İbadet ve İhsan ile Manevi Olgunluk kaydında İbadet ve taatte olan kimselerin özellikle üzerinde durduğu riayet ettiği uygulamaya çalıştığı güzel bir haslettir. Başta farzları yerine getirip haramlardan kaçındıktan sonra. Işe yaramayan sözler. Bize ahirette faydası olmayan kabirde faydası olmayan, huzur-u ilahide bizi mahcup düşürecek olan konuşup görüşmelerdir. Buyur. Faydası…
İbadet ve taatte olan kimselerin özellikle üzerinde durduğu riayet ettiği uygulamaya çalıştığı güzel bir haslettir. Başta farzları yerine getirip haramlardan kaçındıktan sonra. Işe yaramayan sözler. Bize ahirette faydası olmayan kabirde faydası olmayan, huzur-u ilahide bizi mahcup düşürecek olan konuşup görüşmelerdir. Buyur. Faydası sözlerdir. Ve Cenabı Hakk'a mani olan, onunla kuracağımız ilgiye mani olan bütün engelleri kaldırmaktır. Amin güzellik. Bunları haber verdikten sonra çok değişik şekilde edepler erkanlar dikkat edeceğimiz hususlar vardır. Onlardan dünyaya aşırı hırs ile işte şu da olsun bu da olsun daha da bir varlık sahibi olalım endişesinden kendimizi kurtararak azıyla yetinmektir. Elimizde ne varsa ona hamdetmek ve şükretmek. Elem içinde sıkıntı içinde olan kimseleri gördüğümüz zaman bu duygu insanda hasıl olur. Bir tanesi anlatmıştı. Yavrum diyor yakın komşuda yemek yedi.
Daha yavruydu, küçüktü. Eve geldi, evdeki sofradaki tabakları kaldırdı diyor. Neden böyle yaptın deyince, demiş ki yan yarı yanımızdaki komşu sadece bir ekmek vakum onunla yenmez. Peynir olur zeytin olur bunların hiçbirisi yok. Sadece bir vakum nereden buldularsa onunla karınlarını doyuruyorlar. Hanımı ağlarmış. Dermiş ki pazara gider, sadece bir patlıcan alırdı. O da uğursuz oldu. Yani bunları görüp gözetmedikçe imanımızın tat ve lezzetini alamayız. Artık biz Arakan neymiş? Suriyelesiymiş. Hele şu daha yeni haberler Filistin'deki durum. Tahammül edilecek gibi değil. İşte bu sızı günümüzde tamamen yerleşirse bu imanın tat ve lezzetinden gelir. Yoksa yillardan beri zaten böyle olup gidiyor deyip sanki Karadeniz yağmurlu. İşte Doğu Anadolu'da kar var der gibi aldığınızsız olursa bu bir müminin şiarı özelliği olamaz. Bunları gördüğü zaman insan ne yapar? Kanaat eder.
Onları gören Suriye'yi gören kardeşlerimizle izliyorlar eve girdik. Kapıyı açtık. Allah'a bir hamdettik. Çünkü kapıları yok. O yetim yitamanın şimdi düşünün. Bir çocuğun arzularını düşünelim. O da bir başkaları gibi eğlenmek ister. O da annem ve babam demek ister. Anne baba yok. Yetim öksüz. Bazen görüyoruz geldikleri zaman varlık içerisinden çıkmışlar. Bunlar ülkemize sığınıyorlar. Baktığı zaman eve, bizim de böyle koltuklarımız vardı. Bizim de böyle eşyamız vardı diyorlar. Şimdi bu çok ağır olur. Allah'a şükür ki, ensar ve muhacirini gören. Bu ayeti celile yaşanacak olursa ne yapılır? Bize bu kadar yeter. İnfak edelim yolunda Mevla'nın denir. Mürşid-i kamilimiz, Konya'da Tahir hocamızla bir anlaşma yapmışlar. Bakın anlaşmanın şartlarını. Üstatımız buyurmuş ki yetecek kadar evimizi geçindirebilecek kadar yiyeceğimiz içeceğimiz neyse artık.
Bunun dışındakileri Allah yolunda haricelim diyorlar. Kendilerinin dokuz yüz yetmiş beşte bir, İmune Hastanesi'nde şeker çok yüksek çıkıyor. Efendimizin şekeri öyle bal yedi, tatlı yedi, ondan sonra şireli yiyeceklerdi bilmem filan. Onlardan değildi onun hastalığı. Bakın hastalığını anlatayım ben mürşiri kamilimizin. Mesela bazen görüyoruz şeker hastalarını. Hurmayı diyor iki tane diyor iftarda kaçırdık şekeri. Gitmiş yukarılara diyor. Bak efendimizin şekeri neyden yükseliyor? Numune hastanesinde şeker çok yüksek. Beş yüze yakın. Orada bütün hayret ediyorlar doktorlar. Bir gururla oluşturuvermişler. Diyabet bölümünde. Diyorlar ki nasıl merdivenleri çıkabildim? Çıktı. Çok sağlıklı, güzel de konuşuyor. Allah allah diyorlar. Me İstanbul'da Sami sultanımızı ziyaret etmişler. Ziyaretinde o derecede olan şekeri o derecede olan kimse komaya girer. Bir kısmı komaya girer.
İbadet ve İhsan ile Manevi Olgunluk kaydında İbadet ve taatte olan kimselerin özellikle üzerinde durduğu riayet ettiği uygulamaya çalıştığı güzel bir haslettir. Başta farzları yerine getirip haramlardan kaçındıktan sonra. Işe yaramayan sözler. Bize ahirette faydası olmayan kabirde faydası olmayan, huzur-u ilahide bizi mahcup düşürecek olan konuşup görüşmelerdir. Buyur. Faydası…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Efendim bir su okur mısınız? Bir İzmir ilahıyla, o okumalarıyla ayakta kalıyorlar. Orada kendisine yakın bir kimse sonra üstadımızın bambaşka da bir feraset ve aklı var. Bak bunu izleyelim biz. Bu bir feraset var. Orada parlamenterlerden birisi yaşlı. Üst lazımızın mübarek eline kapanıvermiş. Buradaki hastane personelleri bir araya gelmiş. Demişler ki bu nasıl bir iş? Saçı hocamızın saçından daha beyaz, daha yaşlı. Nasıl oldu da genç olan bir zatın eline kapandı? Bunu bir türlü halledememişler. Demişler kendisine soralım. Gelmişler hocam bir şeye şahit olduk, bir türlü de gönlümüze oturtamadık o yaşlı gaz sizin evinizi niye öptü? Bakın, akla ve fikre, anlayışa bunu kaybetmeyelim. Sami Sultan'ımızda neler? En kötüye en güzel muameleler olurdu. Bak görüyorum. Buraya bir yabancı girecek olsa böyle bakılıyor. Yahu seslenmeyin. Bir daha adam gelmez buraya.
Günahkar bir kardeşimiz olarak girerken haya ederim girerken buraya. Arkada oturanları gördün mü geçerken böyle haya ederim geçerken. Keşke derim arkalarından şöyle geçsem. Bakın ifadesi şu. Bir türlü anlamazlar bunun demesi. Bu milletvekillerinde biz de nüfuzlu bir kimseyiz. İşte bir yere işaret edersek çok insanlar orayı desteklerler. Bu da milletvekili olduğu için bizlerden oy alacak. Hoca böyle miydi diyorlar. Bakın size bir şey anlatayım. Ondan çok sıkıntı duyuyoruz biz. İki tane hoca. Hacca giriyorlar. Sami sultanımızın genişlerinden bulunanlar var. Biliyorlar ki o hoca Sami Efendi hazretlerine çok muhalif bir hoca. İkisi de. İki veya bir. Diyorlar ki ne yapalım? Buna biz hizmet edelim. Hizmet ederken ne yaparken bir tanışma pasrı oluyor. Siz kimsiniz? İslam Efendi Hazretlerinin evlatlık, Allah Allah diyor. Demek böyle miydi diyor mübarek efendi hazretleri. Sonra saygı duyuyordum.
Yine bir şeye şahit oldum. Bir kurumdu. Orada bir tanesi çok aksi muamelede bulunuyor. Hep ters. Hep ters. Biri dedi ki efendim onun kolayı verdin. Ters mi dedi. Onun kolayı var bizden. Çok hürmet edeceğiz dedi. Onun kolayı Efendimiz'de kaynağı Sallallahu Teala Aleyhisselam ve ahsin kötülük edene iyilik edin. İyi yer diyeceğim, inşallah çıkaramazsınız. Üstatımıza bir yerde vaazlarını yapıyor, nasihatlerini yapıyor, dini bütün meselelerini öğretiyor. Köy bütün muhabbet içinde yalnız üç kişi var ki zehir zemberek. Onlar kötülük mü gördü? Yok. Çok. Mukadifler. Onlardan bir tanesi Allahu alem hata olmasın çünkü yıllar geçti. Oğlu askerden gelmiş. Üstteazımız duymuş bunu. Böyle bir izin almak istiyor askerlik şubesinde. Askerlik şubesinin reisi de mürşid-i kamilimizle çok alakalı Mustafa Sinan Sinop'ta. Anlattığım çok eski. Yetmiş seneye yakın. Allah'a. Şimdi üstadımız haber aldı ya.
Şimdi bu on gün olsun bir izin alalım diyor. Mürşidimize de gelip diyemiyor. Efendimiz gizlice askerlik şubesinin reisine diyor ki, ne yaparsan yap buna on gün izin ver. Şu üstadımızı seviyor onu. Niye seviyor onu da anlatacağım inşallah. On gün izin ver bununla aramız süt iman olsun. Alıyor, tabii duyuyor kim tarafından alındığını. Hep efendim efendim saygılar içerisinde. Böyle yumuşatıyor. Üstadımızın yudum yudum içtiği sularla temin ettiği ihvanı biz Resulü Ekrem Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem muamelesinin dışında bir muamele ile kaybetmeyelim, kazanalım. Bak, o memleketten olanlar var oturuyor. Yüz elli tane gencim var diyordu. Mustafa Sinan. Öldünüsün, ruhu şahıs olursun. Buraya askerlik şubesine gelmiş. Hemen araştırmış, çok da sıkı bir zaman ideali noktada, sıkıntılı bir zaman. Demiş ki burada şeyh var mı demiş. Açasın efendi var demişler.
Aman varayım bir duasını alayım uzattın demiş. Gelmiş, efendim niye geldim biliyor musunuz? Buyur. Ben Sivas'ta görev yapıyordum. Görev yaparken orada bir kimseyi böyle araştırdık. Bize müsaade edildiği için onun evini barkını çantasını aradık. Şimdi bize öyle haber verildi. Aradık. Baktım ki bir evrad ders kağıdı çıktı. Baktım istiğfar var. Tevhid var. Salahat selam var. Böyle yazılı yazılı adetle verilir. En altına da bir not düşmüşler. Eğer bu derse riayet edersen Ala yayiliğine yükselirsin. İsmail Abbas Hazretleri, topraklılık. Hati derler Rahmetullahi Rahmetullahi maşaa. Eğer yapmazsan esfeli safilliğine düşersin. Böyle alay almış. Sen bilirsin insanın yükseğe çıkacağını, aşağıya ineceğini. Bu gece yatıyor. Bir el boğazına yapışmış. Ömürünüz sıkıyor. Bizim verdiğimiz ders de alai alliyine çıkılır mı çıkılmaz mı? Kom terin içerisine kalmış. Böylece. Şimdi biz buralardan geçelim.
Burada bizim demek istediğimiz kötülük edene iyilik etmek, mürşidimizi çok sıkıntılı zamanlarda sulanmış olduğu bahçeyi kurutmayalım diyeceğim. Başka ne diyeyim? O bu kadar hizmet etti. Ne yapalım o zaman? Derhal toplanıp ne yapacaksak birer bire alakadar olalım. Efendim o pandemiden neden? Çok kolay. Şimdi online sistemi üzerinden konuşuluyor da görüşülüyor da derslerle yapılıyor. Hiç kendimizi tembelliğe atmayalım. İnanın camilerde namaz tınlamıyordur. Belki de bilmiyoruz nasıl olacak yükselip geliyordu. Şimdi serbestleşti dediler. Birileri dedi ki camiler dolar içinde çünkü bu tecrübeyi geçirdik bir yerinden. Dedim yok. Bundan ders alacak bizden. Emin olun ikiyse üçe varmalı. Yok. Yani bize ders olmalı bu hastalık. Nerede? Ders olması mangalı alıp yukarılara gidemedik. Eğlenemedik vesaire. Ha ne olur? Yani mevlamıza bir dönüş olmuyor mu? Oluyor elhamdülillah ama bunun artması gerekir.
Çünkü Nur suresinde Cenabı Hak. Topunuz bizden buyuruyor. İbadet taatlerde toplu olarak ifade edilir. Mesela cemaatle namaz aynen öyledir. Cihat öyledir vesaire. Saatte de hep birlikte yapılır toplu. Bizi değiştirmesi lazım. Aynen onun gibi teravih namazı da evlerde kılınacak deyince, sizden evvel görüştüğüm iyi bir fıkıh alimiydi. İz bak başlasın demiyoruz, kendimize yakın insanlarımızdan bile ağladım Barekza. Ne bu demek dedi. Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem mübarek ayakları şişiyordu bu ne demek dedi. Gerçekten öyle. Gerçekten öyle. Efendimizin şiirinde var. İçinizden çıkıp ben gideceğim diyor. Kimseye diyecek sözüm kalmadı diyor. Allah'tan çıkmış da. Çıkıyormuşmuş. Şam'ı sultanımız. İnşallah orada buyurun. Onların cezasına katlanan Allah derecenizi yükseltir diye. Çünkü o derecenin yükselmesi iki şekildedir. Bizim gibi insanların gördüğü sıkıntı mükeffiraattır.
Geç bu mu öyle bir şey? Mükefffirat. Günahlarımızın bağışlanması. Bir de mücazat var. Mücazat gecesi artıyor. Buradan üstadımız Sami sultanımıza gidiyor. Haddiseullahun sülre. Giderken tabii devrin futbol aktabı Sami Efendi Hazretleri. Anlatır mısın? Daha hala daha hala biz efendimiz hazretlerine anlatamıyoruz. Özel anlatırım. Daha hala kendi evlatlarına bile söylemekten çekinilen noktalar var. Biz böyle olduk. Allah bizleri ıslah eylesin. Amin. Allah bizi ıslah Derken Esadiyelbili Hazretleri hep hatırıma geliyor. Böyle devamlı da hotoy edince hatırlarına düşünce, kendi kendine Allah Allah bunun sebebi ne der diyor. Sami Efendi Hazretleri zamanın kutlu etti. Neden Esad Elbili Hazretleri görülüyor diye. İstanbul'da varmıyorlar. Kocam Mustafa paşa da zaten yerleri de oradaydı o da. Burada kelami dergahı var yanında da bir yatır bulunur. Çok uzun. Şimdi girsek anlatmakta bitmez o.
Kelami dergahını hatırası bitmez. O zaman biri sözünü birisini alıp diğerini terk etme gibi olur ki bu da yakışık almaz. Arıyorlar orada sohbet için etrafını toplanmışlar. Esad Erbili Hazretleri'ni anlatıyor. Bir yere geliyor. Diyor ki o Cenabı Hak'tan şehadet istedi. İfadeyi şöyle versen kurtulursun Esad Efendi deyince Mustafa Paşa bu. Mustafa Paşa diyor çekil aradan. Diyor. Şimdi bakın bir ahdine bakın. Allah bizi ıslah eylesin Allah. Bizi ıslah eylesin Allah Celle Celal'le. Çekil Mustafa Paşa. Benim Allah yine bir arzum var. Şehadet istiyordum o nasip oluyor. Hiç ölümden neden çekinme yok. Onlarda öyle bir Mevla'ya yakınlık var ki zaten kavuşuyor ona. Kavuşmuş, sadece bir odadan diğer bir odaya geçiş hadisi şerifte belirtildiği üzere Sallallahu Aleyhi ve Sellem. O kendisi şehadet işleri deyince torunlarından olan zat mübarek eline kapanıyor. Efendim bizi aldattılar diyor.
Deden büyük bir insan olsaydı idam olmazdı, zehirlenmezdi. Demek Rabbimiz ona mükafat ihsan ediyor. Kendisi kaadeti istemişti. Sonra Sami Efendi Hazretleri ile buluşuyor. Bakın öyle bir ayar ki, inşallah tanımaya çalışırız inşallah. Efendim? Öyle bir tespit buyurmuş ki, ayarlayan Sami verdi hazretleri, abdestallahu sırra buyuruyor ki ismini vermeyeceğim de onun için duruyorum. Biliyorum ismini biiznillah. Esad erbili Hazretlerinin torununu ikna ettiniz mi Hasan Efendi diyor. Ayarlayan bu insan. Demek ki hastalıkların iki şekli birisi teferruat. Günahlarımızın bağışlaştırılması ki bizim şikayetlerimiz göklere çıkıyor. İkincisi de mücazat rabbımız katında derece ve makamları yükseliyor onları. Çok olmasındansa elimize ne geçiyorsa ona razı olma. Bu gut dediği böyle yiyeceği kadar. Böyle nasıl geçinebiliyorsa, işte peyniri, zeytini, ekmeği neyse artık. Bunun da hayatını devam ettiriyor.
Gitecek kadar ve buyuruluyor eğer başınızı sokacak bir eviniz, üstünü üstünüzü örtecek bir elbiseniz ve karnınızı doyuracak kadar yiyeceğiniz varsa daha ne istersiniz? Buyurdu. Diğer asilerikler de var bu usta. Alavine ihtiyar. Zenginlik zenginliktense hakildiği ihtiyar etmek. Neden? Şükrünü eda edememekten dolayı. Eğer Allah'ımız lütfeder, ihsan eder de yolunda sarf ederse ahiyü ve ala olur. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam ashabı güziğine, muhacirine bir vazife verdiler. Otuz üç, süphanallah. Otuz üç, elhamdülillah. Otuz üç, o otuz dörttedir. Biz otuz dördü ondan sonra yapılan dua diyorduk. Otuz dörtte geçiyor. Allahu Ekber diyor. İşte bu okunacak olursa insan için dünya ve ahirette bahtiyarlık olacağını, işte zenginlere tamah etmeyin. Bunu okuyun. Allah'ımız size çok büyük ecir ve mükafat verir buyururlar. Sonra Ashabı Güzin efendilerimiz, Aleyhissalatü Vesselam Efendimize geliyor.
Diyorlar ki ya Rasulallah zenginler duymuş. Onlar da onu okuyorlar. Bu Allah'ın bir nimetidir buyuruyor. Zenginlik de Allah'ın bir nimetidir. Çünkü dinin kıvamı ayakta durması zenginlerin de cömertliği iledir. Azdıracak şekilde olmasından kaçınmak. Dokuluptansa açılır tercih etmek. Mesela diyoruz ki evimizde sabah işte şeyde sahurda ve istediğimiz gibi sofra olmamış. Bugün herhalde zorlanırız demeyin. Demeyin buydu. Çünkü Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'in arpa ekmeğiyle karnı doymadan bu alemden çekip git. Dahasına bugünün tahammül etmez. Artık büyüklerimizden duyardık. Nidelerine taşlar bastıklarını. Atimetüz Zehra Radıyallahu Anh annemizin halinden şikayet etmiyor da halini efendimize arz ediyor. Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve kendileri üç gün üst üste su ile iftihar ediyorlar. Bunu düşünen bir kimsemiz tabii ki çoğuna meyletmeyecektir. Medine'de şöyle bir hadise oldu.
Böyle cemaat öncülerinden davet edildiler bir yere. Biz de bulunduk. Konuşmalar Medine'yi münevvere'ye uygun değildi. Her yerden bir ses çekiyorum. Sonra Medine'de bulunan çok kıymetli bir zat meşayih-i kiramdan o teşrif buyurdu. Böyle yan yana da oturduk beraber denk geldi. Tam diyecektim. Buyurun bir nasihat edin, dinleyelim. Hayırdır sözler olsun diye. Gemiye kalmadı. Cebinden bir dosya kağıdı çıkardı. Yanında olduğum için görüyorum. Dosya kağıdının üzerinde Muhammed yazıyor Sallallahu Teala aleyhi ve sellem. Etrafı çevrilmiş vaziyette. Konuşmaya başladı esamü. Bu ayeti celîlei cemileyi okudu. İşte onlar ilme arzuları olduğu halde miskine yani fakire yoksula yetime esire ikramda bulundular diye Fatımaüz Zehra Radıyallahu Anha annemizden bahsettiler. Tabii cemaatte bambaşka bir özellik de hasıl oldu.
Böyle çoğuyla kafamızı ve gönlümüzü meşgul etmektense, ağzıyla Allah'ımıza hamdolsun demektir. Misaller çok. Yani günümüzde olan hayırlı kimselerden misaller pek çok Geçmiş tarihten derseniz, bir Musa Aleyhisselam'ın hali Musa Aleyhisselam. Biliyorsunuz Medyen'e geldi. Bu devrinde bulunan zalimlerin cezasından dolayı. Geldi. Kuran-ı Kerim'de gelecek Kasas suresinde. Şimdi orada çok yorgun bir şekilde geldi. Zaten bir topluluk hasıl oldu. Dediler ki işte bu çocuğun ölümüne vesile olan Musa'dır. İşte bunun ortadan kaldırılması lazım. Bunu birileri haber verdi. Bir gece çekti gitti. Gitti. Orada biliyorsunuz yorgun bir vaziyette bir ağacın gölgesinde oturuyor. Sonra iki tane kız çocuğu ama edep erkan dolu. Hayalı diye zaten Kuran-ı Kerim'de geçiyor. Böyle hayalı utanarak geldiler. Bu bize çok güzel bir misal.
Gençlerimize Musa Aleyhisselam'ın o edebi etken ahlakı, kadınlar için de Şuayip Aleyhisselam'ın kızları. Dediler abi biz bir türlü diğer kimselerin arasına giremiyoruz. Bu bir iffettir işte. Bir kız çocuğunun, bir kadının iffeti, erkeklerin arasına giremiyor. Biz dedik koyunlarımızı sulayamıyoruz diye onlara yardım ettik. Bir vuku verdi elhamdülillah. Sonra babalarına dediler. Kuran-ı Kerim'i anlattım. Bizni Teala. Ücretini vermek için davet etti. Bakın Musa Aleyhisselam'ın o edep, o erkan, o ahlak. Kız çocuğunun böyle rüzgarın temsiliyle biraz eteğini rüzgar kaldırıyordu. Peygamber ahlakı bu. Dedi ki, sen geride kal. Bana tarif et. Sağa sola. Böyle dedi, ben giderim dedi. Asıl işin en önemli noktası şu. Şuayip Aleyhisselam orada yemek hazırladı. Günlerce aç Musa aleyhisselam aç. Bu üretti yeme. Musa aleyhisselam yemeğe oturmadı.
Neden oturmuyorsun deyince ben Allah için bir hizmette bulundum. O hizmetin bir karşılığı olur diye deyince Şuayip Aleyhisselam bu, Peygamber Aleyhisselam dedi ki bu bizim bir ikramımızdır. Ancak öyle oturdu. Günlerce aç. Bu işte. Aşlığı tercih ediyor. Ve terafru, böyle nefsimize uyarsak olur, uyarsak hep yükselmek. Hep yükselmek. Beni nasıl tarif edeyim? Anlaşılıyor tabii. Her yerde kendimizi ileride görmek, ileride görmek. Böyle değil de tevazulu olmak. Sami Efendi Hazretleri'nden anlatıldığına göre ondan bir misal edeyim. İnşallah Allahü Teala. Bu Medine'de o bizim bulunduğumuz bir topluluk gibi diyemem. O müstesna futbol ahk taktırım. Şimdi Meşayı yazan çeşitli beldelerden, diğer Arap ülkelerinden de gelmişler, Türkiye'den de var. Toplamışlar herkes kendisini tanıtıyor. İşte birine geliyor ben Rufai şey film diyor. Birisi de geliyor, Kadiri diyor.
Bir diğerine Geşti'dir, Gülşahani'dir, Karabaşidir, Bayramidir, Sinanidir, zor. Söyledim ben. Sami efendi hazretlerine gelmiş haddesallahu sırra. O da en aşağıda oturuyor. En aşağıda oturuyor. Fakirül hakir diyor. Fakirül hakir. Mahmut Sami Ramazanoğlu Fi İstanbul veya Adana. Üç gün meşayih ayağa kalkıyor. Efendim tasarrufatı altında bırakan siz miydiniz bizi diyorlar. İşte edep bu. İşte ahlak bu. Asır bir sultan. Asır bir sultan. Şimdi rabıta diyoruz da rabıtalara evet, dikkati vereceğiz. Onların mübarek şeklini hatırlamak bile insana huzur verir. Bunun yanında asıl edepleri, ahlakları bir aynileşme var. İnşallah rabıta ile bir aynileşme hasıl olursa ondan sonra onları ileriye götürecek zaten. E yani onların işi kendi üzerlerinde bırakmak değil. Çünkü Muhammed Bahaeddin Hazretleri sohbetindeydi. Bir tanesi bayılır gibi olunca bizi bırak Allah'a dön dedi. O zaman Allah'a dön mü mü?
Dönüyor. Ama bir vesileler var. Direkt dönüşü temin etmiştir. Ve böyle varlık sahibi olmak üstün makamdır. Nedir? Onlara hiçbir meyli yok. Onlara hiçbir meyli yok. İşte üstadımız. Cebrinde milletvekilliği. Milletvekilliğinde eğer bir taraf bir oy fazla alacak olursa diyelim sekiz tane milletvekili çıkarıyor. Sekiz yıl de o tarafta. Üstadımız hazretlerini koyuyorlar, diyorlar Hasan Efendi münasiptir. Ama o olsun. Bir tanesi temiz geldi. Bana ver Hasan Efendi. Benim böyle bir gönül, böyle bir arzum, gönlümde yoktur demiş. Siz yapın. Kendisine burada Sami ben de Hazretleri görev verdiği halde bir liste çıkarmış. Efendim şu şu şu şu isimler daha layıktır. Biz hizmet edelim onlar bizim üstadımız olsun diyor. Şu ahlaka bakalım. El fakru fakri değil de nedir bu? Resulullah'ın mübarek ruhaniyetinden geliyor. Zaten nesli pakidir. Han'ı, kemiği, eti. Bunun yanında asıl edebinden geliyor.
Bu güzellikten doğuyor. Bunun edibinden doğuyor. Mühim olan bu. Edeplerinden doğacağız, ahlaklarından doğacağız. Şu bizim biçimsiz hallerimiz geçsin. Sinitül demiyorum kendimi tabii hasreti, katliyen, haya ederim size. Şöyle. Bak Recep'te bir değişiklik olacaktı bizde. Şaban-ı Şerif'te daha bir güzel değişiklik. Ramazan-ı Şerif tarif ediliyor. O değişiklik çok zaman oluyor. Efendim burayı bitiremeyecek mi acaba? Ve alakalı insanlara büyüğe ve küçüğe saygılı olmak ve ihtiyaç zamanında bir başkasını kendisine tercih etmek ve yani dünyadan yeme içme bunları hiç birini düşünmüyor, dinim diyor başka bir şey demiyor ve Cenabıhakk'a karşı güzel zan ve ibadet ve taat de ihlas üzere olmakta bir gayret ve çaba. Ve teveccühu bilallahi teala Allah'ımıza yönelmek ona, ona gönlümüzü, her şeyimizi teslim etmek.
Öyle ki Rabbimizin kapısında sabırla sebatla sükünle şikayet etmeden razı olarak beklemektir ve sabrı arzulara karşı çıkarak devamlı nefsimizle mücadele içerisinde olmak efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem göz açıp yumuncaya kadar bundan daha az bir zaman da olsa beni nefsime terk etme edebine uyarak ve mücahane betrohuzüden nefs vel muhalefeti lehe nefsimizin arzu ve isteklerini kırmaktır. Cenabı hak yolunda dahil kılsın. Ben hamdü lillahi rabbil alemin aleyhüssalatü vesselam efendimizin ruh taifelerine ehlin ashabına, peygamberanizan ve pirananizan bütün geçmişlerimizin ruhları için.