Hudeybiye Anlaşması ve Rıdvan Beyatı kaydında İhsan Mektebi isimli program mısın? Yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Değerli dinleyişler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l-Aziz'in Hazreti Osman Zinnureyn radiyallahu anh efendimizin hayatından bazı kesitleri aktardığı esere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hudeybiye musalihasında anlaşmasında kalmıştık. Bera…
İhsan Mektebi isimli program mısın? Yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Değerli dinleyişler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l-Aziz'in Hazreti Osman Zinnureyn radiyallahu anh efendimizin hayatından bazı kesitleri aktardığı esere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hudeybiye musalihasında anlaşmasında kalmıştık. Bera Bin Azip hadisiyle devam ediyoruz. Bera Bin Azip radiyallahu anh'dan rivayete göre o şöyle demiştir. Siz büyük fethi, Mekke'nin fethi sayarsınız. Vakıa Mekke'nin fethi, Kuran'ın işaret ettiği parlak bir fetih ve zaferdi. Halbuki biz büyük fetih olarak, Hudeybiye gününde Rıdvan beyatını kabul ederiz ki o gün cihat için Resulullah'a verdiğimiz sözden Allah razı olmuştur. Biz o gün Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin mahiyetinde yüzer mevcutlu on dört bölük er idik. Hudeybiye bir kuyudur.
Biz oraya varınca o kuyunun suyunu tamamen çekmiştik de içinde bir katre su bırakmamıştık. Bu hal Nebi sallallahu aleyhi ve selleme arz olundu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu kuyunun yanına geldi, kenarına oturdu. Sonra içinde biraz su bulunan bir kap istedi. Getirilen su ile dua etti. Sonra bu abdest ve çalkantı suyunu kuyuya döktü. Bunun üzerine biz bir zaman kuyuyu peygamberin emriyle bu halde bıraktık. Sonra kuyu bize istediğimiz kadar su verdi. Hem biz hem de hayvanlarımız göç edinceye kadar suya kandık. Bera radıyallahu anh Ensar'dan olup Uhud Harbi'nden itibaren bütün harplere iştirak eden bir sahabidir. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ashabıyla beraber Hudeybiye mevkiine vardığında Mekke müşrikleri onu silahlı kuvvetle karşılamıştı.
Evvelce beyan olunduğuna göre Osman Radıyallahu Anh'ın katl-i şayiası üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem artık bu müşriklerle vuruşmadıkça buradan ayrılmayız buyurdu ve sefer halkını Beyat'e davet etti. Bütün ashap cihat etmek ve firar etmemek üzere bey'at ettiler. Daha önceden ifade ettiğimiz Misfer ve Mervan hadisinde beyan olunduğu üzere musalahame akd olundu ki bu Beyati Rıdvan'ın siyasi kıymeti pek büyük idi. İslam içtimai heyetinin ahde ve akde muktedir bir devlet halindeki varlığı düşmanları tarafından ilk defa kabul edilmiş bulunuyordu. Mekke'nin fethi askeri ve şanlı bir zaferdi. Hudeybiye musalihası ise siyasi ve daha parlak bir zafer idi. İslam'ın itila devrinin, yükseliş devrinin dönüm noktası oldu. Bu cihetle Fetih suresinin ilk ayetinde Hudeybiye musalihası Habibim, artık biz sana parlak bir fetih ve zafer kapısı açtık diye tavsif buyurulmuştur.
Cabir radıyallahu anhtan rivayete göre Hudeybiye günü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize ey Hudeybiye seferinde bulunan ashabım, siz yeryüzündeki insanların en hayırlısısınız buyurdu. Biz ise bu sefer de bin dört yüz kişiydik. Bugün gözlerim ama olmayıp da görebilseydim, altında bey'at ettiğimiz ağacın kendisini değil yerini size muhakkak gösterirdim. Ömer İbnül Hatta radıyallahu anh'ın rivayet ettiği uzun bir hadis Buhari şerhinde tecritte beyan olunduğu üzere Müslümanların mukadderatı, müstakbel hayatı, Hudeybiye sulhu ile İslam camiasının siyasi varlığı, hallü akte muktedir bir devlet olduğu, düşmanları tarafından kabul ve tasdik edilmiş bulunuyordu. Bu tarihe kadar Hicaz kıtasında Kureyş, Arapların en yüksek siyasi nüfuzu haiz bir kabilesiydi. Diğer Arap kabileleri Müslümanlar ile Kureyş'in bu iki hasmının müstakbel mukadderatına bakıyorlardı.
Hudeybiye Anlaşması ve Rıdvan Beyatı ne anlatıyor?
Hudeybiye Anlaşması ve Rıdvan Beyatı kaydında İhsan Mektebi isimli program mısın? Yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Değerli dinleyişler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l-Aziz'in Hazreti Osman Zinnureyn radiyallahu anh efendimizin hayatından bazı kesitleri aktardığı esere kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hudeybiye musalihasında anlaşmasında kalmıştık. Bera…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin, Kureyş'i hiçe sayarak silahsız bin dört yüz kişi ile Mekke'nin kapısına gelmesi ve neticede Kureyş'i bir sulh akdine ve bunu bir muahedename ile tevsike mecbur etmesi, Kuran-ı Hakim'in beyanı vechile bir Fethi mübin, yani en parlak bir zafer idi. Her ne kadar yazılan muahedename maddesinde şart Müslümanlara pek ağır gelmiş ise de umumi mahiyeti itibariyle Arap kabileleri arasında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Kureyş üzerinde müessir olduğunun siyasi bir vesikası telakki. Bu tarihten itibaren Arap kabileleri heyetler göndererek küme küme İslam dininin adalet ve medeniyet camiasına girmeye başlamışlardır. Bu musalaha tarihinden Mekke'nin fethine kadar geçen iki sene zarfında Müslümanların sayısı İslam dininin zuhuru zamanından, Hudeybiye musalahasına kadar geçen on dokuz veya yirmi yıl içinde İslam'a girenlerden birkaç misli çoktur.
Değerli nevrimiz, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri, Hudeybiye'de on dokuz ve bir rivayette yirmi gün ikametten sonra Ashabı Kiram'la beraber Medine-i Münevvere'ye avdet eyledi. Ashabı Kiram, Beyti Şerif'i ziyaret edemeyerek Medine'ye döndüklerinden çok müteessir oldular. Zühri'nin rivayetine göre Mekke ile Medine arasında surei fetih nazil oldu. İbni Abbas, Enes bin Malik, Şabi ve Zühri'den gelen rivayetlere göre surei fetih Hudeybiye Sulhü'nün birçok fetihlerin mebdei, başlangıcı bir fethi mübin olduğunu ihbar ve beyan için nazil olmuştur. Müfessirlerin cumhuruna göre de böyledir. Bu Sure-i Şerife'nin ilk ayetlerinde şöyle buyrulmuştur. Habibim biz sana bir Fethi mübin açtık ki Allah senin günahından geçmiş ve geleceği mağfiret buyurup üzerindeki nimeti tamamlayacak ve seni doğru yola yöneltecek eşsiz bir muzafferiyetle aziz ve Mansur kılacak.
Bu ayet I celileler Cenabı hakk'ın Resulüne bir Fethi mübin bahşettiğini bildiriyor ve ashabtan Hazreti Ömer gibi bazılarına bile hafi kalan, gizli kalan Hudeybiye Soluğu istikbalin fetih kapılarını açan gayet vazı ve mesut bir hadise-i siyasiyedir diye tavsif buyuruluyor. Örfte fetih, bir memleketin harben ve kahren zorla alınmasına denildiğine ve Hudeybiye'de ise harp edilmediğine göre bunun da ehli irfan nazarında bir fethi mübin olarak tavsif buyurulması, Mekke'nin, Hayber'in vesairenin fetihlerinin mebdei bulunması itibariyledir. Filhakika bugüne kadar Müslümanlık Kureyş nazarında derme çatma ve dağılmaya mahkum bir kuvvet zannolunur iken, bugün Müslümanların kudreti siyasiyeye sahip bir devlet olduğu ilk defa hasımları tarafından kabul edilerek bir mukavele ile tespit edilmiş bulunuyordu ki bu hadisei mes'ude ahdi karibde bir silsilei fütuhat, feth-i karı bile tavsif buyurulmuştur.
Hiç şüphesiz ki en yakın bir zamanda ve üç sene içinde fütuhatın tahakkuku Cenabı Allah'ın peygamberine bahşettiği bir nasr-ı aziz'tir. Yani cihan tarihinde eşi ve benzeri görülmeyen bir zaferdir. Nasıl ki Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hudeybiye'den dönüp Medine-i Münevvere'ye varınca pusulün bahşettiği siyasi nüfuz ile Cesiretü'l Arab'ın hariç ve dahilindeki Kayserlere, Kisra'lara, Yemen ve Habeş meliklerine bir süperah heyeti, elçi heyeti ve dağiyetle, davetle ve satiyetle mektuplar göndererek İslam Devleti'nin mevcudiyetini bildirmiştir. Sultanul Enbiya sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hudeybiye Sulhunun bahşettiği siyasi nüfuzu ile cihan şümul olan Müslümanlığa ali gayesiyle mütenasip bir veche vermiştir.
Hudeybiye sulhunun muhassenatından şunu da vazıhan göstermelidir ki, Hudeybiye sulhünden Mekke'nin fethine kadar geçen bir sene zarfında İslam camiasına girenlerin sayısı biseti Muhammediye'den, yani peygamberliğin ilk gönderildiği günden sulh gününe kadar geçen takriben yirmi seneye yakın bir zaman zarfında Müslüman olanlardan çok fazla idi. Fethi Mekke ve Huneyn zaferinden sonra ise Müslümanların sayısı tahdit edilemeyecek dereceyi bulmuştur. Veda haccında Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemle hacc edenlerin sayısı yüz yirmi bin kadar olduğu tarihte bildirildiğine göre İslam nurunun sürati intişarının ne derece olduğu mukayese edilebilir. Bundan sonra Sure-i Fetihte Bey'atı Rıdvan hakkında şöyle buyrulmaktadır. Herhalde sana bey'at edenler muhakkak Allah'a bey'at ederler. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Binaenaleyh her kim Ceyarsa sırf kendi aleyhine Ceyar.
Her kim Allah'a ahit verdiği şeyi ifa ederse o da ona yarın bir ecri azim verecektir. Bundan sonra Sure-i Fetihte Araplardan Hudeybiye seferine iştirak etmekten geri kalan ve Resul-i Ekrem'le birlikte gitmekten, itizar edenler zikredolunarak Bedevilerden geri bırakılanlar yakında sana mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu, onun için bizim yarlıganmamızı isteyiver diyecekler. Onlar kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler. Sen de ki Allah size bir zarar diler yahut size bir faide dilerse Allah'ın meşietinden, dilemesinden ve kazasından herhangi bir şeyle sizi kim koruyabilir? Hayır, Allah yapmakta olduğunuz her şeyden hakkıyla haberdardır, buyrulmuştur. Siz ganimetler almak için gittiğiniz vakit o geri bırakılanlar diyecekler ki bırakın biz de arkanıza düşelim. Onlar bununla Allah'ın sözünü değiştirmelerini isterler. De ki bizim arkamıza asla düşemezsiniz siz.
Allah daha evvel böyle buyurmuştur. Bunun üzerine hayır, siz bizi çekemiyorsunuz diyecekler. Bilakis onlar başka değil, pek az anlar kimselerdir. Bedevilerden geri kalanlara de ki, siz yakında çetin bir harp ehli olan bir kavme kendileriyle muharebe etmek, yahut muharebesiz onların Müslüman olmalarını sağlamak üzere davet olunacaksınız. Binaenaleyh onlarla dövüşmek hususunda itaat ederseniz Allah size güzel bir mükafat verir. Eğer evvelce döndüğünüz gibi dönerseniz sizi elim verici bir azap ile azaplandırır. İbni Abbas'ın bu çetin harp ehli ehli faristir dediğini İbn-i İshak bir senette rivayet etmiştir. Yine İbn-i İshak, Zühri'nin Bessi Şedid kavlini Müseylimetü'l Kezzab kavmi ile tevil ettiği nakledilmiştir. Hazreti Ömer radıyallahu anh zamanında Medine, Cüheyne, Müzeyne Bedevileri ehli faris ile kıtale davet edilmiştir.
Müseylimetül Kezzab ile harbe davette Hazreti Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh zamanında olmuştur. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin irtihali üzerine bu Müseylim'e nübüvvet davasına kalkmış ve başta Beni Hanife kavmi olduğu halde bedevilerden bir hayli kavim kendisine yardım etmiştir. Sıddık-ı Azam Ebubekir Radıyallahu Anh tarafından sevk edilen bir ordu ile bu fitneyi bağiye tenkil ve sergerdesi Müseylimetül Kezzab'da Hazreti Hamza radıyallahu anh'ı Uhud Harbi'nde şehit eden ve sonradan Müslüman olan vahşi tarafından katledilmiştir. Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri, Hudeybiye seferindeki bu Beyati Rıdvan'ı şu ayetiyle tespit buyurmuştur. Hakikaten Allah ağacın altında sana bey'at ederlerken o müminlerden razı oldu. Allah o müminlerin gönüllerindeki teessür ve heyecanı bildi ve üzerlerine o sekineti indirdi.
Onları sulha yöneltti ve kendilerine Hayber'in, Mekke'nin fethini yakın zamanda mükafat olarak verdi. Birçok ganimetler de vaat buyurdu. Onları da gelecekte alacaksınız. Şimdilik Allah size şu Hayber'i peşin verdi ve nasıl taarruzlarını sizden men etti. Ta ki müminler için müstakbel fethin tahakkukuna bir alamet olsun ve sizi doğru bir yola hidayet buyursun. Bu peşin zafer ve ganimetten başka daha vaat buyurdu ki onu henüz elinize geçirmeye muktedir değilsiniz. Allah onu muhakkak surette ihata buyurdu ki hevazin ve Fariste göreceksiniz, Allah her şeye kadirdir. Zühri demiştir ki, Hudeybiye Sulhünden evvel daha büyük hiçbir fetih müyesser olmamıştır. Sevgili dostlar, Sure-i Feth'in nüzul sebebi ve ayetlerinden bazılarının meali ile bugünkü programımızın da sonuna geldik.
İnşallah Hazreti Osman Zinnureyn radıyallahu anh isimli eserde, kaldığımız yerde tekrar buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz.