Hazreti Efendimiz'den birkaç kelime konuşma arzusunda hissettim ve konuşacağım inşallah. İbrahim bin Ethem, Belih padişahıydı. Belih padişahıyken, gece seray-ı hümayununda yatır. Seray-ı hümayun da yatırırken damım üstünde bir ayak tapırtısı işitmişti. Seray-ı ümüsündeki bu ayak sesi ne dedi. Deve yitirdim deve arıyorum dedi. Ayağın sahibi, ayak sesinin sahibi. Yahu damın üstünde ayak sesi olur mu? Deve olur mu? Yani deve damın üstünde mi olur dedi. Vay gafil padişah dedi. Allah'ın rızası dedi, yataklarda gerili gerili yatmadan mı olur? Kalksan da Allah'a, kaza namazı kılsan, boyun büksan, Allah desen, gözlerinden yaş döksan olmaz mı? Dedi. Böyle mi bulacaksınız Allah'ın rızasını? Dedi. Çok müteessir oldu. Sabahalar uyumamıştı. Lakin kalkıp da ibadet etmeyene vaziyete müsait değil. Daha gönlü yoktu. Padişah tam tanalı çok büyük padişah. Serayına geliyor. Serayifümayuna tahtına giriyor.
Kırk tane altın kaftanlı cariye önünde yürümüş, kırk tane de arkasında yürür. Barmış tahtına oturmuş. Tahtına oturduktan sonra erkani devlet karşısına düzülmüş. İşte eski emniyet tutayım devri, padişahlık devri. Bir adam insanı yararak da gözleri büyükçe, sokalı bizzat. Çorabını da dışından çekmiş. Aşiretli, vaziyette böyle. Kervan, yani kervan başları gibi ne, katırcılar gibi kimse seslenemiyor. Hiç kimseden denizin istemiyor. Padişahın buna da varmış. Ne oğlum ne diyorsun sen demiş. Ne diyeyim ben? Ben Han'a geldim demiş. Han değil oğlum bura padişahın, Serayun'u demiş bura. Senden evvel kimin ödedi demiş. Babamın adı, ondan evvel kimin ödedi? Dedemin adı, daha evveldi, cepte mi ödedi? Daha evveldi, ondan, ondan Biri gelip, biri yere handiller, sen emanetsin burada! Ölüm onu düşün demiş, geriye dönmüş.
Kim olsa buna inanırsınız bu söyleyene, Berime akşam kılarak, bu gelen de Hızır ' imiş. Hızır irşad etmek istiyormuş padişahı. Ruhum çok daraldı demiş. Yani atları çekinme bir ava çıkalım demiş. Belki geçer şu halim. Atlara binmişler, ava çıkmışlar. Arkadaşlarından ayrık etmiş ama kalbinde bir ataç olurmuş. Caiz, caiz yanıyor. Giderken böyle atın eherinden inteba. Oyan ya İbrahim! Böyle, manası bu. Hiç onu duymasadan gelir. Atın ehehinin karşından, biliyorsunuz değil mi karşı? Karşından tekrar İnteba kablle ententeba. Ölmeden evvel uyan ya İbrahim öldükten sonra uyansan faide etmez. Öyle diyorlar gene. Biraz daha ileriye girince bir geyik çıkmış. Geyiğe böyle okunu, yayını doğrulup da sıkacağı zaman geyik geriye dönüvermiş. Lisanı hal ile, yahut lisanı kal ile Ey İbrahim demiş geyik. Allah seni o oğulaman için mi halk etti? Yoksa beni bulsun, bana ibadet etsin diye mi halk etti?
Onun için mi halk olundun deyince, ağlayaraktan alttan aşağı inmiş. Padişah o çengellerini, çırpmış, soyunmuş, çobanın takkasını, keçesini giymiş. Demiş, duvarıda sevdiğim bütün tahtı, tacını sana veriyorum. Ben geleyim demiş. Gitmiş, bir meşayika hizmet etmiş. On sekiz sene dağdan odunlar çekmiş. Odun çeken babacığım diye. Ondan sonra kutbu cihan olmuş kutbu cihan çok, meraklıı var. Tabii şimdi yola çıkacağımız için sığmaya imkan yok. Ben buradan diye has ederek bir evit vermek istiyorum onun diliyle. Birisi geliyor efendim diyor, ben bir türlü ıslah olamıyorum diyor. Ha bana evit ver de ıslah olayım diyor. Oğlum niye diyor, çeşitli günahlar ediyorum diyor. Günah ediyorum. Nasıl günahtan kurtulayım ha, bir öğüt ver. Peki oğlum diyor, melem Allah'ı tanımayayım günah ediyorum, bari diyor onun nimetinden yeme diyor. Allah'ın nimetinden yeme.