Bismillahirrahmanirrahim, bize Ulema-i Kiram ve Meşşa-i İzam Hazeratı zaten Meşşa-i İzam dediğimiz zaman idi me'li insanlardır. Cenab-ı Hak ilim vermediğine hikmet vermez. Ahlakın temelini hikmet olarak ele almış, şecaat olarak, hikmet olarak ve adalet olarak sunmuş. Hikmeti Bütün hareketinde, tavrında yatması, kalkması, yemesi, içmesi, evi, barkı, ticareti, vesair amiriyeti, memuriyeti bütün münasebetlerimizde ne yapmaktır? Hareketlerimizde en doğru yolu bulabilmektir. Zaten en doğru yol ashabinde Cenabı Hakk'ın Kuran-ı Azimüşşan'ıdır. En doğru yol bize örnek gösterilen Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz ve tabi olacağımız dünyanın ve ahiretin ışıkları mesafesinde olan ulema-i kiramdır. Buna göre işimizi tespit etmek ve ayarlamak ne kadar rahat oluruz. Demek ki hikmet hatadan kurtulup nefsani bir halden kurtuluyor.
Şeytanın vesvesesinden, onun aldatmasından, dünyanın geçici cazibesinden ve kötü niyetli insanlardan kurtularak esası uyguluyor. Sa'd İbni dedik ya biz Muazzibn Cebel, Yemen'e gönderirken Efendimiz'in sormuş olduğu sorular, nasıl hüküm vereceksin? Kuran-ı Azimüşşan'la, Sünneti Muhammediye ile ve orada da bulamazsam ümmetin büyüklerini, ulema-i kiramı toplayacağım, onlara göre karar vereceğim deyince memnuniyetlerini ifade ettiler. Bu, o zamanda söylenen söz dersek en büyük hatayı yapmış oluruz. Efendim, günün meseleleri çok değişti. Ta, ta on dört asrı geçmiş ama temel bu. Bir kere bunu konuşan Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz, Allah'ımızın vahyettiğinin dışında bir hüküm vermez. Onun konuştuğu Allah'ın vahyedir. Onun üzerine bina ederiz. Bina ederken de kitap, sünnet, icma, kıyas ne güzel ortaya koymuşlar, her şey belli.
Adalet dendiği zaman biz, gazap ve şehvet illetini bir hizaya getirmektir. Çünkü öyle gazaba gelip, yine bunu anlatmayalım diyoruz ama aile fertlerini yok eden, etrafını yakıp yıkan, ortalığı ne bileyim, ateşe veren vesaire pek çok ve şehvet illetini emri ilahiye doğrultusunda götürebilmektir. Bunlar olmayacak değil, insanın tabiatında mevcuttur. Gazap olmasa bu bir şecaattir, e cihat edemez kişi. Bu şehevi duygu olmasa nesil devam etmez. Ana, ama bunu ne yapıyoruz ibadet ve saate büründürüyoruz. Gazap ibadete büründürülür mü? Bir şecaat olarak ele aldığımız zaman cihad eden mücahitler Allah'ımızın kitabında vasfediliyor, övülüyor. Sonra, '' Nikah benim sünnetimdir, hemen '' '' Kim sünnetimden ayrılırsa benden değildir. Mevlana'mız olgun kimseleri anlatırken şehevi arzusuna ve gazabına sahip olandır, buyuruyor. Faziletler pek zor, çok. Bu faziletler dört madde halinde ifade edilmiş.
Yine saydığımız gibi hikmet, şecaat, iffet ve adalet. Hikmet nedir? Akli bir kuvvettir. Yalnız aklında bir ölçüsü var, deliyim diyen yok ki. Herkes akıllıyım diyor ama aklında bir ölçütünün olması lazım. Akıllı. Şimdi zeka ile aklı da birbirine karıştırmayacağız. Akıl dendiği zaman onun esası şuna bağlı, bir at düşünelim biz. Ad, hak hukuk diye bir şeyi tanımıyor. İnsanların arazisine de giriyor, çıkıyor. Yerine göre talan ediyor o kadar verilen emeklere. Ona ne lazım? Bir gem lazım. O gemle koruyor. Başkalarının hakkına giydirmiyor, hakkını korumuş oluyor. Bizim aklımızın gemi Vahyi ilahidir. Akla göre Allah'ın emirleri ölçülüp biçilemez, bunun kadar daha bir çılgınlık görülmemiştir. Bize bir hocamız gelirdi, böyle akli delillerle kendisine göre savunmalara giren birisi. Üstadımızla konuşuyor, o kadar ilim ehli olmasına rağmen üstadımızda sulh olurdu. Gelir, onda rahat ederdi.