Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Kıymetli deneyçilerimiz İhsan Mektebi Programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz tekrar kavuşturan Rabbimize hamdüsenalar olsun. İnşallah yine sizlerle bu programımızda Mahmud Sami Ramazanov Laddes Sallallahü'ziraü'l Azeys'in Hz. İbrahim Aleyhisselam isimli eserinden bir bölüm paylaşmaya çalışacağım inşallah. Bundan önceki programımızda Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın babasıyla olan diyaloğumdan söz eden bir ayeti kerimeyi ifade etmiştim ve genel bir bilgi vermiştim.
İnşallah İbrahim Aleyhisselam'ın babasının yapmış olduğu put çuluktan hareketle bazı açıklamalar yapılacaktı. Evet putperestliğin menşeine, kaynağına dair açıklamalarla programımıza devam ediyoruz. Fahri Razi'nin beyanı veçile putperestlik eski bir mezheptir, bir yoldur, görüştür. Nuh Aleyhisselam'dan evvel mevcut olduğundan Nuh Aleyhisselam'da halka tevhidi tebliğ için bas olunmuştur, gönderilmiştir. Nuh aleyhisselamın tevhide daveti üzerine bir kısım nas insanlar davete icabetle muvahhid olup gazabı ilahiden kurtuldu. Puta ibadet eden müşrikler de gazabı ilahiye duçar olarak tufan ile gark u helak oldular, boğularak yok edildiler. Bir kısım insanlar alemi süflide olan hadiselerin yıldızlara merbut olduğunu gördüklerinden, bu yeryüzündeki bazı olayların yıldızlara bağlı olduğunu düşündüklerinden yıldızların mabud olduğuna kani oldular, kanaat getirdiler.
Zira güneşin kurbiyeti yakınlığı ve buğdiyeti ve uzaklığıyla Fusul-i Erbaa dört mevsim hasıl olup her birinde ayrı ayrı ahkam cari olduğundan Eflaktaki yıldızların bu alemi mükevvenatın, bu yaratılan alemin varlık aleminin müdebbiri olduğu yani çekim çeviren idarecisi olduğu itikadına kadar ileri gittiler. Yıldızların bazen gaybubetinden yani yok oluşundan onların suretlerini yaparak putlara tapar oldular. İnsanların bir kısmı da alemin müdebbiri meleklerdir diyerek meleklere ve meleklerin suretlerine ibadet eder oldular. Alemde cari olan rızık, ecel, yağmur, hastalık, afiyet gibi mühim meselelerin her birinde bir melek-i müdebbir olduğuna yani o işi çekip çeviren bir melek olduğuna itikat ettiklerinden melek suretinde yaptıkları ve taptıkları putlardan istimdat ederlerdi. Yardım ve medet beklerlerdi.
Bazı insanlar ve kavimlerde sevdikleri ve büyük addettikleri kimseleri unutmamak için suretini yapıp ara sıra ona tazim ederlerken, farklı muhabbetlerini yani aşırı sevgilerini ibadete kadar ileri götürmüşler ve sonra gelenler evvel gelenleri taklit ederlerken putperestlik alemde intişar etmiştir, yayılmıştır. Her devirde nebiler gelerek bu halin izalesine çalışmışlarsa da hidayeti kabul eden az bulunmuştur. Bu hal bizim Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin zamanına kadar cari olmuştur, olagelmiştir. İbrahim Aleyhisselam Nemrut Bin Ken'an zamanında doğdu. Hükümdarlar arasında ilk defa başına taç koyan ve insanları kendisine ibadet etmeye çağıran Nemrut olmuştur. Nemrut'un birçok kahinleri ve müneccimleri vardı. Onlar bir gün Nemrut'a şöyle dediler, bu sene senin memleketinde yeryüzündeki insanların dinini değiştirecek bir çocuk doğacak.
Senin mülkünün zeval bulması da onun eliyle olacaktır. Onun için sen bu sene memleketinde doğacak her çocuğun öldürülmesini emir buyur. Ne zamanki Hazreti İbrahim'in doğumu yaklaştı ve anasının doğum sancıları başladı. Anası yeni doğacak çocuğu götürürler ve öldürürler korkusuyla evden kaçtı. Kurumuş bir dere kenarında çocuğunu doğurdu. Sonra çocuğu bir beze sardı ve hasır kamış denilen otların içine koyup sakladı. Eve döndü ve kocasına bir çocuk doğurduğunu ve çocuğun bulunduğu yeri haber verdi. Bunun üzerine babası hemen koştu. Çocuğu bulunduğu yerden aldı ve başka bir yere mağara gibi bir yer kazdı ve oraya çocuğu sakladı. Yırtıcı hayvanların çocuğa zarar vermemesi için de mağaranın ağzını bir kaya ile kapladık. İbrahim Aleyhisselam'ın anası ara sıra buraya gelir, çocuğunu emzirirdi. Hz.
İbrahim bir günlük çocuk iken diğer çocukların bir aylığı, Bir aylık çocukken diğer çocukların bir seneliği gibiydi. İbrahim Aleyhisselam mağarada ancak on beş ay veya yedi sene diğer bir rivayete göre de daha çok kalmıştır. İbrahim Aleyhisselam gizlendiği yerde artık büyümüştü ve bir gün annesine şu suali sordu. Anneciğim benim Rabbim kimdir? Benim. Senin Rabbin kimdir? Baban. Babamın Rabbi kimdir? Annesi İbrahim'e sus dedi ve babasına gidip şunları söyledi. İnsanların dinini değiştireceğinden bahsettiğimiz çocuğu biliyor musun? İşte o çocuk senin oğlundur. Sonra da annesi oğlunun bütün söylediklerini babasına haber verdi. Biraz sonra da babası Azer oğlunun yanına geldi. Bu sefer de İbrahim babasına aynı şeyleri sormaya başladı. Ey babacığım benim Rabbim kimdir? Anne. O halde annemin Rabbi kim? Benim. O halde senin Rabbin kim? Nemrut. Pekala Nemrut'un Rabbi kimdir?
Bu suale cevap veremeyen baba Azer oğlu İbrahim'e şiddetli bir tokat vurdu ve sus diyerek onu konuşmaktan men etti. Gece bütün karanlığıyla her yeri büyüğünce Hazreti İbrahim kalmakta olduğu mağaranın kapısına yaklaştı ve kayanın arasından bakınca gökteki yıldızları gördü. Yer ve göklerin yaratılışını tefekkür etmeye başladı. Kendi kendine şöyle dedi. Muhakkak ki beni yaratan, bana rızık veren, beni yediren ve içiren benim Rabbimdir. Benim ondan başka Rabbim yoktur. Sonra göğe baktı bir yıldız gördü ve benim Rabbim işte budur dedi. Ne zamanki o yıldız battı bu sefer de şöyle dedi. Ben batık kaybolanları serledim. İbrahim Aleyhisselam sonra ayı daha sonra güneşi gördü ve yıldızlar hakkında söylediklerini bunlar hakkında da söyledi. Onlar da batıp kaybolunca eğer Rabbim beni doğru yola eriştirmezse şüphesiz ben de dalalette kalan kavimden olurum.
Ey kavmim sizin Allah'a şerik koşmakta olduğunuz şeylerden ben uzağım. Şüphesiz ki ben yüzümü yer ve göklere yaratan zata çevirdim. Hiç şüphe yoktur ki İbrahim, Kerim olan Allah'a iman etmiş ve ona teslim olmuştur. O dosdoğru bir yol olan İslam dini üzeredir. İbrahim Aleyhisselam'ın yolunu beğenmeyen, nefsini bilmeyen sefih kimselerdir. Sefahet ise cehalet demekti. Binaenaleyh her sefi cahildir. Bu itibarla Allah'tan başkasına ibadet eden nefsini bilmeyendir. Bu sebeple o nefsini yaratan Allah'ı tanımıyor demektir. Bir rivayette de şöyle varid olmuştur. Kim nefsini bilirse Allah'ı da bilir. Bir habere göre Allah Teala Davud Aleyhisselam'a şöyle buyurmuştur: Kendi nefsini zayıf, aciz ve fani bil. Beni de kuvvetli, kudretli ve baki bil.
Biz İbrahim'e putlara ibadetin kabih çirkin olduğunu gösterdiğimiz gibi semavat ve arzın hükümranlığını, acayip ve garaibini de gösterdik ki o melekut ile hakikat akidelerini istidlal ederek yakinen bilenlerden olsun. Fahr-i Razi ve Hazinin beyanları vecele melekut, mülki azim manasına mübalağa için yani büyük hakimiyet, büyük otorite manasına mübalağa için. Bu makamda semavat ve arzın acaibini vedai sanayini yani güzelliklerini ve onlarda mevcut olan bilumum mahlukatı gösterdik demektir. Vacib Teala Hazretleri'nin İbrahim Aleyhisselam'a semanın kapılarını açık semada olan melekleri vesair mevcudatı ve arşı a'la-yı kürsiyi sair sanayi-i garibeyi yani garip sanatları hatta cennet-i Ala'da makamını ve arzda olan mevcudat ve karaibi gözleriyle gösterdiği merviyedir. Rivayet edilmektedir.
Böylece o azamet-i ilahiyeye istiklal ile her şeyi görüp Cenabı Allah'ın kudret ve vahdaniyetini yakin üzere bilenlerden olmuştur. Melekudu İlahiye ile vahdaniyete istiklalin nihayeti olmadığına ve alemin her cüzüyle ilelebet istiklalin mümkün olup düşündükçe istiklalin teceddütüne işaret için Nuriyi gösterdik, gösteririz fiili teceddüdü yani yeniliği, yenilenmeyi ve istimrara yani devamlılığa delalet eden Musari sigasıyla varid olmuştur. Mesela suyun vücuduyla, varlığıyla Vacib Teala Hazretlerinin kudretini istidlal ederken bir de elektrik kuvvetinin zuhuru ve keşfi, istidlal için ikinci bir devre daha açmıştır. Yakin teemmül ve tefekkürle hasıl olan ilimdir yakin. Çünkü insan iptidai halinde, ilk halinde şek ve şüpheden hali olamaz. Matlub üzere deliller çoğalıp delilleri düşündükçe şüphe zail olur, kalp mutmain ve müsterih olur. Matlubun hak olduğunda şüphe kalmaz.
İtikatta mutiverse olan bu manadaki itminanın husulüdür. Binaenaleyh itikadta taklit muteber değildir. Hak Sübhanehü ve teala Hazretleri İbrahim Aleyhisselam'a melekutu gösterdiğinden şecaati ve celadeti artık asla nastan perva etmez emri dini tebliğe kimseden çekilmez bir halde kalbi metin olduğundan Nemrut gibi zalim bir melike karşı melikin dinini zemmedip kendini tan etmelerinden korkmamıştır. Binaenaleyh Cenab-ı Hakk'ın inayetine istinat edenler her zaman şecaat ve salabet sahibidir. Tefsir-i azinde beyan olunduğu vechile İbrahim Aleyhisselam az önce ifade ettiğim gibi Nemrut isminde zalim bir melik zamanında dünyaya gizli olarak tulu etmiştir, doğmuştur. Çünkü o zamanın kahinleri, müneccimleri o sene içinde bir çocuk dünyaya gelerek Nemrut'un dinini tağyir edip değiştirip mülkünü tahrip edeceğini haber vermeleri üzerine Nemrut, erkekleri kadınlara yakın olmaktan men etti.
Tarassud ve nezaret için gözlem için on hane başına gözcüler koydu. Taze doğan oğlan çocuklarının katlolunmasını emir verdi. Fakat irade ilahiyeye hiçbir şey hain olamadığından vakti merhunu gelince, belirlenen zamanı gelince, hazere bir fırsat vermekle haremine yakın oldu. İbrahim validesinin rahmine düştü. Veladet zamanı geldi. Ufk-ı saadetten İbrahim tulu etti. Validesi götürüp onu bir mağaraya emanet-i ilahiye olarak tevdi eyledi ve Fırsat buldukça gidip emzirdi. İbrahim kudret-i ilahiye ile az zamanda büyüdü. Bahdaniyeti istihlale iktidarı geldi. Meydana çıktı. Neden sonra da Nemrut'un mülkünü iptal ve tahrip eyledi. Baktaki gece karanlığı İbrahim Aleyhisselam üzerine setretti. Zühre veya müşteri yıldızını parlayıp çıkar gördü. Ve kavmi yıldızlara ibadet ettiklerinden onları ilzam ve iskat için işte şu yıldız benim Rabbimdir dedi.
Yıldız kaybolunca ben kaybolup giden şeylere muhabbet etmem. Devamı olmayan şey Rab ittihaz olunmaz. İbadet edenlere menfaat ve ibadet etmeyenlere mazarrat etmek elinden gelmediğinden mabut etti hazına şayan değildir. Vaktaki kameri tulu edici olduğu halde görünce İbrahim dedi ki işte şu benim Rabbimdir. Vaktaki ayda gurur edip indi battı. Dedi ki eğer benim Rabbim hidayet verip tarik-ı müstakim ve beni irşad etmezse elbette ben dalaleti ihtiyar eden kavimden olurum. Bu sözüyle kavminin mezheplerinin batıl olduğunu meydana gördüm. Baktaki İbrahim güneşin tulu ederek ziyası sair yıldızlara galebe eder ve cümlesini ihata eder olduğunu görünce dedi ki işte şu parlayıp çıkan benim Rabbimdir zira büyüktür güneş batınca ey kavmim sizin şirkettiğiniz şeylerin cümlesinden beriyim.
Zira ben kalbimin vechini semavat ve arzın halıkına rabt ile batıl edyanın batıl dinlerin cümlesini terk ve Hakk'a meyil edici olduğum halde tevcih ettim, çevirdim ve ben müşriklerden değilim. İbrahim aleyhisselam bu sözlerle onların dininden külliyen teberriye ve dinlerinin batıl olduğunu beyan ile fasit akidelerini meydana koydu. Uful, ziyalı olan bir şeyin yani ışıklı olan bir şeyin kaybolup batması demektir derdini icat. Binaenaleyh İbrahim Aleyhisselam yıldızların batmasıyla hadis olup Rab olmadıklarını ispat edilmiştir. Yani sonradan ortaya çıktıkları için Rab olmadıklarını bu ifadeleriyle ispatlamıştır. Tevcih ile murat ibadet ve taatımı tevcih ve kalbimi rabt ettim. Yani kalbin vechini tevcih ettim. O tarafa yöneldim demektir ki ben kalbimi gökleri ve yeri halk eden hallaka rabt ettim. Yaratıcıya bağladım demektir.
Bakalım bundan sonra kavminin İbrahim Aleyhisselam'a cevabı ne olacak? Bu kadar derinden sonra neler söyleyecekler inşallah? Onlara da bir sonraki programımızda Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l Aziz'in yorum ve rivayetleriyle ele almaya çalışalım değerli ne işlerimizi? Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.