İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde birlikteliğimiz devam ediyor sevgili dinle işlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti İbrahim Aleyhisselam isimli eserine devam ediyoruz inşallah. Bugün kurban konusuyla alakalı bir sohbeti inşallah Akika Kurbanına dair bir bölümü aktarmaya çalışacağım. Biz azimüşşan nida ettik ki ya İbrahim muhakkak sen rüyayı tasdik ve rüyanın mukaddematına başlamazsan emrimize imtisal ettin. Ve bizim rızamıza tahsil için gözünün nuru oğlunu kurban etmeye razı oldun. Biz seni dostluk mertebesinde sabit kadem bulduk. Bizim emrimizi yerine getirmeye ihlas üzere çalışınca sana ihsan ettik. Biz sana ihsan ettiğimiz gibi cümle ihsan ehlini böylece mükafatlandırırız. Şu emrolunan kurban meydanda bir iptiladır. Ve biz Azimüşşan İsmail'in bedelinde büyük bir kurbanı feda ettik. İşte hakika kurbanının sünnet olması bu hikmet üzerinedir.
İsmail Aleyhisselam'ın neslinden Hatemü'l-Enbiya geleceğinden dolayı, koçun şanını ta'zim için bidibehin avim buyrulmuştur. İbrahim aleyhisselam oğlunu kurban edeceği sırada şeytan vesvese verince İbrahim aleyhisselam ona yedi taş attığından, şeriat-ı İslamiye'de hüccet için Mina'da yedi taş atmak haccın vacibatındandır. Terk edildiği zaman kurban kesmek lazım olur. Buhari'nin Kitabü'l-akika namıyla açtığı bir babında beyan olunduğu üzere yeni doğan çocuğun başındaki saç kesildiği sırada kesilen koyuna dakika kurbanı denir. Yeni doğan çocuğun başındaki saça da dakika denir. İmam Malik Şafii ve Ahmed b. Hanbel'e göre dakika kurbanı kesmek sünnettir. İmam Ebu Hanife'ye göre ise müekked sünnet değildir. Hali vakti yerinde olanlara dakika kurbanı kesmek lazımdır. Eğer dakika kurbanı kesilecekse çocuğun doğumunun yedinci günü kesilir.
İbn-i Hibban'ın sahihinde Hazreti Aişe radıyallahu anha'dan rivayetine göre Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem torunları Haseneyn radıyallahu anhuma'nın doğumlarının yedinci günlerinde akikalarını kesmiş ve adlarını koymuştur. Sünen-i Erbaa'dan Tirmizi'ye göre yedinci günü kurban kesilemezse on dördüncü günü o gün de kesilemezse yirmi birinci günü kesilmelidir. Sonra da kesilebilir. Mealgulemi akikaten fe ehriku anhu demen ve emitu anhu'l eda. Yani erkek çocuğun doğumuyla beraber dakika vardır. Onun namına dakika kanı dökünüz ve çocuktan ezayı gideriniz, buyrulmuştur. Çocuğun vücudundaki kan, kıl gibi eza veren şeylerini temizleyiniz demektir. Tirmizi'nin Hazreti Aişe radiyallahu anha'dan rivayet ettiği bir hadis-i şerife göre Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem erkek çocuk için ikisi birden kesilmek üzere iki koyun, kız çocuğu için de bir koyun kesilmesini emir buyurmuştur.
Akikanın Sünnet Olmasının Hikmeti. İbrahim Aleyhisselam'ın oğlu koç suretine büründü. İşte bu, akikanın sebebidir ki her insan dakika karşılığında bir rehindir. Eğer Allah koçu fidye olarak göndermeseydi, kıyamete kadar insanlara çocuklarından birini kesmesi sünnet yani adet olurdu. Misafirine ikramen bir koyun zemheden kesen mümin için o koyun ateşten kurtuluş fidyesi olur. Selam olsun İbrahim'e. İbrahim'e cümle-i ihsanımızdan biri de kendisinden sonra gelecek ümmetlerin lisanlarında hüsn-i senasını ibka ettik. O ümmetler daima Selamun ala İbrahim, İbrahim'e selam olsun duasını yad edeceklerdir. Bu duayı hiçbir surette dillerinden düşürmezler. Yani İlahiyumil kıyam ona selametle dua ederler. İşte dünyada ve ahirette İbrahim'i en iyi şekilde mükafatlandırdığımız gibi niyetlerinde ihlas ve ihsan üzere olan kimseleri de en güzel şekilde mükafatlandırırız.
Bu ayet-i celilide beyan olunduğu vechile, insan için nas arasında hüsn-ü sena ve zikri cemil bırakmak bir meziyet ve saadeti azime olduğundan, güzel ameller tahsiline ve insanlara güzel muameleye sa'y ü gayret etmesi lazımdır. İhsan sahibi olan her ferdin tarafı ilahiden mükafat olarak güzel muamele göreceğine bu ayet-i celile delalet eder. İbrahim güzel bir mükafatı hak etmiştir. Zira o bizim mümin kullarımızdandır. Biz Azimüşşan İbrahim'in nübüvveti mukadder ve Salihler zümresinden bir oğlanla dahi tebşir ettik. Yani evvela oğlunu kurban etmeyi emretmekle iptila ve saniyen oğluna bir koç feda etmekle mesrur ve salisen İshak isminde bir oğlanla tebşir ettik ki İshak Aleyhisselam ilmi ezeliğimizde enbiyadan madud suleha zümresindendir.
Bu ayet-i celîlede İbrahim Aleyhisselam'ı üç cihetle tebşir vardır: Tebşir edilen çocuğun erkek olması, bu oğulun enbiya zümresinden olması, salah ile muttasıf olmasıdır. Ve Berrakna aleyhiva ala İshak. Biz Azimüşşan, İbrahim ve İshak üzerine bol bol hayır kıldık. Hak Teala Hazretleri onlar üzerine dini bereketler ihsan buyurduğundan, ekser enbiya onların neslinden gelmiş ve şeriatı-ı Semaviye onların üzerine nazil olmuş ve onların ellerinde zuhur etmiştir. Her ikisinin zikri cemilleri İlahiyum-il kıyam bakidir. Onların neslinden amali saliha ve ahlakı hasene sahibi ve Allah'ın kullarına menfaat sahibi Muhsin kimseler olduğu gibi küfür ve masiyeti irtikapla nefsine zulmedici kimseler de olacaktır. Fahr-i Razi'nin beyanı veçile bir kimsenin dalalet ve hidayetinde, salah ve fesadında haseb ve nesebinin daimi tesiri olmadığına bu ayet-i celile delalet eder.
Çünkü nesebin Salah'ta daimi tesiri olsaydı İbrahim ve İshak Aleyhisselam'ın nesillerinden hiç zalim gelmezdi. Halbuki onların neslinden zalim geleceğini Hak Teala Hazretleri bu ayet-i celilede beyan buyurmuştur. Nitekim Nuh'un itaat etmeyip helak olan oğlu Kenan hakkında Hak Sübhanehü ve teala Hazretleri innehu leysem min ehlik buyurmuştur. Bu ayet-i celilede evladü ahfadın zalimlerinin aba ve ecdad haklarında nakıysa olmadığı gibi sefillerin cürümünden yukarı tabakada olanlara bir şey ait olmayacağını da tembih vardır. Binaenaleyh Yahudilerin evladı enbiyadan olmalarıyla iftihar etmeleri batıldır. Zikret Resul-ü Zişan'ım. Kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u ki onlar taatta kuvvet, ahkam-ı diniyede basiret sahibidirler. Onlar hidayet rehberleridirler. Zira onları biz haslet-i hamide sahibi ve ahlak-ı hamideleriyle mümtaz kıldık ki o haslet-i hamide ahiret yurdunu zikirdir.
Onlar bizim hindimizde nübüvvet için müntehab, seçilmiş hayırlı kullarımızdır. Zikret ya Ekreme'r-rusül. Ecdadından İsmail ve Elyesa ve Zülkifl aleyhimüsselamı. Zira bunların cümlesi yardandır. Şu zikrolunan enbiyayı izamın menakıbleri bir zikri cemil ve menakıb-i şerifedir. Haram olan şeylerden içtinab eden muttakiler için uluhiyetimiz katında güzel bir dönüş vardır. Yani ey habibim ecdadından İbrahim Aleyhisselam'ın halini zikret. Nara ithal olunduğunda ateşe atıldığında sabrını düşün ki sen de kavminde gördüğün ezaya onun gibi sabırda devam edesin. İbrahim'in oğlu İshak'ı zikret ki birçok mihnet ve meşakkate göğüs gerdi. Yakub Aleyhisselam'ın oğlu Yusuf'u kaybedip çok seneler hüzün ve keder içinde vakit geçirdiğini zikret ki müteselli olasın. Onların ahlakı hamidelerini zikirle nas ibret alsın, insanlar ibret alsınlar, nasihat edinsinler, güzel vasıflarında da onlara uysunlar.
Binaenaleyh onlara iktidar edenler, uyanlar feyzü salah sahibi oldukları gibi saadet-i dareyne de nail olurlar. Fahr-i Razi'nin beyanı vechile nefs-i natıka-yı insaniye için iki kuvvet vardır. Birincisi kuvve-i amile ki ondan sudur eden itaat-ı ilahiyedir. Amelin ekserisi el ile olduğundan ULİL EİD denilmiştir. İlim ve irfanda basiretin medhali ziyade olduğundan irfanlarına işareten vel ebsar denilmiştir. İkincisi kuvve-i alime ki ondan sudur eden marifetlerin eşrefi marifetullahtır. Bu ikisinden maadasıyla meşgul olmak lav-u abes'tir. Binaenaleyh ilim, marifet ve amelden mahrum olan kimseler kör ve topal menzilesindedirler. Elyesa aleyhisselam, Yatub'un oğludur. İsa Aleyhisselam Beni İsrail zürriyetine hükmetmek için onu halife tayin etmiştir. Beyzavi'nin beyanına nazaran Zülkif Elyesa'nın amcasının oğludur. Yahut Eyyub aleyhisselamın oğlu Bişirin oğludur.
Beni İsrail'in şerrinden firar etmiş olan nebileri himaye edip kefil olduğundan kendisine Zülkifl denilmiştir. Evet sevgili izleyicilerim inşallah İbrahim Aleyhisselam'ın güzel hasletlerini zikrederek bu eserimizi de inşallah bitireceğiz bir sonraki programımızda. İnşallah bu konuya önümüzdeki bölümümüzde devam etmek istiyorum Rabbımızın izni ve inayetiyle. Evet ihsan mektebimizin yeni bir bölümünün daha sonuna geldik. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahü sirrahü'l azizisin Hazreti İbrahim Aleyhisselam isimli eserinin bu bölümünü de burada bitiriyoruz sevgili dinleyicimiz. Yeni bir bölümde tekrar buluşmak umut ve arzusuyla Allah'a emanet olunuz.