Sonra arifin mertebelerini anlatmışlar. Birincisi, Cenabı hakk'ın dışında her şeyden arınmak ve temizlenmek. Bu perdeyi kaldırmak. Buna zahitler deniyor. Bir de halk ile olan münasebetlerde halktan halka geçmek, beşeri münasebetleri de şeri ölçüler içerisinde yapmak, bunda da üç madde halinde izah buyurmuşlar. Birincisi küfrün perdesinden imana kavuşmak, dünyanın perdesinden ahirete kavuşma şeklinde izah edilmiş. Daha sonra da Mevla'ya yönelme şeklinde izah etmişlerdir. Burada ibadetin Cenabı Hakk'a kulluğun en zirve noktası, buyurmuşlar. Tevhidi tam manasıyla yaşayabilmek. Bu artık bildiğiniz bir husustur. Ancak ona kulluk etmek, ancak ondan yardım beklemek, maksat ve gayede, gayenin Cenabı Hak olması hükmü de Mevla'yı Zülcelal'e vermek. Hem azalarımız hem de dış münasebetlerimizde, her türlü davranışımızda. İbadet noktası avam için dinmiş. Böyle kitaplardan okuyoruz.
Sonra talim de ediyorlar. Bu şekilde olana müminlerden avam, halkın taati şeklinde izah ediyorlar. Ubudiyeti de seçkin insanlar. O benim Rabbim. Ben onun kuluyum. İbadet etmek boynumun borcudur diyor. Kısmı da ibadetin esrarına erişmek tarzında ifade ederler. İbadetin mahalli nedir? Bedendir. Oruçtan yeni çıkıldı. Yemeden, içmeden, cinsi münasebetten uzaklaşmış oluyor kişi. Sonra teravih namazı kılıyoruz. Kıyamı, rüku, secdesi, bu şekilde icra ediliyor. Sonra fıtır sadakası bu veriliyor. Daha Ramazan-ı Şerif bitmeden bunu da ne yapıyoruz? Elimizle veriyoruz. İbadetin mahalli bedendir. Ubudiyet, kul olduğumuzun esrarına erişip de o benim Rabbimdır diyebilmek, bir farz taat yaparken bunu emreden Allah'tır diyebilmek bu ubudiyet noktasıdır. Sünneti Seniyyeyi de yerine getirirken bu Rasulullah'ın tavsiyesidir düşüncesi içerisinde yapmak.
Bu düşünceler bize ibadete daha çok gayret etmemizi icap ettirir. Bunun yeri de ruhtur. Derslerimizde var aslında. İstiğfar veriyorlar. Estağfurullahi lağim diyoruz. Onun ruh yönü nedameti. Bir pişmanlık duyuyor kişi. O tevhid anlatıldığı üzere salatü selam ruhen kurulan münasebettir. Allah dediğimizde sadece kalıp değil, onun kalbe geçmesi ve Rabbimizle münasebet kurabilmek, mezkur ile alakayı kurmak. Diğerlerini de buna kıyas ederiz.