Cenabı hak insanları darüsselam'a davet ediyor. Sonra Cenabı hak bu davet etme işini resulüne verdi sallallahu teala aleyhi ve sellem. O da insanları İslam'a çağırdı. İşte bunun için akil olanın Allah'ın davetine icabet etmesi ve hüsnü ihtiyari ile Allah'a dönmesi icap eder. Hüsnü ihtiyar, cani gönülden yanarak, yakılarak çünkü gerçek maksud ve hakiki Kabe odur. Bütün kafileler ona gider. İyi bil ki hakiki Mekke insanın suret-i cismaniyesidir. Hakiki Mekke insanın suret-i şu bedenidir. Kalp ise Kabe'dir. Hakiki tavaf huzur-u Rabbani'de kalbin tavafıdır. Rabbimizin huzurunda kalbin tavafıdır. Beyti Muazzama'nın suretini ziyaret etmek, beyitin sahibini ziyaret etmek arasında büyük fark vardır. Elbette fark vardır. Bayezid Bistami Hazretleri buyuruyor ki, ben Kabe'yi tavaf ediyorum diye düşünüyordum. Bir de baktım, Kabe beni tavaf ediyor.
Velilerden bir tanesi, ben Beytullah'a gideceğim, ben Beytullah'a gideceğim diyor. Yanında da çocuğu var, temyiz yaşında. Şöyle aklı artık girmeye başlamış. O Beytullah'a gideceğim dedikçe Rabbimizi göreceğini zannediyor. Gidecek, orada Rabbimizi görecek. Çocuğun feryadu figanına tahammül edemiyor, beraber gidiyorlar. Artık beyti muazzlamaya girmek için tabii duaları var, adımını atıyor o mübarek zat fakat arkadan bir ses geliyor. Böyle Allah diye bir ses geliyor Celle Celalühü. Acaba bu ne'nin nesidir ne derken Kabe'nin bir cephesinden şöyle ses geliyor. Sen Kabe'yi istedin, Kabe'ye kavuştun. O zatımızı istedi, zatımıza kavuştu. Bir de dönüp bakıyor çocuk irtihal etmiş. En umumi manasıyla Allah'a kulluk, Cenabı hakk'ın her takdirine rıza ve teslimiyettir. İzhar-ı tezellüldür. Husumetsiz rıza. Hiç içinde bir şüphe yok. Allah'tan diyor başka bir şey demiyor.
Şikayetsiz sabır, şüpheden uzak bir yakin, dönüşü olmayan yöneliş ve tevakkufsuz rızayı ilahiye husun, ubudiyet kısmına gelir. Dönüşü olmayan yöneliş artık ah gelince ezel bezminde ruhlar aleminde kalu bela, evet, Rabbimiz'sın dediğimiz için bundan hiç inhiraf etmemek, ayrılmamak, şu dünyaya gelişimizde de burada ebedi kalmak değil, Allah'ı bulmak için olduğunu idraktir. Alem bir badenin sarhoşudur. O bade o bade, elest vadesidir. Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Demenin bir sırrı vardır. O da o anda Cenabı hakk'ın zatının tecellisidir. İbadet, ubudiyet mefhumu içinde olan huzur ve huşuunun ve Cenabı hakkı tazimin en son derecesidir. İmamı Gazali'nin er-erbayin nam eserinde tasnif ettiği üzere ibadetler on kısımdır.
Namaz, zekat, oruç, hac, Kuran okumak ve her halinde Allah'ı zikretmek, helal rızık kazanmak, Müslümanların haklarının ikamesine çalışmak ve kardeşlik hukukuna riayet etmek, iyiliği emir ve kötülükten nehyetmek ve Sünneti Semi'ye ittiba etmektir. Ehlullahtan bir zat pek namaza iştirak etmezdi ve şunu derdi: Siz gerçek namazı kılacağınız zaman ben iştirak ederim. Namaz kılıyoruz diyenlere, namaz kılıyoruz diyenlere acaba Allah'ın istediği namazı kılıyor musunuz derdi. Biz bunu anlayamadık. Ne demek? Allah'ın istediği namaz, Bunu genelleştirelim biz. Rabbamızın istediği taat, mesela cihattır. Cihatte nedir? Allah'ın tevhidinin dininin hakimiyeti için çalışmadır. Mesela diyelim ki sınır boylarında genel ifade ediyor, cihad ediliyor. O cihat da bu duygunun hakim olmasıdır. Bunlar peygamberimize ittiba olup saadetin anahtarlarıdır.