Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızda bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l azizin Bakara Suresi tefsiriyle devam ediyoruz inşallah kaldığımız yerden. Bakara suresinin üç. Ayeti kerimesinde es anlatmaya başlamıştık, aktarmaya başlamıştık. İbn Abbas radiyallahu anh'dan Allah Teala Peygamberini Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet ederek göndermiş, kul tasdik edince sırasıyla Allah namazı, zekatı, orucu, haccı ve cihadı ilave etmiş ve böylece dini ikmal etmiştir.
Mukatilde şöyle demiştir: Nebi Aleyhisselam Mekke'de iken sabah akşam iki rekat namaz kılardı. Miraç hadisesi vuku bulunca beş vakit namazla emrolundu. Miraç vakitlerin en şereflisi, hallerin en faziletlisi ve münacatın en azisi bulunduğundan namaz bu gecede farz kılınmıştır. Namaz imandan sonra taatlerin en faziletlisi, kulluk vazifelerinin de en güzelidir. Binaenaleyh ibadetlerin en faziletlisi vakitlerin en değerlisinde farz kılındı. Miraç, kulun Rabbine kavuşması ve ona yaklaşmasıdır. Ayet-i Celiledeki lafz cemi sigasıyla yani çoğul kipiyle olmakla namazın cemaatle edasına işaret vardır. Hadis-i Şerif'te beyan olunduğu vechile cemaatle kılınan namaz yalnız başına kılınan namazdan yirmi beş yahut yirmi yedi derece daha eftandır. Cemaat farz-ı kifayedir. Ekser ulemaya göre alimlerin çoğunluğuna göre farz-ı ayn değildir. Yalnız başına kılsa da olur fakat cemaat sevabı alamaz.
Ahmed bin Hanbel rahimehullah'a göre cemaat farzdır, nafile değildir. Nevafilin yani nafile namazların evlerde kılınması makbul ve müstehaptır. Cemaatin farziyetine kail olanlar, cemaatin farz olduğu görüşünde olanlar, Allah'ın davetçisine icabet ediniz ayetini müezzine icabet ediniz diyerek tefsir etmiş ve cemaatin farziyetine kail olmuşlardır, bu görüşe varmışlardır. Müezzinler Allah'a cemaatle ibadete davet ederler. Neviyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Cemaati terk eden benden değildir. Ben de ondan yana değilim. Allah onun ne farzını kabul eder, ne de nafilesini. Aleyhisselam Efendimiz şöyle buyurmuştur: Allah'a yemin olsun ki birine emredeyim de insanlara namaz kıldırsın. Ben de cemaatten geri kalanları takip ederek evlerini yakayım istedim. Bu hadis cemaatle namazdan geri kalan kimselerin evlerinin yakılmasının cevazını gösterir. Yani caiz olduğunu gösterir.
Zira Resulün masiyeti işlemeye teşebbüsü caiz değildir. Sünnet-i müekkedenin terkinden dolayı ev yakılacak olursa vacip ve farzın terki yüzünden evin yakılmasından şüphe mi ediyorsun? Ve masiyet aletlerinin yakılmasında şüpheleniyor musun? Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Miraç gecesinde semavatın melekutunu ve sakinlerinin ibadetlerini müşahede ettiği esnada onların hallerine gıpta edip Allah'tan bunları ümmeti için talep etti. Allahu Teala da bütün meleklerin ibadetlerini beş vakit namazda cem edip onun ümmetine verdi. Çünkü onlardan kimisi kıyamda, kimisi rükuda, kimisi secdede, kimisi hamdetmekte, kimisi tesbih etmekteydiler. Allahu Teala bu ümmete de beş vakit namazlarını dosdoğru kıldıkları takdirde bu melaikenin ecirlerini vereceğini vaat etmiştir. Namazların ikişer, üçer, dörder rekat farz kılınmasının hikmetine gelince.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem o gece melaikenin heyakilini yani suretlerini ikişer, üçer, dörder kanatlı olarak gördü. Allah bu ümmetin namazlarının nurlarının suretlerinde bunları cem etti. Melekler ibadetlerin ruhlarını göğe yükseltirler. Bir ibadetin onlar için nurani bir heykeli ve sureti vardır, temessül eder. Sahih hadislerde varid olduğu vechile Allah, salih amellerden melekler halk eder. Allah aynı şekilde meleklerin kanatlarını üç mertebede kılmıştır. Senin Allah'a uçacağın kanatlarını da onların kanatlarına benzer şekilde kılmıştır sana istiğfar etmeleri için. Beş vakit namaz bizden evvelki ümmetlerde parça parçaydı. Allahü Teala ve Dikkat hazretleri bunları son nebisine ve ümmetine cem etti. Zira dünyevi ve uhrevi fazailin, faziletlerin cümlesini tamamını Peygamberimize toplamıştır. Ümmeti de diğer ümmetler arasında aynı durumdadır.
Sabah namazını ilk kılan Adem, öğle namazını ilk kılan İbrahim, ikindi namazını ilk kılan Yunus, akşam namazını ilk kılan İsa, yatsı namazını ilk kılan Musa Peygamber'dir. Bu meyanda denilmiştir ki beş vakit namazı ilk kılan Adem Aleyhisselam'dır. Sonra bunlar peygamberler arasında dağılmıştır. Vitr namazını ilk kılan Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizdir. Bu hususta Rabbim bana bir namazı da ziyade ile vermiştir. Buyurmuşlardır. Namazın bidayeti başlangıcı ikamedir, nihayeti idamedir. Namazın ikamesi her bir namazı kendi vaktinde rüku, sücud ve hududunu zahiren ve batınen muhafaza ederek kılmaktır. İdamesi ise devamı murakabe ile, yani murakabeye devam ile namazla gizlenen Eltaf-ı Rububiyete nail olmak için, Rabbani lütuflara nail olmak için tahsisi nazar eylemektir. Hadis-i Şerif'te yaşadığınız günlerde Allah'ın nice nefehatı vardır.
Gözünüzü açın ve onu yakalamaya çalışın buyrulmuştur. Namazın bir şekli bir de ruhu vardır ki her bir şartını ve rüknunu yerine getirmekle ruhuna erilir. Mesela namazın şartlarından birisi abdesttir. Abdestin her bir farzında, sünnetinde, edebinde namazın dosdoğru kılınmasına insanı hazırlayan bir sır ve işaret vardır. Mesela elleri yıkamak onları dünyanın levhiyatından yani kirliliklerinden ve nefsi masiyetlerden temizlemeye, kalbi hayvani ve şeytani sıfatlardan tasfiye etmeye işarettir. İlk vahiyden sonra evine gelerek bürünüp sarınan peygambere, Elbiseni temizle buyrulmuştur ki bu kalbini temiz tut diye de tabir edilmiştir. Yüzü yıkamak himmet yüzünü dünya muhabbetinin necasetinden yıkayıp temizlemeye işarettir. Çünkü dünya muhabbeti her bir günahın başıdır. Namazın şartlarından biri de kıbleye yönelmektir.
Bundaki sır, Hak Teala'yı arzu etmekten başka her şeyden yüz çevirmek ve kurbiyet ve münacat arzusuyla Hazreti Rububiyet'e teveccüh etmektir, yönelmektir. Elleri kaldırman himmet ellerini dünya ve ahiretten çekmektir. Namazdaki tek bir kulun kalbinde isteme, sevgi, azamet ve izzet bakımından, Hak her şeyden daha büyük diyerek onu yüceltmektir. Namazda iftitah tekbirinin hemen niyeti izlemesi Allah'tan bir şey isterken niyetin samimi oluşunun hakkı tek bir ve tazim ile gösterilmesine gerektiğine işarettir. Zira Allah'ı değil de başkasını talep eden, o matlubu tek bir ve tazim etmiş olur. Allahu Ekber diyerek Allah'ı büyüklemeden namaz surete caiz olmadığı gibi hakikatte de caiz değildir. Kişi Dünya en büyüktür, ukba en büyüktür dese Allahu Ekber demedikçe namazı olmaz.
Sağ elini sol eli üzerine koyarak ikisini beraber göğsüne koymakta da yaratıcı huzurunda kulluğun şeklini ifadeye ve kalbi masivanın muhabbetinden korumaya işaret vardır. Namazda kıraate yöneldim diye başlanmasında Hak'tan başkasını talep etme şirkinden uzak kalarak Hakk'a yönelişe işaret vardır. Fatiha'nın kıraatinin vacip oluşu ve Fatihasız namazın caiz olmayışında öyle bir hakikate işaret vardır ki bu hakikat kulu Hamdü Senna Rabb'ül Alemin'e şükür ve hidayet talebiyle Rabbani lütufların güzel kokularına hedef kılar. Sosu edilen hidayet öyle ilahi cezbelerdir ki her biri ins ü cennin ameline denktir ve Allah ile kul arasında ikiye ayrılmış olan namazla kulu Allah'a yaklaştırır. Kıyam, rüku ve sücud. Kulun alem-i ervaha ve gaip yurduna dönüşüne işarettir.
Secdeden sonra Teşehhüdde enaniyet perdelerinden kurtulmaya işaret olduğu gibi Rabbani cezbelerle Hakk'ın cemalini görmeye vasıl olma işareti de vardır. Sonra Tahiyyat'ta kulların, meliklerin huzuruna varışındaki şekilleri sağa sola selam verişte iki dare selam vermeye işaret bulunduğu, yani iki dünyaya selam vermeye işaret bulunduğu gibi sağdan cennet nimetlerine, soldan da lezzet ve şehvetlere davet eden her cahil davetçiye selama işaret vardır. Böyle bir kul icabet ve münacat makamları içerisinde bulunduğu halde keramet denizlerine dalmış, ilahi cezbelerin bağı ile bağlıdır. Nitekim Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: Rahman ve Rahim olan Allah'ın kulları yeryüzünde tevazu ve vakarla yürürler. Cahiller kendilerine laf atıp sataştıkları zaman aldırmadan selametle deyip geçerler. Şekilciler namazı Eda'dan selamla çıkarlar. Hakikat ehli ise selamla namazı devam ettirmeye girerler.
Nitekim Allah- Onlar namazlarına devam ederler buyurmaktadır. Namaz kılan bir kavmi namazları korur. Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: Ey Muhammed! Sana vahyolunan Kitabı oku. Namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar. Namaz kılan o müminler, gayba iman eder ve kendilerine verdiklerimizden infak ederler. Hadis-i kutside, Salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşerin aklına gelmeyen nimetler hazırladım buyurmaktadır. Kıymetli NEYİCİLERİMİZ, BU Ayet-i Kerime'nin tefsiriyle bugünkü İhsan Mektebi programımızın sonuna gelmiş oluyoruz. Sizlere Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahu Sallallahü Sirrahü'l-Azizs'in Bakara Suresi tefsirinden bir ayetin bir bölümünü aktarmaya çalıştım. İnşallah bir sonraki programımızda kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Sultanü'l arif'in, merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's- Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.