Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi program mısın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz, sevgili dinle İşler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l-Aziz'in Hz. Yusuf Aleyhisselam isimli eseriyle Yusuf Suresi tefsiriyle inşallah devam ediyoruz. Kırk üç. Ayet I kerimede kalmıştık bir önceki programımızda. Mısır meliki bir rüya görüyor ve bu rüya üzerine bazı olaylar gelişiyor. Bakalım Yüce Rabbimiz nasıl anlatıyor bu olayı ve nasıl tefsir ediliyor üzerimizde.
Bir gün Mısır padişahı dedi ki ben rüyamda kendilerini yedi arık ineğin yemekte olduğu yedi semiz inekle yedi yeşil başak ve yedi diğer kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler, kahinler, eğer rüya tabirini biliyorsanız benim rüyamı halledin dedi. Onlar da dediler ki bunlar karmakarışık ve yalancı düşlerdir. Biz böyle düşlerin tabirini, bilinci kimseler değiliz. Zindandaki iki arkadaştan kurtulan nice zaman sonra Yusuf'u hatırladı da dedi ki ben size onun tabirini haber vereyim. Hemen beni gönderin. Zindana gidip Yusuf'a Yusuf, ey çok doğru sözlü dedi. Kendilerini yedi arık ineğin yemekte olduğu yedi semiz inekle yedi yeşil ve diğer yedi kuru başak hakkında bize bir fetva ver. Ümit ederim ki halka isabetli cevabınızla dönerim. Belki bu suretle onlar senin yüce kadrini bilirler. Yusuf cevaben dedi.
Yedi sene adetiniz ve çile ekin ekip yiyeceğiniz az bir miktar hariç olmak üzere biçtiklerinizi başağında bırakın. Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek. Tohumluk için saklayacağınız az bir miktar hariç olmak üzere önceden biriktirdiğinizi yiyip götürecek. Sonra bunun ardından da yedi yıl gelecek ki insanlar o zaman yağmura kavuşacak ve o zaman sıkıp sağacaklar. Melik dedi ki onu bana getirin. Bunun üzerine Yusuf'a elçi gelince Yusuf ona haydi sen efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru neydi kendisinden sor ve yok ki benim Rabbim onların fendini hakkıyla bilicidir dedi. Melik o kadınları toplayıp dedi ki Yusuf'un nefsinden kam olmak istediğiniz zaman ne haldeydiniz? Kadınlar haşa dediler, Allah için biz onun hakkında bir fenalık görmedik. İşte bu zaman Aziz'in karısı şöyle dedi. Şimdi hak meydana çıkmıştır. Onun nefsinden murat almak isteyen bendim.
O ise şeksiz, şüphesiz doğru söyleyenlerdendir. Elçi gidip ve Yusuf'a bu kati itirafı naklettikten sonra Yusuf dedi ki benim onun bu itirafına lüzum görüşüm, Aziz'in gıyabında kendisine kati surette bir hainlik yapmadığımı ve Allah'ın hainlerin hilesini hiç şüphesiz muvaffakıyete erdirmeyeceğini Onun da bilmesi içindi. Değerli dinleyiclerim, Yusuf Züleyha'nın ismini burada söylemedi. Hem te'eddüben söylemedi hem de hakkına riayet. Bir de düşmanlığın zirvesinde olduğuna inandığı için bir mikrinden, tuzağından daha sakındığından dolayı söylemedi. Fakat diğer kadınlara gelince onlar hakkı bütün şiddetiyle söylemek ve Züleyha'nın, Yusuf'un nefsinden murat almak isteyip de Yusuf'un ismetini muhafaza ettiğini ikrar etmesini onlara göstermek istiyordu.