İlahi Duaların Kabulu ve Ruhani Arınma Yolları kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. İki yüz on bir ismi Nuri Hak'tan Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz Salavatı şerifelerin, Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim, adeta dualar edelim. Ona ki Rabbimiz…
İlahi Duaların Kabulu ve Ruhani Arınma Yolları ne anlatıyor?
İlahi Duaların Kabulu ve Ruhani Arınma Yolları kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. İki yüz on bir ismi Nuri Hak'tan Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz Salavatı şerifelerin, Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim, adeta dualar edelim. Ona ki Rabbimiz…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. İki yüz on bir ismi Nuri Hak'tan Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz Salavatı şerifelerin, Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim, adeta dualar edelim. Ona ki Rabbimiz Teala ve Tekaddes Hazretleri şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahı izzetinde ahseni kabul ile makbul eyleye, Kusurlarımızı affeyleye, şöyle cami-i Şerife toplanıp geldiğimiz gibi vah-i Kainat Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin Firdevs-i Ala cennetinde de böylece hacdi cemeyleye. Amin.
Evvela bu fakirin lisanına haptü halel hata ve zelelden hıfz-ı himaye eyleye, cümlemize cümlemize dinleyip, belleyip mucebi muktezasınca ameller tevfik eyleye, tevfikine refik eyleye, galen Nebi sallallahu teala aleyhi ve sellem Daha faydalı olmanın için Arapçasını bırakalım, Peygamberimiz ne buyuruyor onu anlayalım inşallah. İki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz Ammar ibn-i Yasir radıyallahu anhüma'dan müşavün ile Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Peygamberimiz ne buyurmuş? Ya Ammar, ya Ammar. Bunun Yasir'i anlatsak, annesine anlatsak, kendine anlatsak yarım vaazın şeyini alır. Çünkü bunların başına çok büyük felaket geldi. Allah yolunda babası anası kurban oldular, gittiler. Ebu Cahil ille dininizden döneceksiniz diye zorlattı, yanında hembahları da vardı, imkanını bulamadılar, ikisini de hançerladı, öldürdü.
Allah şefaatlerine nail etsin. Ya Ammar, gerçek Cenabı Allah bütün mahlukatın tesbihini, ezkarını, Salavatı şerifesini bana duyurma vazifesini bir melaikeye emir buyurmuş ve kıyamete kadar kabrimin üzerinde bulunacaktır. Bir melaike tayin etti Allah, ne kadar salavatlarınız, zikirleriniz, fikirleriniz varsa bana bir melaike duyuruyor, plan oğlu planın sana şu edaesi var, Salavatı, şeyhesi var, buyur ya Resulallah diyor. Daima bana o melaike sen aziğin içinden geçen de dilini de usulca da okusan Peygamberimizin kulağına umut duyuruyor Allah'ımız o melek vasıtasıyla. Anladım efendim. Ümmetimden benim üzerime Salavatı Şerife getiren hiçbir kimse yoktur. O melaike Salavatı Şerife getirenin kendini, babasının ismini, babasının ismi ile beraber filan oğlu filan sana şu kadar Salavat-ı Şerife getirdi diye söylemesin.
Muhakkak bana o melaike söyler, der ki, ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sana üç Salavatı Şerife getirdi der. Ben de o Salavatı Şerife'yi alır, kabul ederim, yarın mahşerı da şefaat ederim o ümmetime. Onun için uyun bakalım diyelim. Filan sana şu kadarı Salavatı Şerife getirdi diymesin, mutlakadir. Getirilen salavat-ı şerifenin nasıl olduğunu bile söyleyecektir. Salaten tüncine mi okudu, salat-ı nariye mi okudu, başka kısa, Muhammedin ve ala aleyhi ve sellem mi dedi? Ne dediyse o kadarını bana getirir. Allah Celle Celaluhu kefil olur ki, ben kefilim ki, kim ki bana bir Salavatı Şerife gönderirse, tek Salavatı Şerife gönderirse Allah on defa rahmet eder. Eğer o Salavatı Şerife'yi artırırsa, Allah da rahmet nazarını ziyadalaştırır buyurmuştur. Allah rahmet nazarıyla nazar buyurur ve o kulunu yarrar. Allah Salavatı Şerife'ye devam eden zümraya ilhak buyursun.
Ayet-i Celile-i cemile şöyle buyuruyor Allah'ın izni, Hallak-ı Asayım. Buyuruyor ki, Ey Nas, ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Rabbimizi iyi dinleyelim. Allah'ın kelamı bu. Biz sizi ey insanlar, insan cinsi, Mevlamız, biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Siz maymundan neden gelmiş değilsiniz? Her şey mektep kitapları bir kat değişti. Çocuklar okurken da maymundan geldiğini zannetti. Içinizde okuyanlar ne var? Tahsillı insanlar var. Yanılttılar maymunlaştırmanın için insanı, siz ananız babanız maymundandirler. Biz ise Peygamberzadeydi, Peygamber oğlu, Adem Aleyhisselam. Muhammed Mustafa'nın ümmeti. Hazratı İbrahim Ali salatü Vesselam'ın milletindedik. Biz İmam-ı Azam'ın mezhebindeyiz İmam-ı Şafii'den de olan orada İmam-ı Şafii, İmamı Maliki, İmamı. Öyle bizim rüddemiz var. Hani Allah'ımız burada gösteriyor.
Da, sizi Hazratı Adem'le Havva'dan vücuda getirdik diyor Allah. O kitaplara da diyor ki maymundan geldiniz diyor, muallim de kitapta. Hangısına inanalım kuzularım, yani Allah'ın Kuran-ı Kerim'ine mi inanalım, siz Adem'le havbeden oldunuz dediğine mi inanalım, siz maymundan ol. Hoca ben maymundan dedim mi, tiksiniyorum bile maymundan olur mu insan? İnsan belagat kervan ne yapıyor Adem? Diyeceğim dinleme kabiliyetiniz çok kıymetli, pek onun için çok seviyorum. Yani bu sene cemaati daha çok sevdiğim, çok dinleme kabiliyeti yüksek. Onun için ben aciz bile kalıyorum, sizi doyuracak kadar ilmim bile yok ya, benim Türkçe konuştuklarımı bile şöyle canından çeken cemaatiniz var içinde. Allah sizlerden, bizlerden razı olsun. Vücuda getirdik. Kimden? Adem'le Halvade. Adem Aleyhisselam'ı topraktan yaptı Allah. Allah kaç ayeti celdesinde, hazretta Adem'i topraktan yaptım. Kendi ruhumdan nefrettim.
Ona üfürdüm, çam kentine geldiği zaman ruh, ısırdığı zaman elhamdülillah deriz. Biz de onun için elhamdülillah deriz. Duyan adamlar da Yerhanıkümullah der. Kendi de yeniden dir. Bunlar hep vazifemiz, Müslümanın Müslüman'da hakkı. Belleyeceksin, Türkçe kitaplar var şimdi. Ben burada kürsünün üstünde sana tırsırana edinecek. O ona ne diyeceği belletmeyle uğraşsam hiç vaaz veremem. Onun için bunları devrineceksin kardeş. Adem'le Havva'dan vücuda getirdim deyince, Halık-ı Zülcelal bu çamurdan yaptığın ne olacak dedi. Adem son bütün mahlukatın ilmini bilir bu, ismini bilir. Ne kadar sorarsan sor, Adem cevap verirdidir, o topraktan yaptığı uzata ledün ne ilmi döktü içine, bütün mahlukatın ismini biliverdi. Sen bunu beğenmedin ya, ey meleklerim, Adem'i kıble ittihatı Beytullah gibi karşınıza alacaksınız, secde edeceksiniz yere dedi.
Herkes secde etti, şeytan dedi ki o topraktan oldu, ben ataştan oldum. O toprak indin, alçaktır. Ben ulviyim, yani yanınca yukarıya çıkarım. Kibrit ettiği için, kibir yapmayalım dedim bu geçen. Hasetlik de yapmayalım, secde yapmamak da yapmayalım. İlk kez secde gitmediği için mel'un metruk oldu. Ya bir günde akşama kadar Gırt Rikatta, Gırt Rikatta ikişerden, sen de aklın de secde var sena. Yani sünnetleriyle beraber bunu püreyen namazını terk eden şeytandan daha şerli olur demedi mi Adana Müftüsü Cemaleddin Kaplan, orada sinemanın önünde belki namazı kılmayanın çenesi astı, gitmedi mi orada? Ben her şeyin şahidiyim, onu mu canım? Aman secdelere kapanalım Allah'a. Demek ki ben ölmeyeyim, o sülflidir deve, ben niye secde edeceğim üstümde de. Etme ya, yapmaya, imkanı yok. Şunu demiş oluyorum, ben ulviyim o süfli, o bana secde etmesi lazım gelirdi.
Ben bütün melekleri okuttuğumu, yerde gökte bir karış yer kalmamış secde etmediği şeytanın. Meleklerin de hocası, Meleklerin de hocasıydı, bu canlar elim sahibi evvelden de duyarmış bir kişi melekler arasına girmişmiş bu saatte, melekleri oku diyor. Bir kişi mel'un metruk olacak, dua ederim işte kendine etmezmiş, ben dönmeye imkanım yok ya. Allah şu melekleri şeytan etmesin diye dua edermiş kendi de. Öyle ettiği halde, bildiği halde. O zaman gelince, dayakta dedi, imtihan yok dedi, ben ona secde. Daha doğrusu Allah'ım dedi, sen bilemiyorsun dedi, ben secdeye layıkım. Allah'a bilemiyorsun biri için kahkül oldu, mel'un oldu, metrud oldu ama sebepleri kaç şeyidir? Üç şeyidir. Birisi kibiriydi, birisi hasetliği gibi, birisi secde etmediği gibi. Bu üçü sebep oldu, secde etmedi. Ev derdi, lanet halkasını boğazına dar. Ev derdi melundur mu? E dedi melundur. Onun için dedi, beni melun ettin.
Diye sen kendi elimle melun oldun dedi Allah. Öyleyse bana kıyamete kadar ömür ver dedi. Kıyamet verdim dedim, dünyanın bir kıymeti yok. Buyuruyor Peygamberimiz. Dünya ölmüş bir laaşedir. Ona talip olup da dünyayı bağrına basıp da namazının yiyip geçiren ibadet etmeyenler ümmetinin kıthihi buyuruyor Peygamber'de. De. Hep dünya cib, hepün ve hadi boğa kila bulun. Kocana, hacına, diyanetine yan hadis bu. Onun için Allah bizi ibadetten, itaatten mahrum etme Ya Rabbi. Ya kardeşim, kibir insana her şeyi yaptırır, hasetlik insana her şeyi yaptırır. Bunu uçur, aman, sahip olalım kendimize. Efendim ha oraya ilk iddiaya gir, Adem aleyhisselam olunca Havva kimden doğdu ya. Havva annemiz kimden doğdu? Kuran-ı Kerim'in haber verdiği Adem aleyhisselam uyurken'a morpinen vücudunu duymasın. Sol iyisinin birini çıkarın.
O, oiyedenden havva'yı halk edeceğim, yanına dünyanın güzeli bir Havva isminde birisi oraya oturmuş baktı, oyalanıyor ya, bir kadın böyle, içi çekecek şekilde, Allah sizi birbirinize helal ettim, helal ettim. Buyur. Nasıl girdin ben bilemiyorum ki, çıkamıyorum inanın. Lan bir şey duyurmayınca da vazgeçemiyorum, siz de arzu etmezseniz, etmezsiniz ki öyle gelsin. Şimdi insan öldü mü, ülsei müşkela olursa, yani erkekliği de belli değil kadınlığı da belli değil. Böyle var, yani dünyada çok. Erkek de belli değil kadın da belli değil. İnan bize gösterdiler, Kayseri o örtülü çarşısında bir adamı almışlar, adama da benzer, kadına da benzer. Kadın almış, çocuğu olmuş. Kadından çocuğu olmuş, o aleti varmış. İlkel almış, hoca ile birleşince çocuğu olmuş. İki çocuk bir tarafında, iki çocuk bir tarafında, Davut bir çocuk, oralarını unuttum yani.
Ortalığı götür yolları batmadı, kimse kalmadı, ben de kokuştum vardım, ben de baktım. Kalına da benziyor, tüy bitmemiş ama erkekimsi, erkek de değil, kadına benziyor ikisi. Yani ünsei müşke bu. Bunu taakküflü gördüm, başkası böyle değil. Başka ne yetenekli ne kadınlığı belli değil. Bunu gömersek cenazesine niye, erkek deyimini niyet edeceğiz, kadın mı değil. Şu yeğlerini sayacaksınız, bir, iki, üç, dört, beş, on. Şu üyesini de sayacaksınız soldan bir, iki, üç, dört, dokuz. On değilse biri elsi kaldı mı erkek milliyetine kılacaksınız. Eğer ikisi denk geliyorsa kalın milliyetine kılacaksınız, çünkü Adem'in bir i'si alındığı için bütün erkeklerin bir i'si olmayacak diyor kitap, o bir i'si yok. Kabın eğri i'ğriden olduğu için doğruldacağım da kendim gibi ineceğim ille şöyle olacaksın, deme üzerine varma.
Çünkü doğrulamazsa küteden kırılır gemi olduğu için, yani baba olduğu kadar ibadetini itaat, yok şöyle takva olacaksın, şöyle var. Geçimi bozma demek o zaman. Hem de sırrını demeyeceksin. Çünkü kendileri de var burada ya, ne yapayım diyeceğim, ağzıma gelen ilmi yudumlamaz, yılamam, geleni yılamam diye İzmir ya. Şietten olduğundan sırrınızı söylemeyin, kez kokar. Yani etrafa tüm duyuruverir o gün, yani sırrından bir şey kalmaz evin içinde, böyle kadın da var, iyi kadın da var. Erkekten, kırk erkekten, ebtal kadın da var. Geçen bir gün soğurdum ya kadını şöyle diye, dedim bir kadın görmüştüm ben, yani tek kadın gölün direğini tutulunca erkekten kimse semtine varamıyor şerrinden. Ben ona demiştim, bütün kadına demedim Leb Kavacıyım kadın ve erkeği, çünkü şahidim ben şu kırgınlık gitti bir seçim arası, pek kırıldılar birbirine.
O zaman bile caminin ölümüne vardım mı, herif hangi partidan olursa olsun, biz girdik mi hepsi ayağa kalkar, böyle kovacıyım derken hepsinde kadın da geçerken tek kadın kalmaz yolda hep ayağa kakarlar. Neden hoca? Hat temelleri Hacı Kamil Hoca'dan, Hacı Hafız Hoca'dan, Şık Mustafa Efendi'den, Salim Hoca'dan, Hafız Ali Hoca'dan, Hacı Osman Züade'den, Kavacin Kemal'i öyle kurulduğu için daha hiç görmedim ki ben su heceden geleyim taksının içinde de Hacı Hayvullah'ın duvarının dibinde duran erkekler böyle tazim etmesin. İstersen yüz türlü devlet hoca şöyle muhalif oldu bize, onu duymazlar. Dedeptir bu işte. Yani başka mahallelerde ben görmüyorum, yani girerken kadın buradan geçmesin diye çıktı ayağını öteye uzatır öteden geçsin diye. Bu terbiye görmediğimden Kadın olalım, erkek olalım, edepli olalım arkadaşlar. Edepli insan olalım. Allah bizi edepten ayırmasın.
Onunla hocam ne oldu sonra Allah aşkına? Cennete girdilerdi. İkisi de cennetdelerdi. Şeytan da cennetten neden kavrulduğuydu. Yılan, tavus suratındaydı. Onun, onun delaletiyle cennete girmeye yol buldu şeytan. Filandı böyle bütün şeylerle sırf cennete giren giriyor, içeriye girince o yine suratını bakındı, Adem Aleyhisselam'ı evredemiyor ama Havva annemiz kadın kısmı tez kanar, Hulda ağacından yemeyeceksin dedi Allah. Şu hulda ağacı ya, buğday ağacı da diyorlar, hurma ağacı da diyorlar, o hulda ağacı. Yani kitapta Kuran-ı Kerim'de hulda ağacı. Nasılsa bir meyve? Buğday ağacı. Peki, şeytan evlat de dedi ki Allah sizi bu ağaçtan men etti ya, bunu yerseniz cennetten çıkmayacağınız da onun için yemesinler de cennetten çıksın diye yetti dedi. Al hele şunu ye dedi. Onu Havva annemiz yedi, bilmez.
Şimdi, şimdi kocasına geldi, dedi ki kurban olduğum Adem, şu adam dedi, o adam dedi ki vallahi billahi dedi. O adam dedi ki şeytan, hiç yemini duymadığı için Adem Aleyhisselam inanıverdi. Dedi ki, bu ağaçtan yerseniz ebedi cennetten kalacaksınız dedi. Bu ağaçtan yemezseniz, bunun meyvesinden sizi cennetten çıkaracaklar dedi. Peki Adem Aleyhisselam diyor ki, göt vasiyeti var bize, ölene kadar bu kız budur, ölene kadar. Yani peygambere ulaştırın Muhammed Mustafa'ya, o da evladının evladı, hocolanlar etrafına söylesin, bindallah meskun olur. Bu dört vasiyeti, kalemin olsa da keşke yatsam. Yani dört vasiyeti Adem Aleyhisselam bize vasiyet ediyor. Nefsinizin hevasına uymayın. Bir, nefsinizin arzusuna uymayın. O kötü şeyleri arzu eder çünkü, bir. İkincisi, şüphelendiğiniz bir işi tutmayın. O ilham meleklerinden gelir çünkü. Üç, üç, müşerveresiz iş yapmayın.
Bir iş yapacağız, dam yapacaksın, taş yapacaksın, bir tarla alacaksın, motoru alacaksın, içeride al, müşevvere itti etrafını nasıl olur? Alsan faydam olur mu? Mutlaka müşerbere et, ne de olursa olsun. Üç. Dördüncüsü ailelerinizin sözünü unutmayın. Onların her sözüne heyer demeyin. Ben demiyorum kadınlar, Peygamberimiz ta Adem aleyhisselamdır. Çünkü birisi sormadan öteki birini daha ister. Sözün tutacağı olsan seni yokluklara döker. Onun için evine kadın ziynete doymaz, ziynete doymaz. El körtülük giyecek çünkü günaha yetecek, onun için ister dururdur. Doyağa gitme. Şimdi bu vasiyeti Şit aleyhisselama yapıyor. Buğday yediği zaman Adem aleyhisselam, karnına bir gürültü çıkıyor. Çok haram yedin mi karın tahammül etmedi.
Annemizin de karnına bir şey girdi, kıvranıyorlar, cenneti ala bir kerpici altından, bir kerpici gümüşten toprakları zedercetten, Hiç taveret olacak yeri olmadığı için ki Ya Rabbi biz sıkıştık dedi, elbiselerine Allah soyuverdi. Anadan uyuyan oluverdiler. Ne oldu? Münahayyettiniz, benim yeme dediğim ağaçtan, hurt ağacından yeriniz dedi siz dedi. Ben nasıl elin bahçesinden neden arıt koparmıştım da şeker, pardeymiş, dinlendim de yedim, yaş meyvanın da zaten haramı olmaz ya, böyle yedin mi küfre varır? Nasıl elin malının yaş meyvesi, haramı helal iltifat ettiği için küfre varır? Hemen yerse de haram diye yer, sonra da sahibine varır, hakkını helal ettir. Eğer helallaşmayacak olur da kırk paralık bir armudun yirmi sekiz, kırk para, kırk kuruş diyelim, kırk para yedi yüz rekat cemiyetle kılınmış, kabul olmuş namazla erişilecek yarın ahirette.
Yok namazın yoksa o kadar gelecek, onun günahından o kadar yükleneceksin. İslam dini budur. Başka İslam dini müstahdin dindir, takva dindir, ancak böyle tarif eder. Yenme elin zıkımını, yenme rüşveti, yenme düşmeyen meresi. Analogun diyemem, zıkkım olur, zıkkım. Haramdan titrediğin kadar hiçbir şeyden titremez. O, 0 haramı yedikleri için karnının içleri dövüldü. Hemen hiçbir ağaca varıyorlar, yaprak vermiyor, hurma ağacına vardılar, hurma ağacı yaprak verdi. Üç tane Adem Aleyhisselam'a, beş tane de Havva annemize büyük yapraklar tabii affedersiniz, putlerini, arkalarını vesair saçını örtüyor ona ona. Onun için kepin sarılırken a gergeğe üç sarılır, kalına beş kat sarılır. Anladınız mı? Bir şey hikmetli, konuşulmuyor yalnız. Sığmıyor, ne edeyim hep getirdim bunları, ben sığdıramıyorum. Senden rica ediyorum da anca içip daha, ezenden sonra uzatıyorum. Ne yapayım, şaştım kaldım.
Bizi Ya Rabbi, bizi Ya Rabbi, yere aç Ya Rabbi dediler. Yendiler istedi çünkü, kavalet yapacak yer yok affedersiniz, dışarıya çıkacak. İnan kardeşim, Adem Aleyhisselam üç yüz sene semaya bakmadan ağladı böyle. Üç yüz sene sonra ak bulundular. Üç yüz sene semaya bakmadan ağladı, sana direktif veriyorum dua için, Ya Rabbi dedi, bırak oğlum keşke ezan okunmaz ya yahu, tüh. Dedi ki, Adem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz yere atıldılar, o da üç yüz sene sonra dua etdette kabul olmaz da, ismi ismiyle yazılan Muhammed hürmetine beni bağışla yap. Bu duayı nereden belledin ya Adem dedi. Arşta, kürsüte, leftta, kalemde, cennette ismi isminle yazılı La ilahe illallah Muhammedurrasulu. Allah cümlemizi affetsin, Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, kalemdardan sohbetler sona erdi.
Kaynak: Genel
İlahi Duaların Kabulu ve Ruhani Arınma Yolları | Mihmandar