Hazreti Ömer'in radıyallahu anh bir muharebede başarı sağlanamadı. Araştırdılar, acaba sünneti Muhammediye'den bizim neyimiz eksik? Bir meslek sünnetini ancak bulabildiler, develerle, meslek için kullanılan o, ağaç diyemem ona, o malzemeleri temin ettiler. Mislek sünnetine riayet edemediğimiz için başarımız olmalı diye. Şimdi bizim gönüldeki başarımız, mesela bir huzursuzluk, yaşanıyor. Bunu müşahede etmemiz lazım. Mesela siz arabayla gülüyorsunuz, ışıkta az bir geri kalsanız kavgayı, feveranı, öfkeyi hepimiz görüyoruz. Bir hazımsızlık var. Birbirlerini anlamada güçlük var insanların. Bir teenni hali yok. Az bir şeyden kabarveriyor. Neden oluyor bunlar? Habib-i Cibriya sallallahu teala aleyhi ve sellemin sünneti Muhammediyesine riayetsizliğimizden dergah. Dikkat edersek hem şahsımızda, şahsımızdaki huzur çok önemli.
Biz huzurlu olursak dünya huzurlu olur, evin huzurlu olur, akraban huzurlu olur, komşun huzurlu olur, iş yerinde huzur meydana gelir. Bak birçok kavgalar bundan meydana geliyor. Dünyevi işlerden dolayı meydana geliyor. Miras hususunda oluyor. Maddi kazançlardan birçok mahkemelik davalar var. Hep bunlar aleyhüssalatü vesselam Efendimizin sünneti Muhammediyesine riayetsizlikten meydana gelir. Dikkat edersek, büyüklerimizin de edebine, erkanına, gönlümüzde de bambaşka bir huzur meydana gelir. Bunu Resulullah buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Müminin işine taaccüb ederim. Bak bunu hepimiz yaşarız. Ne olur? Öyle anlarımız olur ki çok rahat maddi durumdan gerçekten hiçbir sıkıntımız olmaz. Yavrularımızın da olmaz, bizim de olmaz, etrafımızın da olmaz, çok rahatız. Hatta bir tanesi gelmişti bize de benim dedi her türlü rahatlığım mevcut. Yaşlıydı da birer. Sıhhatim, afiyetimdir de çok iyi.
Bak bunun zekatı ver. Eğer malımız mülkümüzse, muhtacına infak etmek. Sıhhatimiz, afiyetimiz Allah'ımızın yolunda eğer şartlarını haiz isek tebliğ ve davetimizi yapmak. Neden tebliğ ve davetimizi, şartlarını haiz olunca yapacağız? Hazreti Ömer bir defasında radıyallahu anh dedi ki ey ashabı Güzin, sizin tebliğde ve davette insanları Hakk'a çağırdığınızı duyuyorum. Bunlar sahabeyi, bütün efendilerimiz. En azından tabieyi. Dedi herkes gelişi, güzel, tebliğ ve davette bulunamaz. Kaş yapacağım diye göz çıkarılabilir. Bunun usullerini çok iyi bilmek lazım. Davranış biçimleri çok mühim. Misaller çok ağır olur. Velhasıl vücudumuzun zekatı Allah'ımızın yolunda kulluğumuzu yerine getirip insanlara da faydalı olabilmek, hizmet edebilmek. Öyle ki ulema-i kiramız mezhep imamlarımızdan biz diyor bir kimseyle konuşurken diyelim ki hakka davet gezeceğiz, ona haklı göstereceğiz.
Bizim tavrımız şöyle olur diyorlar. Kişinin omuzunda iki tane kuş var veya bir tane kuş var. O kuşu ürkütmemek için nasıl itina gösterilirse biz muhatabımıza karşı da öyle itina gösteririz, kırıp dökmemeye çok çalışırız, diyor. Yani İslam'ın yayılmasındaki en önemli amillerden birisi budur. Yani bu mütalaa etmemizle bağlı, öğrenmemize bağlı. Tebliğ ve davetin usullerini anlatan birçok eserler var. Bunları mütalaa ederiz, ona göre davranırız. Bir aile hayatında da öyle. Diyoruz ya büyüklerimiz sanki bir üniversite diyoruz biz, canlı bir üniversite. Her konuda bize ışık tutuyor. Bir tarih bilgisi ise tarihten anlatıyor. Size yine bunlardan bir tanesini söyleyeyim, bunu okumuş değil. Bir bilinmeyenli, iki bilinmeyenli denklemleri anlatırdı bize, ehlullahtan bir zat. Bunun için diyoruz, onlar aynen bir fakülte, çeşitli meslek dallarında, dallarında öğretim yapan bir üniversite gibi.
Yine onlardan birisini anlatacağım size. Kendisi hastaneye düşer, hastadır. Bir hafta oradaki personele hastalıklar hakkında nasıl tedavi edilmesi gerekir onu anlatayım. Demek ki müstesna da bir hal var. Müsahabe dördü hem okursunuz hem de ezberlediğinize inanıyorum. Müsahabe dördü. Sami Efendi Hazretleri orada neyi anlatıyor? Bakın bize murakabeyi anlatmıyorum ben. Zaten bu murakabedir. Rabıta da anlatmıyor ama o bilgileri vermek rabıtadır. Çünkü rabıta ve murakabe Cenab-ı Hak'la alakayı kurmak demektir. Vücudu insanın sıhhatli ve afiyetli olacak ki ibadet ve taatini yerine getirebilsin. Meyveler hususunda anlatıyordum. Ondan sonra, tedavi usullerini gösteriyor. Meşşa-i Huzamdan, hem de Arifan-ı İlahi ariflerin arifi bize bu yönde de yol gösteriyor. Bak büyüklerimizden görürüz.
Biraz düşünecek olsak, bir yemek hususunda sofrada nelere dikkat edileceğini bir Hacı Hasan Efendi'den, Gaddi sallallahü sırra, meyvelerin yemekten önce yenmesi gerektiğini, çünkü yüzde yetmişinin su olduğunu, bunun artık yemeklere düşkünlükten insanı koruyacağını bunu anlatıyor. Bir kahve biçiminde haber veriyor. Kahvenin telvesinin insanın ciğerlerinde açmış olduğu sıkıntıyı anlatarak sular içindir. Buna benzer pek su. Mesela hatırladığımız, tabi binlerce var ama ancak gönlümüze düşen bu peritinle geçecek bir hastalığı dineyle geçecek duruma getirmeyin, tedavide acele edin. Bunu daha veriyorum. İlim iki kısımdır. Beden ilmi ve din ilmi. Bunların birbirleriyle hayli münasebetleri vardır. Şimdi toplayacağız, İman nedir? İman bizim hem dünyada hem de ahirette kurtuluşumuzu sağlayan bir emandır. Velhamdülillahi Rabbil Alemin el-Fatiha.