Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. İbadet kelime anlamı Allah'ımıza görevini icra etmek. O bizim Rabbimiz biz onun kuluyuz. İtaat etmek mecburiyetindeyiz. Sehil bin Abdullah Ettüsteri Kuddi sallallahü sırra ibadet. Ariflerin en güzel değer verdikleri bir kıymettir. Şimdi altınlu adam alıp da evin ortasına atmaz ki. Çok kıymetli eşya diyelim. Gümüş bile öyle, parası bile öyle. Cüzdanını cebinden çıkarıp, böyle ortaya atmaz. Onu hep muhafaza eder. Kıymetli eşyasını ne yapar? Şifreni sandıklarda korur, muhafaza eder. Bu öyle bir kıymet ki, bu koruduğumuz muhafaza ettiğimiz değerlere Cenab-ı Hak kıymet vermiyor. Habibullah hiç değer vermiyor. Allah'ımız değer vermediği gibi. Efendimiz Salli Allahu Aleyhi ve Sellem bir koyun laşesinin başına geldi. Buyurdu ki Cenabı Hakk'ın katında dünyanın bu cifekhadar bile kıymeti ve değeri yok.
Ama görüyorsunuz insanlarımız bunun için ölünceye kadar tarla davaları, ölünceye kadar maddi kıymetlerin davaları devam edip giriyor. Allah'ımızın hiç değer vermediklerine ne kadar değer verdik. Verir. Sihir bin Abdulmuttalme Edtüsterih hazretleri, Gades Allah'u sırra ibadeti, ariflerin en büyük değeri, kıymeti, zineti süsü olarak haber. Onların şahane evleri olmayabilir. İsterse dünyada ilk besi olmasın. Hiçbir şeye malik olmasınlar. Onların değer verdiği Rabbimize olan kulluk, yeter ki derler şu vücudumuz Rabbimize dağlar gibi kıyamda, melekler gibi kıyamda, belimiz hayvanatın taati gibi rüku halinde ve meleklerin taati gibi secde rükuda kalsın. Bütün nebatatın ve meleklerin taati gibi başımızda secdede bulunsun derler. Yeter ki oruçlu olalım, yeter ki Rabbimiz mal versin mülk versin. Biz onu muhtaçına infak edelim.
Eğer sıhhat, ferru afiyet verir malımız mülkümüz olursa biz onu hac vazifesini yapmamız yapmak için kullanalım ve yolunda sarf edelim, fakiri görelim, yoksulu görelim. Arafan'da, Pakistan'da, yerlerde artık bir kısım ülkelerde hayvana verilen değer kadar bile Müslümanlara değer verilmiyor, yakılıyor. Yerine göre kimlikleri yok. Onlar diyelim ki telefonları kullanıyorlar, ellerinde telefonlar oluyor. Fakat onların artık el telefonu çok lüks. O da yok. Görüyorum memleketlerinden sürülmüş, inanın aylar değil, aylar değil yıl olarak bile yıkanmayan aileler var. Bu Somali'de yıkanmayan aileler var yıkanmıyor. Şimdi dört kişilik bir aile. Bunlar kümes gibi bir yerde, tuvalet de onların odalarının içerisinde, ihtiyaçlarını giderecek her şeyde odalarının içerisinde, aylarca yıkanan bunlara infak ediyor. Hastaysa onların gönüllerini görmeye çalışıyor, ne ihtiyaçları var diye.
Sami Ramazanoğlu, Kadı Sallahu hazretleri dirgaha geldiği zaman üstazı ona hastalara bakacaksın buyurmuş. Hastalara bakacaksın. Öyle bir gönül ehli ki mesela hastanın canı portakal istiyor, ona portakal geldiler istiyorlar getiriyor. İncir istiyor, incir getiriyor. Onları görüyor, gözetiyor, ibadet. Onlara bu hal ve tavırlar şudur onların, kıymetidir. İsterse hiçbir şey olmasın. Elinden tespihini bırakmıyor. Dilinden zikrini bırakmıyor. Diyor. Yalnız burada Mevlamıza yalvarırken, Mevlamıza yalvarırken bakın örnek güzellikleri müşahede ediyoruz ki biz Enbiya Suresi'nde geçtiği üzere Eyyub aleyhisselam ben hasta oldum Ya Rab ve bana şifalar ihsan et demiyor. Ne diyor Eshable? Ya Rabbi bana bir hastalık geldi, sen bana merhamet et demiyor bakın. Veren de sen Erhamürrahimin merhamet edenlerin en merhametlisisin diyor. Bak bana demiyor.
O ibadet kendisine süs olanların güzelliğini ifade etmiş oluyorum. Bana Allah'ımızın rahmetini, merhametini dil. Hocalarımızdan bir tanesi üstadımızın üstadına müracaat eder. Der ki efendim himmet diyeceğim ama bir hizmetim yok. Aldığı mevrat ve ezkarı bile çekemiyorum. Tam hakkıyla yapıyorum ama hakkıyla yapamıyorum. Dua diyeceğim siz sadece şahsa dua etmezsiniz. Umum bütün insanlığa dua edersiniz. Şu dünyada secdeye varmadık, hiçbir baş kalmasın dersiniz. Umumdur sizin duanız. Dediği gibi herkese şefkat ve biliyorsunuz derde müptela oldu. Halık'ımıza bir tazarru, bir niyazı, bir yalvarışı var. Diyor ki Ya Rab şu dilimle kalbimi muhafaza et. Vücudum hasta oldu ama kalbime dokunulmasın kimsenin azametini tefekkür edeyim. Senin vahdaniyetini Samet sıfatını düşüneyim. Acziyetimizi senin de azametini tefekkür edeyim.
Ya Rab kalbime bir şey olmasın, ki ben senin her an benimle beraber olduğunu tefekkür edeyim. İlminle duymanla görmenle. Ya Rab kalbime ki senin yakınlığını hissedeyim. Kalbime bir şey olmasın ki sen beni, ben de seni 7 kimseler olarak kalayım. Ve dilime de bir hastalık ağrısı olmalı olmasın ki, kalbim senin azamet I ilahiyyenin son husus kudretini tefekkür ederken dilimde Allah desin. La ilahe illallah desin. Bunların derdi o. Neymiş dertleri? Dertleri Mevla imiş. Sehl bin Abdullah ettüsteri Hazretleri İbadet ariflerin süsüdür. Öyle bir zevk duyarlar ki, bazı insanın çok neşeli olduğu zaman olur. Mesela bir dost ile buluşur. Diyelim ki dostlarıyla beraber oturmuş, yetim ve yutamaya ikram ediyor. Hafızları toplamış, bunlara yediriyor içiriyor, Kuran hatimleri yapıyorlar. Zevki bildiğin gibi değil. Hiç yerinde oturamaz. Nedir?
Tüm kadınlara hizmet edeceğim, yoksul olan kimselere hizmet ediyorum, onları yedirip içiriyorum, sıkıntılarını gideriyorum der. Böyle şapır şupır öyle bir tatlı ki, öyle bir zebra anul. Bunların ibadet ve taatte de hali budur. Çok neşeli, çok zevkli, çok huzurludurlar. Çünkü ibadet ariflerin süsüdür. Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi.