İlahi Dostluk ve Kardeşlik Yolunda Manevi Terbiye kaydında Umbara yolumuzu dört ayaklı merdiven olarak haber verirler. Birinci merdiven Allah için kardeş olmak. Burada okuduğumuz zaman göreceğiz Sarkullahları. O gün vaktiyle zulüm ve haksızlıktan sakınmış olanlar hariç bütün dostlar birbirine düşman olacaktır. Burada diyeceksiniz ki, biz de merak ettim, böyle niye muttakilerin dışındakiler…
İlahi Dostluk ve Kardeşlik Yolunda Manevi Terbiye ne anlatıyor?
İlahi Dostluk ve Kardeşlik Yolunda Manevi Terbiye kaydında Umbara yolumuzu dört ayaklı merdiven olarak haber verirler. Birinci merdiven Allah için kardeş olmak. Burada okuduğumuz zaman göreceğiz Sarkullahları. O gün vaktiyle zulüm ve haksızlıktan sakınmış olanlar hariç bütün dostlar birbirine düşman olacaktır. Burada diyeceksiniz ki, biz de merak ettim, böyle niye muttakilerin dışındakiler…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Umbara yolumuzu dört ayaklı merdiven olarak haber verirler. Birinci merdiven Allah için kardeş olmak. Burada okuduğumuz zaman göreceğiz Sarkullahları. O gün vaktiyle zulüm ve haksızlıktan sakınmış olanlar hariç bütün dostlar birbirine düşman olacaktır. Burada diyeceksiniz ki, biz de merak ettim, böyle niye muttakilerin dışındakiler birbirine orada düşman olacak? İnsan düşünür niye düşman olsun? Gördüğüm şu oldu. Diyeceklermiş ki Allah'ımız cümlemizi korusun azaba, azaba, ikaba, cezaya girince, Ya Rabbi beni bu adam boş ver, ibadetim iş, taatmiş daha erken başlıyorsun, sonra yaparsın. Ondan sonra yapsan da ne olacak bilmem falan yok böyle bir şey ne diyerek beni aldattı deyip birbirleriyle çekişeceklermiş. Burada da bu nadi veren kimsede belki hayatta çok güzel bir mana vermiş. Bu en önemli yok. Hasan Basri Çantayla hocamızın mali hocalarımız öyle derdi.
Eğer o dipnotlar biraz genişletilmiş olsa tefsirdir diye. Biz bunu sitemizde de verdik aman ha sağlıklı kitaplar var. Zaten herhalde kalan puntoları da versek daha iyi olurdu. En başta geçer. Tefsirde de olsun hadiste de olsun fıkıhta da olsun eğer böyle sağlam ehli sünnet vel cemaat görüşüp üzere ilimde rüsuh bulmuş derinleşmiş kimselerin eserlerini okumazsak çok yanılırız. Zaten yanılacak hiçbir şey yok. Bak bunu çok büyük. Her şey belli bitmiş. Ondan dikkatli olalım. Hocalar da var içinizde. Onlarla müşavir edersiniz, konuşursunuz. Çok güzel malumatları var. Böyle gönlümüzü oraya buraya inşallah çaktırmamış oluruz. Çünkü şey önemli ulemai kiram çok önemli. Mardin bir devletin hisleri bir de acimle eğer şaşırsa devletin hisleri, firarsın görüyorsunuz işte. Şimdi de yayılıyor. Bunların örnek aldılar.
Nasıl ediyorsa o apartmanların gücüne mi, belli yerlere mi, böyle meydanlardanını yansıtmak suretiyle. Öyle bildiğimiz eskisi gibi filamalar bilmem filanlar, ondan sonra ne diyeyim kartonlar, bezler onun üzerine yazılır olmuyor ki. Teknoloji çok ileri. Allah muhafaza buyursun, bunlar bizim bir araya gelmemizi temin etmeli. Yani dostun önemini, bunu bildirecek zaten, çok konuşmayın. O gün vaktiyle zulüm ve haksızlıktan sakınmış olanlar hariç çok güzel söylüyor. Yani bu gerçekten bir ilim ehli gibi geldi ben. Çünkü zulüm ve haksızlıktan deyince hep Kuran-ı Kerim'deki ayet-i celilelere vurgu yaparak ifade ediyor. İnşallah kardeşlerimizi çok okuyalım. Şeyi çok diyorum, sana efendimizin eserlerini, böyle bir okumuştuk tekrar inceleyin dedim. Emin olun, şu müstesna bir eser hazırlamış. Acele geçilmesin, anlayamıyoruz diymeyelim.
Böyle altınımı çizersiniz, nasıl edersin bilmiyorum nasıl sizin düşünceleriniz. Güzelce her husus bildirilmiş. Mesela o miftahım grup bulsta biraz değil. Miftahım grup sırf aleyhissalatü vesselamın emriyle yazılmıştır. Doğu'da ilim meyaldi insanlardan birisi dedi ki, biz dedi şimdi konuşuyoruz dedi. Sahihi Müslüman, Sahihi Buhari evet olur. Ama dedim, birden bunun yanında İmamı Gazali'yi dendi mi, başını dedim yukarı kaldırıyorlar dedim. İmamı Gazali erişilecek bir edilmeyen değil. Şimdi Nizamülmülk medreselerini bunun gösterimini yapıyor da oralarda bugünkü işte dekanları gibi, o en ileri düzeyde olan kimseler bunu demek bile bize yanlış olur diye haya ediyorum. Çünkü efendimizin tasdikinden geçmiş Sayın Allahüteala. Neymiş? Hadis-i şerifleri almış, bu da kavga edecek değil. İşte sahih mi değil mi öyle bir kimse ki Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz'le görüşüyor.
İlmi anlatırken ilmin yollarının birisini de keşif olarak haber verir. Yalnız keşif derken Kuran'a ve sünnete uyuyor zaten. Bunu Süleymaniye Darani'yi bir isim daha hatırlıyorum. Buyuruyor ki diye bir eser var. Ben diyor kalbime bazı keşifler gelir, Kuran ve sünnet ülkeğinden geçiririm diyor. Onların müstesna kimse diyor. Allah'ımıza yakın kimse de. Tahir hocamızın bir dostu varmış. Bu öyle bir hale gelmiş ki, keşke busam da söyleseydim bu nefse ait. Hocam demiş. Hocamız da Sami Efendimizden icaz etti. Bir demiş hal yaşıyorum ki, bir perde kadınım o kalksa ratmamızı göreceğim. Bunu mümkün ruh görüyor, beden görmüyor ki. Sonra bunları zaten bedenleri ruha infilap etmiş, dönüşmüş. Neyse geçelim, biraz bunlar gönlümüzü meşgul etmesin diye söylüyor. Belki gelir bize de söylüyor. Sonra değişmiş, değişmiş. Sonra Allah'ım tekrar ihsan etmiş.
Tekrar hatırlasam dediğim şuydu, Aleyhissalatü Vesselam efendimiz Ya Rabbi beni göz açıp yumuncaya kadar. Hatta hadisi şerifin son kısmında özellikle aldım bunu ama bulabilirsin, neyse. Çünkü şey çok, elimizdeki bilgiler değil mi ya iki tane? Yani Türkçe diyeyim yani Arapçasını diyeyim de tam ikna olalım diyecektim. İkna olmayacak bir şey meşhur. Göz açıp yumuncaya kadar ondan da daha az bir zaman da olsa beni yetişime bırakma Ya Rab. Şimdi bunu söyleyen peygamberimiz söylüyor bunu. O söyleyince biz ne kadar dikkat edeceğiz ona bakalım ve hiç unutmam. Böyle efendimiz oturdu üstadımız, dedi nefsin öyle bir oyunları var ki ben bilirim dedi ama mübarek başını böyle sunladın. Nefsin dedi oyunlarını ben bilirim dedi. Bakın, öyle bir hileker ki bu nefis, Kuran ve sünnettir. Kuran ve sünnetin altında yapacağını yapan. Çok hafif gizli bir düşman. Ondan buna fırsat vermemeye çok da getireceğiz.
Ondan üstazarımızın eseri çok güzel. Şimdi bir efendimizin eseri neden ben onu düşünüyorum öyle. Biz niye kendime diyorum ezberleyemedik diye. Bir dörtlük alıyor arkadaşlar güzel de, o dörtlüğün yanında çok dörtlükler var. Bir de kızmasın kardeşimizin biri efendimizin şiirlerinden başka bir şey karıştırılması. O mektupları, bilmem planları, şahinimiz bilmem verir, o da şahla yazmış olduğum şiirler. Efendimiz'in asrın bir anda Suluat dediler gönlüne dolmuş bir adam, sonra Sami efendimizi okunmuş, Sami Efendimiz, İhvanımız bunun öğrencisini buyurmuş. Denemişiz. Güzel, bunu bilmemiz de çok güzel. İslam'ın esaslarını vermiş bir dörtlüğün içerisinde. Evvela ilim olmalı, bunun yanında Donu Efendimizin beyitleri var. Gelmeyene gider, verir mattubu didal. Ne diyerek? Bir hadisi şerifi tamamen içine almış. Şimdi bir okuyalım, üç beş arkadaş bir araya gelelim. Şöyle bir düşünelim.
Çok güzel efendimiz şiirleri. Çok faydamız var. Sonra efendimiz ilim ehli bir insandır. Siz bakmayın, bu bizim gibi insanlar yola gelsin diye, ben bir gün mektebim yok diye, bir gün mektebim hazin tefsirini nasıl okunuyor? Tarikatı Muhammediye çok önemli bir eser. Neyse geçelim onlar tartışma yapılmaz usta. Çünkü Allah'ımız bir ayet-i kerimede daha görmüştüm de inşallah buluruz. Bu iki defa seçilme noktasında. Şeyde Nahl suresinde geçen. Seçilmiş. Ahr suresinde, yüz doksan altıncı ayetinde, Ayet-i Kerime'nin son bölümü. Ve o Cenabı Hak salihleri kendisine dost etmiş. Salihler kim? Mutmainne sıfatına girmiş kimse değil mi? Amelin kabul noktası da bu zaten. Mutmainler sıfatına gelince ancak amel sahibi karıyla koca arasında nasıl bir akit varsa o nikaha akdi. İman akdi ile de diyor iki kardeş birbirinin dostudur. Ondan sonra sıra diyor, acele yapayım. Birinci hak.
Şimdi birincisi bir kardeş olunca Allah için, dostluğumuzda birinci şart mal hususunda. Yalnız bunun bir şekli var diyor. Birincisi, Türkçe diyeyim artık, diyelim ki köle köle yok şimdi kölelik zaman da, işçisi var, çalıştırdığı kişiler var. Onlara diyor malından mülkünden ikram edecek. Bize efendimizin bir şoförü vardı, Ani Afacan diye. Ve şunu anlattı, ben diyor Menderes'in rahmetullah, onun şoföruyum diyor. Ağrı yer bir açılışa mı gelmişler, bir fabrika mı kurulmuş, orada şeker fabrika yazında var da geldik diyor. Şimdi diyor indiğimizde beni diyor iltifatla karşıladılar. Çünkü Menderes diyor öyle bir insandı ki kendisi ne diyorsa diyor, anlattı bunu, şoföruna da aynısını giydirirdi diyor. Hani böyle hizmetçilerini, onların, çalışanlarını dönüp gözetecek. İkinci olarak, aynı düzeyde ortaklar. Ortak olunca diyor, malına, malına şey yapmayacak, taarruz etmeyecek.
Böyle onu memnun edecek şekilde devam edecekler. Üçüncüsü, kardeşini kendisine tercih edecek. Kendisi de muhtaç hüzine fakat kardeşini daha öncelikli kabul edecek. İkinci olarak kardeşlik, Şimdi diyor ki böyle kardeşine muhtaç durumlarda yardımda bulunuyor. Bunun da dereceleri var. Şimdi geliyor diyor ki benim işte artık kış da geliyor yaklaşıyor Yakıtında sonra yavrunun masrafları da biraz ağırlaşıyor. Böyle bir talepte bulununca diyor hemen hizmetine koşun. Yalnız burada bir hususu ifade buyurmuş müellif Rahmetullahi aleyh. Henüz o istediğinde diyor çehresi neye naztırmayacak, böyle bizim de var ihtiyaçlarımız bilmem filan dinledik, güler yüzle, tatlı dinle. Ona ikramında bulunacak. Olmasa bile inşallah temin etmeye çalışırım ama şu anda bu sefer bakmaya. Ve çok güzel bir iltifatla diyor karşılayacak. Ve osatua, bunun orta şekli onun ihtiyacını kendi ihtiyacı gibi bilecek, nerede?
Yalnız diyor halini araştırırken böyle senin şeyin var mı? İhtiyacın gidermek için durumun nasıl? Diymeyecek diyor. Onu etraftan öğrenecek. Rencide de gitmemek için Ve yardımını da yapacak. Üstün olan da ve evladik. Diyor ki kendi evladı var, akrabası var, kendi şahsı var. Ondan önce kardeşini düşünecek. Evet, Rahimullah öğrenmeye çalışıyorum. Daha ikinci haktaydık. Bize diyor mübarek zat, kendi diyor evladımızdan, ehlimizden Allah için kardeş olduğumuz daha üstündür. Sebebi ise bu büyüklerimiz şöyle anlatırdı. Onlar toprakta kardeşimiz ama bu Allah için dost olduğumuz imanda diye. Burada ifade şu şekilde vermiş. Ehlimiz diyor bize dünyayı hatırlatır ama Allah için dostluğumuz ise ahireti hatırlatır buyurmuş. Üçüncü hak, çok yanlış. Böyle oradan buradan şu nasıl, bu nasıl, neyi diyor bilmem filan. Halini diyor tecessüs etmek. Zaten Hucurat suresinde de geçer ya, Esselamü vel tecellü.
Araştırmayınız. Bunu Cenabı hak Musa Aleyhisselam'ın ya Musa kendi ayıplarından fare yılı olmadıkça, fare yani kendi ayıplarını böyle kendi başındaki karı eritmeden bir başkasıyla uğraşıp durma. Diyelim ki tertemiz çıktı. Tertemiz olamayız. Niye derseniz iki ayeti celile var. Hem Necm suresinde hocam. Bu ayet-i kerime siz ananın karnında belirsiz bir şehidiniz. Yani ayet-i kerimede genel ele almak lazım. Siz diyor hiçbir şey değildiniz Allah size hayat üzdü. Kendinizi diyor böyle bir yükseltmeyin. Sonra Cenabıhakk'ta. O bağışlamazsa mümkün değil. Onun rahmeti olmadıkça, onun rahmetini tahrik edecek ahlaka boyanacağız. Allah'ımız neden razı olur? Mesela bizden razı olsun diye değil de razı olduğu amelleri yapacağız. Nedir? Allah'ın kullarını yoluna davet edebilmek tek başımıza değil. Etrafımızla. Bir gayret bir çabayla. İki ayet cümle bildiğim daha başka.
Burada halini diyor araştırıp durmayın. Siz diyor onun halini araştırıyorsunuz. Gelmezsiniz işte inceden inceye inneden ipliğe soruyor. Diyor ki yerine göre yalan söyleyebilir. Mahkum olmamak için diyor, onu siz hataya götürüyorsunuz diyor. Utanır, imetten çekinir. İmetten çekindiği için de söz belki söylediği söz kalbine muvafık düşmeyerek söyleyebilir. Yani araştırıp durmayın, normal şekilde. Sorarken de çok samimi olarak samimi olarak sorarsınız, dersiniz. Mesela ben hep büyüklerimizi hatırlıyorum başka aşağı inilmiyor ki. Mutmainliğe değilmiş, raziyeten merziye de olmuş mübarek kimseler. Bakın, bir evladı da ne diyor? Belki intisaplı da değil. Olsun o onlar onu fark etmezler, fark ettirmezler. Çağırmış. Yav benim tanıdığım varlıklı kimseler var. Sana dört tane varlıklı kimse yazacağım. Onlardan ihtiyacın gider. Çok gizli bir şekilde diyor bunu. O bize anlattı.
Allahu alem bir hata var. O da demiş ki, efendim hacı baba demiş de, hacı baba Allah beni kimseye muhtaç etmesin. Yemin olun adam, adam hiçbir mesleğin yok, hiçbir şeyin yok, öl gibi, geçindi gitti. İstemekten utananlara verin diye buyuruluyor ya. Evet, daha başka bir var bunun. Dördüncü olarak konuşmasında, heytövbe de bir dileği, dileğine çok sevgi gösterecek diyor. Böyle çok farklı, çok muhabbetli. Gerek kızgın hali olsun, gerekse sürgülü hali olsun herhalde kardeşini veya magayyetihi. Şimdi kardeşi ne diyor? İster karşısında olsun, isterse uzakta olsun. Böyle onun ismini anarken rencide olacağı bir lakapla konuşmaz diyor. Hep böyle sevgi dilini kullanır. Hatta diyor evladı hakkında da ehli hakkında da ehli hakkında da şunu da ifade etmiş. Hatta Şimdi onun güzelliklerini yüzüne anlatır. Ondan sonra diğer kimselere de diyor yeri geldiği zaman onun metini yapar. Ama nasıl yapar?
Onun metini yaparken haddi aşmaz. Bir şey diyeyim size. Bu olmaz yani, bu yanlış. Anlaşırsın diye diyorum, bir kimseyi de çıkaramaz zaten. Rozayı mutahhra'da oturuyorum diyor. Biri gelmiş, bir diğerine senin yüzün Ravza-i Mutahhara'nın diletleri gibi parlıyor dedi diyor. Allah. Yani biraz yedi yıl önce konuşmamızda fayda var. Yani haddini aşmayın. Yanına da gitmeyin. Ölçülü bir şekilde onun metinde yapın, mesul edin. Böyle hatalarını, nelerini bağışlamak. Hatası varsa diyor, hatası varsa onu çok böyle iltifatkar bir şekilde nasihat edersiniz. Amma diyor üstüne basarak bildirmiyor, beş demiyor. Öyle o zaman diyor yoldan çıkarırsınız. Sanki bir cıvatayı sıkar gibi, sır, sır, sır, sır. Ondan sonra pırt atar. Pırt attırmayın diyor. Yerli yere. Burada iki sahabemizi Ashabı Kiram Efendi'ni can anlatıyor. Ebu Derdi radıyallahu anh bir cemaate gitmiş.
Orada bir kimse kardeş imiş de kardeşliğini bozmuş. Diğerine demiş ki sen de kardeşliğini boz demiş. Ondan sonra inşallah hata olmaz. Ebu Zer radıyallahu anh hocam. Evet. Yanlış kılmış üzerinde. Başta Ebu Zer Radiyallahu Anh o dostluğu bozduysa sen de boz diyor. Ve Şimdi Ebud Derdi Hazretleri diyor ki eğer kardeşiniz bozulmuş ise aman ha onu terk etmeyin. Terk etmeyin dostluk hatırına. Ondan sonra çünkü diyor dostun bazen hatayla bazen düzelir. Altıncı olarak, hayatında da mematında da dua ediyor. Burada şunu bilirsiniz ama bir tekrar olsun. Şimdi illa dua et diye israre girmez. Dua geliyor zaten. Nasıl geliyor? Hem de miraçtan geliyor. Aleynsellatu vesselam efendimiz malum üç şekilde selam verdiler. Rabbimiz böyle mübarek kalbine tarzım.
Yani her şeyin ne demek Malımla da, canımla da, namazımla da, cihadımla da, hacımla da, kestiğim kurbanla da biraz o museki kelimeler uzunlamış istiyorum. Ondan sonra hayatın mematın her şeyin ve sana teslim dediği gibi selam verirler. Allah'ımızla bu üç kelimeye kelime üç kelime-i tayyibe ile esselamı, makama mukabelede bulundular. Salih kulların üzerine de olsun selamun rahmetin mağfiretin böyle. Bakınca beş vakit dua ediyor. Eğer salih kullardan olursa, salih kul mutmainne sıfatını yakalayanlardır. Bilye bir hiçe düşün, düşmesek. O zaman gelir ve kurtuluşumuz için tabii dua edeceğiz birbirimizle terk edilir mi? Kendi nasıl şahsına dua ediyorsa ehline, onun gibi. Her zaman ona faydalı olmaya çalışıyor. Hayatında dua ediyor. Öldükten sonra da haberini ziyaret ediyor. Yedinci olan. Vefalı olma. Ne İhlas? Vefa? Sevgisinde böyle bir gömlek değiştirir gibi sevgi olmaz.
Sevgisinde sebat eder. Sevgisinde sebat eder. Ölünceye kadar. Evet. Dost ve yaranına, evlatlarına olduğu gibi ona da iltifatta bulunur, duada bulunur terk etmeden. Şimdi ona diyor zorluk yani zorluk onu zorluğa sokmaz, sıkıntıya sokmaz. Hep böyle kolaylık göstermeye çalışır. Yani bu hakkı ifade ederken bunda değil. Hakkı ifadede bile tatlı bir üslupla tatlı bir üslupla ifadeyle onu yoldan çıkarmaz diyor. Çünkü nefis azgın. Yani çırpar çıkar yerine göre. Onun için böyle iltifatkar bir şekilde hakkı duyurmaya çalışır. Evet onun sıkıntılarını kaldırır diyor. Sonra o sıkıntılarını kaldırıp ikram ve yardımda bulunduğunda onun kendisine tevazu etmesini, onun kendisine muhtaç olmasını da istemez. Yani ben sana bu kadar iyilik yaptım, bak sen nasıl davranıyorsun, şeklini ifade etmez, onu düşünmez diyor. Ben yaptımsa Allah için yaptım diyor. Zaten son kısmında da sırf Allah için diyor. Yapar.
Son bir hadisi şerifle bize. İki mümin Allah için dostumuzuz. İki elim birbirini temizlemesi gibi. Diyelim ki birinde kir var. Diğeriyle onu yıkayıp temizliyoruz. Aynen bunun gibi bir vücut gibi diyor. Birbirine sımsıkı tutan tuğlalar gibi bir bina gibi dostunun böyle. Mümin ve müminatın ervarını El Fatiha.
Kaynak: Genel
İlahi Dostluk ve Kardeşlik Yolunda Manevi… | Mihmandar