Hudeybiye Seferi ve Hz. Osman'ın Hayatı kaydında Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde sizlere Hazreti Osman Zinnureyn Radıyallahu Anh'ın hayatından kesitlerin anlatıldığı eserle devam ediyoruz inşallah. Misfer hadisiyle inşallah bugünkü programımızda birlikteliğimiz başlıyor. Misver bin Mahreme ile Mervan'dan her biri Refik'in sözünü tasdik ederek şöyle…
Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde sizlere Hazreti Osman Zinnureyn Radıyallahu Anh'ın hayatından kesitlerin anlatıldığı eserle devam ediyoruz inşallah. Misfer hadisiyle inşallah bugünkü programımızda birlikteliğimiz başlıyor. Misver bin Mahreme ile Mervan'dan her biri Refik'in sözünü tasdik ederek şöyle dedikleri rivayet edilmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hudeybiye seferinde Medine'den çıkmıştı. Yolun bir kısmına vardıklarında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mahiyetine Halid Bin Velid birtakım Kureyş süvarileriyle gözcü olarak Ganim mevkiindedir. Şimdi siz yolun sağ tarafını tutunuz buyurdu. Vallahi Halid peygamberle maiyetinin hareketini anlamadı. Nihayet Halid ordumuzun kaldırdığı kara tozu gördü de hayvanına ayağıyla vurup koşturarak Resul-i Ekrem'in geldiğini Kureyş'e bildirmek üzere süratle gitti.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ordusuyla yürüdü. Nihayet Seniyye mevkiine gelmişti ki oradan Kureyş'in karargahı üzerine inilirdi. Burada Resulullah'ın bindiği Kusfa adlı deve çöktü. Nans yani insanlar kusvaharin oldu, kusvaharin oldu demeye başladı. Hayvanı sevk ettilerse de çökmekte ısrar etti. Yine halk kusva harin oldu, kusva harin oldu demişlerdi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kusva harinleşmez, onun çökmek huyu da yoktur. Fakat vaktiyle Mekke'ye girmekten fili men eden Kudretullah, şimdi de Kusvayı men etti buyurdu. Bundan sonra Resulullah, hayatım yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Kureyş Allah'ın harem dahilinde muhterem kıldığı şeylere tazim kast ederek benden ne kadar müşkül talepte bulunursa bulunsun, ben onu muhakkak onlara vereceğim buyurdu. Sonra kusvayı sürdü. Hayvan hemen sıçrayıp kalktı.
Ravi demiştir ki bu defa Resulullah Kureyş tarafından inhiraf ederek nihayet suyu az olan Semed Kuyusu yolu üzerindeki Hudeybiye mevkiinin müntehasına indi. Bu az suyu halk birer parça almış ve orada halkın meksu ikameti, yani konaklaması için su bırakmayıp kuyunun suyunu kamilen çekmişlerdi. Şimdi Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme susuzluktan şikayet olundu. Bunun üzerine Resulullah ok mahfazasından birçok çıkardı. Sonra onlara bu oku Semet kuyusuna koymalarını emretti. Vallahi o anda kuyunun suyu göçmeye başladı. Ashab-ı Resul oradan dönünceye kadar onları suya kandırmak için devam etti. Ashab-ı Nebi kuyunun kenarında oturarak su kaplarını doldururlardı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mahiyetiyle bu haldeyken Huzaalı Büdeyl bin Verka, kendi kabilesi Huzaadan birkaç kişiyle çıkageldi.
Mekke ve havalisindeki Tihama kabileleri arasında Huzailer öteden beri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sırdaşıydı. Müslim olsun, müşrik olsun bütün Huzaalılar Mekke'de olup biten her şeyi Resul-i Ekrem'den saklamazlar, gizlice bildirirlerdi. Üdeyl gelince Resul-i Ekrem'e haberiniz olsun, Kureyş, Ka'b bin Lüey'le Amir bin Lüey kabileleri, Hudeybiye sularının en zengin menbalarına kondular. Sütlü ve yavrulu develeri, kadınları ve çocukları da yanlarında bulunuyor. Maişetleri yolundadır. Şimdi ben onları bu halde bıraktım, geliyorum. Bunlar muhakkak size karşı harp edecekler ve sizi Beyt-i Şerife girmekten men edecekler dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, fakat biz hiç kimseyle harp etmek için gelmedik. Biz yalnız umre etmek niyetiyle geldik.
Hudeybiye Seferi ve Hz. Osman'ın Hayatı ne anlatıyor?
Hudeybiye Seferi ve Hz. Osman'ın Hayatı kaydında Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde sizlere Hazreti Osman Zinnureyn Radıyallahu Anh'ın hayatından kesitlerin anlatıldığı eserle devam ediyoruz inşallah. Misfer hadisiyle inşallah bugünkü programımızda birlikteliğimiz başlıyor. Misver bin Mahreme ile Mervan'dan her biri Refik'in sözünü tasdik ederek şöyle…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bununla beraber Bedir, Hendek Harbi, Kureyş'in maddi ve manevi bütün kuvvetlerini zaafa ve onları hayli zarara uğratmıştır. Eğer Kureyş arzu ederse ben onlarla aramızda bir mütareke müddeti tayin edeyim. Şu şarttaki bu müddet zarfında ben onlarla harp etmeyeyim, onlar da benimle diğer müşriklerin aramızı serbest bıraksınlar, karışmasınlar. Eğer ben Araplara galip olursam, Kureyş müşrikleri de nasıl girdiği bu tarik-ı taata girmek isterlerse kendi arzularıyla girebilirler. Şayet ben müşriklerin sandığı gibi Araplara galip gelemezsem, bu ihtimale göre de müşrikler benimle harp etmek külfetinden kurtulup rahata ererler.
Eğer Mekkeliler böyle bir mütarekeyi kabul etmez vesair Araplarla beni kendi halimize bırakmayıp müdahale etmek isterlerse hayatım yedi kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki şu müdafaa ettiğim Müslümanlık uğrunda başım vücudumdan ayrılıncaya kadar Mekkelilere karşı cihat edeceğim. Bu muhakkaktır. Şu da katidir ki o zaman Allah Kuran-ı Mübin'deki Nusret vaadini infaz edecektir. Bunun üzerine Budeyl Bin Verka, Resulullah'a şimdi bu sözlerini ben herhalde Kureyş'e tebliğ ederim dedi ve ravinin beyanına göre gidip ta Kureyş'in karargahına vardı ve şimdi ben yanınıza şu adamın, yani Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin yanından geliyorum. Şöyle bir söz söylediğini işittim, isterseniz anlatayım dedi. İkrime Bin Ebi Cehil ve Hakem Bin As gibi Kureyş sefihleri senin bize ondan bir şey vermene ihtiyacımız yoktur diye karşılık verdiler.
Fakat içlerinden sahibi Rey olan birisi haydi işittiğin söz neyse söyle bakalım dedi. Müdell, onun yani Resulullah'ın şöyle söylediğini işittim diye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözlerini birer birer anlattı. Bunun üzerine Urve bin Mesud kıyam edip Kureyş'e karşı bir hutbe iran ederek, ey kavmim, siz benim babam yerinde değil misiniz diye sordu. Kureyşliler de evet diye tasdik ettiler. Bunun üzerine ben de sizin oğlunuz mesabesinde değil miyim dedi. Onlar da evet diye tasdik ettiler. Sonra Urve beni bir şüpheyle itham eder misiniz diye sordu. Buna da hayır diye cevap verdiler. Bu defa Urve Ukaz halkını size nefiri ağam halinde, yani seferberlik halinde yardıma davet ettiğimi ve onların imtina etmeleri üzerine kendim evladımla ve bana itaat eden etbaımla size muavenete koştuğumu pekala bilirsiniz değil mi dedi. Onlar da birazdan evet biliriz diye tasdik ettiler.
Bu teminatı aldıktan sonra şimdi Urve, bu adam yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem size hayrusalah yolunu gösteriyor. O yola yöneliniz ve beni bırakınız, ona gideyim dedi. Urve'nin peygamberimizle görüşmesi. Mekkelilerden haydi git diye izin alan Urve, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e arzı halletmeye geldi. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de Urve'ye Budey'le söylediği sözlere benzer bir surette beyanı fikretti. Bu arada Resul-i Ekrem'in bir mütareke kabul etmezlerse Kureyş'le ölünceye kadar harp edeceğim buyurması üzerine Urve, ey Muhammed, sen kavmini istisal, yani toptan helak ettiğini farzedersek bana söyler misin ki senden evvel Araplardan kendi kavmini toptan helak eden bir kimse var mıdır? Ya mesele diğer şekilde zuhur ederse, Kureyş'in size ne fena muamele edecekleri size gizli değildir. Vallahi ben aranızda eşraf ve ayağından bazı kimseler görüyorum.
Bu muhakkak olmakla beraber yine ben birtakım kabilelerden toplanmış kimseler de görüyorum ki bunlar harp sırasında kaçıp seni yalnız bırakabilecek kabiliyettedirler dedi. Ebu Bekir Radiyallahu Anh, Urve'nin Ashab-ı Nebiyi firar ile ittihamına dayanamayarak Urve'ye haydi sen Latıyala biz mi Resulullah'ı yalnız bırakıp firar edeceğiz, haşa diye sebbi reddetti. Bu da kimdir diye sordu. Ashap, Ebubekir dediler. Urve, ah bu Ebubekir, hayatım yedi kudretinde olana yemin ederim ki eğer üzerimizde henüz mukabele edip ödeyemediğim bir minnet ü ihsanın olmasaydı elbette ben de sana cevap verirdim diye mukabele etti. Rahvi diyor ki Urve Nebi sallallahu aleyhi ve selleme söz söylemeye devam etti ve Esnayı Mükaleme'de Arap adeti üzere her söz söyledikçe eliyle Resulullah'ın mübarek sakalını okşayarak mülahafede bulunuyordu.
Halbuki bu sırada Muğire bin Şube ki Urve'nin biraderzadesidir, yeğenidir, başında miğfer ve yalın kılınç bir halde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başı üzerinde durup Resul-i Ekrem'i muhafaza ediyordu ve Urve her ne zaman Resul-i Ekrem'in sakalını okşamaya mübaşeret ederse derhal Muğire kılıncını kınının ucuyla Urve'nin eline vuruyor ve Urve'ye Resulullah'ın sakalından elini çek ihtarında bulunuyordu. Muğire'nin bu ihtarları üzerine Urve başını kaldırarak o da kimdir diye sordu. Ashap Muğire bin Şube'dir dediler. Bunun üzerine Urve, ey gaddar, ben hala senin cahiliyedeki kadruh hıyanetini tazmin et çalışmakla meşgul değil miyim, dedi. Muğire Müslüman olmazdan evvel cahiliyette Malikoğullarından bazı kimselerle yol arkadaşlığı etmiş ve yolda bunları öldürüp mallarını almış, sonra Medine'ye gelip Müslüman olmuştu.
Resul-i Ekrem'e bu malları arz ettiğinde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Müslümanlığın bizce şayanı kabuldür fakat bu mallar kadirdir, gasptır. Biz bunlardan hiçbir şeye elimizi uzatmayız buyurmuştu. Urve Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin ashabının ona olan bağlılık ve hürmetini gözleriyle müşahede ettikten sonra Kureyş'in yanına döndü. Urve Kureyş'in yanına dönünce gördüklerini şöyle anlattı. Ey ahali, vallahi ben vaktiyle birçok melikin huzuruna sefir olarak çıktım. Ezcümle Rum Meliki Kayseri'in Fars Meliki Kisra'nın divanlarına sefaletle gittim. Vallahi bunlardan hiçbir padişahın muzahiplerini Muhammed'in ashabının Muhammed'e tazim ettikleri derecede meliklerine tazim ettiklerini görmedim. Muhammed'in ashabı onun artılığıyla bile teberrük ediyorlar. O bir şey emredince derhal emrini infaza mübaderet ediyorlar.
O abdest aldığı zaman da abdest suyunun fazlasını tehalükle paylaşıyorlar. O söz söylerken ashabı hafif bir sesle tasdik ve cevap veriyorlar. Muhammed'i tazim için onun yüzüne dikkatle bakamıyorlar. Şimdi Muhammed size güzel bir sulhu salahrı'yı arz etti, teklif etti. Bunu kabul ediniz. Bunun üzerine Kinane oğullarından birisi, Kureyş'e hitaben, beni bırakınız, bir kere de Muhammed'in yanına ben gideyim dedi. Onlar da, pekala git dediler. Bu kınaneli zat, Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin ashabına doğru gelirken, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu gelen filan kimsedir. O bir kabiledendir ki onlar hac ve umre kurbanlarına tazim ederler. Kıladeli kurban develerini bu zatın gözü önüne salıveriniz buyurdu. Ashap bütün kurbanlık develeri onun güzergahına yayılmak için salıverdiler ve Ashap yüksek sesle Lebbeyk, Allahüme Lebbeyk diyerek Kinaneli'yi istikbal ettiler, karşıladılar.
Kinaneli zat kurban develerini ve halkın telbiyeyle istikbalini görünce taaccüb ederek, subhanallah, bu zatı Beyt-i Şerif'i ziyaretten men etmek bunlara karşı layık olmayan bir muameledir dedi. Kureyş'in yanına döndüğünde de ben onların umre için kesecekleri kurban develerini kladelenmiş ve işaretlenmiş bir halde gördüm. Doğrusu bunları Beyt'i ziyaretten men etmeyi muvafık görmem dedi. Sonra Kureyşliler arasında Mikraz Bin Hafs denilen birisi kalkıp bana müsaade ediniz de Muhammed'e bir de ben gideyim dedi. Onlar da haydi git dediler. Mikraz, Resul-i Ekremli ashabına doğru gelirken, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, şu gelen mikrezdir, gaddar bir kimsedir buyurdu. Mikraz, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemle görüşmeye başladı. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü burada tamamlıyoruz.
İnşallah bir sonraki bölümde Hazreti Osman Zinnureyn efendimizin hayatından bir kesitin anlatıldığı Hudeybiye musalihası ve Ebu Cendel konusuna inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Hudeybiye Seferi ve Hz. Osman'ın Hayatı | Mihmandar