Bu yolda orta. Böyle tam okuyamayacağım da, süratle gidenin ayağına damen dolaşırdır. Eteği dolaşır. Böyle. Acele acele girecek olursa eteği dolaşır düşer. Ama normal giderse menzili maksuda ulaşılırdır. Der. Biz hareketlerimizle mutedil olacağız. Diyor ki size ne zaman gelir? Efendim, açlık, şevkli zamanlarında hiç durmazlar. Olmadı buyurmuş. İnsan hastaneye ne zaman gider? Hasta olduğu zaman gider. Canım o zaman aşk vardı, şevk vardı, muhabbet vardı, şimdi bir şey kalmadı. İşte o bir şey kalmadı dediğimizde geleceğiz. Olmadı buyurmuş. O biraz daha nefsimizin hevasının galip olduğu zamanda gideceğiz ki tedavi olabilelim. Unutmadığım bir hatıra daha var. Bu Kayseri'de üstadımızın sevdikleri var. Bir tanesine dedi ki Mehmet Efendi dedi, gel yanımıza Biraz halinde soğukluk görüyorum dedi. Gel. Sohbetlere otur. Şu soğukluk halin geçsin dedi. Geldi veya gelmedi. Bilmiyoruz.
Tedaviye her zaman ihtiyacımız var. İçimizi ıslah edeceğiz ki dışımız ıslah olsun. Bakıyorsun adamın arkadaşlık yapıyorsun. Diyorsun hiç arkadaş olacak bir kimse değil. Ben yolda gördüm onu diyorsunuz. Söyle. Kaydeder bir kimse değil. Ticaret yapıyorsunuz. İyi bir hal ortaya koyarken, şöyle dünyalık baş göstermeye başladı mı, huy değişiyor. Sonra yine bakıyoruz. İnsanların içinde çok güzel, iyi bir sufi görünümünde ama eviyle geçmiyor. Akrabasıyla yok. Etrafıyla yok. İşte bunun hep güzel olması için, içimizden ıslah olması lazım. Kişinin içi ıslah olursa dışı da düzelir. Şimdi bazı hastalıklar oluyor. Bir türlü geçmiyor. Doktor diyor ki, biz bunu diyor içten tedavi etmemiz lazım. Bu hastalık ciğerlerden geliyor. Bu ciğerlerdeki rahatsızlığı bir kurutabilirsek, o dışındaki rahatsızlıkları, görünen sıkıntılar geçer diyor. Bunun gibi içimizi ıslah edersek dışımız da güzelleşir.
Bakarsın dersin ki, ya ne güzel bir insan. Böyle insan bakmaya bile doyamıyor, ne güzel. Konuşuyorsun, o konuşmasından sana aşk geliyor, muhabbet geliyor. Görüşüyorsun, halin değişiyor.