Oysa onlara tertemiz bir inançla bir tek Allah'a yönelerek ve her konuda onun hükmüne boyun eğerek, yalnızca ona kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmiştir. İşte budur. İnsanı kurtuluşa iletecek dosdoğru din. Dereceetü'l İhlas, bu ayet-i celilede ihlas üzerinde duruyor. İhlasın üç tane derecesi var. İnsanlardan hiçbirisine dayanmayarak, yani onların beğenisi, onların iltifatı, bunların hiçbirisine, hiçbirisine dayanmadan dünyevi ve uhrevi bütün düşüncelerden uzak olarak Cenabıhakk'a ibadet eden kimseler demektir. Demek ki dünyada da bir arzusu yok. Ahirette de bir arzusu yok. İnsanlardan da hiçbirisine güvenip dayanması yok. Bu ne demek? Sırf Allah için demek. İkinci olarak ve saniye sır ahiretteki cennet için huri, gılman, cennette yiyecekler, içecekler, nehirler vesair der. Cennet nimetleri için yapar sırf.
Ves salisetü üçüncüsü, Bu hiç şüphesiz en üstün olanıdır. Allah'a kullukta bulunur. Ubudyeten, Ubudiyet, o benim Rabbim, ben onun bir kuluyum itaat etmek boynumun borcudur demek. Bunun ilk aşaması ibadettir. Bu gördüğümüz kadarıyla, işte diyelim kıyamı, rüku, secdesi bunları yerine getirmek. İkincisi ubudiyet bunu emreden Allah'tır diye yapabilmek Celle Celalühü. Ben de ona itaat etmek mecburiyetindeyim çünkü o beni yaratmıştır ve benim hayatımı da bu şekilde tanzim buyurmuştur diyerek itaat ediyor. Üçüncüsü ise burada ibadetin üçüncü kısmı zaten aşağı bölümde geçiyor, o da ubudedir, ubude şu, ve muhabbeten, ona kul olduğunu bilerek yapıyor ve muhabbeten içindeki sevgi uyanıyor. Bu çok önemli ama, bu Evrad ve Ezkar'da gelir,