Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümde sizlerle birlikteyiz Asistine İşlerimiz Mahmut Sami Ramazanoğlu Hz. İbrahim Aleyhisselam isimli eserine inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz bu bölümümüzde de. Birinci bölümümüzde İbrahim Aleyhisselam'ın ateşe atılması hadisesini aktarıyorduk sizlere. Kaldı yerden devam ediyoruz inşallah. Yedi gün ateş yaktılar. Sekiz. Gün İbrahim Aleyhisselam'ı mancınık vasıtasıyla ateşin üzerine attılar. İbrahim Aleyhisselam virdine devam ediyordu.
Cenab-ı Hakk'ın hitab-ı Celil varid olmakla ateşin içi İbrahim için yeşillikle dolu bir bahçe olduğu ve Nemrud'un da yüksek bir mahalden bunu müşahede ettiği Mervîdir rivayet edilmektedir. Rivayet olunur ki Nemrud ateşin İbrahim Aleyhisselam'a serin ve selamet olduğunu müşahede edince ona gerçekten senin Rabbin büyüktür kurbanlarla ona yaklaşalım dedi ve İbrahim'in Rabbine yaklaşmak üzere binlerce kurban kesti. Fakat küfrün de amelin de kötü halinde ısrar ettiği için bu ona fayda vermedi. Fahr-i Razi'nin beyanı ve celle İbrahim Aleyhisselam üzerine ateşin nasıl soğuk olup yakmadığına üç ihtimal vardır. Birincisi ateşin hararetini ve yakmak halini Cenabı Hakk'ın izale edip yalnız ziyası ışığı kalmak suretiyle hasıl olmuştur. Ayet-i Celilenin lafzına muvafık olan da budur. Bu hal İbrahim Aleyhisselam'ın mucizesidir.
İkincisi Ak Teala Hazretlerinin İbrahim Aleyhisselam'ın cisminde ateşin yakmasına mani olacak bir keyfiyet halk etmesiyle hasıl olmuştur. Nitekim Semender denilen kuş ateş içinde bulunup zarar görmediği gibi İbrahim Aleyhisselam da ateş içinde zarar görmemiştir. Üçüncüsü Hak Teala Hazretlerinin İbrahim Aleyhisselam'la ateş arasında bir hait, bir perde halk etmesiyle yaratmasıyla hasıl olmuştur denmektedir. Aktala Hazretleri ateşe soğuk olmasıyla emrettikten sonra selametle dahi emir buyurmuştur ki mutedil bir hal üzere kemali rahat ve selametle İbrahim Aleyhisselam'ın eyleştiği muhakkaktır. O makamda Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın yedi gün ikamet ettiği ve dünyada en ziyade telezzüz ettiğim lezzet aldığım o yedi gündür buyurduğu Mervîdir. O gün dünya yüzünde bilimum ateşlerini sönüp intifa olunduğu dahi mervîdir. Yani söndürüldüğü mervîdir. Hz.
Yusuf Aleyhisselam bu gömleğimi alıp götürün onu babamın yüzüne koyun gözleri görür olur dedi. İşte bu gömlek Yusuf Aleyhisselam'a ceddi alası İbrahim Aleyhisselam'dan tevarüs eden miras kalan gömlektir. Enes Bin Malik Radıyallahu Anh'ın Hazreti Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemden rivayetine göre Yusuf Aleyhisselam'ın kavliyle Yani şu gömleğimi götürün demesini şöyle izah etmişlerdir. Etmişlerdir. Zalim Nemrut İbrahim Aleyhisselam'ı ateşe attığı zaman Allah Cebrail'le cennetten bir gömlek ve bir yaygı gönderdi. Cebrail gömleği İbrahim'e giydirdi. Yaygıyı da serip üzerine İbrahim'i oturttu. Sonra kendisi de oturup onunla konuşmaya başladı. İbrahim bu gömleği İshak'a giydirdi. İshak da Yakup'a Yakup da Yusuf'a giydirdi.
Tefsir-i tıbbyanında beyanına göre Yakup Aleyhisselam Yusuf'un nazardan muhafazası kardeşlerinin kötülüklerinden korunması için gümüşten bir muhafaza yaptırıp Yusuf Aleyhisselam'ın boynuna takmıştı. Yusuf Aleyhisselam kuyuya atıldığı zaman bu gömlek boynunda takılıydı. Üzerinde cennet kokusu bulunan bu gömlek herhangi bir hastaya giydirildiğinde o hasta derhal sıhhat ve afiyet bulurdu.
İşte Kadiri Mutlak Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri'nin kudret ve hikmetlerinden Hakk'ın batıl üzerine daima galebe ettiğini Cenabı Hakk'a delalet ve irşad için çalışanları Cenabı Hakk'ın himaye eylediğini, batıl olan şeylerin Hakk'a karşı muzmahil olduğunu yani mutlaka yenileceğini batıl irtikab edenlerin aleme karşı rezil ve rüsvay olduklarını ve harikuladedeleri mucizeleri enbiyada halk ile selamette kılmaya katil olduğunu ve fesahat üzerine bina olunan şeylerin fasit olduğunu beyan ve kullarını irşad ve tarik-ı savaba doğru yola ve İtikadı Hakk'a sevk etmek için Hak Sübhanehü ve teala Hazretleri tarihe ait olan garip vakaları Kuran-ı Hakim'de beyan etmiştir ki bu kullarının ibret alıp basiret üzere bulunarak fevaidinden, faydalarından histeyab olmaları, nasiptar olmaları içindir.
Biz İbrahim'e ve İbrahim'in biraderzadesi Lut'a düşmanlarının şerrinden necat verdik, kurtardık ve onları bir arza bir yere gönderdik ki o arzda alemler için çok hayır ve umumi bereket halk ettik. İbrahim'e biz oğlu İshak-ı hibe ve onun oğlu Yakub'u sait olarak hibe ve ihsan ettik. Onların cümlesini sulehadan, salihlerden kıldık. Fahri Razi, Hazin ve Kaidinin beyanları vechile bu ayet-i celilede mübarek olan arz ile murat, arz-ı Şam'dır.
Çünkü arz-ı Şam'da nehirler, meyveler vesair ni'mı ilahiye ilahi nimetler bol olduğundan dünyaca hayr-ı kesir bol hayır ve bereket vesair menafi ve daha birçok faydalar olduğu gibi enbiyayı izam ve evliya-yı kiramın makarrı onların ikamet ettiği yer ve vahy-i ilahinin mahalli nüzulü indiği yer ve kemalat-ı insaniyenin mebadisi olan, yani insanlığın mükemmelliğinin başlangıcı olan şeriatların ekseriyetle intişar ettiği, yayıldığı, mahal olduğu cihette din hususunda dahi Şam arzı, arzı bereket ve hayırdır. Binaenaleyh Şam ve Filistin arazisi dünya yüzünün en ziyade feyizli ve bereketli mahalli ilahinin, matufun alihi olduğu lütfedildiği, atfedildiği, verildiği cihetle Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri bu ayet-i celilede arz-ı bereket olduğunu sarahaten beyan buyurmuştur.
Abdullah bin Amr bin As radiyallahu Teala anh Hazretlerinin rivayetine nazaran Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin bir hicretten sonra ikinci hicret elbette bulur. O gün de ehli arzın hayırlıları İbrahim Aleyhisselam'ın hicret ettiği mahalle hicrete mülazemet ederler buyurduğunu hazin beyan etmiştir. İbrahim Aleyhisselam'ın vakası Babil Hududu dahilinde olmuştur. Vakadan sonra amcasının kızı Sare radıyallahu anha iman etmiş, biraderzadesi Lut Aleyhisselam'la üçü beraber dinlerinin selameti ve ihlas üzere ibadetlerini eda etmek maksadıyla Irak'tan Şam cihetine hicretle İbrahim Aleyhisselam Harran denilen mahalle gelerek bir müddet sonra Mısır'a ve Mısır'dan Arz-ı Filistin'de Seb'ud denilen mahalde, Lut Aleyhisselam ise Sedum, Sodom denilen mahalde ikametlerdir.
İbrahim Aleyhisselam'ın hicretinden sonra Hak Teala Hazretleri Babil ahalisinin ekserisini sivrisinekle helak etmiştir. Bir kısmının rahatları kaçmakla etrafı aleme dağıldıkları da merfiyedir. Peygamberlerin Vazifeleri Biz onları nas'a mukteda bih kıldık ki yani kendisine uyulması gereken kişiler kıldık ki onlar bizim emrimizle nas'ı insanları doğru yola hidayette kılarlar ve biz onlara enva-ı hayrat işlemelerini çeşitli hayırlar yapmalarını ve namazı ikame edip zekatı vermelerini vahyettik ve onlar bize ibadet eder oldular. Yani İbrahim Aleyhisselam'ın duasını müstechap kıldık. Oğlu İshak Aleyhisselam'ı ona hibe ettik ki, gurbetin gurbetini izale etsin ve bizim tarafımızdan fazl u ihsan olarak Yakup Aleyhisselam'ı da verdik. Onların her birini nübüvvete ve risalete ehil kıldık.
Binaenaleyh bizim tarafımızdan kullarımızı irşad için ahkam-ı şeriatı nasa insanlara tebliğe memur resul oldular ve onların esrar-ı tevhide kabiliyet ve istidatları icabı biz onları nasa insanlara muktedabih imamlar kıldık ki bizim emrimizle insanları doğru yola sevk eder ve dini Hakk'a davet eder ve tarik-ı müstakimi gösterirler. Zira nasıl insanların onlara iktidarı, uymaları bizim emrimize müstenit olduğundan onlara iktida bizim emrimize iktidadır. Onları mukteda bihkıldıktan sonra biz onlara enva-ı hayrat işlemelerini ve umum ibadetlerini Şer-i Şerife tevfikan uygun olarak yerine getirmelerini ve bilhassa cemi azanın canibi Hakka teveccühünden ibaret olan ve erkan-ı Cevahirhin birlikte ibadetini mutazammın olan namazı ikameyi ve masivadan kat-ı alakayı mutazammın olan zekatı vermelerini vahyettik ki vücutlarının şükürlerini namazla ve mallarının şükürlerini zekatla eda etsinler.
Evet bütün Azaların Cenab-ı Hakk'a yönelişinden ibaret olan ve bütün Azaların ibadetini içinde barındıran namazı ikame etmeyi, yerine getirmeyi, eda etmeyi ve Allah'tan başka her şeyden alakayı kesmeyi yine barındıran zekatı vermelerini vahyettik denmektedir. Halbuki gerek İbrahim aleyhisselam gerek mahkumları ancak bize ibadet ederler. Bizim gayrımızı ibadete müstahak görmezler ve bütün zahir ve batınlarıyla bizim rızamızı arar ve ihlas üzere amel eder oldular. Ayet-i Kerime'de geçen nafile kelimesi atıiyye-i Mahsusa'dır. Yani özel olarak verilen şey demektir. Zira İbrahim Aleyhisselam bir oğlan için Rabbine dua etmişti. Vahibü'l Ata'ya Hak Sübhanehu ve teala Hazretleri yani böyle ata ihsan sahibi olan Cenabı Hak duasını kabul ederek İshak Aleyhisselam'ı verdiği gibi dua etmeksizin de Yakup Aleyhisselam'ı verdiğinden nafile denilmiştir. İstediğinizden ziyade demektir.
Hak Teala Hazretleri bu ayet-i celilede İbrahim Aleyhisselam'a verdiği nimetinden beşini zikretmiştir. Birincisi evlattır. Nesli ibka ve İhsan'a muin ve Nasır olduğu cihette dünya nimetlerinin en büyüğüdür. Nesin bekası ve İhsan'a muin, İhsan'a yardımcı ve Nasır olduğu cihette. İkincisi kendisinin ve evladının sulahadan, salihlerden olmalarıdır. Kendisiyle evladının sulahadan olmaları büyük bir inayeti ilahiyedir, ilahi yardımdır. Üçüncüsü nasa muktedabih olmalarıdır. İnsanlara uyulacak örnek olarak seçilmeleridir. Dördüncüsü İbadet için filhayrat ve ikamei salat ve i'tay-ı zekat gibi en büyüklerinin kendilerine vahyolunmasıdır. Yani zekat vermek ve namaz kılmak ve bütün hayırlarda ibadet maksadıyla kendilerine bu şekilde vahiy verilmiş olması, beşincisi Mertebe-i ubudiyette berdevam olmalarıdır, ibadet makamlarında daim olmalarıdır.
Hulasa İbrahim Aleyhisselam'ın dünyaca pek büyük nimetlere nail olduğu ve onların şükrünü eda eylediği bu Ayet-i Celileden müstefad olmaktadır, çıkarılmaktadır anlaşılmaktadır sevgili Lem'cem. Allah'ın salat ve selameti bizim Nebimiz ve enbiyanın üzerine olsun. Habibim, Rusül-i Kiram'ın kıssalarından sana verdiğimiz vukuatın ve her biriyle biz senin kalbini sabit kılarız ve şu surede sana tevhid üzere delalet eden akli ve nakli deliller ve ibret alınacak vaaz, öğüt ve müminleri Ahmal-i salihaya salih amellere irşad edecek zikirler geldi. Bu ayet-i kerimede Mev'iza ile murat insanları seyyiatı dünyadan dünyanın kötülüklerinden vazgeçirecek ve ahirete terhibe edecek ahirete teşvik edecek emri ve nehy-i mutazammını içeren birçok vaazlar ve tembihler bu surede nazil olmuştur denmektedir. İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü de burada nihayete erdiriyoruz.
İnşallah bir sonraki bölümümüzde Beytullah'ın inşasıyla devam edeceğiz programımıza sevgili dinleyicler. Sultanü'l arif'in merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallahü's Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.