Peygamberimiz, İnsan Efendimizin sancağı saadeti altında böylece Üslü Gezizi Sahihası'ndan. Fahri Kainat Efendiler Efendimiz efendisi şöyle buyuruyor. Abimi, abimi, ilmi ile amel eden uyanmanın salihleri üzerine olan fazlı alimler de içindeki insanlardan o kadar büyükler. Devam ediyor Hadis-i Şerif'ta okuyun. Alimin insan. İki cihan gecesi Muhammed aleyh Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyuruyorlar. Elminden istifade olunan bir alim. Elimizden insanlar istifade ediyor. Namazı evleniyor, oruç şeyi evleniyor, hacşi evleniyor, ceketi evleniyor, dilini evleniyor, imanını ilgileniyor, anlasına babasına itaatin evleniyor, kocasına itaatin evleniyor ve her asrın millete faideli. Bin Cenab-ı abimden da gündüzün aksınına kadar oruç tutuyor. Gece salahakalarda ibadet ediyor ya, o yalnız nefsi ruh pardığı için bir tane abidden, ibadet edenden öyle namaz yeteninenden ne denli değil.
İbadet edenin bir cenesinden böylece alim daha hayırlıdır. Ama tüm cemaat günleri insanlar toplanır toplanır Hacı Tevfik Efendi'nin yanına, Bozanın yanına riayete gelinlerdir. Şimdi o adetlerine baksın, riyete girenlere mani olmak diyor. Nereye gidiyorsun? Selferi misin? Peygamberlere mi gidiyorsun sanki? Diye, eğlenile eve alırlar şimdi diyor. Allah ise eskiden böyle daha okuyorum. Bir selamına hedef ola diyor ki. Batı ulemaımızın neyin insanların gözünden düşürmenin için böyle çareye başvurdular. Çünkü ulema, ulema, ehli ile amel eden aklı kelam, ırzıvan bunları tepme bulamayacaktan hoşlanır köpekler bunu ben ancak karanlıktan faydalanırım eğitim ve ayyı parçalayın ziya vermesin diye gidiyor. Bu büyük köpek. Onun bir de infakları var etrafında. O dililer neler, o ara köpeklerini.
O da sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, sen, yürüyor yürüyor ulan o diyor aya yürüyor. Sen niye yürüyorsun onunla beraber? İyi benim ağam yürümüyor bende yürüyor. Yani bir de öpülüyor bende yürüyor. Yürmez alnına yak o aya yürüyor. O ayağa yürüyor. Baktım diyor. Toplu tüfeği yürüdüğü yere onlar da yürüyor. Ama ben ümidi korktum. Semada bu ay böyle ayağını devir gebeleyerek, geri kırarak insan, ayağa bir şeyi yapamam ayısı semayı bir zikir ilahidir o. Allah'ın kudretidir o hal. Onu fark arayaman. Ancak yerleri zıldurun kalın yerine, boş yerine yorulma diye namaz bu ihbarı söylüyor. Ey yine yürenler, imana yürenler, Muhammed'e yürenler, ulemaya yürenler, ulemaya yürenler, mümini kamile yürenler, boş yere yürmen.
Allah'ın yaptığını sıra, kesin senin Allah'ın takdiri ve yücetli bağrılarla buraya gelirler vazı. O gururla dönmez takdir gelir mu Allah? Nedir? Kadirda hayır yer, hep Allah'tan gelir. Ama plan yaptı. Planı da yaptırmaz diye Allah tarafından olur. O niye sustu ya? O niye sustu oluyor yapan tapliyle oluyor? İradeyi tısiyyesi vardı onun. Yapmaz da yapmaz da onu eliyle yaptırıyorsa cehennemde bulacak. O iradesini uygulanamayan. Camı var sana sinemaya girer o. Cemaat varsa katiyen giden o. İradeini kullanamıyor. Erdoğan'dan ırz diyor. Her kelebekten aşağıya geldin atıyor. İradesin sen et. Yaa. Şöyle tahin edelim girelim. Ben gelir mi biliyor? Köpek boşa yürüle. Yurdüğüm boşa süper ayı parçalayamaz. Ne Allah'ı, ne Peygamber'leri, ne Peygamberin sevdiği ulemayı, ne amini, ne alimi parçalayamazsın sen. Ülen ile elli üç senedir yine yerinde vurun.
Başa yürüme, şimdi o yerinde sayan yalnız salgın gözünden düşürdü. Onun yerine bu işi bozmadı. İnan böyle Bayül Hocayla beraber geliyor, maazallah züğünce takıp böyle salgınla gülüyor. Hayret bir adam. Havacılıkta bile zayi olmadı bu. Düşünün ki bir günahlar oradan geçerken tahttığın içinde olsan bile buranın cahil bir şey ama yani hep hayatı vesselamu aleylim dedim. Çünkü hocalar gireli yakın olduğundan bu iş cemaat istiyor. Ama hiç bilmeyen horneti bilmeyen mahalleler ne var? Ayağını çimesan kalkmayan. Hem de bazısı öyle ki, öyle ki elini de arkasından delirmez. Ne olsun sen? Yine hiç mahrumla diyorsun ki? Onun için Peygamberimiz? Elif Allah'ın sıfatı olduğu için ayağa takıyor. Kendine basma diyor. Allah ehline katıyor. Bu Hamd Aleyhissalatu Vesselam'ın değil, Allah'ın kelamına ayağa takıyor. Senin gibi hafızcı ve hocayı girmeyenlerden amuca olmuşlar böyle.
Hocanın yerine varırlar hafızlardan, otururlar, okullar. Hafızların Ölürken kitaplara inanmayan irgun olur inanın. Alilleri beğenmeyen irgun olur beğenirsin. Kurban olayım çoluklarına hocam diyesin amma doksan yamaca yeter, gömülü ısırılır. Hem irit olsanlar birisi, bizim gebelerden birisi jandarmanın birisi yani devci diyor. Ağladım. İleriye varınca diyor. Okuyan var mı diyor. Böyle ara yollamış diyor. Osman Amca okur, bizim hanımımız gerek diyor. Osman Amca okur, o hocalığı var deyince aman getirin diyor, batılımız döv, benim döven jandarma diyor. Okunmuyor diyor Allah'ın mezhebine uğrar. İnşallah tabağı tutman, üf tutuyoruz diyor. Yüzünde hüzriyoruz diyor. Değilsin mü? Bir Yasin-ı Şerif okudun mu? Yedi defa Çelebi-i şerif gibi olur. Bunun için daha devam ediyorum. Daha devam ediyorum. Menazi, otuz altı kendine insan.
Ulemanın uykusu, ulemanın uykusu uykuya yanıt glümatlığı, şu hat ve ibadetten medar olmak ümidiyle olduğu için ül ba'de. Uykusu da ibadet melekler başında böyle sevap yazıyor o ulemaya. Niye yazmıyor musunuz? O istirahatlik edip de elime çalışacak, onun için sevap yazıyorsunuz diyor melekler. Habire sevap yazılıyor. Bu kulemadan biraz tan dinem ya, ben onlara layık değilim. Değil olduğum kulemayı bahsediyorum. Anla, alimi, alimin nüfusu ve hatta ibadete medar olmak gerektiği ile olduğu için ibadet, nefreti de Şimdi biz söyleyenler diyoruz, korkuyoruz. Sizden korkuyoruz. Böyle olunca bir hocanın yanına varıp da yüzüne şöyle bakmak melekler bakıyormuş ibadet yerini, ibadet ediyor diye yazdı. Cansa diyor. Bir Bir dakika sınırını yapar girer. Kötekine yüz cevap çarpsan sevap filan. Oturmuş da hep yorulmuş zavallı. Yine de Rıdvan eczane söylüyor. Beyhullah'a geriden şöyle takıyor.
Oha, her bakışına şöyle gözünün her anına bir sevap diye bir sevap yazıyor Allah. Yani Beytullah'a bakıyor. Ulemanın yüzüne bakmak Beytullah'a bakmış bir sevap. Onun yüzüne bakmak da bu cevaba, nail eden insanı. Hoca utanmadın mı diyor? Bugünle tahtındakiler gider daha komiklar. Peygamberimiz kendi ediyor. Ey Sünnet-i Ashab'ım, benden sonra gelen ulemama hürmet edin, muhabbet edin, farzlı edin. Ziralular yetmişinin yıldızlarıydı. Semada yıldızdan yolu buluyor insan ya, vahbullar neler. Bütün yıldızdan bize alıyorlar bize. Kutup yıldızı bu. Sırtım boğa geldi mi, siz buraya geldiniz diye. Şöyle döndün mü, şimdi bu doğuya, Tullaha diye geliyoruz. Şöyle falın Kutup yıldızına geldi mi, şimdi doğuya gireceğim yolunu geliyor, öyle versen ya gece olmuş.
Ondan sonra alnından buna geldi mi, kuzeye geliyorum diye girdiği gibi ulema diyor bütün avam yani ünlü insanların, olmayanların yıldırdığı onlar cennetin yolunu gösterirler. Şuradan girersen kendisine girer. İnanmadan biliyoruz, gelmem camiye. Senin namına konuşmuyor, sen dışarıdakilara atıp sokuyorsun. Seni uçurumdan herif de alnına bir ısırık durma. Ben daha bir şey yok çünkü. Horlanmasan, hürmet etmesen, Ramazan'ın yuvasını bilmesen, balıza hürmetim olmasa, hocayı hiç sevmesen camianlar basacaksın. Herif batıyor mu görmüyor musun? Onlara oluyordu. Sana olmuyor. Sen sevenler dersin, biz de camiye gelenleri canımız gibi seviyoruz. Birazdan saçımızın şurası doğru, kötü anımız saçı, vız, last, last, last, last, omuzuna yedin. Çirkin ya, kendini güzel zanneden şimdi camiye geldi onları da seviyorum ben. Hiç gözüme çirkin gelmiyor Allah tarafından.
Ha uzağız bizim sonra hep düzelsin, ne olacak? Onu hocam, yani siz bizi severdi ama siz de tabii ki. Peygamber bizi Muhammed Ali Yusuf'ala Medine-i Münecere'ye hicret edince çocuklar ve Muhammedünah ve Ahmedina cevher çalıyorlar. Muhammed'in konturuğu bizim için ne güzel Arapça konuşuyor olmaz. Peygamberimiz de dinliyor pencereden, Peygamber Efendimiz Medine'nin kafasını, Eba El-İ Nur'un-Asari Hazretleri'nın elinden aşağıya kafasını sarsıldı. Çocuklar, yavruları, buyur ya Muhammed, beni sever misiniz? Vallahi yazsın, Allah seni severek. İnanın ki buna ben de sizi severim. Buyurdu Peygamber Efendimiz. Ben de sizi seviyorum. Ona muhabbetle bağıran. Ya anne gelir cemaatin olur mu? O hiç sevilmez Şimdi kendi kendine, ben içeriden birisi eski ki bir bazı yedi kolun vardı, ona tövbe etsin de yeter, gene. O zaman hakkım kalır, benim yalvarın hakkını da helaliveririm. Öyle kolay mı? Değil.
Onun için ulemayı da böyle seveceğiz inşallah. Resulullah. Muhakkak, ulema ile muhabbet ve içtima eden umarayı Cenabı Allah diyor. Kendi ani de, memur da, bayramata hakim onun lütfunu, katipleri bütün bunlara yani memur olanlar ulemayla karışıksa ulemayı bir yere girerse onlara muhabbet giderim diyor Allah. Ben onları severim. Öyle bir, öyle bir vetü'l-ü ulema ki kendi alim olduğu halde memurların kapısında girer, buraya girer, buraya girer. Onlarla yani onlarla iyi fıs katlamak ister, denizde filan memurlarla da iyi tanışıyorum, ne kestirmek. Ulemanın ey kötüsü bu, imara'nın enstitüsü de Ulemanın kapısında bulunmak. Peygamberimizin hadisi bu. Onun için, e, hiçbir şeyi kapanından geçmesin. Böyle bitirmiştif burayı. Biz de efendim aleyhimizde söylesene hep lehimizde şu hadisi de sizin için söyleyin.
Özel şeyleri insana delletmeye çıkar sözün üzerine, özel evliler verir ve nefsini unutup mahrum eden, ile dediği ile kendi amel etmeyen huzur olurlar. Kendi dilediği, her yerde bulunulur da onu geldi yapma. Peygamberimiz buyuruyor. Mahrum eden alim bir muma benzer ki, bir yanan muma benzer ki kendini yapıp alemi tembih eder. Kendini cayır cayır asazlara yakar, girdiği ile amel gitmez, yine güzel bağız verir bana iyi yetsinler diye kendi onu keş tutmak. O gül gibi kendini yağ, yanlıkta mum hatalara ayıp olur girer ya, böyle ihtiyar yiyip gittiği gibi cehennemdeki yeriz girer, bütün millette ondan faydalanır. Dillere faydası olur, kendine zararı olur. Allah böyle alimden gitme ya Rabbi. Gördün mü kardeşler? Yani, Hadis-i Şerif gelince, kendileri tarafını saklarlar hoca ancak bizden tarafa çıkıp yüklenirler. Böyle zannetme Allah aşkına. Bütün ulema bunu yapmaz.
Şimdi, açılacağız bir aşkıma kelimesiyle cümlemize Biz bu zamandan kalan mevzundan başlıyorum namaz hakkındaydı, öyle devam edeceğim. Bütün Ayet-i celile buydu. Başladık devam ediyoruz inşallah. Bir iki günde tükenmeyeceği için anca cemaat günü sonunu alacağım. Eklerde yarım kalıyor sözler, o günü toplanıyor anca. İmkanı yok biriktirmeye. Onun için şöyle konuşuyoruz. Vesvafet namaz, cemi mümin ve müminata edebi bir erkenla kılmak farz. Bütün Müslümana, kızlara dokuz yaşında, oğlanlara on iki yaşından itibaren bütün insana yüz yirmi yaşına varmış yatağa çökmüş ihtiyar bile kurtulamaz. Sırtına yaptıklarına verirler, böyle ima ile kılar mecbur kılacak herkes. Onları anlattık bir gün, iki gün evvele. Şimdi geçiyoruz. İki rekat namazda cemi merasibi kainatın ibadeti züpte kılınmıştır. İki tez-i küatta bütün insanın, cinmin, ağacın, taşın ibadeti o iki rikatın içine girmiş. Anlatıyorum.
Mertebeyi aleme namaza kıyamla işaret, mertebe-i hayvaniye, rükula, mertebe-i cemaate, sucukla, mertebe-i melaikeye huzurla işaret olundu. Şimdi bunları anlattım gittim dünden melaikeye geldik. Bir tek daha. Şu maçta dinelen kavatlar neler varsa, bütün günahlar araçlardan dinelenler varsa kıyanımda kulların kıyamı gibi, gelenlerin kıyamı gibi kıyamda bütünün ibadetini topluyor. Allah'tan istedi Peygamberimize Halid Özü'l Celal Peygamberimize laf etti namazı. Ben meleklerimi, namazını isterim Ya Rabbi dedi. İbadetlerini Allah'ta verdim dedi. Böyle verdi. Hayvanlar da ibadet verir dedim dün size anlattım. Hayvanların ibadetleri de var. Onun tesbihini, tehlilini, yuvasını anlayanlar da var.