldu, tabii uzlaştırmak gerekiyor. Bir tanesi dedi ki, un var, helva var, yağ var, Bir de herhalde pekmez ister mi bunlar? Pekmez ister, tatlı yapacağız çünkü, bunların hepsi var. Biz bunu ne yapacağız karıştıracağız. Biz Allah'ın kitabını Celle Celalü baş tacı olarak Başımızın tacı kabul edeceğiz. Resulünün sünnetini, zaten Müsbetün hasene en güzel örnek olarak buyruluyor. Sünnet demeden bir gayrimüslim bu hayatı yaşadı. Şuursuzca, ama şuurlu yaşayanlarına Kuran-ı Kerim bile yetiştirilemiyor. Diyor bu hayat hayat değildir. Hayat, Allah'ın kitabının gösterdiği hayattır diyor. Bazı ülkeler verir misiniz?
Vertirseniz verir, belli siz bizden daha iyi bilirsiniz. İslam'a girmek için, Müslüman olmak için kuyruğa geliyor. İslam'ın da tadını alınca doyması mümkün değil. Bize bir ara bir misafirler geldi, bunlar üniversitede müdürdür, aynı zamanda öğretmenle böyle seçkin bir sınıf. Onlardan bir tanesi edebiyat hocasıydı, dedi ki biz bu İslam'ın tadını alabilmek için başta bir küfür hayatını görmemiz lazım dedi. Hacı Hazin Efendi, Kuddise Sallallahu Aleyhi ve sırra ne kadar hassassa, aman dur dedi, aman dur, Allah'ımız o hayatı yaşatmasın dedi. Ona da tahammül edelim. O zatın demek istediği, biz o hayatı görmediğimiz için İslam'ın tadını kıymetini bilmiyoruz. Bir torunu dahi sevmenin kıymetini bilmiyoruz. Bir evladı sevmenin, bir ailesine olan münasebetin, ev hayatındaki yaşantısını dahi bilmek İslam'ı anlamak lazım. Çünkü sizin en hayırlınız ehline hayırlı olandır, buyurun.
Bak aynı hanede birbirlerine sırt dönerek yaşayanlardır. Bu neden? İslam'ın güzelliğini bilmemekten ileri gelir. Sami Efendi Hazretlerinin, Hadis Sallallahü'sü ve Zercei muhteremesi bir söz söylüyor. İki iyi bozuşmaz, biri iyi biri kötü olsa yine bozuşmaz. Neden? İyi olan Aklede, Fehmi'de geçim yolları. Şimdi bizim Elhamdülillah şaşıracağımızı, taşıracağımız dedik ya, hiçbir şeyi yok. Allah'ımızın kitabına canı gönülden teslim olacağız. Resulullah'ın sünnetine teslim olacağız. Bu esastır, bunu her yerde haykıracağız. Fatih usulüne uygun bir şekilde derine tepeden çalı sürmek gibi değil. Anlatacaksan o kimsenin ruhi hayatına bildireceğiz. Onu bir gözlemleyeceğiz, o nasıl bir insan? Diyelim çok değişik bir insan, o zaman ortak noktaları tespit edeceğiz, ortak noktalar. Onun üzerine konuşup görüşeceğiz. Ortak noktalardan bir tanesi nedir, geçin.
Çünkü ne kadar verse Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bir vaat, bir vadi altın dolusu sunusa ikinci vadi, o verirse üçüncü. İnsanın gözü doymuyor, bu var. Bu ortak noktamız için gene bir de düşünmüyoruz ki fakiri, yoksulu, Aynen Gazze'de olduğu gibi yavrular sofraya dizilmiş, elinde bir ekmek parçası, kuru bir ekmek. O çorba zannettiğimiz tasın içerisinde su var, başka bir şey yok. Öyle bir neşeyle yiyorlar ki, bunu düşünen insan, Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem dünyevi yönden kendinizden aşağı, uhrevi yönden kendinizden yukarı olana bakın, buyuruluyor. İşte bizi kurtaracak esaslar tanımlar. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.
Kaynak: Genel
İlahi Güzellikleri Yaşamak ve Ruh Arınması | Mihmandar