Gelmez mi diye gör diyor. Ben çıkayım geriye diyor. Öyle senin uykuna taplıyorum. Ben onu yapıyor, Muhammed'ın eldiveni diyor. Oraya yarıyor, konuşuyor, varıyorum. Şimdi vardım gibi fincanları neye karıştırdım, tüfeği neyi aştım, uykudan uyanamadığım yerin bir huyunu da yapıyorum. Tam kıl alacak zaman şimdi deyince kadın aman midem varıp boğazına yanaşma belki uyanıp ne olur? Şöyle sende tecrübe et sağı solu bir cahırlattır. Varıyorken orada diyor, o yanmayan böyle burnumda gözlüğün ucuyla bakmış ki, elimde açık bıçağı kazını yık diyor, boğanları. Karını öldürüyor. Pencereden gelip bakıyor ki kadın gebeleniyor. Kafası ayrılmış. Kardeşlarına diyor ki, enişteniz diyor planın ailesi ile iyi de ailesini kesti öldürdü diyor. Onlarda geliyor enişteler diyor öldürüyor. Çok korkma, çok böyle olmadığı olsun. O kazada dört yüz tane yön olmuş. Akraba, kabadayı, akraba, kabadayı, hıl vız geçirmiş.
Böyle kitleler var. İnanıp da birden ayağa kalkıp da gelini doğru canı bul muhakkak bize bunu söyledi diyecek alçaklar var. Allah şerlerinden versin. Ben fitneden bir de korkarım. Onun için bize fitlenip gitmeye hazırlananlara bir evrak koydum Allah'ın huzuruna, kendi görsün benim vazifemi. Bir daha gönlümüz olsun daha az verecek değilim. Zaten bu sene Bir boyunun çobanını, çobanını, şaşırtmak için bir oyandan girer, bir oyandan çobanı şaşırttın mı, boyunun içine girer, doğmaya başlar. Bir memlekette hocalar haklarını ulaştırlar, milletin çobanı olduğu için hocalar milleti ıslah edecek, irşad edecek. İlki çobanı şaşırtacaklar, her birini bin yere atacaklar. Allah rızası için vaaz gereni de durduracaklar. Vakum mahrum olsunlar şunlar da istediğimiz gibi muamele edelim diyecekler.
Allah şerrinden Peygamber Efendimiz buyuruyor: Allah'ın ki su duası için bir sadaka, bir zeka sahibinin elinden çıktığı vardır. Sailin eline almadan evvel Allahu Teala hazırladığı kudret eline alıp kabul edilir. O sahil ile yani zekatı, sadakayı alan ile eli. Elden münezzeh, ben alırım bir kabul ederim. Ondan sonra kelimeyi sahibine söyler. Ne söyler efendim? Diyor. Sayıca bir dirayet etmiş, bir dirayet edin, bir dirayet edin. Beni Allah'ın fazlı ile çoğalttın. Allah'ın fazlıyla, bereketiyle o eve bereket yazdı o sadakayı verince. İki, evvelce sana düşman adım. Çünkü ceketi verilmeyenden ahirette yılan olacak, dilini tutacak, sormaya başlayacak. Dirilmeyen zekat ateşten çivi olup vücuduna çakılacağını. Beni verdim de evvel de sana düşman edin. Şimdi beni kendine dost ettin, seni muhafaza edeceğim. Allah Allah nasıl müjdeymiş, benim de hoşuma gitti. Dört.
Dünyaya sarf etmekle fani olacaktım. Dünyaya sarf etmekle fani olacaktım, mahvolup girecektim. Allah'a bilmekle beni vaki kıldın, seninle cennete beraber gireceğiz. Kabrin başında geleceğiz. Bir fatura elbise giydirdin ise bir hulle gibi olacak, kabirden uyuyan kalktığın zaman onu giyeceksin. Şu Ramazan günde bir fakirin doylanırsa, kabrinden kalkınca aç ah benim için bir sinirle cennet mi yemek olup önüne gelecek? Tabi şimdi diyemedim ki ben bu sene vaaz veremedim ki. Binde yirmi mi dedim sana affedin? Beş. Elimde oldukça sen beni muhafaza edecekdin. Kasa alacağın, kitleyecekdin, saklayacakdın. Bundan sonra ben senin muhafızın oldum diyecek. Seni es-Sadakat hokerut-ul belavetesi du'l- yumur. Salaka verdiğin için seni muhafaza edeceğim diye bu beş kelime ile sana çıldırıyorum yani bu sadaklara. Devam et hocam. Şu ayet nazil oldu.
Yani zetle kadar bir sadaka derseniz yine zayi etmeyeceğim. Ya Rabbi bu çok az zerre kadar ameli zayi etmemek as. Ümmetim hakkında fihaktır ümmeti halellahu Teala az zevcen. Allah şöyle buyurdu. Müdaike yüz kevne ecrabin berrak-i münasaberhu. Allah buyuruyor ki Habibim üzülme. Ümmetin için dolduğu zaman secdede bahşevi'yi tahmin eder, hem getirmiş parmağımız tevhid eder. Hularım altına diye bir dilledim, söylediği söz o kez anladım. Der ki ey Mevla yüzün tuttu sana, ya ilahi ümmetin verdin bana, etmiştir ve ben Ya'mel ayetini okuyunca nazil olunca dedim ki Ya Rabbi, ümmetim hakkında bu çık, az deyince Allah Celle Celalü merreteyni yani savunları sebebiyle geceleri iki kalp bulacak buyurdu. İki kalp giderim ya Habibim, senin ümmetinin amelini bir kalp vermem, iki kalp vereyim, hayır mısın? Dur bu Halid-i Peygamberimiz ne diyor? Hep ayetlerle ispat ve dersin diyorum görüyor musunuz?
Böyle yazdık. Resulullah buyurdu. Yine dedi ki Ya Rabbi ümmetime bu da arstı. İki katta ne var Ya Rabbi, sen büyüksün ne olursun diye yalvarınca Rabbimiz buyurdu ki sonra şu Ayet-i Kerime geldi. Onlara karşılık olarak verdikleri yine eski tip bircecik kuruşa, bir tanecik liraya, bir tanecik on liraya, bir tanecik yüz liraya, bir tanecik beş yüz liraya, bir tanecik bin liraya, on bin, yirmi bin neyse, Bu da az Ya Rabbi, hangisi? Birebirmen de az Ya Rabbi. Ne olacak? Birebir verdin mi? On dört kat olur az ya Rabbi! Yine Allah'ım çok vurdu Ya Rabbi! Peygamberimizin vurdu Ya Rabbi! Ümmetim bunu hakkında on saatte az ya Rabbi derim. Allahu Teala buyurdu: Hep ayet, görüyor musunuz ya? İyi dinleyin. Peygamberimiz buyurdular. Ümmetimiz için yine bu da az Ya Rabbi diyelim. Yedi yüzde ne var? Bire yedi yüz vereyim diyorum. Yedi yüz, sen büyüksün. Rani gün anil alem birsin.
Bu az Ya Rabbi diyelim diyor. Allah uzun gelen hazretları buyurdu ki diyor Allah yolunda mallarını harç, gidenlerin misli, her başrakta yüz tane bitiren yedi dallı diriyetinin haline benzer misal ediyor. Bir tohum atarsanız tarlaya bir böcek olur. Göcekten yedi tane süngüle olur ve Allah'ın tefsirine. Her süngüleden, süngüle dediğim dardan. Yedi tane başşak olur. Başşak dediğin kelle memleketime göre konuşayım. Yedi kelle olur. Her kelle de yüz tane dene düşer, yedi yüz olur. Bire yedi yüz verilmiştir. Allah dilediği kimseler için daha da artırır. Habib-ül yelkanaat eder. Yetmez mi dedi. Allah'ın fazla keremi çok geniş, her şahsın niyetlerini çok iyi bilendir, hilkatin niyetini çok iyi bilir, samimiiyetle yürek gelir Allah'ın nimeti, bazı, yenilen peygamberimiz Güverden, Hada Kalin diyordu.
Şimdi diyor ki ümmetim hakkımda daha ziyade vermeni istiyorum Ya Rabbi deyince, bu his bana daha artır Ya Rabbi. Allah'ım şu ayet-i kerimeyi yedirmiştir. O, osun değil ki, osun değil ki Allah'ın güzel, Allah'a güzel halis niyeti bir surette muhabbet olanlara güç verenler, camilere verenler, köprülere verenler, imam hatiplara verenler, Kuran kursuna verenler, yetimlere verenler, dullara verenler, ihtiyara verenler, Allah onun mükafatını kat kat artacak. Yani böyle yedi yüzüne değil kat kat kat kat kat artılacak. Yedi yüz daha, yedi yüz daha, yedi yüz daha, yedi yüz daha, yedi yüz daha, kat kat artırırım Habibim. Seni seviyorum çünkü istiyorsun, Vereceğim bugün Ramazan'ın son günleri. Mükarparlarını vereceğim ondan, kat kat kat vereceğim. Açın bir aşklar. Idim. Bilemiyoruz, Salavatı Şerife'ye devam edelim inşallah. Allah kadrini bilen ümmetten etsin bizi. Allah Kuran'la cevap veriyor.
Ne diyor? Peygamberimiz buyurdu Ya Rabbi ümmetin sadıklarına daha artır. Senin hazinende çok değil mi Allah'a? Verem, çök hazinende daha artır. Böyle rica ediyorum deyince daha artır dedim. Şu ayet nazil oldu. Ancak ibadet ve taat, ibadet ediyor ve taat ediyor. Allah'a itaat ediyor, ibadet ediyor. Böyle samimi ihması var. Kaputsuz. Yani katuğu yok yaptığı amelin, İl görsün de beğensin bilmeyen halis bunlar. Onlara daha kat kat artı ziyade ediyor Rabbi az oldu demiyor da ziyade ediyor Rabbi. Bunu İstanbul'da bir zat ziyaret ettik biz. Yüz on beş yaşındaydı, Ali Haydar Efendiydi. Kırk yedide, kırk yedide hacca gittiğim o genç yaşında babı İbrahim'den girdiğimde eski padişahların yaptığı kukbaların altında otururdum. Daha taysaline oraya bir şey yapmış değildi. Sapa ile Merve'nin arasından ara hatta yol diyor diyorum. Sapasağlam bolluğu yolunun bir gecesi kadar yolu iki tarafı da çarşıydı.
Öyle sapadan Merve'de bir defa gider gelirdik. O zatın büyük bir zat olduğunu görünce yanına vardım elini öldüm, sordu. Benim kime mensup olduğumu sordu. Bende söyledim Barekallah, maşallah dedi. Derslerimi sordu, ondan sonra on altı sene sonra İstanbul'da ziyarete varınca yüz on beş yaşında bu olayı hiç duymuyor, gözlük gözlüküz yazıyı okuyuyordu. Büyük bir zattı Allah Şafiına nail etsin diyor. Ziyaretine vardık, seninle on altı sene ivmeli Hicaz'da görüşmüştür, değil mi? Allah Allah Bilgisi de onların manevi yetlerinde ismi korurmuş insana, ondan bilirlermiş. Allah hikmetlerinden ayırmasın. Ayette bak zatı hatırlayınca geldi. Ziyaretiniz, beni ziyaretiniz abdullah oldu dedi. Allah sizden razı oldu inşallah dedi. Neden derseniz dedi, neden mi diyeyim dedi.
Nedeni şu, neden beni ziyarete geldiniz, diyorum de Cumhuriyet, Oraya millet akışıp geliyorlar, siz benim gibi bir ihtiyara geldiniz, haram yok ki para vereyim, rütbe bakacak halim yok ki rütbe bakayım. Sırf Allah rızası için geldiğinizde Allah razı oldu sizden. Çünkü ameliniz artıksız. Bir katık katlamışsınız. Şeytan, gece anlayacağım da ramazanın sonunda ihlaslı olalım. Şeytan, Allah'a secde etmedim diyen yeryüzünde bir barış şiir kaldım ne semada. Lakin Adem'e secdeyip, onu gırtlağip de bana secdeyip deyince, Adem topraktan oldu, ben ağaçtan oldum, sen bilemiyorsun Allah'ım deyince mefhum oldu, nefrud oldu, Çift dergahımda, kafiri billah oldum dedi. Allah kovdu. Beni kovuyorum ya dedi, o kadar haberim var, yerine mükafat vermeyecek misin dedi. Bu veli yok, cennet yoktur derler. Dünyada ne istersem onu vereyim. Evveldi beni yaşat bir dedi, haydi yaşattın dedi.
Evveldi örgünün en sonunda seviyorum, dünya benim için bir kıymeti yok. İki dedi, beni kullayım üzerinden musallet. Et. Ben imanlı kulların içine vesvese vereyim, cehennemi defalet doldurayım dedi. Felaket veriyorum sana dedi. En son rabbim, en son rabbim. Böyle temnine bağırdıktan sonra, nerem böyle bana salahım yem verdim. Kullayın sağından gelirim vesvese verdim. Solundan gelirim vesvese verdim. Önümden gelirim vesvese verdim. Ardından gelirim. Burada, gurur ver de orada pirinç al, diriltiririm onlara. Ahirette o hakkı hukuku unutturur, tülle getiririm onları, cehennemi şöyle doldurun. Cehennem der ki, hellim veciz daha ziyade ver Ya Rabbi diye cehennem çağırır. Amma bu İhlas kullarına, halis kullarına gücüm yetmez dedi. Yani içinde ihlas olan kullarına gücüm yetmez dedi. Kim o bu kullarım?
Sırf ne yaparsa, namaz kılarsa, oruç tutarsa, had ederse, zekat verirse, bir adama yardım ederse, camiye, hayra, hasenata para verirse, il dürülüp vermez. Her yaptığını Allah'ın rızası için yaparsa, buna ihlas bilmez. Bunlar en küçük yetmez. Sefaratta gayrı melekler beni yaklaştırmaz. Mesele dedi iyice anlamayayım dedi, ben de size iyice anlamayayım, inağı sağan, boyunu sağan, keçi sağınız var Mehmet var dedi. Kullandırıyor diyorlar direkt. Onun içine sonra kan karışırsa, yine sağ kana kan gelirse sütün içine kan karışırsa yenir mi? Dedi, yenmez dedik. Çünkü bu kadar kan necis olduğu için kan yenmez dedik. Yenmezler bile yenmez. Amelimizin içine şeytanın kanını atarsanız ameliniz kabul olmaz dedik. Bu adam oruç tutmuyor filler diye tutarsa.
Bu adam namaz bulmuyorlar dillerde varsa, bu adam bu güzel çok sadakatiye, camiye yardım etti, zikrettiği verirse, Böyle tapır batarsa birinci kat semaya vardı mı amel? Melekler tahlil ederler. Bunda şeytanın kanı var, vesvesesi var, yüzüne çarpın. Amelin de tapır yetmiyor diyor Allah. Anladın mı? Şirketler bu vakit yetim olsun, soykırım vasfı, bazı, hiç bu yaptığımızı Allah'ın rızası için yapalım. Oldu mu? Oldu yani. En fulafayı anlattı bu defa, uzakta vefat etti, kabri küfür olsun. Peygamberimiz buyuruyor ki son söylemden, hala Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Peygamberimiz buyurdular ne kadar da ümmetinin sadıklarına. Herif lam Mim sarp sure-i celiliğinde ihlası oku da bak nasıl tahrip ediyor Allah. İhlas çok mühim, ihlas dediğimiz sulh yaktığını, her yardımını, her yurdunu, her tuttuğumu rüyaken olmaz Allah rızası için