İhtiras mı ihtiyaç mı? Her zaman geçerli olmakla birlikte günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz hususlardan birisi bu. O zaman ihtiras ne demek ihtiras? Bir şeyi şiddetle arzu etme, ona aşırı derece tutkun olma, şiddetli ve sonu gelmeyen istek. Bitmiyor. Cürcani rahmetullah Ali elde edilmesi yönünde yoğun çaba göstererek bir şeyi isteme. İstenilen şeyin meşru veya gayri meşru oluşuna göre hırsın ahlaki değeri değişir. Şimdi zaten ihtiras hırs kelimesinden doğuyor. Burada buyuruyor ki meşru, yani dinimizin cevaz verdiği, yapılmasına müsaade ettiği ve etmediği hususlara göre değişir hırs. Fahreddin er-Razi rahmetullahi mal tutkusu zaafının hırs ve cimrilik şeklinde iki huyun birleşmesinden meydana geldiğini belirtir. Buyuruyor ki bu ihtiras hırs aşırı istek var ya, mal hususunda iki tane sıkıntı doğuyor. Cimrilik ve hırs diyor. Mal tutkusu insanda mala çok arzu, aşırı arzu, istek.
Onun sanki bize her zaman yar olacağını düşünmek gibi hal hırs ve cimrilik şeklinde iki huyun birleşmesinden meydana gelir diyor. Yani mal tutkusu onu cimri eder. Bir kuş varmış da sudan çok içmez. Su tükenir diye içmezmiş. Yılan toprağı çok yalamazmış aman tükeniyor diye. Bu hırsa cimriliğe misal olarak verilir. Hırsın mal kazanma, cimriliğin sakla ile ilgili olduğunu ifade eder. Yani doymaz. Cimrilik de onu devamlı sıkar. Hiç kimseye nasip etmek istemez. Kuran-ı Kerim'de ihtiras, eslamine Yemin olsun ki onları insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun. Bu Yahudileri anlatıyor ve o tip olan kimseler. Onları insanların yaşamaya en düşkün olarak bulursun. Müşriklerden de çok her biri ister ki bin sene yap yaşasın. Oysa yaşatılması hiç kimseyi azaptan kurtaramaz. Allah onların yapmakta olduklarını eksiksiz görür.
Yahudilerin dünya hayatına olan düşkünlükleri hırs kökünden gelen kelimelerle anlatılmıştır. Şimdi hırs deyince dünyaya aşırı bir hırs. Bunun iki yönü var diyor zaten ulema-i kiram Rahmetullah Alim hazaratı. Diyorlar ki meşru olursa dinimize uygun düşecek olursa iyidir. Yok gayrı meşru dinimize aykırı olacak olursa meznun çirkindir. Şimdi bu hayırda hırs nedir? Eslau billah. Sen onların doğru yola yönelmelerini tutku derecesinde istesen de Allah Celle Celalühü yolundan çıkardığı kimseyi hidayete erdirmez. Onların asla yardımcıları da olmaz. Şimdi efendimiz aleyhissalatu vesselam onların putlardan tevhide dönmesini istiyor. Şirkten tevhide dönmelerini, küfürden tevhide dönmelerini, nifaktan tevhide dönmelerini isyandan ibadet ve taate yönelmelerini istiyor ama hidayetten mahrum. Allah'ımız muhafaza buyursun. Esselamü.
Şu Kuran'a inanmadıkları ve senden yüz çevirdikleri için üzülüp hayıflanarak kendini helak mi edeceksin habibim? Efendimiz düşünürler mi sallallahu teala aleyhi ve sellem? Neden bunlar inanmıyorlar? Neden getirmiş olduğum Cibril-i Emin vasıtasıyla getirilen Kuran-ı Azimüşşan'a yönelmiyorlar diye üzülürmuş. Ne kadar üzülüyorsa aleyhissalatü vesselam efendimiz sen buyuruyor kendini helak mi edeceksin ya Muhammed? Yapma bu. Sen ne kadar inanmalarını istesen de insanların çoğu inanmazlar. İnsanoğlu yaşlansa da iki şey hırs ve haset hep genç kalır. Buyuruluyor. İnsanoğlu yaşlansa da onda iki şey hırs ve haset hep genç kalır. Yani dünyaya aşırı bir arzu istek. O olsun da başka bir şey gözüne görünmez onu. Sabır mezunda bu ele alınır. Mezmum olan, iyi olmayan sabır. Dünya işi rast geldi mi keyfine diyecek yok. Ne feryat eder ne fihandır sesi çıkmaz.
Bunu Cenabı hak Maaric suresinde de buyuruyor. Mevzuyu dağıtmamak istiyorum. Dağıtırsak bu elimizdeki olağan konuları işleyemiyoruz. Burada, Maaric suresinde insanın halini Cenabı hak ifade buyuruyor. Ona bir şer dokunduğu zaman şer dokunduğu zaman feryadı figan koparıyor. Ama dünya işi yerine geldi mi keyfine diyecek yok. Bunu buyuruyor Cenabı hak. Şimdi hırsın memduh olanı iyi olanı malum aleyhissalatu vesselam efendimizin ashabına. Şimdi düşünüyoruz bu kadar şefkatli bu kadar merhametli ümmeti için canını feda eden bir peygamberimize cemaatle namaz nasıl terk edilir İbadette tembellik nasıl olur? Onun sünnet-i seniyyesi nasıl terk edilir? İnşallah biz bunu zaman zaman böyle hayırlı insanlardan kendimi demiyorum hayırlı insanlardan duya duya duya birini de anlamazsak belki bir diğerinde fayda edecektir. Mesela yüz kere duyduk, tesir etmiyorum. Belki yüz bilince fayda verecektir.
Yüz bilinci bize tesir edecektir. Gönül kulağımızı açacağız. Zaten o kulağımızı açmadığımız için tesir yapmıyor. İyi bilin ki size kendi içinizden ve sizin gibi beşeri özellikler taşıyan kutlu bir elçi gelmiştir. Ne yapalım? Mealde böyle diyor. Ah, biz aşina olabilsek asıl dilimize aziz bir peygamber gelmiştir. Aynen buyuruluyor sizin gibi yer içer, onun da evladı vardır, işi gücü vardır, Dünyevi alakaları vardır ama onun bu beşeri hali öyle bizimle aynen demekten Ebul Mevahip Şazeli hazretleri çok çekindi ve şunu söyledi Evet beşerdir ama taşlar içerisinde yakut gibidir diyerek efendimizin de sallallahu aleyhi ve sellem övgüsüne mazhar oldu bu şekilde. Yani beşer ama gölgesi yere düşmüyor. Dışarı çıktığı zaman ihtiyaç için onu yer yutuyor. Sonra uykusu onun abdestini bozmuyor. Daha özellikleri bilebilirsek onun ruhani alanına girebilirsek tarifi mümkün değildir.
Öyle bir peygamber ki sizin dünyada ve ahirette çekebileceğiniz her acıyı kendi yüreğinde hisseder. Çünkü sizlere son derece düşkündür. Hele müminlere karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir. Burada hırs hususunda yani aşırı tamah dünya tutkusu hakkında aleyhisselatu vesselam Efendimiz insanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa mutlaka bir üçüncüsünü ister. Onun gözünü ancak toprak doyurur. Tövbe edenlerin tövbesini Allah kabul eder. İmamı Gazali şeytanın kalpleri etkileme vasıtalarından biri olarak gördüğü haset ve hırsın insanların gözlerini kör, gönüllerini duyarsız hale getireceğini belirtir ve bu düşüncesini senin bir şeye olan aşırı sevgin yüzünü kör eder, kulağını da sağırlaştırır malindeki hadisi şerifle delillendirir. İnsanın hayatını sürdürmesi için gerekli olmayan her şey israftır. Bir daha arz edeyim. İnsanın hayatını sürdürmesi için gerekli olmayan her şey israftır.
Açgözlülük ve hırstır. Lanetlenen dünyanın ihtiramla hürmete layık olan yönlerini Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar. Dünya ve içindekiler lanetlenmiştir. Yalnız bu dünyanın lanetlenmesi kişiyi Allah'tan celle celalühü uzaklaştıran halidir. Yoksa dünya Esad erbili hazretleri, katdesallahü ve muhteremdir buyuruyor. Şimdi siz çalışan bir kimseyi sabah evde tutamazsınız. Artık yemeğini ne zaman yiyorsa bizim gördüğümüz bazı sarraf esnaflar neler? Çok erkenden, sabah namazından hemen sonra. Önce diyeceğim de pek o kadar değil. Hemen yerler herkes işine. Şöyle birkaç saat eğlensek bilmem ne. Onlara haramdır o. Durdurmazlar hemen işe gider belki iş yeri o kadar muazzam muntazam da bir yer değildir fakat evindense orayı çok sever neden çünkü evindeki rahatı yemesi, içmesi, giyimi, kuşamı, ailesi, çocukları etrafının sürurlu bir hayat yaşaması o iş yerindeki çalışmasına bağlı.
Bu dünyayı aynen o şekilde göreceğiz biz. Ahirette Cenabı hak köşklerden haber veriyor. Altlarından akan ırmaklardan haber veriyor. Sayılamayacak göz görmedik, kulak duymadığı kalpten bile geçirmeye kadir bulamayan nimetler. Buna nasıl erişeceğiz? Biz rızayı İlahi'yi talep edeceğiz ama bu nimet nasıl olacak? Şu dünya iş yeri gibi olan dünyada çalışmamıza bağlı. Başka imkan yok zaten. Burada insanın hayatını sürdürmesi için gerekli olmayan her şey israftır açgözlülük ve hırstır lanetlenen dünyanın hürmete layık oluşunu Efendimiz aleyhissalatu vesselam Allah'ın zikri olduğunu buyuruyor. Yalnız zikir kelimesi çok şeyi içerisine alır. Bir tarif yapalım. Bundan hareket edelim. Zikir Cenabı hakkı hatırlatan her şeydir. Bak unutmasak bunu, yani bunlar ara geçişlerde çok önemli bir cümle bu. Zikir Allah'ı hatırlatan her şey. Hasta olmuş, hasta olan bir kimseyi ziyaret ediyorsunuz.
Cenabı hak'ı hatırlatan bir haldir. Sonra bir nasihat istiyor, ona nasihat ediyorsunuz. Yolda karşılaşmışsınız, selam veriyorsunuz. Hal ve hatır soruyorsunuz. Cenazesidir, iştirak ediyorsunuz. Mesela aksırmış yerhamukellah diyoruz. Yolda giderken diyelim ki bir yola mani olan taş var, çalı var, çırpı var. Ne varsa onu kaldırmak. Bunlar Cenabı hak'ı hatırlatan hallerdir. Bunlara da zikir denir. Sonra zikir olarak pek çok diyelim ki birisinin suya ihtiyacı var. Şimdi bu delve diye hadis şeritler de geçer kova kovasından onun kovasına su bırakmak şimdiki gibi çeşmelerden bilmem filanlardan sıcak soğuk sular akmayan zamanlar onlar çok kıymetli bu hizmetler bunun gibi Allah'ın zikri zikre dahil olan şeyler alim ve talebe bunun dışındadır. Yani lanetlenmenin dışındadır buyurur. İhtirasın zıttı olan kanaat ne büyük bahtiyarlıktır.
Ey müminler sizden kim vücutça sağlıklı kendisi ailesi ve malı emniyet içinde olup yanında gününün gününün yetecek kadarcık rızkı bulunursa bütün dünya ona verilmiş gibidir. Bir şeyi bir sebebe her şeyi bir sebebe bağlıdır. Hayatı dünyada yiyip içmek eğlenmek için değildir sadece. Cenabı hak buna çok ahic celleler var. Bir tanesini söylüyorum, Enbiya suresinde de var. Bu Duhan suresinde otuz sekizinci ayet celleye yani huttüsü Veli hazretlerinin dediği sözü beyan ediyor sanki. Yeyip, içi ben uyumakla insan olunmaz. Bu sınıf zümreyi hayvana münasip diyor. Yememiz içmemiz ibadet ve saate güç olsun, kuvvet olsun diye. Bak hiç duyduk mu mürşid-i kamilimiz biraz uyuyabilsem de gözlerim dinlense kardeşlerime sohbet etsem Allah bizleri ısraridir. Es'ame. O gökleri, yerleri ve içindekileri boş yere oyun eğlence için yaratmamıştır.
Ne kadar da güzel, ne bileyim baldır, börektir, ne güzel şu doğa, dağlar, taşlar, yemyeşil kuşların rötüşü, suların akışı vesaire neyse bunu biz böyle oyun ve oyuncak olsun diye yaratmadık. İbret alın diye yarattık buyuruyor. Allah'ın resulü bize Kuran-ı Kerim'de ahiret yurdunu tercih etmemiz hakkında Ayet kendi Ahzab suresinde yirmi sekiz ve yirmi dokuz Rabbimiz bizi nereye yönlendiriyor Dikkat edeceğimiz bu. Ey peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem zevcelerine söyle de söyledi, Dünya hayatını ve güzelliklerini istiyorsanız gelin size bir şeyler vereyim, sonra da güzellikle sizi serbest bırakayım. Yok, eğer Allah'ı, resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız şunu bilin ki Allah içinizden iyiliği seçenlere büyük bir mükafat hazırlamıştır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem vücudunun nefsinin hanımının çocuğunun arkadaşının ve Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır.
Her hak sahibine hakkını ver buyurmuştur. Dinimizde bir insanın iyilik yapabilmek için çalışıp kazanması da dünya için değil ahiret içindir. Rabbimiz esalle. Namazı kıldıktan sonra mescitte kalmayın. Yani hep orada kalmayın. Dünyevi nimetleri elde etmek için de Allah'ın fazından çalışıp hazanın buyruluyor. Demek ki dünyadaki işlerimizi de dinimizin ölçüsü içerisinde yapacağız. Uhrevi amellerimize de gayret göstereceğiz, hiçbirimiz. İhtiras buna kapılmadan yetecek kadarıyla yetinmek nebevi bir tavsiyedir. Çünkü hayrudik el hafi hayrrızrrızk maikfi zikrin hayırlısı gizli olanı, rızkın hayırlısı ise kafi olanıdır. Yalnız dünyayı bir misalle haber veriyor. Geminin altındaki suyu suyun geminin içinde olması geminin helakidir. Geminin altındaki su ise onun yüzmesine yardımcı yardımcıdır. Dünya aynen böyle olmalıdır.
Yani gönlünüze buyuruyor, gönül alemine, gönül gemisine içine dünya muhabbetini ve ona benzer nefsani arzu ve istekleri girdirirseniz kalbinizi batırırsınız buyuruyor. Ama bu dünya sevgisini girdirmez de dünyayı helal rızık talebi için ve Allah yolunda sarf için kullanırsanız gemiyi çok güzel bir şekilde hareket ettirir ve menzili maksuduna eriştirmiş olursunuz. İhtiyacımız kadarını alıp dar-ı ahireti unutmamaktır hedef, ashab-ı kiram. Dinimiz öyle bir din ki inşallah bunu yeri geldiğinde söyleyeceğim fıtrat dini olduğunu Rabbimizin izniyle. Bunu ayrıyeten mütalaa ederiz Kasas suresinde. Karun'la alakalı devam eder. Orada pek çok ibretler var bize. Yani günümüz Karunlarını göz önüne alırız. Hani Kuran-ı Kerim'i sadece işte ta bundan on dört asır önceki hadiseler demeyelim Kuran-ı Kerim tazedir. Daha izah edilememiştir Kuran azimüşşan.
Allah'ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez. Celle Celalü. Şimdi nüvesi yapısı insanın nedir? Su, hava, ateş, toprak olduğu için insan ihtiyaçlı bir varlıktır. Yemese içmese hava alıp güneş görmese ölür. Yaratan Mevla öyle bir bize ayar veriyor ki burada biz ihtiras aşırı bir arzu bunun iki yönü var dedik zaten birisi meşru olan. O nedir? İbadet ve taate olan ölçüler içerisinde. O da ölçüler içerisinde. Çünkü vasat ümmetiz. Bunun yanında gayrı meşru olan ahireti unutturan dünyevi nesnelerdir. Yeyin için fakat harama yönelerek veya yoksunun hakkını çiğneyerek yahut ihtiyaçtan fazlasını harcayarak ya da aşırı lükse kaçarak israf etmeyin. Unutmayın ki Allah israf edenleri sevmez.
Fıtrat dini olan İslam, yaratılışa uygun esasları getiren İslam, çok önemli, bu tabirler çok önemli, hepsi böyle ulema kiramızın beyanlarından ibarettir. Fıtrat dini olan İslam yaratılışa uygun esaslar getiren İslam insanın ihtiyacını meşru yolla temin eder Hem de mükafat ihsan eder. İdareci olmama zalim olma der. Çünkü adil devlet reisi yeryüzünde Cenabı hakk'ın gölgesi mesabesindedir. Mesela insanın neslin meydana gelmesi harama gitme. Nikahla temin et ve nikahın nikahın ecir ve mükafatı da yine haber veriliyor. Aleyhissalatü Vesselam efendimiz nikah benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Yani dinimizde insanın arzusu var, işte tutkuları var. Bunlara Cenabı hak hep cevap veriyor ve imkanlarında hazırlıyor. Ne var mesela insanda? Mal arzusu çok fazladır. Dünya isteği. Bak bunu hep bir ölçü içerisinde kazanmayın buyurmuyor.
Kazanın buyuruyor, çalışın buyuruyor ama helal yolla hadisi şerifi de bu yönde zikredecek olursak aleyhissalatü vesselam efendimiz doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tacir nebiler sıddıklar ve şehitlerle beraberdir buyuruyor. İki kutuplu olan insan artı ve eksilerle kuşatılmıştır. Kuranı Kerim'de artımız da eksimiz de esale ve ona doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği bahşederek Cenabı hak insana buyuruyor. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği vermiş. Nedir o? Firasettir. Ittegu, firaseten mümin, kamil müminin anlayışından sakının, Allah'ın nuruyla bakar buyruluyor. İşte bunu Cenabı hak bize vermiş. Aklı vermiş. Yani insanın doğru ile yanlışı ayırt edebileceği nimetleri de bahşetmiş, akıl vermiş, fikir vermiş, tevekkül vermiş, taakkul vermiş, tefehhüm vermiş.
Tedebbür bunu geçtiğimiz derslerde layık olmayarak izah edilmeye çalışıldı Ve ona doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği bahşederek ve hakikati apaçık ortaya koyan ayetler göndererek cennete ve cehenneme giden iki yolu ona göstermedik mi? İmtihan dünyasında nurdan halk olunan melek değiliz ki hata işlemeyelim. Peygamberlerde bile ilahlık verilmesin diye ona zelle diyoruz. Çünkü nefis ve şeytan gibi amansız bir düşman var içimizde. Esad er birliği hazretleri, yani önemli olan bir husustur bu, iki kesik bir taşa beladır. Kesek nedir? Sabanın, belin ya da çapanın topraktan kaldırdığı iri parçadır. Aklına dert olan nedir? Şimdi iki kesik bir taşa bela buyururken taşı akıl olarak. Kesekleri de nefis ve şeytan olarak. Ama akıl yanılabilir. Efendimiz aleyhissalatu vesselam gözüm uyur fakat kalbim uyumaz. Ruhaniyet bu şekildedir. Ona sığınmak suretiyle ama candan sığınacağız.
İçimizdeki kötü duyguların en güçlüsü olan hırs peygamberler peygamber çocuklarını bile yoldan çıkarmıştır. İnşallah bunu da ele almaya çalışırız. Bayağı uzun. Burada biz düşündüğümüz bazı hususlar var. Onlarda günümüz kabil ve Yusuf'ları katleden habis kirvih, karanlık vicdanların yaptığı zulüm aklı hayale gelmez. Şimdi burada anlatılan nedir? Şimdi hırsı sebebiyle Yusuf Aleyhisselam'ı kardeşleri babamızın sevgisi bize yönelsin diye Yusuf Peygamberimizi katledecek duruma geliyorlar. En merhametlisi öldürün diyor. Kör kuyu atın diyor. Hırs nasıl bir tehlike? Gözü kan bürür hırsta. Hiç gözü bir şey görmez onun. Allah muhafaza buyursun. Yani irşad olmazsak ıslah olmazsak bu mübarek yolda verilen emirlere dikkat etmezsek şimdi ektiğimizden diktiğimizden bileceğiz bizi mahveder. Eğer yabani otlarını yolmazsa onları def etmezsek ne olur? O en güzel bitkileri meyveleri bu ağaçlarda da olur.
İçine kurt girmek suretiyle tamamen çökertir Cenabı hak konusunu. Sonra bunun yanında ektiğimiz ve diktiklerimiz de yabani otlardan kurtarmazsak onu bürür, büyütmez ve verim de alınamaz. Bizim kalbimizdeki ruhumuzdaki güzellikleri de nefis ve şeytan otları helak eder denmek isteniyor. İşte Yusuf Aleyhisselam'ı hırsları sebebiyle öldürmeye kalkıştılar ve yapacaklarını da yaptılar. Kabil ise Habil'i sırf hasetliğinden dolayı senin kurbanın kabul edildi, benimki edilmedi diye. Bundan dolayı halis insanların, hırslı insanların, nefsinin esiri olan insanların gözlerini kan bürüyen cellatların Müslümanlara yaptıkları hakaret bu yazının hacmine sığmaz ancak barınakları cehennem olan mekana sığar. Işte yapmakta oldukları kötülükler yüzünden onların varacağı yer ateştir. Cenabı hak muhafaza buyursun. Bize düşen nedir? Birbirilerimizde kenetlenmektir. Estağfurullah.
Hep birlikte Allah'ın yeryüzüne uzatmış olduğu Kuran ipine ama tümüne sımsıkı sarılın. Sakın ondan ayrılmayın. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.