Kamil müminlerin işaretindendir. İlahi aşk kanadı ile ulvi alemlerde gönlü cevelan eden uçan kimselerdir. Onların kalpleri, süfli alemde değil, ulvi alemde ilahi aşk ile uçuşan mübarek kimselerdir. Demek ki şevk bir arabanın benzini gibi, bir uçağın yakıtı gibi, bir füzenin yine semavata doğru giderken, onun uçmasını sağlayan bir yakıt artık ona mahsus ne ise onu götüren, onu uçuran bir nesne gibidir. İlahi şert, aşk ve muhabbetle, insanın gönlünü marifet semasında, lahut ilahi alemlerde, gayil alemlerinde dolaştırır. Sırf Mevla için, Mevla ile, Hak yolunda, düzgün hareket eden kimselerdir. Düzgünlükleri Mevla'mızın ilahi yardımından gelir. Kendilerine ilahi bir lütuf ve ihsan, yüz göstermek sureti ile onlar Hak yolda çok düzgün, nebilere, sıddıklara, şehitlere, salihlere uygun bir hayat yaşarlar. Ve ala Ayetil inkiser. Kendilerinde yok bilirler.
Rabbimizin azameti karşısında kendilerinin mahvolduğunun idraki içindedirler. Mukbilen bil külliti ala Melik ki, her şeyin sahibi olan, her şeye hükmeden Mevla I zülcelal de tamamen teslim olmuşlardır. Her halleriyle dönmüşlerdir. Mesela bir oruç taatinde, sadece yeme ve içme ve cinsi münasebetten uzaklaşmak değil, bütün azalarını kötülüklerden korumak suretiyle yönelmişlerdir. Zekatlarında sırf ellerinin verişi ile değil, gönüllerinin de cömertliği ile, yüzlerinin tebessümü ile, tatlı dilleri ile, gönülleri fetheden tatlı sözleri ile dönmüşlerdir. Beytullah'ı sadece cisim olarak değil, nefsin mertebelerinde geçerek dönmüşlerdir. Kelime-i şehadeti okurken, hayatlarının her safhası kelime-i şehadet olarak dönmüşlerdir. Cihatlarında, nefisleri ile de cihad ederek, şeytanın aldatmasına kapılmayarak da dönmüşlerdir. Evlatlarını ıslah ile de dönmüşlerdir.
Yemeleri, içmeleri her şeyiyle giyim ve de dönmüşlerdir. Duymalarında eşyanın Mevla'yı zikr edişiyle de dönmüşlerdir. Onlar kendi varlıklarından da yüz çeviriş çevirmişlerdir. Onun geçici olduğunu tamamen bilmişlerdir. Ne kadar sahip ve olsalar kişinin malını muhafaza hususundaki irtihali nimet de olsa, o mülkün geçici olduğunu, Rabbi Zülcelalimizin bir sineğin kanadı kadar dahi dünyaya ehemmiyet vermediğini bilmek suretiyle ona dönmüşlerdir. Mal firari minel mahluki insanların övgüsüne, insanların vasfına, zülcelal'i arzu etmişlerdir. Onlara yapmış oldukları hizmetin Mevla'ya olduğunu bilmişlerdir. Onlar alemlerin rabına kurmuş oldukları dostluğun lezzetinin şiddeti ile bu dünyadan muhabbetinden vazgeçmiş, elleri karda, gönülleri yarda olmuşlardır. Rucuuhu ilelhak onlar, Mevla'ya dönmüşlerdir ve döneceklerini de bilmişlerdir. Rabbımıza döneceklerini bilmişlerdir.
Çünkü ve hileyke el masih, dönüş hiç şüphesiz Rabbimizedır. Bu artık gönüllerinde yer etmiş kalplerinde tamamen inanmış, mübarek kimselerdir. Ve viyatimaduhu alel hak güvenleri de Mevla I zülcelaledir. Ve gara ruhu mal hak onlar ancak Mevla ile huzur bulurlar, onunla neşelenirler. O razı olursa hiçbir kimsenin rızası da nefreti de kabulü de, reddi de, onların indinde hiçbir şey itibar etmez. Yeter ki Mevla ile beraber olsunlar. Onların gönüllerinin rahatlığı da hiç ve siz Mevla ailedir. Onlar kainatta hiçbir şeye kalplerini kaptırmazlar. Ne dünyanın süsüne, ne püsüne, ne arabasına, ne evine, ne kadına, ne kızına hiç kalplerini kaptırmazlar. Semavi vel hadis onların sözleri hep vahyi ilahi olan Kuran'dır. Vahyin dışında olmayan Rasulullah'ın mübarek sözleridir. Hep dilleri bunları konuşur. Ayetlerden konuşur. Allah'ın kelamından konuşur. Rasulünün hadisi şeriflerinden.