Huzurun Kaynakları ve Ruhun Arınması kaydında Huzursuzlukların çok çeşitleri var. Psikolojik sıkıntılar var, ailevi sıkıntılar var. İnsanın şahsıyla alakalı olan, en basitinden uyku bozuklukları var. Davranış biçimlerindeki yanlışlıklar var. Bir trafikte dahi lambanın yanlışında az bir geç kalınsa hemen bir dövüş, bir kavga, bir gürültü, bir huzursuzluk meydana geliyor. Hacda bile,…
Huzurun Kaynakları ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
Huzurun Kaynakları ve Ruhun Arınması kaydında Huzursuzlukların çok çeşitleri var. Psikolojik sıkıntılar var, ailevi sıkıntılar var. İnsanın şahsıyla alakalı olan, en basitinden uyku bozuklukları var. Davranış biçimlerindeki yanlışlıklar var. Bir trafikte dahi lambanın yanlışında az bir geç kalınsa hemen bir dövüş, bir kavga, bir gürültü, bir huzursuzluk meydana geliyor. Hacda bile,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Huzursuzlukların çok çeşitleri var. Psikolojik sıkıntılar var, ailevi sıkıntılar var. İnsanın şahsıyla alakalı olan, en basitinden uyku bozuklukları var. Davranış biçimlerindeki yanlışlıklar var. Bir trafikte dahi lambanın yanlışında az bir geç kalınsa hemen bir dövüş, bir kavga, bir gürültü, bir huzursuzluk meydana geliyor. Hacda bile, asansörde bir kişi bir diğerine biraz dikkatli baksa neden böyle bakıyorsun diye sıkıntı doğabiliyor. Bunlar günümüzde pek çoğaldı. İlaç kullanmayan insanlar neredeyse azaldı. Hep depresyon ilaçları, vesaire. Bunun kendi arasında eksisi de var, artısı da var, dereceleri de var. Yerine göre doktor diyor Biz, artık buna ilaçla tedaviyi yapamayız diyor. Bu kadar ileri safhada. Bu, az olsun, çok olsun, cemiyetimizde mevcut bir sıkıntı var. Bu sıkıntıları ifade eden ve devasını da sunan bize Cenab-ı Hak'tır. Es'abim. Ayet-i celle burada biter ama devamı var.
İla ahir-i sure. Ama her kim, benim öğüt ve uyarılarıma, her kim de benim öğüt ve uyarılarımla dolu olan şu Kuran'dan yüz çevirecek olursa işte onu bitip tükenmeyen arzu ve ihtirasların yol açtığı doyumsuzluk, tedirginlik, ruhsal bunalımlar, vicdan azabı ve toplam toplumsal çalkantılar yüzünden mutluluk ve huzurdan yoksun dar, kısır ve sıkıntılı bir hayat beklemektedir. Hesap gününde ise onu kör olarak diriltip huzurumuza getireceğiz, buyruluyor. Huzursuzluğa yine işaret eden Efendimizin mübarek sözleri sallallahu teala aleyhi ve sellem Anin Nevvas bin Seman Radıyallahu Anin Nebiyy-i sallallahu aleyhi ve sellem El-bir-ru' bir iyilik demek Hüsnulhuluk iyilik, güzel ahlaktadır. Kötülük ise Seni tırmalayan, rahatsız eden, sıkıntı veren İnsanların da görmesini istemediğin davranıştır. Buradan içeri girdiğimiz zaman, Kalender Camii'ne üstadımızın orada bir vasiyeti var.
O vasiyetlerden bir tanesinde buyuruyor ki Cenabı Hakk'a ibadette bulunduğum günden daha sürurlu bir anım olmadım. Ne zamanki ona muhalefet gibi bir hal olacak olursa ondan da çok büyük ızdırap duydum. Buyuruyor. Bunu, Rabiatü'l Adeviyye Annemiz, Rahmetullah Aleyh'e perçinler bu mübarek sözün Ben, diyor, sana muhabbet içerisinde olayım, senin rızana ireyim de alem bana darılsın. Yeter kimsenin razı olacağın bir halin içerisinde olalım. Bu huzursuzluklar hiç şüphesiz gönülde. Ne diyor huzursuz olan insanlarımız? Kalbim daralıyor, bunalıyorum, sıkılıyorum Hep bir rahatlık aranıyor, bilhassa nefsani rahatsızlıklar fakat bunun ardı arkası kesilmiyor. Nefsani olarak kişinin kendi rahatını düşündükçe daha bir ilerisi, daha bir ilerisi bu onu adeta şu şekle sokuyor: Susuz bir kimse suya ihtiyacı var ama su tuzlu.
İçtikçe o suyu daha bir hasreti artıyor, daha bir sıkıntısı artıyor, sonra da hayatının neredeyse bitmesine doğru gidiyor. Bu bitmez, tükenmez. Bir serap gibi, önünde sanki bir su varmış gibi fakat yanına vardığı zaman hiçbir şey yok. Bu arzu ve istekler, bize insanın ihtiyaç duyduğu su gibi görünüyor ama neticede serap, susuzluk, mahrumiyet, bir Harap olmaktan başka bir şey yok. Bunu yaşayanlar söylüyorlar, diyorlar ki Biz her türlü rahatlığa erdik. Her türlü rahatlığa erdik ama bir türlü gönül huzuruna eremedik. Dünyaca çok meşhur olan zenginler içerisinde belli bir sayıya giren kimse yolculuğunu bile kendisine mahsus uçakla yapıyor. O kadar rahat. Dünyayı da seferi diyor. Bir gemiyle dünya seferine de çıkar. İşçilerine şunu diyor onların bir soğan, bir de ekmek, bunu yediğini görünce diyor ki keşke, ben sizin gibi bir soğanla kuru ekmek yeseydim. Bütün varlığın içerisindeyim.
Neyi emretsem getiriyorlar ama gönlümde bir huzur yoktu. Keşke sizin gibi olaydım da, bir kuru soğanla vaktimi geçirseydim de sizin şu huzurunuza, şu neşenize, şu zevkinize ben de iriseydim. Bunu ifade ediyorlar artık, söylüyorlar. Efendimiz işaret buyuruyor İyilik, güzel ahlaktır kötülük ise insanı rahatsız eder. Bir muamma, bir sıkıntı geçiriyor. Bir de Yapmış olduğu bu yanlışlığın bir başkası tarafından görülmesini istemiyor. Şu ara Suresi'nde Rabbi Zülcelal'imiz kalbi Selim'i bize anlatırken şu şekilde ifade buyruluyor Şüpheden uzak, şüphe yok, vehim yok, yersiz düşünce de yok, kalbi hastalıklar da yok. Kalbi hastalıklar dediğimiz zaman bu manevidir maddi olan değil. Hasetlik gibi, kin gibi, kibir gibi, buhul gibi, adavet gibi, hırs gibi fena duyguların husule gelmesi. Bunun gibi kötü huylar.
Eğer huzura ermek istiyorsanız buyuruyor Müellif Hazretleri müfessirinil zam efendilerimizle İbni Acibe şu şekilde ifade ediyorlar Buyuruyor ki beşeri sıfatlardan kurtulmaktır İnsan, beşeri sıfatlardan nasıl kurtulur? Bu olacak bir şey değil. Biz, bir insan olarak yememiz var, içmemiz var, hayat yoldaşımız var çoluğumuz var, çocuğumuz var, malımız mülkümüz birçok ihtiyaçlarımız var. Hz. Ali'nin buyurduğu gibi Radıyallahu Anh Bir damla kan, bin türlü endişe. Yek katrei hunest ve hezar endişe İnsan, bir damla kan ama bin türlü endişe. Beşeri vasıflardan kurtulmak elbette yiyip içeceğiz Cenab-ı Hak, Kulu veşrabu. Fakat ve la tüsrifi buyuruyor. Yeyin için ama yediğimizi içtiğinizi malzeme etmeyin. Yeyin için ama Allah'ımıza dostluk, ünsiyet olsun, hurbiyet yakınlık olsun. Bunları temin edin. Hayat yoldaşı olacak ama namusu muhafaza için.
Çoluğu çocuğu olacak dinimize hizmet için, mal mülk olacak, ondan kifayet miktarı yiyip sonrasında Cenabı hakk'ın razı olduğu yerlere harc etme şeklinde diye düşünüyoruz. İnsanın HUZURU İmam-ı Gazali Rahmetullahi İl-Barî Hazretleri'nin ifadesine göre nedir? Dünyanın arzu ve isteklerinden kurtulmaktır. Bu nasıl olacak? Zahirimiz dünya ile, gönlümüz Mevla ile. Çok çalışacağız, gayret göstereceğiz belki işten bir türlü kurtulamayacağız. İş birbirini kovalıyor böyle ama kalbimiz Mevla ile Mevla'dan da Celle Celalühu bir an azade uzak olmamak. Mal hususunda da ve'l cüdü bilmal min avaridddünya Dünyanın arzu ve isteklerinden kurtulup malımızı Allah yolunda infak edebilmek Çoluğumuza, çocuğumuza, aileye bile rızkında geniş olmak sadaka diye buyruluyor Yeter ki niyetimiz düzgün olsun. Mal ve mülk hususunda hırslı olmamak Bu şekilde izah buyurmuş.
Sure-i Manet Darani Gaddiseallahu Sirr-i hazretleri de şu şekilde izah etmiş Huzurlu olan kalp, Allah'ın dışında hiçbir sevgiyi barındırmayan kalptir. Cüneyd Gaddesallahu Sırri Hazretleri de Allah'ımızın korkusunun içinde bulunduğu kalptir demiş. Rabbimiz cümlemizi muvaffak kılsın. Bunu, yine şu şekilde izah da etmişler Selim olan kalbi Hz. İbrahim Aleyhisselam amel ve kalbi selim talebinde bulunmuştur Şura, Şuara suresinde Mümtehine suresinde bizim örnek alacağımız kimselerden biri İbrahim Aleyhisselam'dır. Üsve örnek olarak, hareketi bir başkasınca taklit edilen kimse olarak beyan buyrulmuştur. Yoksa Fatiha Suresi'nin tefsirinde nimet verdiği kimseleri beyan buyururken Cenabı Hak, esarlı.
Bizim takip edeceğimiz Nebiler sıddıkler, şehitler ve Salihler Bunlar hedef olarak gösteriliyor gösteren Cenabı Hak O ifade buyurduktan sonra huzur ondandır Ya Rabbi diyor İbrahim Aleyhisselam bana ilim ve mucibiyle amel arasında hüküm ver ve beni salihler zümresine ilhak etki indi uluhiyetinde makbul olan kullarından olayım. Benim için sonra gelen insanların lisanlarında zikri Cemil ve güzel sena ve umum indinde umumi kabul ver ki herkesin indinde iyi söyleneyim. İbrahim Aleyhisselam saadeti dünyayı talep ettikten sonra saadeti ahireti de talep etti ve Ya Rabbi beni Cennet-i Naimin varislerinden kıl demekle Hem dünyada hem de ahiretine dua eyledi Ya Rabbi Beni Cennet-i naimin varislerinden kıl demekle Uhrevi nimet olarak da Ya Rabbi pederimi mağfiret et. Zira pederim erbabı dalalettendir, dedi. Ya Rabbi, ölülerin diriltilip kabirlerinden kalktıkları günde beni rüsva etme.
Zira, ünlülerin kabirlerinden kalktıkları günde mal ve evlat faide veremez. Sadece Allah'a selameti kalb ile gelen kimsenin ameli menfaat verir ve o kimse menfaat görür, dedi. Ayet-i celilede dua edecek müminlerin duasını yalnız bir cihete hasretmeyip dünyevi ve uhrevi iki cihete dua etmesi lazım olduğuna işaret etmektedir. İbrahim Aleyhisselam şu duanın kabul eseri olarak bütün milletler ve dinler erbabı nübüvvetini tasdik ile zikri cemilinde bulunurlar. Hatta ümmet-i Muhammed beş vakit namazda Salavatı Şerife ihta ederler, hediye ederler. İbrahim Aleyhisselam, duasında ilim talebini amel talebine takdim etmiştir.
Kendisinden sonra gelenlerin lisanında sena olunmasını istedi ki hüsnü duaya mazhar olmakla inşallah derecatının ali olmasına vesile olmuş olur yahut lisan-ı sıdk ile, doğru bir dil ile murat zürriyetinden Allah'ın kullarını Cenabı Allah'ın dinine davet edecek kimselerin bulunmasıdır. İşte bu manaca lisanı sıdka da muvaffak olmuştur ki ekser enbiyayı izam onun neslinden zuhur etmiştir. Lafzındaki kalbi selim ile Gelen kimseden murat, malını hayrata sar Malını hayır yollarda sarf eden ve evladına hak dini öğreten ve hak yolla irşad ile kalbi mal ve evladının fesadından salim olan kimsedir. Binaenaleyh kalbi selim, huzurlu olan kalp dininde cehaletten, cahillikten dini esasları biliyor, dini meseleleri biliyor. Farz, vacip, sünnet, müstehap gereği ile amel ediyor. Nefsimizin ıslahına çalışıyoruz.
Ahlak-ı fasideden, kötü ahlaktan, mal ve evladın şerrinden salim ve pak olarak huzur-u ilahiyeye gelen kimsedir. Şu halde, malını hayrata sar ve evladını ahkam-ı diniyeyi öğreten evladına Kalbin hastalıklarını ahlak-ı zemime kötü ahlak ve cehaletten salim olarak cehaletten kurtularak ahirete giden kimsenin mal ve evladından menfaat göreceğine bu ayeti celile delalet eder Hak Teala hazretlerinden dua taleb eden kimsenin evvela Vacib Teala Hazretlerini medhü sena etmesi gerekir. Biz namazda bile Elhamdülillahi rabbil alemin diye ona hamd ile, şükrüle, sena ile başlıyoruz. Keşfü'l-esrar tefsirinde Selim kalp, kalbini küfür, nifak hastalıklarından, isyandan kurtarıp felaha erimettir. Zira sahih bir Hadis-i Şerif'te şu şekilde anlatılır. Ebul Kasım el-Hakim'e kalbi selimden sorulduğunda dedi ki Huzurlu kalp nedir, efendim, dediler. Bir huzursuzluk var ya, bir rahatsızlık var.
Bir daralmalar, bunalmalar, var. Bu huzur neyle hasıl olur deyince onun üç alametini zikretti. Bir, Hiç kimseye eziyet etmemek. Iki- Hiç kimseden incinmemek. Üç- Bir kimseye iyilik yaptığında ondan mükafat beklememek. Zira insan hiç kimseye eziyet etmeyince huzur-u ilahiye vera ile, kimseden incinmeyince vefa ile yaptığından mükafat beklemeyince de ihlas ile gelir. O kadar güzel ifade edilmiş ki bu ancak Ehlullah'ın marifeti ilahiye Cenabı Hakk'ı tanıma nimetine, ona yakınlığı elde eden, onunla dost olan Ehlullah'ın kelamından başka bir şey olamaz. Ne kadar güzel buyurdu. Eğer kimseyi incitmezse ilahi huzura vera ile vera, helalde bile dikkatli. Kimseden incinmezse vefa ile.
O da Rabbimizin emrine, kulluğuna dikkat eden kişi olarak yaptığından mükafat beklemezse o da şeytanın da aldatamadığı meleğin bile yazmak için dahil olamadığı Rabbimizin bizzat kendisinin kaydettiği bahtiyar kimselerden olur. İbni Ata dedi ki Selim, dünya ve ahiret afetlerinden hiçbir şey karşısında teşevvüş duymayan kimsedir. Yani zihni karışmayan, bocalamayan kimsedir. Bazılarına sadır selametine ne ile ulaşılabileceği sorulduğunda birçok insan uyku hapıyla uyuyor, Meyilaj kullanıyor. Allah korusun huzur bulacağım diye kendisini helak eden, artık bu bonzailer neler geçti, onun ta ötesine gidildi. Onu içen kimselerin bütün iç organları harap olur. Cinleri, hayatları tamamen bozulan kimseler İbni Ata dedi ki Bazılarına sadır selametine ne ile ulaşılabileceği sorulduğunda bunların hiçbirisine gerek yok. Bunaldım, daraldım, gerek yok. Yakin hududunda durmakla, yakin dedi, kesin inanç.
İman artık kalbine girmiş. İmanın tadını almış, lezzetini almış, huzura ermiş. Temkin ve gazap hallerinden iradeyi terk ile, cevabını verdi. Bir de hilmiyet sıfatı içerisinde ancak gazap edilecek yere, Allah'ımızın razı olmadığı yerlere gayretle, onlara karşı çıkıyor. Ama bunun dışında hilmiyet, yumuşak huylua eren kimsedir. İbrahim Aleyhisselam Melekü'l mevte mülaki olduğunda, ölüm meleğiyle karşılaştığında Rabbim, Beni niçin dost edindi? Diye sordu. Melekü'l mevt dedi ki İnsanlara ihsan edersin, insanlara iyilikte bulunursun. Ta yollara çıkıp yalnız yemek yemez, misafir de yer, bir şey istemezsin onun için diye cevap vermiştir. Sen insanlara hep lütuftasın iyiliktesin ama sen insanlardan bir şey beklemiyorsun diye buyrulmuştur. Huzurlu olan kalp Biz bunu istiyoruz, huzura ayırmak istiyoruz, cemiyet kurtulsun, hep Allah'ımızın kullarıdır.
Ona sevgi duyan, ona muhabbet eden kimse kullarına şefkat içerisinde olur merhamet içerisinde olur. Nedir bu huzur? Sükun ve sükut nasıl elde edilir? Bu kavgalar nasıl durur? Evlatlarını boğazlayacak bir hale gelince Bunun son haddi yok. Evladını boğazıyor, rızık korkusuyla. Babasına bu olumsuz halleri bununla yetinsek iyi olacak. Huzur yok. Ne demek bunun ötesi olur mu? Olmaz! O zaman sükun ve sükut nasıl olacak? Yapmış olduğu zikirde zikir anlamı çok geniş Kuran-ı Kerim zikirdir. Cenabı Hakk'ı hatırlatan, buna dikkat edelim, bu ifadeye Cenabı Hakk'ı hatırlatan her şey zikirdir. Ama onu hatırlatacak. Onu methü sena edecek. Onun razı olduğu amel olacak. Zikir bu. İnsan demez Huysuz bir insan için Dün akşamdı, oturuyorduk arkadaşlarla Sizin zikriniz geçti, dinmez. Ama hayırlı bir kimse ise Zikrolundunuz, sizden bahsedildi, denir. Zikir, kalbi Allah ile meşgul etmektir.
Yalnız, sadece Allah lafza-i celali ile değil, Tefekkürle Artık o, onunla iç içe olmuş Gönlü zikir olmuş onun Hayatı zikir olmuş Diliyle Allah Celle Celalühü la ilahe illallah Bunları demiyor Evet diyor ama asıl bunu demekle mezkur ile oluyor Allah derken dili Celle Celalü Gönlü zikrettiği Mevla ile Onunla hem dem oluyor Allah'ımızdan başka bir düşünce gönlünde kalmıyor Dili kalbine, kalbi de diline uygun. La ilahe illallah, kema erade zikir. Zikir yapmayı murat ettiği zaman, La ilahe illallah diye böyle kalp dile dille kalbe çok uygun. Bu bize, şu anda basit gibi görünüyor. Bir la'sı da yeter bunun. La ilahe illallah derken La dendiğinde Cenab-ı Hakk'ın dışında her şeyi yok biliyor. Onun zatının dışında her şey bitiyor. Dünya ve onun içindekiler bitiyor, sadece zatı kalıyor.
Biz bunu diyoruz La Tevhid de okuyoruz Fakat gönül de okuyacak Gönül de bu duygu da olacak Böyle olursa, şu dünya cennet olur Evde de huzursuzluk kalmaz, caddede de kalmaz, pazarda da kalmaz, ticarette de kalmaz, insanlar arasında da kalmaz, hiçbir yerde huzursuzluk görülmez. Bir memleketin idaresinde bulunan topluluğun içerisinde de olmaz. O, onun yakasına, bir diğeri diğerinin yakasına sarılmaz. Eğer bu gerçekleşirse. Essekine Nedir bu sekine? Bu, Allah'ımızdan ilahi rahmetin gönle inmesidir. Bu taneleri büyük yağmur, yağmur tanelerinin büyük olması, her tarafın ilahi rahmetle ıslanması. Yağmur diyoruz da bizim büyüklerimiz rahmet ifadesinde kullanırlar. Hatta aleyhissalatu vesselam Efendimiz mübarek omuzunu açar Allah'ın rahmetinden vücudum da istifade etsin derlerdi. Bu, ilahi rahmetin gönle doğmasıdır. Nedir bu, huzur hali nedir? Biz buna gelişmek istiyoruz.
Bu huzur hali, ibadet ve taatte huşudur. İbadet ve taatte Allah'ımızın azamet-i ilahiyyesini düşünebilmek. Bunu düşünürüz biz. Deriz. Çok küçük bir mahluk tek hücreli varlıklar. Bunu nasıl Cenab-ı Hak hareket ettiriyor, nasıl bir kanat takmış ki uçuyor, bu nasıl yürüyor, bu rızkını nereden buluyor? Bir fili de düşünürüz, bunun dışındaki zürafeyi de düşünürüz. Bursu aygırları vesaireleri. Bunları bilmek bir ayrı, bir de onun büyüklüğünü, azamet-i ilahiyesini gönlün tanıması bir ayrı. Onu tanırsa ne olur? İnsan-ı kamil olur. Onu tanırsa Allah'ımızın sevdiği en halis kullardan olur. Biz bunu dilimizle ifade etmemiz de olmuyor. Bunun gönle inmesi gerekiyor. Dert bu zaten. İkinci olarak, indelmuhasebe Huzurun temini için kendimizi hesaba çekebilmek. Bunaldım, daraldın üç-beş kişi olsa konuşsak, görüşsek bütün mededi insanlardan beklemek huzursuzluğun en büyük işaretidir.
Fakat diyelim ki evlenen çiftler üçüncü bir şahıs istemez, gerdeğe girmiştir. Allah'ımızın muhabbetiyle gerdek olanlar, onun dışında hiçbir şey istemez. Bunu bir anlayabilsek muhasebe bunu icap ettirir kendimizi hesaba çekmek Ben neyim, ne yapıyorum? Benden ne isteniyor, ben ne yapıyorum? Derler ya eller gider Mersin'e, biz gideriz tersine Kuran-ı Kerim varken, Sünneti Muhammedi ve Sadat-ı Kiram gibi büyüklerimizin yolu varken onların yoluna iktida etmek, onlara uymak, onların izinden yürümek varken Şeytanın ve nefsin izine gitmenin, batılların peşine düşmenin anlamı ne? Ve murakabetü'l Hakke fil hakk Ne güzel ifade etti. Murakabetü'l Hakk Her zaman Allah'ımızın emrini gözetlemek manası bitmez, tükenmez onun. Hakkı da gözetlemek, Allah'ımızın bizi her an gördüğünü bilmek. Innallahe ken aleykum racebe sadallahulazim. Her an gözetlediğini.
Inne rabbekale bil mir sa'd Bizi tarassud ettiğini, rasathane de buradan geliyor zaten. Hava tahmin raporları, rüzgarın esmesi, nemin oranı vesaire Vessalat ise, Allah'ımızın taksimine razı olmak. Huzursuzluğun kaynağını ifade etti burada. Huzursuzluğun kaynağının birisi, işte falan hiçbir şeyi yokken ne büyük bir zengin oldu. Bunlarla meşgul ola ola ola kalbimizin, Cenabı hakk'ın muhabbethanesi olduğunu unutarak, onun tecellisine mazhar olduğunun düşüncesini terk ederek simsiyah hale getirir. Nedir Tumanine? Halun rafiun O yüce bir haldir. Gönülün huzura erimesi yüce bir haldir. Vehiye Lya abdin Kul için bu nedir? Aklını iyi kullanabilmektir, vahye dayalı bir akilla Ve gavye imanı, imanının güç olmasıdır. İlminin artık rüsuh, yerleşmesi yine tumanine, gönül huzuruyla alakalıdır. Dört maddeden birisi de O'dur Zikrinde huzura ermek, hakikatte sebat itmektir.
Bunun üç şekli vardır huzurun temini için. Bir- Genel Bu nedir? Keşke bu olsa bizde. Genel, bizim gibi umum insanların hali mevlamızı andıkları zaman gönülleri huzurla doluyor. Hazları, lezzetleri de bu. Allah'ımızın davetine icabet ediyorlar. Rızıkları genişliyor, afetler bitiyor. Rabbimiz ashable en nefsül mutmainle huzura eren nefis. Rabbimiz hitap buyuruyor. İman ile fayda ve zararın ancak Allah tarafından verildiğini bilme güzelliği İkinci olarak İkinci sınıf nedir? Bu ikinci sınıf Allah'ımızın hükmüne razı verdiği musibete sabır, her şeyde samimi olmak, Allah için yapmak ve ilahi korkuyu taşımak, huzura ermek, Allah'ımızla olan kimseler, Ondan korkup Muhsin olan kişiler bunu daha bir özel ele almamız gerekir. Sabır ve sebattır. Daha ve seçkin olan kimseler ise Rabbımızda yok olmuşlardır. Onların Allah'tan başka Celle Celalühu bir endişeleri yoktur, bitmiş o. Genel bir huzur nedir?
Emri ilahiyeye uymak suretiyle kişinin emniyette şeytanın tasallutundan emniyette aldatmasından emniyette nefsin kötülüğü işlemede ısrarından emniyette kötü niyetli insanların dünyanın geçici süslerinden emniyette hiç kalbini meşgul etmiyor. Eli meşgul, beyni de meşgul. Beyni o işleri ayarlıyor. Arabanın motoru çalışmasını direksiyonu da nereye gidecekse onu ayarlıyor. Arabanın motoru kalptir, direksiyon da beyindir, işleri ayarlıyor ama kalbi Mevla'dan gafil değil. Nedir gönül huzuru? Eğer kalp, Mevla ile huzur bulmaya başlamışsa. Evradını kamilen okuyor. Asıl, evrad ve ezkarda ruhani cihete dikkat ediyor. Nedir bu? Ruhani ciheti nedir? Biz bunu anlayamayız. Bu söz söylenip geçiriyor. Aman ha kalbi, aman ha ruhi yönü hep zahirde kalıyoruz. Bunun batıl yönü nedir? Bu şu istiğfarı okurken, hatalarımızdan dolayı, Cenabı Hak'tan özür dilerken, kalbin nedametidir.
Tevhidi okurken onun şuudi olması, tevhidin tat ve lezzetinin gönülde belirmesi. Bir kere okusa yeter insan. O şuhuda ererek okunan bir tevhid, kalbi olarak yeter. Gözyaşını tutamaz o. Irmak gibi bakarım o gözyaşı. Diyoruz ya huzursuzluğun sebeplerinden birisi de gözyaşı. Daha nasıl olur bu huzurun temini, salatü selamla ruhaniyetiyle buluşmak Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Ölüm tefekkür, rabıtası, mura akibesi. Eğer kalp Mevla ile huzura erecek olursa, düşünelim, insanın şu dünyada baktığımız zaman en huzurlu anı nedir? Konuşulan maaş. Emekliye ne kadar zam verilecek? Daha ek zamlar ne zaman gelecek? Gelirse rahat. İşte bu rahatlık değildir. Asıl rahat onun hakkını verebilmek, şükrünü eda edebilmek, onun bizim olmadığını, bir emanetçisi olduğumuzu bilebilmek. Bu huzur değildir.
Daha nerede yiyeceğiz, nerede içeceğiz, nerelerde gezeceğiz, yerilere göre değişir, yatlarda hangi köyde, hangi köyde, hangi manzaralarda, nerede buluşacağız, nerelerde günümüzü gün edeceğiz, bu huzur değildir. Bu geçicidir. O anda duyar o huzuru, devamlı değil, devamlı olan huzur, Vel'bagriyatü's-salihattır, salih amelleridir. Onları bize Cenab-ı Hak gösteriyor. Öyle bir an oluyor ki bir ömre ziyaretiydi. Bir çay arzusu oldu. İçmeyince gidilmiyor. O nedir? İçtiğin zaman bitiyor. Belki bir bardakta bitmeyebilir, iki-üç. Ama ondan sonra bitiyor. Bitmeyen füyuzat-ı ilahiye olsaydı, tecelliler olsaydı, varidat-ı ilahi olsaydı, gönle zikrullahın tat ve lezzetleri düşseydi bu onunla bir olur mu? Mümkün değil. Eğer hal güzelleşirse, hali bile biliyor muyuz? Hal ne hal nedir hal? Geldik bir evliyaullahın ziyareti. O velinin Allah ile olmasındaki ilahi neş e bizde beliriyorum.
Bir Eyyub aleyhisselamı otobüsler dolu dolu otobüslerle gidiliyor. Eyyub aleyhisselamın sabır güzelliği hal olarak bize yansıyor. Çünkü bu yolun insiba ve inikas yönü var. İlahi boyayla boyanma var, bir de ilahi akis var. Umreler, haşlar çok kolaylaştı ama Peygamberimizin hangi huyu bizde hal olarak belirerek geldik? O tavafta yedi defa dönüş, nefsin yedi mertebesini tamamlamaktır. Bunlar zuhur etti mi? İzahına giremeyiz dediğimiz bu. Eğer bu gerçekleşirse enise bil abd, kullu şey, her şey ona dost olur. Dağ da dost olur, taş da dost olur, ağaç da dost olur, yaprakla dost olur, hayvanatla dost olur, insanlar da dost olur, melekler de dost olur, nebiler de dost olur, veliler de dost olur, Gerçek huzur. Yakin, kesin inanç. Bizim en çok zorlandığımız bunları konuşan büyüklerimizin de herhalde sıkıntı duyduğu konulardan birisi budur. Önümüzde çay var, içiyoruz bir tat ama izah ayıp.
Allah'ın varlığını bize ispat et diyen Necip Fazıl inançsız böyle bir soru sorduğunda şu anda yediğin nedirdir, O davet. Ne hissediyorsun? Lezzet, göster, yok. Beşer-i hüszadır. Bir marifet-i tevhid, tevhidi kana kana içerek, Öyle dilin La ilahe illallah demesiyum kana kana, beyninde de içiyor, tefekkür de içiyor tevhidi, kalbinde de içiyor zevkine eriyor, Elinde de içiyor, cömert. Ayağında da tevhidin yolunda. Huzur. Kim huzuru elde etmek istiyor, aman ha bu huzur daha da çoğalsın diyorsa, Cenab-ı Hakk'ı tanış, tanımaya nail olsun. O zaman kalpte huzur meydana gelir. Huzur üç şekildedir. Allah'ımıza olan saatte Celle Celalühu, onun azamet-i ilahiyesine duyulan saygıdır. Huşu, dikkattir, büyük bir tazindir ve huzuru elde etmektir.
İkincisi, muamelesinde huzurdur, nefsini hesaba çekmektir Ve mülatebetü'l-halk, insanlara lütufla muamele bulunmak, lütufla muamelede bulunmak ve murakabetü'l-hakk, Hakkın gözetlediğini bilmektir, celle celalühü'l-hakk, Üçüncüsü ilahi taksime razı olmaktır. Bütün kötülüklerden kaçmaktır. Ve sekine, bu huzur nasıl olur, anlatıp duruyoruz. Huzur, huzur, huzur. Nasıl olur bu huzur? La tenzilu gattu illa fi kalbi nebiyyin evvaliyin O zaman bize hiçbir şey olmayacak. Bizi şeytanın aldattığı noktalardan birisi budur. Bu anlattığın bizde olmaz ki Bu anlattığı, ancak Adem aleyhisselamdan, aleyhissalatu vesselam'a kadar gelen peygamber-ı izam, enbiyayı kiram, bunlar da olur, veliler de olur. Allah'ımız, hitabında sadece enbiyaya hitap etmiyor. Ey iman edenler! Derken, evliyaya da hitap etmiyor. Kutuplara da hitap etmiyor. Tavsiye makamında olanlara da hitap etmiyor.
Genel, bütün, umum hitap ediyor. O zaman hepimizin elde edeceği ilahi nimettir. Sekine, Nebi ve velilerin kalplerine iner. O zaman kalbimizi velayet sırrına, nübüvvetin de ilahi kokularına erişmemiz gerekir. Nefiy olacak değil, mümkün değil. Ama nübüvvetteki nimete, Adem aleyhisselamdaki safhaya, efendimizdeki fakra, kalbi yokluğa ve diğer bütün peygamberlerdeki seçkin sıfatları ile onların velayet ölçüsü içerisinde nimetlerinden istifade etmektir. Nedir huzur? Nasıl meydana gelecek? Ve idameti deliket teveccüh, bu yöneliş öyle bir sohbetti ki, o sohbette bambaşka oldu. Derken, onun dışında da bunu gerçekleştirebilmek. Ne güzel zikirdi o. Biz yıllar öncesi yapardık. Geçende de yaptık. Ne tatlı oldu. O tadı her zaman hissedebilmektir. Bir an değil, Ramazan-ı Şerif ne kadar feyizli geçiyor derken her günümüzün öyle geçmesi. Izah ederim desek bozarız belki.
Öyle bir nur ki Halık-ı Zülcelal'den, önüne düşen ilahi payedir, kısmettir, nasiptirsek yine. İmanın artmasıdır. Yakin, artık Tevhidin şuhudi olması. Dilin okuduğu Tevhidin kalbin tasdiki olması, başka izahı yok. Niyelim o zaman, bol bol tevhid okuyalım, zikrullah okuyalım, Allah'ım diyelim taklidimizi tahkike eriştir deyip, can-ı gönülden yalvaralım, talip olalım. Talip olalım en azından. Bu kitaplarda geçiyor, güzel güzel de büyüklerimiz anlatıyor deyip geçmeyelim. Nasıl yaşayacağız, ona bakalım. Kalbin, ruhi aleme dönüp, Rabbımızdan da nimete mazhar getirir. Nedir huzur? Onu, Allah'ımızın sevgili kulları talep ederler. Ve yyettuminine bu bir huzurdur. Es-Supur Kalbin hidayete erişmesidir. İlahi müjdeye kavuşmaktır. Allahu Teala'nın dışındakilerden kurtulmaktır. Gerçek felaha eğilmektir. Huzurunun Mevla ile olmasıdır, onun dışındakiler ile dostluğun korunmamasıdır.
Bütün arzusunun Cenabı Hak'kın arzusuna muvafık düşmesidir. Sükunün nesz filleila laeksan Gündüz de ve gecede huzura ermemiz Gaflet ehli nedir? Gafletiyle huzur içinde sanki. Muhabbet ehli ise Allah'ımıza kavuşmakla huzur içerisindedir. Huzur nedir? Çıkın diyoruz, bir de huzur. Bu da aynı manayı çevir hemen hemen. Huzur Allah'tan gayrı bütün düşüncelerden kurtulup Mevla ile Bayramımimdi, Bayramımimdi, yar ile Bayram edelim şimdi dediği gibi Hacı Bayram Veli Hazretlerinin Allah ile Bayram hikmettir. Huzur nedir? Kalbin, Sübhan olan Allah'a yönelmesidir. Huzur nedir? Rabbimizle dilleşmektir. Onun dışındakilerden de kurtulmaktır. Hiçbir elem sıkıntı duymamaktır. Allah ile hayat bulmaktır. Kalbin hayata ermesidir. Kalbi öldüren küfürdür, şirktir, nifaktır, kötü ahlaktır. Bunlardan kurtulup Mevla ile olmaktır.
Allah ile bu huzurun Celle Celalühü'l-ü devamıdır ve onun dışındakilerden de ''tüm merhayibetu ankulli şeyim billah teala'' Rabbimizle olmak suretiyle onun dışında ne varsa hepsinden kurtulmaktır. Dî meratib-l Hudur, huzurun mertebelerine geliyoruz bitmez. Yine huzur levha halinde huzur İslam'da derler, o da bitmez. Mümkün değil. Bir Müslümanı tarif ettirseniz, o da bitmez. Üç tane söyleyeyim. Allah'ımızın emrine teslim olmaktır. Ve iman etmek ve onun tasdihi yapmaktır. Ve ibadet ve davet de devamlı olmaktır. Şeytanın, üç çoğu ifade eder. Ikinin dışındaki sayı çoğulu. Bu sebeple üç demek, çoğu da ifade ettiğine göre herhalde doğrudur. Allah'ımızın esrarının sırlarını korumak, şeytanın dürtüsünden kurtulmaktır. Allah'ımızı zikretmek bütün hallerde onu unutmamaktır. Namusu korumaktır. Nefsin Rabbimize karşı muhalefetinden kurtulmaktır.
Sadık olmaktır, Malik olduğu mal mülkni ise Onun yolunda kılmaktır, Onun emaneti Allah'ımızın olduğunu bilerek mülkü Cenabı Hakk'a vermek, asıl asıl malın babasının olduğu halde bu sözü ifade etmesi gibi dünyaya bakış açısının meydana gelmesidir. Zorlukta ve rahatlıkta sabır içerisinde olmak darlıkta isyana bollukta, Allah korusun, yanlışlığa düşmemektir. Allah'ımızın vaadinde sadık olmaktır. Her işte ihlaslı olmak yaptığımız taatte.