Sayın dinleyiclerimiz sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Müellifimiz muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi'nin aranan kimlik kitabından bölümler paylaşmaya devam ediyoruz. Bugünkü konu başlığımız yöneticiler ve mesuliyetleri. İki zümrenin salahı halkın salahıdır. Biri umera, diğeri de ulemadır. Adeta bu tabir suyun gözünün durulması demektir. Tabiatta ve insanda gözlenen de budur. Azaların hayatiyetine vesile olan kalp düzelirse organlar da düzelir. Aksi halde iş sarpa sarar. Bizim şahsımızda dini mübini İslam'ı görüyorlar diyen Hacı Hasan Efendi'nin işareti de bu olsa gerek. Her şeyin kokuştuğu bu alemde fert ve toplumun huzursuzluğunun ana sebebi de budur. Balık baştan kokar demezler mi? Lokomotif raydan çıkarsa vagonların hepsi yatar. Yaşı ilerleyen Hazreti Ömer Kemiklerim zaafa uğradı. İrademde zayıflar. Vereceğim hüküm sağlıklı olmazsa ben ne yaparım?
Bu sebeple beni bağışla ya Rabbi derken sorumlulara tarihi bir ders veriyordu. Asr-ı Saadet dönemindeki misaller bugünkü hayatımıza düstur olmalıdır. Adaleti babalık şefkatinin önüne geçiren sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem kızım Fatıma Radıyallahu Anh Davulsa elini keserim buyuruyordu. Yakınlarına duyduğu ilgiyi başkalarına tanımayan bizler başımızı iki elimiz arasına alıp derin derin düşünmeliyiz. Şu hatıra hiç çıkmaz aklından, diyor müellifimiz Ali Ramazan Teinç Efendi. Bir gece yarısı evimizin kapısında bir derviş bekler. Geliş sebebini şöyle açıklar. İşveren akrabandı. Gizlice beni istedi yanına. Dedi ki, seni iki vardiya çalışıyor gösterdim haberin olsun. Gözyaşlarıma hakim olamadım. Bana haram yedirip ateşe mi atacaksın deyip işi terk ettim. Post üzerinde doksan dokuzluk tespihi çekmenin gayesi budur elbette.
Kapalı alanlarda yapılan taat ve zikir şahıs ve cemiyete huzur sağlamadıkça ruhbanlık cahiliyesi olur. Hristiyanlık'ta rahiplerin evlenmeyerek dünyadan el etek çekmeleridir tümden ruhban sınıfı. Hazreti Enes'ten radıyallahu anh rivayetle sevgili peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur. Her ümmetin bir ruhbanlığı vardır. Benim ümmetimin ruhbanlığı ise Allah yolunda cihad etmektir. Sorumluluk bilincinde olan idareciye Abdullah bin Ömer'in Radıyallahu Anh naklettiği bir hadiste sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır. Erkek aile halkının çobanıdır. Kadın kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz, buyurur.
Medeniyet kılıfına bürünen, renginden dolayı Kızılderilileri yaktıran, cep telefonu şurada dursun, kimlik kartını bile çıkartmayan, zenginliklerini sömürüp halkını işçi statüsüne sokanlara ne demeli? İğrenç misaller pek çok. Sahil güvenlik botu tarafından Ege Denizi'nde delici aletle botları batırılan ve soğuk sularda ölüm kalım savaşı veren Suriyeli sığınmacılardan tutun Almanya, Danimarka, Fransa, İsveç ve Odessa'da iki kişinin yanıcı maddelerin olduğu şişeleri bir camiye atma çalışmaları daha neler neler. Necip Fazıl rahmetullahi aleyh şahsiyeti kimlikte değil, hayatının her safhasında gösteren civan mertleri ister. Siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız. Gerçek Müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başınıza gelmezdi diyecek ve gerçek Müslümanlığın ne iyi düğünü ve nasılını gösterecek bir gençlik.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında ona iman etmiş olan sahabe Asım Bin Sabit radıyallahu anh'ı kastederek Mehmed Akif gençlik idealizmini Asım'ın şahsında şu dizelerle tanımlar. Seneki Asım'ın neslisin çiğnetme namusunu, at üstünden korkunun ve gafletin kabusun, Ateşler yakıp Nemrut misali atsalar seni sakın ha terk etmeyesin imanını, dinini. Necip Fazıl'ın hamd etme saadetinde olduğu neslin Mehmed Akif'in Asım'ın şahsında tanımladığı Müslüman bir idarecinin insanlara bakışı şu olmalıdır. Arab'ın Acem'e Acem'in Arap'a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır, buyuruyor Hazreti Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Bu hadisi şerifle bu bölümü de müellifimiz muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi noktalıyor. Bir başka bölümde birlikte olmak dileğiyle. Sizleri Allah'a ısmarlıyoruz.