İlahi Aşkın Yolu ve Ruhani Arınma kaydında Habibim ve Haşhaşen ve Haşhaşen ve Allah'a ibadet, itaat edenleri gördüğün zaman camiye, cemaate girenleri görmesinden gelirdin ya diyor. Biz kaldırmazdın, görmedin sen diyor. Hayatı görmedin. Onlara kalp yerine kalp yerine kalb ile hakkı düşünmezler. Cehenneme dolayacaklar var İnsandan, cinden çok kimse cehenneme girecek diyor Allah.…
Habibim ve Haşhaşen ve Haşhaşen ve Allah'a ibadet, itaat edenleri gördüğün zaman camiye, cemaate girenleri görmesinden gelirdin ya diyor. Biz kaldırmazdın, görmedin sen diyor. Hayatı görmedin. Onlara kalp yerine kalp yerine kalb ile hakkı düşünmezler. Cehenneme dolayacaklar var İnsandan, cinden çok kimse cehenneme girecek diyor Allah. Onlara kalp verdim ama Hakkı düşünmediler ona ona. İsraile verdiler kalplerini. Efendimiz kalbi ancak diyor ıslah eder. Allah Allah Allah Allah Allah. Kalbi mutmain bulana kadar zikredilecek. Yani Emmarede gidecek, YevMuhammed'e gidecek, Medine'de gelecek mutmain ne gidecek zikir, çoğallarım zikrimize. Efendiye danışalım. Oranın memuruna, halifesine danışalım danışalım çoğalalım. Ben diyor askerdeyken diyor Efendimiz beş bin dilim bile zikrederdim diyor. Askeriyedeyken ölensem üstüme alırdım diyor. Bizim ihmanlar çok eriyecek diyor.
Hacivatirim çöp geliyor efendim. Allah rızası için çok zikredelim. Rabbimizi çok düşünürüm inşallah. Gitmiş buralar. Sıddık'da Azam Efendimiz demek ki Ya Muhammed bende üç şey sergiledim. Senin yüzüne bakmayı ne kadar uzun gitti ona. Sana malımı haczetmeyi sevdim. Senin yolunda mal haczetmeyi o kuleler neler. İman edenleri, iman edenleri onları satın alarak gazat eder. İçinden birisi de Bilal-i Habeşi. Öteki yok. Kadınlar için küle ve cariyelerden iman edenlere azap ediyorlardı. Biliyordunuz, biliyorsunuz. Yani Bilal-i Habeşi'nin ağası, Bilal-i Habeşi'nin göğsüne taş koydu. Değirmen taşları gibi taşlar koydu. Altından, Ya Vahi, Ya Vahi, Dün yahu'la kurtarayım, yiteyim karşı. Ondan dönmem canım bu başın altında çıksın diyor. Çıksın diyor. Benim Efendimiz oradan geçermiş. Ya Muhammed beni öldürüyorlar. Sen o Vahid'i bırakma. Vahid'i ölürsen öyle ölüyorum.
Gücüm yetmez başında silahlı, silahlı azmanti kafirler Ağlayaraktan gelmiş tükene. Sıd diye kalsam onu tüken. Mübarek gözlerinizden yaş tükerek geldiğiniz bir Hadisem var ya, ama O benim sevgilim simsiyah! Kara kiraz gibi, kara üzüm gibi, tatlı olan. Bilal'le Habeş'in taşın altında öldürüyorlar. Dedi böyle. Apuştu gitti. Hemen bana dedi ki: Kaç niye istiyorsunuz bunlar ya? Allah da öyle şey Biz de sizin cinsinizden kulemelim, onu vereyim, kırk bin daha önce vereyim. Şunu vereyim ne olur bana dedi. Peki, diyorlar. Daşşe kalktı inen altından kurtardı, geldi. Meryem Muhammed! Dua ettim beni. Ben kölelikte tutmam bu zaten. Peygamberimiz bu ezen okusun dedi ki sesi çarp, meşhur. Altı saatlik yerde kitap mübalağa aitmıyorsa, altı saatlik yerde sesi duyuluyordur. Hoca biz taaccüp etmiyoruz efendim. Muhammed Aleyhisselam müniraca girerken tasirvetin müntehada ayak sesi duyuyordur.
Bu mu dedi ya Cibril. Insan ayak sesi geliyor, Bilal-i Habeşinin ayağının sesi dedi. Sabah-ı Ezhel okumaya geliyor da o ya. Niye bu Kabe'de bunda dedi. Hiç abdestsiz gezmez, her abdestle de iki rekat namaz kılar. O Sıddık-ı Azam'ın da azatlısı olduğu için Allah onu çok seviyor, dedi. Onun için ayağının sesi ta semavete duyuluyor. Allah şakaatını nail. Bu Sıddık-ı Azam, demiş böyle en büyük tüccar bir hırkanın içinde kalmıştı, biliyorsunuz. Bir hırkanın içinde kaldı. Ona da bir cılvlak geldi, dedi ki: Bana bir elbise veriyorum, kurban olayım dedi. Onu da ona bilirduk. Verdik, kıl çulla kendini bastırdı, yesin kazdı orda namaz kılıyordu. Peygamberimiz iki gömlek olandan birisi, Sıdddîk'a gömlek verirse cennette refiküm olsun. Bütün Medine, derdest ettiler. İki gömlekte bulunmadı. Allah'a şükredelim ya Allah'ım! Çok şükür Ya Rabbi! Bir din nimetlere çok şükür Ya Rabbi!
İlahi Aşkın Yolu ve Ruhani Arınma kaydında Habibim ve Haşhaşen ve Haşhaşen ve Allah'a ibadet, itaat edenleri gördüğün zaman camiye, cemaate girenleri görmesinden gelirdin ya diyor. Biz kaldırmazdın, görmedin sen diyor. Hayatı görmedin. Onlara kalp yerine kalp yerine kalb ile hakkı düşünmezler. Cehenneme dolayacaklar var İnsandan, cinden çok kimse cehenneme girecek diyor Allah.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir din nimetlere çok şükür ya! Böyle hayat geçirirler, yarı açık, yarı tok. Bu din Ayzılığa, Sabreyle karnını bağlardı. Taşlar koyup, önüne gülmüş idi İdemi. Peygamberimizin karnından yedi tane taş çıktı böyle, deyimlerinin altına: Dağlar zehebolu ben, ümmetin arz eyle de almadığı anlardan olun, ali kılıp hilemi. Dedi Ben istemiyorum, istemiyorum dağlar, istemiyorum, ümmetim istiyor. Bu aylıkla Ümmü hükmüne şefaat edeceğim. Yedin sünnetini tutmadığım anımla gecelerin İhya ederken şeşüp şekvai belka değil mi? Bu bayağı ayağı aşağı çiğniyorum. Yeter Ya Muhammed! Dayanamadım Ya Muhammed! Diyor ayağa! Aişe annemiz sadece diyor Ya Muhammed! Ne olmuşsun ya! Şöyle gelecek istirahat, buyur da gelir zaman ayrılamıyorum. Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı ya Ayşe? Allah'ım! Bir kul olmayayım mı Allah'ım! Ya Rabbi, kul olmayayım mıyım ben dedim. Senin ölür musun? Zaten nah olmuş!
Yani günahın yok, suçun yok! Hiçbir şey yok! Bana peygamberlik vermiş! Ne kadar ayıp! Ben bile şu aralar kardeş geldiğine başıma! Sevincimden geldim. Bak nasıl şaşıyorum, bir şeyin o kadar rahatsızlığımız zamanı unutturdu Allah bana. Şunun yolda kardeş etti diye seviniyorum. Peygamberin ümmeti leparep dünyayı uleması, kutbul ahtapları, yirmi dört bin sahabe, başında çevrilen yirmi dört bin sahabenin Muhammedi, veya insanın cinni Muhammedi, ahir vakte kadar gelen bütün ümmet-i Muhammed'in Muhammed'i, o nasıl sevilmez, nasıl namaz kılmaz böyle. Boşandıramazdı. Amerika kız sisi Peygamber bu sözü söylerken dağlar zehhep olu ben ümmetin arz eyle dedi. O altın olan dağları girelim, işletelim mucizesi onun o dedi. Bizim buranın adamı bilmiyor ama, Amerika biliyor, Gittiler şimdi Anamustan da oraları işleiyorlar, altın çıkıyor. Kütle kütle altın çıkıyor. Anladık değil mi efendim? Allah'ım.
Kullanmış şefaatlarına nail etsin. Allah Benim diyor malım Muhammed yolunda buradan olsun. Ben ona malımı hacc etmeye ile sevinirim. Bana bu sevgilildi. Üçüncüsünü de söyleyeyim. Sana nasıl olan Kuran'ı okumak ve ona ummayı severim. Hem Kuran'ı okumayı severim. Ya Muhammed diyor. Hem ona ilk inkişafine ummayı severim. Hz. Muhammed'i bize anlat diyor Aişe annemize, geliyorlar anlat bize nasıl dedi. Kuran'ı Kerim'i siz şey okumadınız mı? Okuduk. Manasını anladınız mı? Anladık. Kuran'ı Kerim niye diyorsa Muhammed odur. Kuran'ı Kerim'i olmaz mı? Niye? Ne diyeyim? Çok şeyimiz, mevzumuz, Hz. Ömer Ebubekir doğru söylem diyor. Bana da hiçbir şey sevdirildi. Acele ediyorum buraları. İyilikle emretmeyi seviyorum. Kötülükten nehyetmeyi seviyorum. Ve eski kaftan gelmeyi seviyorum. Eski kaftan. Birisi ne olsun? Misal görmeden hoşlanırım. Mevlana'mız misalcı. Bu ledün ne ilimdir misal.
Onun için pek tatlı gelir insana. Valisinin girse memlekette bir hükumet dairesi yapacakmış. Şurayı istimlake edeceğiz demiş. Bir Yahudi'nin ilmi geliyormuş. Yahudi ağlamış demiş. On bir tane bile çocuğum var. Hayır! Gel bizi çıkarma burada. Hadi! Evden boşanın bir hafta bekleyeceğiz. Ondan sonra çıkacaksın. Ailesi demiş ki: Gir Ömer'e: O padişah şimdi demiş. Yani dört köşe yedi ölümün padişahı ol. Ömer'ül Farr git olma demiş. Ona şikayet etsen. Peki demiş ora demiş. Gitmiş hanımı deyince, gre gre yav Yahudi varmış, Medine'yi bulmuş. Demiş, nerde Kumarül Farin dairesi. Nerde. Şu anda gitti demişler. Dairesi ne yok ki? Ova neye mi gitti padişah gibi zannedermiş. Var mı şimdi bir tarafı açık bir kerpiç kafasının altında bir kerpiç bir hasır var. Eski yedi yerinden keçeyle, sahtiyenle yamadı bir adam yatıyor orada. O onu uyandırmış. Bunlar o fareyi görmüyor musun? Demiş. Bu yanına gitmiş.
Ne yapacaksın oğlum demiş. Ben filan yerdeyim, demiş. Yahudi'yim demiş. Evimi yıkıyorum da demiş. Muazzaf'ta onlara onu şekva edeceğim. Şuradan bir kürek, koyun kürek kemiği getir şu kadarını. Getirmiş üstüne yazmış. Ya Abdullah. Hasmın Yahudi ikna ettin ise ittin, itmedin ise derhal gel diyor. Derhal gel o soru bana. Sen kumarlık Faruk mısın? Diyor. Hani gemiyi götür ona okunuyor kağıt yok. Gemiyi usta yaza birlikte git götür. Hiç hesabı almamış kaç yerinden yamalı kılık. Bizim Bali nere? Bu nere? Demiş. Olmaz ya. Bana götürülen. İlediyozin mezarliğin kenarına yapmış gemiye. Sucular gelirmiş kadına nerden gelmişler. Böyle böyle bir de kemik verir. Yaz daha attı. Allah belanı versin. Hz. Ömer'in o yazısını yuttun yav bir kemik. Sen bir olmaz o işe yaramazsan orada Ölünce bak adamın parçala, kemille diye kork. Baba veto diyor sana. Yeniden gömmüş, gemini almış, iletmiş.
Gemik gelince Yahudi'nin ailesi. Aile biliyormuş, kendi bilmiyormuş. Öpüp, öpüp yüzüne. Yarın git, erkani devlet topla ve Vali'nin başına demiş. Gemiyi şuradan göster, en geriden görsün böyle demiş. Ne diyeceksin, bak sen demiş. Gemiyi götürmüş böyle gösteriyor. Gözü ilişmiş ki, Omarul Farin yazısı var üstümde. Şu geminin sahibini getirin bana, devece öldüreceğiz zannedecek. Getirmişler, gemi okumuş ki, hasmını ikna ettinse, itmedinse derhal gel diyor. Mübarek sarığını vali çıkarmış, boğazına kendi boğazına takmış. Beni köpek gibi şuranın ne kadar sürüyorsen sürür. Ona ruh farenin huzuruna götürme beni Allah aşkına. Onu adaleti, karşısına beni iletme. Allah şefaatlerine ne hayret ya Rabbi. Böyle adillerden akan böyle adillerdi! Yani bir şey söylemeyecekcek, gidemedim. Ondan sonra, ailesine de iman etti, çocukları da iman etti.
Evleri de yıkılmadı razıyım diye bir mektup yazalım da mektup yazıldı. Razı etti. Ben validen bir suç kalmadı, kurtuldular böyle. Niye bey var bunun gibi ye. Ayrıca sevimize bu isabet etti. Hazreti Osman radiyallahu anh, Ömer'ül Fair doğru söyledi. Ben de. Üç şeyi onun şeyini sever ya. Ayrıca oradan şunları seviyorum, dedi. Acları doyurmayı, acıkanları doyurmayı, susuzları kandırmayı, cıvbrakları giydirmeyi, huryanları giydirmeyi, bende bir kimse bir uryan yetim giydirecek olursa, üstünü örttüm mü Allah da yarın huzurunda, Bunun kusurlarını inmen setrittim. Yani Settar isminde setrittim diyor. Şurda aç doyurmayı deyince, büyük misallar geliyor. Bir tek dediğini diyeyim. Severim çünkü. Efendimizin önünde birisi duvara tutaraktan geliyor. Ensar'dan birisi dedi: Nereye böyle? Camiye gidiyor. Başın dönüyor da mı? Duvarı tutuyorum. Niye tutuyorum? Bir rahatsızım da eve.
Rahatsız olduğu anda camiye gidiyor. Duvarı tuta tuta. Allah'ı nasıl seversen doğru söyle. Başın açlıktan mı dönüyor başka şey der mi? Allah'ın ismini attım, diyemeyeceğim. Üç gündür bir şey yemedim gitti. Bir şey yemedim. Yok. Rızık yok. O puştu evine gitti. Bir misafir Cemaat etti. Bize gider mi aşkım? Gidelim. Bir misafir getiriyorum hanım dedi. Yiyecek var mı? Şimdiki kişi yerse doyacak kadar yemek var. Başta yok diyor. Yok diyor. Hemen Tuşakrım'de yazıyor bunu da. Okumuştum. Hallımız'ın gibiyken okumuştum. Hatırmaya diyorsun. Hanım dedi. Sen yeme. Ben de yeme. Lambamızın, ilk mealimizin o zaman yani intikam. Onu fitil de içeriye çek, soyuyorsun, dağılır ama sen aldırmak için ona bildirmeyelim, dedi. Çocuğumuzu da uyut, dedi. Yalnız bir insan doyacak kadar yemeği oy etsin, dedi. Akşam kolumdan tuttu, getirdin. Sır zanneder, yoklar eli boşa çıkar. Fakat yine yılmaz o.
Rüyasında ona sen Mevlana Nurun, Şems gelir demişler. Beklemek ateşten çetindir. Askerden dönenlerden soruyor: Kimler var İslam büyüklerinden? Nasıl çalışıyorlar? Neler tavsiye ediyorlar. Fakat kim anlar bu cihetten. İlk kat zatın hizmetini, himmetini duyuyor masal gibi. Yine bekliyor aylarca, yillarca ve tükeniyor sabrı. Köyün kıyısına çekiliyor. Geçiyor kendinden dalıyor hayallerine. Bir yoncu beliriyor tepenin ufkunda. Adımları ağır fakat mesafe katlanıyor gibi ayağının altında. Kendisine doğru geliyor. Yaklaşıyor ve gözleriyle yıkıyor, arıtıyor kendini. Bu bakışlar başka, bu kime başka benzemiyor Hüszamanın insanlarına. Başı darılı omuzlarına kadar cübliyle küslük. Mesleğinin sürgünlerine, tren lokomotiflerine, füzelere, atom çekirdeklerine kadar her nesneye, Allah'ın ismiyle İslam'ın mührünü batmak. Dainatı bir imama tabi tek medviz haline getirmek Allah'ın hükmünü yükseltmek.
Kimdir mülkün sahibi? Yer, gök, yerdekiler, göktekiler Allah'ın etti, Allah'ı tesbih ederler. Ruh nedir? O Rabbimin emrindendir, o kadar. Ya insan, insan, halifasında, Allah'ın metni yeryüzünde yüzüğün kaşı Allah adına icrada bulunan, yaratılanların en şerefisi. Neden bu şeref, bu üstünlük? İnsan alem-i suğra, küçük alem, bütün mevcudatın cevherinin hülasası, gözü, akıl ve net sahibi, muhattab-ı ilahi, bu sonsuzluk alem mi yardımcısı, yoksa var eden yaratıcıyla konuşabilen, meleklerin şahsında Allah'a secde ettiği ve yaratıcının çamurdan tebessüm ettirdikten sonra biz ona ruhumuzdan üstledik ve her varlığın ismini öğrettik dedik. İmtihanda meleklere üst gelen ile kadim olan Allah Ayanı sabitede ayninde takdir etti. Ol dediğin kim zuhura geldi her şey var oldu. Göklerle yeri pis hiçbir halde iken yarıp ayırdık. Arıza üstünden baskılar bastık diyor Rabbimiz.
Altı günde yaratıldı mevcudatın etsin. Niçin hayat kaynağı su. Sonra göl yaratıldı. Yedi tabaka olarak ve kısalar halinde dönüyor kendi dairesinde. Gök nasıl? İki günde yaratıldı. Yedik gök olarak buhar halinde izi yumsun. Hangisi yüzü. Hanzır altı tanesi yıldızlarla donatıldı dünya diyor. Bu temadatiler, dağın sıraları, inekten kopmuşlar, doğu ondan alıyor ışığı, Pisliyorlar semaya. İnetle arkadaş olan toprak ay kesilir. İntuzanla hareketlerinde, doğuşlarında. Güneş. Hayat dengesini, zamanı tanzimle vazifeni, en azından ısıtı, ısıtıp kaynağı bir emirle yolcu üzüyor sonsuzluk alemlerinde, üflüyor bir manzumeyi ardından bir vakte kadar. Ayak sıkılabilir mi? Yerbesini göklerbesini size rahmet istiyor Rabbimiz. Rızkar mutlak namus, kudret faslıydı.
Aşıla itip, içekler bu vasıtayla bir resim hayat bulur bilakis girebilir, iman etti bir soğuk Kuran'a mümin oldular bir soğuk kafir, bir cismi bilmem mezhep dahildirler. Dinler belki iman ve İslam'la mükellef. Kovuldular tutamazlar göğü artık. Gaybı dilemezler, haber salamazlar meleklerden. Çalıştılar. Mescid-i Aksa'nın indinde Hazreti Süleyman'ın emriyle bilemediler sonra Hazreti Süleyman'ın vefatını Yaşlandığı ağır devrilinceye kadar çalıştılar durmadan. Şeytan, ateşten yaratıldı. Babaları gidip korkuyordu Allah'tan. Gururlandı, azgınları yaklaşamazsın benim talih sorularıma, korumusuz durumları, korku zayıf durumlarıısın. İnsanların ilk resim, yaratıldıkları Allah yolunda öldürülenleri ölüp sanmayınız. Belki diri dinler. Bak Rablarının katında rızıklanıyorlar. Allah'ın kendi fazlı kereminden onlara verdiği ile sevinmektedirler.
Cennet nimetleriyle en güzel şekilde, en güzel yerlerde yaşıyorlar. Gördükleri nimetler karşısında ruhlarının beden kalıbından sıyrıldığının farkında bile olmuyorlar. Yaşıyorlar saadetler. Diğer insanların ölümü Ölen kimse Allah'a yakınlık peyda etmiş kimselerden ise artık rahatlık, iyi ve güzel rızık ve Naim cenneti onundur. Eğer savcılardan ise artık savcılardan selam sana denecek. Ama Hakkı yalanlayan sapkınlardan ise ona da kaynar tutan bir ziyafet ve cehenneme atılış. Gerçekten bu yakin derecesinde olan hakikatin ta kendisidir. O halde rabbini o büyük ismiyle tesbih et yalvar. O tövbeleri en çok kabul edendir. Kabir azabı var mıdır? Vardır. Münafık kafir ve bazı asi müminler içindir. Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya cehennem çukurlarından bir çukurdur. Allah'ımız o münafıkları biz biliriz. Onlara iki terra azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba döndürüleceklerdir diyor.
Tekrar diriliş nasıldır? Kuran-ı mübin'de Rabbimiz şöyle buyurur. Çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver. O gün o sayayı gerçekten işitirler. İşte bu kabirden çıkış günüdür. Şüphesiz ki ancak biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş bizedir. O gün yer onlardan süratle çıksınlar diye ayrılır. İşte bu bize göre kolay bir haşirdir. Çocuklarından kaçar. O gün için bunlardan her birinin kendine yeter dişi ve derdi vardır. Salih müminler için o gün muttakileri toplu olarak rahmana haşr ederiz. Mücrimleri de kafile halinde cehenneme sevk ederiz buyurur. Hakimi mutlak olan Allah'ımız. Şefaat var mıdır? Kimler yapar şefaati? Yine Allah'ımız Kuran'da müsaadesi olmadan onun katında kim şefaat edebilir? Allah katında hiçbir şefaatçi yoktur. Ancak onun izninden sonra olabilir.
Mıttakileri o rahmanın huzuruna toplayacağımız, günahkarları da susuz bir halde cehenneme sevk edeceğimiz gün şefaat etmeye sahip olamayacaktır. Ancak o rahmanın katından ahtalan kimseler müstesna. O gün kıyamet günü Rahman'dan Allah'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez buyuruyor. İnsanın azaları şahitlik yaparmış doğru mu? Elbette. O gün onların dilleri ve ayakları işlediklerine şehadet edecektir. Cennete kimler girebilir? Müttakiler. Allah'tan çok korkan, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, tertemiz niyetle ibadetlerini ifa edip Kur'an'ın hüküm ve emirlerine riayet edenler rabbim rızasını kazananlar. Günahkar müminlerde girebilir mi cennete? İmanları onları, günahları kadar yandıktan sonra cennete götürür. Cennet geniş midir?
Rabbinizin mağfiretine ve sakınanlar için hazırlanmış genişliği göklerle yeryüzü kadar olan cennete koşuşun. Yenilecektir. Allah sizden razı olsun. Mensup olduğunuz cemiyet, cemiyet-i İslamiye, tüzüğünüz Kuran-ı Mübin, şubeleriniz cami, mescit, medrese, üyeleriniz bütün müminler, öncünüz İmamı zaman, rabıtanız Allah için sevgi. Neşeniz huzur, kederiniz huzur. Sevdiğiniz Allah dostu. Düşmanınız Allah düşmanı. Başkalarına kim? Yok. Haset? Yok. Gıpta Allah yolunda olursa. Gıybet? Yasak. Tecetsüz? Yasak. Suizan? Yasak. Yeiz. Yasak. Suizan yasak. Giyis yok. Kendini beğenmek yasak. Saygı Allah için büyüklere. Sevdiğin Allah için müminlere. Şefkat Allah için muhtaçlara, düşkünlere. Zekat, aşikar. Sadaka, gizli, aşikar da verilebilir. Zikir daimi, tefekkür zaman zaman, cihad her an her hal ile dahil deve hariç de marufu emir, münkeri nemi için ve nefisle.
Halimiz pak, Allah'a karşı pak, Allah'a her an muhtaç olma hali, yokluk, akıl bir menzile kadar müşavir. Sonra tam teslimiyet. Muhafız, melekler, mülhem, kalp, sahip, Hz. Resul. Hakim, Kuran, ölçü Sünneti Muhammed Hasvet, temizlik, samimiyet, ihlas, himmet, evliyadan, Kader değişmez. Mele-i Ala saliklerin mekanı. Miraç namazda, yokluk oruçta, Şura hatta, tokluk dünyaya, hedef rızaya geçin yerince. İsraf yasak. Cimrilik yok. En üstün nesne zaman. İsrafı haram. Dağınız Hira. Tecelli tura. Yeriniz arz. Temizlik, tarz. Merkez, Mekke. Mevcudat tekke, pervane her zerre, bir anda bin kere ay döner, gün döner, aşk, baki, üstat, sakin, şerbet, iman, İhlas, marifet. Hayret, bir makam. Yediğiniz, helal. İçtiğiniz, abu zülal. Müezzininiz, Bilal. Arzunuz cemal aleminiz hal. O haldeyken diliniz Bilal, burada kal selam ve kurtuluş size olsun der. Ayrılır kaybolur. Efendim gitmeyin biraz Lut edin.
Heyhab! Bu ne ateşti Ya rabbi. İçime düştü. Kimdi bu zat. Nerde bulurum izimi. Neydi o konuştukları. Bir ateş aldı içimi. Sanki bir alev atmıştı benzin kıçısına. Yanıyorum, azalmak bilmiyor ateşim. Gözümün önüne alabilsem ruhunu, konuşturabilsem hayalimde, halledebilsem müşküllerimi, giysem hizmetli basını, bağlasam hizmet kuşağını belime, versem ruhumu bu yolda. Ya Rabbi beni de sevdiklerinin arasına dahil et. Bin defa gazi, yüz bin defa şehit olayım. Yani mahçere kadar her an şehit olma halini tadayım. Tatil, hizmette nasip dar olayım. Ya Rabbi göster bana yolları, Atayım canımı, çiğnesinler yüzümü. Karışayım salihlere, mücahitlere. Tanıt bana imamı zamanı. Cahiliye devrinde ölenlerden olmayayım. Ya Rabbi getirmişsen şu anda al canımı, yandım söndürme ateşimi, al emanetimi, al emanetimi, çek beni kendime affet günahlarımı. Ya rabbar, ya Settar, ya Allah.
Geri ve devrilir yanının üstüne bir nur delirir alnında. Mütevbessim çehresiyle kıblelenmiş yüzü, melekler, çevreler etrafını. Bir anlık sohbet ve nazar, kavuşturur hasret-i vussatına, niyeti hayırlı olur amelinden, Mele-i alaya yükselir ruhu. Hamdolsun alemlerin Rabbi olan Allah'a. Hacı Molla Amulcamızın ebiyatını dinliyoruz. Bir hafız abimiz Kuran-ı Kerim okuyor.