Bismillahirrahmanirrahim. Akabe tühef vıl batın. Iç alemimizi koruma hakkında. Akabe kelimesi saube, zorluk demek, güçlük demek, meşakkat demek. Akabe beyatları var. Böyle bir tepenin üzerinde yapıldı. O anlaşmalar Medine'den bir grup kimse geldi. Tepe manasındadır. Yokuş böyle yüksek bir yer olması hasebiyle akab edilmiştir. Iç alemimizin korunması hakkında. Böyle seçkinlerin seçkinleri ve hiye hiftul batin minel vesavis I şeytani velle havacisin nefsani. Bu Rabbimizin sevdiği kullar, onların da Rabbımızı sevmek suretiyle büyük bir bahtiyarlığa eden kimselerin özelliğidir diyor ve yahifsül batin minel vesavisis şeytani vel havacisin nefsani, nefsani kuruntular, nefsin bizde meydana getirmiş olduğu bütün kötülükler zaten kötülüğün odağı nefistir ve şeytandan gelen düşünceleri korumaktır. Bu göz, kulak, el, ayak, beyin vesaire.
Bunların muhafazası yakabetül havas, seçkin insanlar dikkat ediyorlar. Hepimizin dikkat etmesi icap eder. Buyuruluyor ki seçkin insanlar azalarını Allah'ımızın haram kıldıklarından korurlar. Beyinlerini kötü düşünceden, kalplerini yersiz sevgilerden artık el ayak bunu da ona kıyas ederiz ve azalarını ibadet ve taatte geçirirler. Azalarını ibadet ve saatte kullanırlar. Ayaklarını mescide gelmek. Bir hastayı ziyaret, bir cenazeye iştirak, bir müminin ihtiyacını gidermek. Allah yolunda cihad etmek. Akrabayı ziyaret. Eşi dostu görmek, gözetmek. Hayırlı görevlerde bulunmak. Hayırlı işlerde adım atmak. Bunun gibi. Agabetütta, ibadet ve saatte bu ne şekildedir denirse böyle bizim gibi insanlar. Üç sınıf yapmışlar. Birisi bizim gibi. Bir diğeri seçkin. Takvasıyla seçkin. Bir üçüncüsü Allah'ımıza olan yakınlığıyla müstesna olan kimseler. O zaman bunların taati ve filan ve filan bir ihlas.
Samimi olarak her şeyi Allah için yapmak suretiyle mesela bir amel. Ne diyelim? Bir amel gidip bir hastayı ziyaret etmiş. Bir kimsenin muhtaç olduğunu duymuş. Onun ihtiyacını gidermek için gitmiş veya mescide gelmiş. Başka işler için kendine has olan, artık mesleği icabı ettiği işlerde hep samimi olmak. Mesela dükkanını açacağı zaman da, iş yerine gireceği zaman da, memursa memuriyetini yapışta da ihlas üzere yapmak, samimi yapmak, Vazifeyi vazife olarak yapmamak. Allah için yapmak. Bak iki kişi de yürüyor. İki kişi birisi devlet dairesinde memur işine giriyor. Bir diğeri de memur. O da vazifesini icraya giriyor. Yalnız ikisinin de birbirinden farkı vardır. Dağlarla ölçülemeyecek fark var. Birisi vazifemizdir işte maaş alıyoruz. Çoluk çocukta geçineceğiz demek. Bir diğeri de, bir diğeri de ben görevime gidiyorum ama rızkım helal olsun. Alnımın teri olsun. Elimin emeği olsun.
Kendim de çoluğum çocuğum da helal lokma yesin de iyi bir ahlaka sahip olsun deme düşüncesi var. Tabii onunla diğerinin arasındaki fark ölçülemeyecek şekildedir. Gir salikin. Yedi tane burada nesi var? Sınıflandırılması var. Yedi sınıf. Ilimde olan yani ilmin bizde gerçekleştireceği husus nedir? Okumaz değiliz, okuruz, öğreniriz. Çok malumatımız da olur ama bu malumatımızdan istenilen nedir okumaktan gaye? Bir kere ibadet kastıyla Allah'ımızın sonsuz kudretini talim, halık sıfatını vesaire. Saymakla bitmez. Dini meselelerimiz, ailevi meseleler, ticari meseleler, insanlar arası münasebetteki konular, artık ibadete ait olan, muamelat buna ait olan ve diğer konular hep bunlar da nedir? İbadet için. Allah'ımızın hiçbir ortağının olmadığı, onun sıfatlarıyla, noksan sıfatlardan tenzih ederek, kemal sıfatlarıyla muttasıp olduğunu bilerek yapabilmektir. Gereken bu. İkinci aşama nedir?