Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızda tekrar sizlerle birlikteyiz aziznecilerimiz. Mahmud Sami Ramazan'ın oğlu Gaddisallahu Sirrahü'l-Asis'in eserlerini inşallah seslendirmeye devam ediyoruz. Hazreti İbrahim Aleyhisselam isimli eserdeydik. İnşallah yine farklı bir bölümle Putperest kavmi başlıklı bölümle bugünkü programsa devam ediyoruz.
Habibim Kureyş kavmi üzerine cedd-i alanız İbrahim Aleyhisselam'ın şu zamandaki haberini tilavet etki, o zamanda İbrahim pederine ve kavmine hitap ederek sizin ibadet ettiğiniz şey nedir ve nereye ibadet edersiniz dedi. Bederi ve kavmi biz putlara ibadet ederiz. Binaenaleyh onlara ibadete devam ederiz dediler. İbrahim Aleyhisselam onlara siz çağırdığınızda o putlar sizin sözünüzü işitirler mi? Yahut onlar size menfaat ve mazarrat zarar ederler mi, dedi. Cevaplarında, belki biz babalarımızı böyle işler bulduk. Onların yollarını terk edemeyiz, dediler. Fenafalü lehe Akifin gündüzleri putlara ibadet etmek üzere ayrılmalıyız demektir. Akif ibadet etmek için nefsini bir yerde hapseden kişi demektir. Tefsir-i Hazin'de beyan olunduğu vechide bu ayet-i celilede taklidin mezmum olduğu, yerildiği, rivayet edilmiştir. Beyan olunmuştur.
Onlar İbrahim Aleyhisselam'a cevaben Putların menfaat ve mazarrata muktedir olmadıklarını ve çağırdıklarında sözlerini işitmediklerini bildikleri halde göz yumarak hemen taklide ilticayla dediler ki bu sual ettiğiniz şeylerden onlarda hiçbir şey yoktur. Belki biz babalarımızı putlara ibadet eder bulduğumuzdan onları taklit ederiz ve onların mesleğinden dönmeyiz. İbrahim Aleyhisselam kavmine hitaben dedi ki sizden evvel babalarınızın ibadet ettiği şeyleri siz ibadet edip de baktınız, gördünüz mü? O ibadet ettiğiniz mabutlarınız benim için düşmanlardır. Ancak alemlerin Rabbi benim dostumdur. Alemlerin Rabbi o zattır ki o zat beni halk etti. Yine o beni hidayette kılar ve Rab Teala o zatı ecelli aladır ki bana taam yedirir, su içirir. Hasta olduğumda Rabbim bana şifa verir. Rabbim Teala o zattır ki o zatın yevm-i cezada benim günahlarımı mağfiret edeceğini ümit ederim dedi.
İbrahim Aleyhisselam vacip Teala Hazretlerinin yüce sıfatlarından beşini zikretti. Birincisi alemlerin Rabbi o zattır ki, o zat beni anasırı erbaadan mürekkep olarak halk etti. Beni tarik-ı Hakk'a vasıl edecek esbabı halk etmekle beni hidayette kılar demekle dini ve dünyevi menfaatların cümlesinin Cenabı Hak'tan olduğuna işaret etti. İkincisi Cenabı Allah'ın halk ettiğini ve hidayette kıldığını beyanla ibadete müstahak ancak o olduğunu ispat ettikten sonra insanın dünyada yaşayabilmesi için yemek ve içmek ihtiyacında olduğu cihetle bu iki nimeti de Cenabı Allah'ın ihsan ettiğini zikirle Cenabı Allah'ın ibadet edilmeye istihkakını beyan için benim Rabbim taam yedirir ve su içerir. Sizin putlarınızsa bunlardan hiçbirine kadir olmadıklarından ibadet edilmeye de istihkakları yoktur dedi. Üçüncüsü ben hasta olduğumda Rabbim bana şifa verir. Halbuki sizin putlarınız şifa verir mi?
Şifa vermeyen ve kudreti olmayan acizlere niçin ibadet edersiniz demekle müşrikleri tevbih etti. Dördüncüsü Cenabı Hakk'ın insanları öldürüp diriltmesiyle de ibadete müstahak olduğunu beyan etti ve beşincisi putların hiçbir şeye kadir olmadıklarına işaretle Cenabı Hakk'ın mabud olduğunu ve ahiretin de vukuunu ispat etti ve ölüp dirildikten sonra cümlenin arzu ettiği mağfireti veren ve günahları affeden vacip Teala Hazretlerinin ibadet edilmeye müstahak olduğunu beyan eyledi. Hazreti İbrahim'in ilim, amel ve kalbi silim talebi. Ya Rabbi bana ilim ve mucibiyle amel arasında hüküm ver ve beni salihler zümresine ilhak etki end-i uluhiyetinde makbul olan kullarından olayım. Benim için sonra gelen insanların lisanlarında zikri cemil ve güzel sena ve umum indinde umumi kabul ver ki herkesin indinde iyi söyleneyim.
İbrahim Aleyhisselam saadeti dünyayı talep ettikten sonra saadeti ahireti de talep etti ve Ya Rabbi beni Cennet-i Naim'in varislerinden kıl demekle hem dünyasına hem de ahiretine dua eyledi. Ya Rabbi pederimi mağfiret et, zira pederim erbabı dalalettendir, dedi. Ya Rabbi ölülerin diriltilip kabirlerinden kalktıkları günde beni rüsvay etme. Zira ölülerin kabirlerinden kalktıkları günde mal ve evlat fayda veremez. Sadece Allah'a selameti kalple gelen kimsenin ameli menfaat verir ve o kimse menfaat görür dedi. Ayet-i Celile dua edecek müminlerin duasını yalnız bir cihete hasretmeyip dünyevi ve uhrevi cihete dua etmesi lazım olduğuna işaret etmektedir. İbrahim Aleyhisselam'ın şu duasının kabul eseri olarak bütün milletler ve dinler erbabı nübüvvetini tasdik ile zikri cemilinde bulunurlar. Hatta Ümmet-i Muhammed beş vakit namazda Salavatı Şerife ihya ederler, hediye ederler.
İbrahim Aleyhisselam duasında ilim talebini amel talebine takdim etmiştir. Yani ilim talebini önce zikretmiştir. Kendisinden sonra gelenlerin lisanlarında sena olunmasını istedi ki hüsni duaya mazhar olmakla, inşallah derecatının ali olmasına vesile olmuş olur. Yahut lisan-ı sıdk ile muradı, zürriyetinden Allah'ın kullarını, Cenabı Allah'ın dinine davet edecek kimselerin bulunmasıdır. İşte bu manaca lisan-ı sıdka da muvaffak olmuştur ki ekser enbiyayı izam onun neslinden zuhur etmiştir. Lafzındaki kalbi selimle gelen kimseden murat, malını hayrata sarf ve evladına hak dini öğreten ve hak yola irşad ile kalbi mal ve evladının fesadından salim olan kimsedir. Binaenaleyh kalbi selim dininde cehaletten, ahlakı fasideden, mal ve evladın şerrinden salim ve pak olarak huzur-u ilahiyeye gelen kimsedir.
Şu halde malını hayrata sarf ve evladına ahkam-ı diniyeyi öğreten, emrazı kalbi ahlak-ı zemime ve cehaletten salim olarak ahirete giden kimsenin mal ve evladından menfaat göreceğine bu ayet-i celile delalet eder. Hak Teala hazretlerinden dua talep eden kimsenin evvela vacip Teala hazretlerini medhözdena etmesi duasının kabulünün şartlarından olduğuna bu Ayet-i Celile delalet eder. Keşful Esrar tefsirinde selim kalp, kalbin küfür nifak marazlarından ve Measiden Salim olmasıyla tefsir edilmiştir. Zira sahih bir Hadis-i Şerif'te beyan edildiği vechile aza-ı Cevari kalbe tabidir. Ebu'l Kasım El Hakim'e kalbi selim'den sorulduğunda dedi ki onun üç alameti vardır. Birincisi hiç kimseye eziyet etmemek, İkincisi hiç kimseden incinmemek. Üçüncüsü bir kimseye iyilik yaptığında ondan mükafat beklememek.
Zira insan hiç kimseye eziyet etmeyince huzur-u ilahiye vera ile, kimseden incinmeyince vefa ile, yaptığından mükafat beklemeyince de ihlasla gelir. İbn-i Ata dedi ki Selim dünya ve ahiret afetlerinden hiçbir şey karşısında teşevvüş duymayan kimsedir. Yani zihni karışmayan, bocalamayan kimsedir. Bazılarına sadır selametine ne ile ulaşılabileceği sorulduğunda, yakin hududunda durmakla, temkin ve gazap hallerinde iradeyi terk ile cevabını verdiler. İbrahim Aleyhisselam melekü'l mevte mülaki olduğunda Rabbim beni niçin dost edindi diye sordu. Melekü'l-mevt nas'a ihsan edersin de onlardan bir şey istemezsin, onun için diye cevap vermiştir. İbrahim Nuh'un evladındandır. Zikret o zamanı ki, o zaman da İbrahim Rabbine şirkten ve cemi günahlardan salim bir kalple geldi. Zikret o zamanı ki, o zamanda İbrahim pederine ve kavmine siz hangi şeye ibadet edersiniz?
Allah'ın dununda Allah'ın dışında iftira olarak mabudlar mı ittihaz edersiniz, edinirsiniz dedi. Ey müşrikler alemlerin Rabbine sizin zannınız ve itikadınız nedir demekle kavmini insafa davet etti. Usul-i din ve tevhitde İbrahim Aleyhisselam Nuh Aleyhisselam'a tabi olan zümredendir. Şeriatların ihtilafı amellerin teferruatındadır. Şu kadar ki Nuh ve İbrahim Aleyhisselam'ın şeriatları ekseriyetle ferdi meselelerde ittifak ettiğine işaret için Ayet-i Celile'de beyan olunmuştur. Bundan evvelki Ayet-i Celileler Nuh Aleyhisselam hakkındadır. İbni Abbas'tan rivayet olunduğuna nazaran dini ilahiden son derece salabette ve tekzip edenlerin ezalarına sabretmekte İbrahim Aleyhisselam, Nuh Aleyhisselam'a tabi olanlardandır.
Fahri Razi, Kadı'yı ve Hazin'in beyanlarına nazaran Nuh Aleyhisselam'la İbrahim Aleyhisselam arasında geçen müddet iki bin altı yüz kırk altı senedir ve bu müddet zarfında iki nebi bas olunduğu Mervîdir ki Hud ve Salih aleyhimesselamdır. İbrahim nücum kitaplarına baktı. Kavmine ben hastayım dedi. Kavmi hastalığını işitince ondan arka arkaya firar ettiler. İbrahim hastalık bahanesiyle bayram yerine gitmeyince kafirlerin mabudlarının bulunduğu cihete yöneldi ve o tarafa yürüdü ve putlara hitaben siz yanınızda bulunan taamlardan yemez misiniz? Ne oldu size söz söylemiyorsunuz? Dedi. Putların yanına meylederek yaklaştı ve Salih ile vurup kırmaya başladı. Bunu haber alan kafirler süratle İbrahim'in yanına geldiler.
Yani İbrahim Aleyhisselam kavminde salah emaresi görmeyince onların itikatlarının butlağını, batıllığını akli delillerle göstermek ve küfürlerini açıktan açığa meydana koymak fikrine binaen ilmin hücum kitaplarına baktı. Çünkü kavmi İlmi Nücuma pek ziyade ehemmiyet verdiği gibi bazı havadisleri de yıldızlardan istidlal ile o itikatla bulundukları cihetle İlmi Nücuma nazar etti ve ben hastayım dedi. Kavmi de ondan firar ettiler çünkü o diyarda veba çok olduğundan sirayetinden korkarlardı. Evet İbrahim Aleyhisselam'ın kavmine vereceği derse inşallah devam edeceğiz sevgili izleyicilerimiz. Bir sonraki bölümümüzde yine Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallallahü Sirrahü'l-Aziz'in anlatımıyla inşallah. Sultanü'l arif'in merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.