Bunun yemesi var, içmesi var, bilimi var, kuşamı var, aynası var, çoluğu çocuğu var, kişi var, gülü var. Birçok yerine göre, bazineleri var. Ne olacak? Buna çok güzel bir cevap veriyor. Buyuruyor ki her yaptığınız işi, İmam-ı Rabbani Hazretleri, bu çok önemli ama bu tabir çok önemli. Şimdi, ben dinmekten gayri çekiniyorum. Düzgün, dürüst ve Rabbinizin celalimize muvafık emrine uygun yapmaya çeki dahil ediyor. Ne dersin mesela, adamın işi var. Bu dönemde ne yapılıyor, bilmiyorum şu anda. Diyelim ki, dükkanını acele etti. Ya Rabbi, rızkımı helal edin lütfettiniz, düzgün ticareti, aldatmaması, sendendir. Senin bir ikramındır. Bu nimetle küfranımda bulundurma, o nimetin şükrünü eda ettir, demek zikirdir. Bak, gayet güzel. Evimize vardığımızda meşguliyetimiz ne olacak? Meşguliyetimiz, herkesin kendine göre değişir. Sabahtan alırsak gece teheccüd namazına kalkılır.
Bu efendimiz için, ilerideyse vacip, farir mecrabesinde. Daha da kuvvetli, Efendimiz hiç terk etmiyorlar teheccüd namazını. Yalnız cemaatle kırıyorlardı. Pancolunun korkusuyla Efendimiz, gelmedi. Bu herkes kendi başına kılıyor. Artık en zayıfımıza göre ayarlamışlar. Ehlullah bunu bize en zayıfımıza göre ayarlamışlar. İki rekat diye. Bu sekiz rekat kılınır. Dağlar çok kılınırsak kılınabilir, kılınabilir. Edin. O namaz cemaatte, fıkdıktan sonra iş raf vaktine çok önem verirler. Adem risalesinde okursa, burada yazar zaten. İş raf namazına kadar, Ondan sonra bir eser mutlaka Habibi deriz. Üstatlarımızın birçok eserleri var. Bunu sohbet bitiren arkadaşlar anlatacak artık. Böyle olmaz, tek kişi de yürümez. Şurada düşünüyoruz, siz çok kıymetli kardeşlerimiz var içimizde fakat cahil cesur olun diye de biz şimdi konuşuyoruz, hayatı gidiyorum. Onlar daha güzel anlatırlar, daha güzel söylerler.
En azından bu sohbet ettiğin arkadaşlarla bir görüşsek diyeceğim ama devamlı görüşüyorum, devamlı anlatıyoruz Bir çalışmamız lazım, hepimizin birinin çalışması lazım, olmuyoruz, bu bir kişiyle yürümez. Sohbet idareye gidiyorsa ama bir sohbetçinin yanına yardımcı verecek olsa, acayip hallerini idare eder. Şu yaptırsın ama yaptıracaksak dikkat edeceğiz, riayet edeceğiz. Rivayet nasıl edeceğiz? Peygamberimize bakacağız, Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Peygamberanıza, masarı müziği, Emri Abdullah, ulemai Kiram nasıl dikkat etmiş, nasıl riayet etmişse ona göre. Bunu artık onlar anlatacaklar diyecekler. Kardeşim, vaktimizi şöyle geçirelim. Bunda bir zorluk yok. Mesela ben diyecek, bu dönemde şöyle bir kitap takip vereceğim. Dün anlatıldığı üzere inşallah devam eder. İşte bir kardeşimiz alabilirse, ticaret erbabı hepimize de gerekli olmakla birlikte, onlar için büyük bir diğer ticaret ilmi hali.
Biz devamlı altını çizeriz. Önemli olan yerleri, haydeleriz, bakarırız. Size ait zaten. Gönül vaktimizin dolu geçmesi gerekir. Sonra bir bölüm için çok önemli. Diyelim ki şimdi yatacağız, ağırlaştırırsam siz olayına bakın, nasıl kolay buluyorsanız. Yatısından sonra kılınan namaza yatarken buna gece namazı dediler. Bu teheccüd namazı bir ay. Yapmadan önce iki rekat. Böyle okul dönemiyle geldik. Tabii büyüklerimizin tavsiyesi insana çok faydalı oluyor. Okuyorsun, gidiyorsun ama onların sözleri, taşlara geçiyor bir müddetillahi teala. Eğer buyurdular, bir kere namaz kılarsak yatmadan önce daha evla olur. Hani küçük günahlarımızın bağışlanmasına sebep olur diye. Çok güzel burada okuyacak şimdi. Mesela gece kalktığımızda kılacağımız nedir? Gece kılacağımız, teheccüd namazıdır. Ondan sonra, sabah namazını şöyle, bitiminde güçsüz hakim güneş bir mızrak koyuyorum. Niçin bu iş?
Diyelim çenemizi şöyle düşümüze dayandığımızda, gözümüzü kaldırdığımızda görebiliyorsak güneşi daha güzel bir şey yok. Bunu çıkartmak zor olacak. Çok kolay bir şekilde olsun diye istiyorum. Güneş her tarafı almışsa, her tarafı deyince bir kuşluk vakti değil bu. Kuşluk vakti demek devenin, devenin sırtının ısındığı zamandır. Devenin, Sırtının Isındığı Zamandır kitaplarını. Kuşluk vakti, işrak vakti. Şimdi buna biraz dağılacak. İki rekat namaz kılar. Mesela Muhammed Baki binl Hazretleri var. İnce Kuran-ı Kerim İş kart vaktine kadar bu güneşin biraz yayılma durumu var ya, biraz yayılma anına kadar kırk ve yirmi bir tane Yasin-i Şerif okuyor. Ondan sonra da elini kaldırıyor. Ya Rabbi, geceler nedir geçiyor diyor. Mesela Abdullah bin Mübarek diye bir zat var. Diyeceksin ki, gece Kuran'ı hatmediyor, geceler nedir geçiyor diyor. Bu, bir kıza aşık olmuş. Penceresinden bakıyor kıza.
Ezan okununca diyor, yatsı ezanı diyor, nedir okundu? Allah diyor akillar versin kız, döne diyor, şehirli arzumla diyor, sabah namazını, yatsı ezanı diye zannettin. Şimdi, bu bir dünya kadını. Tabii, içimize girmişse girmiştir inşallah. İçimize bu ilahi aşk gitse adam yapması mümkün değil. Zaten bizim içimizde oturmaz onlar. Sizin içinizde oturur da bizim gibi insanın yanında biraz oruçtur. Onlar, konuşacağı, görüşeceği insanın saçının elinden de gelir. Özür renginden de anlar, sesinden de anlar. Bu, artık değişik bir konudur. Bir kamil müminin, kamil mümin demek, tarikeyle insan demek, şu anlaşılmaya yanlışa yol verilmesin diye söylüyorum. İşte tarikat bir aylık şeriat, bir aylık anlamı verilmesin diye. Şeriatı kılı kırk yararıcasını ince ve hassas yaşanmasına tarikat denir.
Biz diyoruz ya ben üstadımızdan sonra demiş, o an rahatsız tabirini kaldır, kaldıralım diye o gün de söyledim, müşterimizden sonra. Çünkü baktım halimize, siz demiyorum, kendime baktım. Bir de diğer insanlara baktım. Onlardan farklı göremeyince aman Nadirim bu tabiri kullanıyoruz. Dikkatilerin, riayetilerin, Allah'ımızın emrine son derece, nafile namazları kılarız. Var. Silahsı, şardı, şair şöyle on, dört, on beş kilometre geçtikten sonra, bu bizim tarikatimizle alakalı değil ama bizim canımız gibi bir zat dikkat etti. Uzat, ben anlatayım mı cevap? Kalbinizden bir şüphe geçmesin inşallah. Bu, Mekke'de, Medine'de namaz kılan bir kimseydi ama başka bir bereketle bir görüşüldü bunda. Ziyaretimi vardım. Dedim ki ben de bu şut namazını kılayım dedi. Dört rekat kıldı. Zaten akıllı olan bunu yapıyor. Ne kamil bir insanım şimdi. Hem temizdir, tertemizdir. Tabii anlaşılmazdı.
Burada bilenimiz yok zaten. Bilseniz kolay uyanır. Şimdi bunun dersleri de çok güzeldi, görüşürdük. Allah'ımızla irtibat kuracak, onunla konuşacak, görüşecek bir dersi vardı. Başka ne diyeyim? Allah'ımızla derdini ve meselesini kalbini açtığı zaman hallecek bir kimseydi. Mübarek bir nevi. Bak, ikimiz de öyleleri bir çoğalsa, pis ne istiyoruz?