Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Burda mesut olmanın, huzurlu bir hayat yaşamanın yollarını gösteriyor. Bölüm bu. Başlangıcı da bunu ifade eder zaten. Hatta insanların mesut olacağı prensipler. İnsan neden mesut olur? Ne yaparsa huzurlu bir hayat geçirir onu anlatıyor. La bir yersiz bir yere, nefsinden gelen bir kızgınlıkla çılgınlık yapma. Bu gazap senin bir kere hayatın yolunu değiştirir. Senin yapını bozar. Yapını bozar. Veya harp olabilir. Şeklini de değiştirir, ahlakını da değiştirir. Çünkü Sami Efendi'nin rızası düşer, Hadisallahu Sallahu Sallahu Sallahu Sallahu böyle gazaptı insanın siması, hınzır simasını döner diye. Böyle geçim olur ya insanın birbirleri arasında onu da berbat eder. Böyle gazap dolduğu zaman kişi kimse ona yaklaşmazdı. Gazaklı bir adam, öfkeli bir adam. Bununla der, biz anlaşamayız, çılgınlık yapar.
İşin tadını, lezzetini olduğu gibi mahveder, olmaz dediler. Ve yuhsidul-mevebde, sevgiyi de ortadan kaldırır. Böyle bir sevgi duyan muhabbet gidersin. Rab kazaklı olduğu için sevgi de kalmaz. O da biter veyahut da usulre. Bir kere akrabalar arası da muhabbeti koymaz. Yakınında olur. Amcan olur, daim olur vesair, yeğenin olur ne olursun. Beyatta usulle. O gazabından dolayı böyle bir yaklaşamazsın. Yol bulalım. Evet mutlak yaklaşılması, görüşülmesi gerekir. Bu hususta da bahane bulmamak icabiler. İşte adam öfkeli yaklaşamıyoruz bilmemeli. Çünkü sıra-ı rahim dinimizde çok mühim bir varlık olduğu için artık onun gazaplanma durumunu hesaba alıp fazlaca durmadan ayrılmak, onu da rencide edecek bir sözü de söylememeli. Çünkü bir arayı bulmak için var diyor. Arayı bulmak için vardığın yerde bir tatsızlık meydana getirecek sözü de söyleme.
Oralara hiç basmadan, onun seveceği, dinimizin ölçüleri içerisinde memnun olacağı hareketlerde bulun. Mesela onun gördüğü zaman gazaplanacağı, gördüğü zaman canının sıkılacağı bir adamla da bulunma. Çünkü ondan tabiat olarak tiksiniyor. Gördüğü zaman rencide oluyor. Böyle bir harekette bulunma. Eksi, eksi bir rızka El Heller. Rızkını helalinden kazan. Çalış, gayret göster ama haram yola katiyen kendini vur. Heladinde temin et rızkını. İşte bir başkası daha ileri gidiyor varlık sahibi olmanın yolu da bu demek suretiyle nefsine uyma diyor bize. Bu nasihatinde. Hepsi bir rızk. El alem. Rızkını aman ha helal yoldan kazan. Zaten haram olan bize bir kazanç da sağlamaz. Efendimizin Hadis-i Şeriflerinde aleyhissalatu vesselam tane tane buyurur. Bir haksızlığa girilecek olursa aynen Hadis-i Şerif'teki ifade budur kubbe. Gupbeyi biliyorsunuz. Onun gibi zayi gitmeye başlarsınız.
Gupbe, kubbe zayi dersiniz. Çok büyük olur zayiatınız. Ve iyyete vel haram Sizi haramdan da kaçındırırım. Sakın ha haram yola da gitmeyin. İnsanlardan istemekten de biraz kaçın. Ticaret hayrun minel lobuyla hakikaten bereketli bir çalışmadır. Ticaretlere meşgul olun ama helal kazanma düşüncesiyle bu sizin için hayırlı da bir yoldur. Kazancınızı yemek kadar tatlı bir nimet olamaz. Hazreti Davut ne güzel kul buyuruyor aleyhissalatu vesselam Efendimize. Kendi kazancından ne etmişse helallüldan onu yer. Vakkasit firmayı işe. Artık durumumuz çok iyi. Biz varlık sahibi olduk diyerek aşırılığa da gitmeyin. Ölçülü olun. Yemenizde, içmenizde, giyiminizde, her şeyinizde ölçülü olun. Çok kazanın ama yolunda çok sarf edip kendiniz için kifayet miktarı kullanın. Bir vakit de olsa kendin için bir zaman ayır. Ayır. Nefsine dön.
Hem dünyanı güzelleştirmek, hem de ahiret hayatını düşünmek için böyle bir vakit ayır. Yalnız kalacağın zaman olsun. Bu bir mescit de olur, evimizde de olur. Uygun yerlerde bir zaman ayır da düşün. Yaşadığımız andan itibaren daha evvelki zamanlar müstesna, yaşadığımız andan itibaren dünyaya göçenleri bir hatırla. Bunu bize büyüklerimiz, o devre hocalarla da dolu bir zaman. Bir bir sıralarlardı. İsimsin. İşte şu nereye gitti? Şöyle bir kimse vardı, ilimde üstündü. Bu nereye gitti? İşte zengin ve cömert bir kimseydi. Bak bu nereye gitti? Herkesin kendisine müracaat ettiği bir kişiydi o nerede? Tek, tek, tek, tek, tek sıralarla bu akıbet bizim de başımıza gelecek Bu ayırdığımız saatte tek başımıza kalarak nefsimizi hesaba çekmek. Bu dünyamızın da ıslahı için önemlidir. Çünkü ölümü düşüneceğiz o zaman. Kabri düşüneceğiz. Hesabı düşüneceğiz.
Vesair halleri tek tek düşünürken aman ha orda ızdırap çekmeyelim diye bir muhasebeye çekilmiş oluruz. Çünkü ölüm Ali Efendimizin radıyallahu anh ifadeleriyle ansızın gelir, ansızın gelir. Anlatıyorlar ya dört onda dokuz şiddetinde apartmandan bir vilayette sarsılma olunca herkes dışarıya çıktı diye. Bak bir an. Biraz daha şiddetli olsaydı akıbet malum. Yani bu hayat bir nefesttir. Bir nefes. Bunun tefekkürünü yapın diyor bize. İnsanları rencide etmeyin. Sözlerinizle evet, göğdünüz olsun, nasihatiniz olsun ama diyor uzak hadis-i şeriflerden, ayetlerden mülhem nasihatlerinde namusunu rencide edecek şekilde, şahsiyetine dokunan, sözlerle onu incitip durma. Dilinde, dilinde yaralayıcı olmasın, okşayıcı olsun. Tıyb-ül Kele sözün yumuşağını söyleyin. Ve adb-ül El-Fah İfadeleriniz, algan tatlı olsun. Me'munul cen bir kere etrafınız size güvensin.
Böyle olursa, etrafınızda da size karşı bir güven hasıl olur. İnsanın da müracaat edeceği elbette bir yeri olacaktır. Mesela bir sıkıntıya uğrayan kişi duymuştum yaşlıca babam olsaydı diyor, yabana ya da ona bir tokat atar, işi hallederdi. Bak diyor kimse yok, böyle bir sıkıntıya girdim. İnsanın illa böyle dövme şeklinde değil de öğüt ve nasihat verecek, kimselerini müracaat edeceği bir yerin dolması gerekir. Bir kere siz iş olarak, güç olarak, ev bark olarak, mal, mülk bu ciheti ile suret ve cisim mesela müthiş, tert olmuş veya gözü görmüyor. Ulağı sağır. Bedeninde bir rahatsızlık var. Hep böyle olan kimselere bakın. Yüksek olanlara değil, kendinizden devamlı aşağı olanlara bakın. Hadis-i şerifte Nebiye Ekrem Vel'l-Müs Aleyhissalatu Vesselam O Allah'ın nimetine şükretme yönünde en güzel bir yoldur diye haber veriliyor. Mesela Mevlit Kandili geliyor.
Mevlit kandilinde sabah hak kadar ibadet edeceğim diyor. Beraat gecesi geliyor. Kadir gecesi geliyor. Bazı önemli, mühim günler geliyor. O gün diyor ki ibadet ve saatte yoğunlaşacağım. Böyle yapmayın. İbadet ve taati, siz bir kere, gelişmiş olduğunuz her bir günü, her bir gezi, her bir saati ganimet bilin. Böyle bir vakte hasretmeyin ibadeti. Her zaman aynı hal üzere gidin. Mesela, denmiş ki Sıddık Azam radiyallahu anh hazretlerine, size ölüm gelse ne yaparsınız? Aynı hal üzere devam derim. Bu ne demek? Bu zaten ben hazırım diyor. Ben namazlarımda da hazırım. Bu namazın bende gerçekleştireceği, gerçekleştireceği güzel ahlak olarak da hazırım. Siz sadece namaz diyemezsiniz buna. Çok namaz kılan var ki kıldığı namaz sehtir. Boş. Cef içi boşaltılmış. Eğilip kalkılıyor ama o namazı kılıç bizi cömertlik sıfatına da getirmeli. Bizi mütevazi de etmeli. Bize hizmet duygusunu da vermeli.
İnsanlara hizmet duygusunu da vermeli. Böyle sabahlara kadar ibadet ve taatlik belki bizim için kurtuluşumuza vesile olmaz ama en azından bir müminin yüzüne tebessüm ihtiyacı için elimizden geleni yapabilmek en azından nasihatte bulunmak böyle bir yardıma cenazesinde, düğününde vesair işlerinde bu benim kardeşimdir deyip iltifat ve ikramda bulunmak bunlar bizi kurtaracaktır. Namaz taat bunu temin eder. Çünkü Kuran-ı Azimüşşan'da Mevla ül Zül Celaldimiz, Bizi ağza alınmayacak bütün kötülüklerden alıkur. Namazın yapacağı vazife bu. O zaman iyiliklerine emreder demek. Allah'ımızın emirlerine sımsıkı yapışmaya vesiledir. Bu duygu hasıl olacak. Bunun meydana gelmesi için dahil olduğumuz bu münevver yol, zikri hafi ve cehri dediğimiz, açıktan okuduğumuz La ilahe illallah diye yapmış olduğumuz zikir ve gönülden yapmış olduğumuz evrad bunları temin içindir.
Aman ha kıldığımız namaz bizi kötülüklerden alıkoysun, Tuttuğumuz oruç takvaya eriştirsin. Verdiğimiz zekat bizi belki cebimizde bulunmayabilir. Kasamız ve kesemiz boş olabilir ama yüzümüz boş olmasın tebessümüyle. Dilimiz boş olmasın, hayırlı nasihatiyle gönül akıcı ifadeleriyle cömertliği temin etsin. Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine, ehlini ashabına, peygamberanı izam ve piran ı izamın bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın pervahına Elif Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.