Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Değerli Nevşehirimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden İçtimai Hayat ve Sıhhate Dair Hadis-i Şerifleri aktarmaya sizlerle birlikte paylaşmaya çalışacağım inşallah. İlk hadisi şerifimiz yetime dair olacak. Efendimiz şöyle buyuruyorlar: Yetimi himaye eden cennette şöylece benimle beraberdir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hakeza derken şehadet parmağı ile orta parmağını aralıklı açarak göstermiştir. Yetimlerin mallarından ticaret yapınız ki onu zekat yiyip bitirmesin. Hakikat cennette bir yurt vardır ki, ona ferah yurdu denilir. Oraya Müslüman yetimleri sevindirenlerden başkası giremez. Kim amayı, velev kırk adım yederse, elinden tutup götürüverirse ona lütf-i hak ile cennet vacip olur. Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna iyilik etsin. Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa misafirine ikram etsin. Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin yahut sükut etsin. Sizden biriniz akarını yani ev, bostan, bahçe gibi sabit mülkünü satmak isterse onu evvela komşusuna arz etsin. Çünkü ona komşusu ya talip olur yahut iyi bir komşuluk edecek hayırlı bir müşteri bulur. Şu beş günahın kefareti yoktur.
Yani bunlar kefarette ödenmezler buyuruyor efendimiz. Birincisi, cenab-ı Allah'a eş koşmak. İkincisi, haksız ve hükümsüz cana kıymak. Üçüncüsü, mümine iftira etmek. Dördüncüsü, muharebe günü kaçmak. Beşincisi, bir malı haksız olarak kesecek ve hakkı iptal ve hapsedecek yemin ile ant etmek. Hadis-i şerifin metninde geçen sabır, lügatte hapsetmek demektir. Yemin ile ilzam ve hükmedilen ve bundan dolayı gerek oluyorsa hapsolunan adamın andına da örfte yemin-i sabır denilir. Allah'ım! Hakiki hayat ahiret hayatıdır. Artık sen ensarı da, muhacirleri de mağfiret et. Enes radıyallahu anh diyor ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Medine-i Münevvere'nin müdafaası için hazırlanmakta olan hendeğin yanına doğru çıkmıştı. Gördü ki, muhacirlerle ensar, sabahın soğuğunda hendeği kazıp duruyorlar. Bu işlerini yapacak köleleri de yok.
Onların bu hizmetini ve buna mumzam olan açlığı görünce bu hadis-i şerif irat buyruldu. Bunun üzerine ensar ve muhacirler şu Recez ile cevap verdiler. Biz sağ oldukça düşmanlara cihad etmek savaşmak üzere Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme bey'at ettik. Kati söz verdik. Bu hadis-i şeriften öğrendiğimize göre Müslümanlar her amel ve hareketinde Allah'ın rızasını kazanmaya niyet etmeli ve hareketleri de o niyete uymalıdır. Müslümanlıkta kabirlere kurban kesmek yoktur, haramdır buyuruyor efendimiz bir başka hadis-i şeriflerinde. Ve yine: Sizden biriniz Zilhicce'nin ilk on günü girip de kurban kesmek isterse, onun ne tüyünden ne de derisinden birine dokunsun. Zilhicce'nin ilk on gününde kurbanlık hayvanın boğazlanmadan evvel tüyünü kesmek yahut derisine bitişik tırnağını vesairesini koparmak, İmam Şafii'ye göre tenzihen, İmam Ahmed'e göre tahrimen mekruhtur.
İmam Ebu Hanife mekruh olmadığını söylemiştir. İmam Malik'ten bu konuda üç görüş rivayet edilmiştir. Birincisine göre mekruh değildir. İkincisine göre mekruhtur. Üçüncüsüne göreyse tatavu kurbanında haram, vacip de değildir. Beş şeyden evvel beş şeyin kıymeti bilinmeli diyor efendimiz. Ölümden evvel hayatın, hastalığından evvel sıhhatin, meşguliyetten evvel boş vaktin, ihtiyarlıktan evvel gençliğin, fakirlikten evvel zenginliğin kıymetini bilmek lazım. Kula kıyamet gününde ilk sorulacak nimet, kendisine şöyle denilmesi olacaktır. Senin bedenine sıhhat vermedik mi? Seni soğuk sudan içirip kandırmadık mı? Eminlik ve afiyet insanlardan bir çocuğun aldandığı, kıymetini bilmediği iki nimettir. Kim bir hastayı ziyaret ederse, oradan dönünceye kadar cennetin devşirilmiş meyveleri içinde kalmak da devam eder. Yani cennetin nimetlerine kavuşanların sevabına nail olur.
Hastanın yanına girdiğiniz zaman, ona ecel hakkında iyice solu kaldırın. Yani ferahlık ve ümit verin. Bu gerçek bir şey gidermez. Ecelin önüne geçemez ama o hastanın ruhuna sükun ve eminlik verir, onu ferahlandırır. Buyuruyor efendimiz. Ekmeği muhterem tutun. Ekmeği horlamayın. Ekmeğin kıymetini bilin diyor. Kim gördüğü iyilikten dolayı insanlara şükretmezse teşekkür etmezse yani Allah'a da şükretmiş olmaz. Humma, cehennemin ateşi, harareti kabilindendir. Dolayısıyla onu su ile soğuklatın. Hastalarınızı tedavi edin. Çünkü Allah hiçbir hastalık indirmemiştir ki onun şifasını da muhakkak indirmiş olmasın. Ölüm ve ihtiyarlık hariç. Şüphesiz ki hastalığı da deva ve şifasını da Allah indirmiş ve her hastalık için bir deva yaratmıştır. O halde tedavi olun, haramla tedavi yapmayın. Kat'i zaruret ve mecburiyet hali müstesnadır sevgili dinleyiclerim tabii ki.
Bunun tayini de uzman ve Müslüman bir doktora aittir. O derse tabii ki kullanılabilir. Hastalarınızı yemeye içmeye zorlamayın buyuruyor efendimiz. Çünkü onlara Allah yedirir ve içerir. Bu hadis-i şerif, doktorlarca perhize tabi tutulan hastalara cahilce yedirip içirmek suretiyle en büyük fenalığı yapan, ehliyet ve ihtisasa ehemmiyet vermeyen gafillere ne güzel bir ihtardır, değil mi? Bir yerde taun hastalığı olduğunu işittiğiniz zaman oraya girmeyin. Sizin içinde bulunduğunuz bir yerde taun vuku bulduğu zaman da oradan kaçıp çıkmayın. Kim hekimliği, hazikliği malum ve tecrübe olmadığı halde doktorluk taslarsa ve bu yüzden kazaya ve zarara sebep olursa zararı tazminine mahkum olur. Eğer hastaya bakan uzman bir doktor ise olanca özenmesine rağmen meydana gelen menfi neticeden ve içtihat hatasından dolayı, yani yerde yanlış karardan dolayı herhangi bir ceza gerekmez.
Bir hastanın yanına girersen sana dua etmesini söyle. Çünkü onun duası meleklerin duası gibidir, müstecabtır. İçgiden sakının, kaçının, uzaklaşın. Zira o, her kötülüğün anasıdır, anahtarıdır. Sevgili dinleyicilerimiz, hadis-i şerifte diye geçiyor. Burada hamrı içki ile tercüme ettik. Bunun sebebi şu: Gerek sözlüklerin, gerekse elfaz-ı Kuraniyeyi en salahiyetle tefsir eden Ragıp el-İsfahani'nin beyanlarına göre lügatta ham, setretmek, örtmek demektir. Şaraba ve diğer bütün içkilere ham denilmesi, aklı örttüklerinden, akla zarar verdiklerinden dolayıdır. Cinnet getiren sarhoşlar, hatta türlü afetlere uğrayan sarhoş nesilleri bunun acıklı şahitleridir. Münkir ve cahillerden kimisi, Kuran-ı Kerim'in yasak ettiği içki ancak şaraptır diyor. Diğer içkileri haramlıktan kurtarmaya çalışıyor. İlim ve dil bakımından bu en büyük hatadır.
Sözlüklere vesaireye bakmasak bile, Kuran-ı Hakim'in eşsiz ve yegane müfessiri olan peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, sekr veren her içkinin ham olduğunu beyan ve izah buyurmuştur. Yani sarhoşluk veren, düşünceyi gideren her içki hamrıdır ve haramdır. Evet, şöyle buyuruyor efendimiz bir hadis söylediklerinde Her sektir veren, sarhoşluk veren haramdır. Her sektir veren haramdır. Kim dünyada içki içer ve tövbe ile terk etmeden onda ısrar ederek ölürse o ahirette cennet şarabını içemez. Her sarhoşluk veren haramdır. Çoğu sarhoşluk verenin azı da haramdır. Şüphesiz buğdaydan da içki olur arpadan da. Kuru üzümden de içki olur hurmadan da baldan da. Ben her sarhoşluk verenden sizi nehyediyorum. Ve Rasul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hem sarhoşluk verici, hem uyuşturucu maddelerden ümmetini nehyetmiştir sevgili dinleyicer.
Rabbimiz cümlemizi maddi ve manevi sarhoşluk verici her türlü afet ve musibetlerden muhafaza buyursun. Bugün de İhsan Mektebi programımızın sonuna geldik. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirraül Aziz'in Musahabe isimli eserinden sizlere içtimai hayat ve sıhhate dair Hadis-i Şerifleri aktarmaya, sizlerle paylaşmaya çalıştım değerli dostlarım. Bir sonraki programımızda bir başka konuya dair Hadis-i Şerifleri aktararak inşallah devam edeceğiz. Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.