Namazda isen kalbini muhafaza etti. Kalbin muhafazası, işte gönlümü koruyacağım, muhafaza edeceğim, sadece bu sözle olmuyor. Bir, helal lokma. İki, taharet düzgün olacak. En çok sıkıntı duyduğumuz bu bizim, taharet noktası. Üçüncüsü, kimin huzurunda olduğumuzu bileceğiz. Şimdi gelirken konuşuyorduk. Diyordum ki arada bir yere altı vurmuş. O da Allah'ın bir kuludur, Halık'ımız yaratmıştır. Ona da zulmetmeyeceksin. Canım. Ne olursa olsun servetim yerinde hiç aldırış etmeden gelişigüzel kullanmak. Bu da doğru değil. Bir kapıyı örterken dahi ölçülü örtmemiz gerekir. Neden derseniz, tabi hatıra gelecek. Şimdi diyeceğiz ki, Allah'ın kulu deyince bunun dili yok. Gözü yok. Kulağı yok. Nasıl gözü kulağı dili yok bunun? Hiçbir varlık yoktur ki Cenabı hakkı zikretmesin. Demek ki üç tane şart istiyor. Rızık helal olacak. En önemlisi bu. Diyelim biz çok haller yaşıyoruz.
Müstesna boğuşlar oluyor gönlümüze. Bunlarla olmaz. Rızık helal olmadıkça mümkün değil. Bunun bizim ibadet ve taatimize zararı pek çoktur. Helal lokmada bile riayet ederler. Helal lokmada bile. Bir tanesi murakabe halinde, sabah kalkmış evradını, ezkarını. Yalnız o murakebede kalbini arş-ı alaya açıyor. Arşı ala dediğimiz zaman nedir? Bunu düşünüyor muyuz? Ne demek arşı ala? Cinler insanların on katı. Hayvanlar cinlerin on katı. Bak bu birbirini takip eder gider katlarıyla. Denizdeki mahlukat, o da bunların on katı. Kuşlar, bu da onların on katı. Sayamadığım varsa bilemiyorum. Birinci kat, o da bunların hep on katı. Ta yedinci kat semaya kadar, hep bunlar kürsinin yanında çok az bir yer işgal ediyor. Arş-ı Azam'ın etrafında da deryadan bir damla mesafesinde. Oraya kalplerini açıyorlar. Bunu burada bilmezsek yarın öldükten sonra yapacağımızı hiç zannetmeyelim ve mümkün değildir.
Bunun için Acasın Efendi, mukaddes Allah-u Sırrı gayretli bir salih göremez oldu.