Hicret-i Nebevi ve Hazreti Ebu Bekir'in Rolü kaydında İhsan Mektebi programımızda Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle birlikteliğimiz devam ediyor, aziz dinleyicilerimiz. Bugün sizlere hicrette Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh'ın konumunu anlatan bir bölümde, inşallah bu eserden bazı kısımları, bazı sohbetleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. İslam tarihinde en…
İhsan Mektebi programımızda Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle birlikteliğimiz devam ediyor, aziz dinleyicilerimiz. Bugün sizlere hicrette Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh'ın konumunu anlatan bir bölümde, inşallah bu eserden bazı kısımları, bazı sohbetleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. İslam tarihinde en mühim bir hadise olan Hicret-i Nebevi'de Ebubekir ailesinin şerefli büyük bir hizmeti vardır. Hicret-i Peygamberi tarihin seyrini değiştiren mühim bir hadisedir. İslam güneşinin Medine-i Münevvere ufuklarında bütün meşalesiyle parlayarak arzın her tarafını aydınlatmaya başlaması bu hicretten sonradır. Müslümanlar Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemden aldıkları talimat üzerine birer ikişer Medine-i Münevvere'ye hicret ederken Ebu Bekir radiyallahu anh da Mekke-i Mükerreme'de kalmıştı.
O da hicret etmeyi arzu edince Hazreti Peygamber ona dur bakalım belki Allah sana bir arkadaş nasip eder demiş, o da beklemeye başlamıştı. Ashab-ı Kiram'ın Mekke'den Medine'ye hicret etmeleri Evs ve Hazrec kabilelerinin de imana gelmeleri üzerine Medine'de dini İslam kuvvet buldu. Müşriklerin akilları erdi ki Resul-i Ekrem de onların yanına giderse Medine'de büyük kuvvei İslamiye peyda olacak ve Kureyş'in Şam yolunda pek mühim bir güzergah olan Medine diyarı da ehli İslam elinde kalacaktı. Kureyş'in müşriklerinin uluları buraların düşündükçe telaşa düştüler ve hemen müşaverelerde bulunmak üzere Darün Nedve'de toplandılar. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek vücudunu ortadan kaldırmak kararını aldılar. Bu kararın icrası için gece Resul-i Ekrem'in evi önünde birikip onun uyumasına muntazır oldular, beklediler.
Cebrail Aleyhisselam gelip keyfiyeti Resul-i Ekrem'e haber verdi. Medine'ye hicret etmek üzere meczun ve Ebubekir Sıddık'ı birlikte götürmeye memur olduğunu bildirdi. Resulullah hemen Ali bin Ebi Talib'i çağırdı ve ya Ali ben Medine'ye gidiyorum. Bu emanetleri sahiplerine teslim et, sen de durma gel. Fakat şimdi benim döşeğime yat ki müşrikler beni yatıyor zannetsinler buyurdu. Ali Resul-i Ekrem'in döşeğine yattığı ve Resul-i Ekrem'in yeşil hırkasını kendi üzerine örttü. Resul-i Ekrem hemen bir avuç toprak aldı ve Yasin-i Şerif suresini evvelinden Biz hem önlerinden bir set hem arkalarından bir set çektik. Böylece onları sarı verdik. Artık göremezler ayet-i kerimesini ahirine kadar sonuna kadar okudu. O toprağı kapısı önünde bekleyen müşriklerin üzerine saçtı ve çıkıp gitti. Müşrikler kör gibi onu görmediler. Rasulullah, Ebu Bekir Sıddık'ın hanesine vardı. Kapısı önünde durdu.
Adab-ı şer-i şerif üzere içeri girmeye ev sahibinin izni var mı diye sordu. Hazreti Ebu Bekir de buyurunuz ya Resulallah dedikten sonra Resul-i Ekrem içeri girdi ve tarafı bari tealadan hicrete mezun olduğunu bildirdi. Yani izin verildiğini bildirdi. Hazreti Ebubekir Sıddık da ben de birlikte miyim diye sordu. Resul-i Ekrem de evet buyurunca Ebubekir Sıddık'ın sürurundan sevincinden gözlerinden yaşlar aktı. O gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem akşama kadar Ebu Bekir Radıyallahu Anh'ın hanesinde oturup gece Ebubekir'le birlikte çıkıp Sevr Dağı'nda bir ıssız mağaraya girdiler. Derhal Kadiri Mutlak Allahutaala Celle Celalühü Hazretleri'nin emriyle bir örümcek gelip o mağaranın ağzına ağını gerdi ve bir çift yabani güvercin de gelip yumurtladı. Kureyş'in arayıcıları gelip Sevr Dağı'nın etrafını dolaştılar. Onlardan Ümeyye bin Halef beraber gelip o mağaranın önünde durdular.
Hicret-i Nebevi ve Hazreti Ebu Bekir'in Rolü ne anlatıyor?
Hicret-i Nebevi ve Hazreti Ebu Bekir'in Rolü kaydında İhsan Mektebi programımızda Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle birlikteliğimiz devam ediyor, aziz dinleyicilerimiz. Bugün sizlere hicrette Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh'ın konumunu anlatan bir bölümde, inşallah bu eserden bazı kısımları, bazı sohbetleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. İslam tarihinde en…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şu mağarayı da arayalım diye birbirleriyle söyleştiler. Ümeyye bin Halef onlara: Allah akillar versin, orada ne işiniz var? Orada Muhammed doğmadan bu örümcekler ağa germiş, sonra güvercinler yuva yapmış deyince cümlesi dönüp gittiler. Halbuki mağaranın ağzına geldiklerinde içeriden Resul-i Ekrem'le beraber Ebubekir radıyallahu anh onları görüyordu. Lakin onlar bu iki Hazreti göremiyorlardı. Nitekim Kasideyi Bürde'de de bu durum şöyle anlatılır. Gar içine aldığı hayır kerem kağanların, kafirlerin gözleri görmedi oldu ami. Sıdk ile sıddık girip Gara gelen kafirler mağarada kimse yok diye vururlar, değil mi? Mağaranın önüne güvercin ve örümcek evler yapıp sakladı Resulü muhteremi. Şol kulu ki Halıkı hıfzeyle ya istemez, kat kat olan zırhı ve hem mürtefika alaya. Hafız-ı Hakiki Hak Teala Hazretleri vikaye buyurarak, koruyarak onları şaşırttığından Garın mağaranın içine bakmamışlardır.
Onlar mağara önüne geldiklerinde Ebubekir pek ziyade mahzun olarak ya Resulallah beni öldürürlerse ne gam? Ben bir şahsım ama Allah göstermesin sana bir ziyan eriştirecek olurlarsa bütün ümmetin helakine sebep olur dedikte Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Allah bizimle beraberdir diye tesliyatı verdi. Mağarada bulundukları vakitte Resulullah arkadaşı olan Ebubekir'e Mahzun olma. Zira Allah'ın inayeti bizimle beraberdir buyurdu. Müşrikler dönüp gittikten sonra Ebu Bekir, ya Resulallah, eğer içlerinden birisi şöylece önüne bakıverseydi bizi görürdü dedik de Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, ya sen ne zannedersin o iki refik hakkındaki onların üçüncüsü Allah ola diye buyurdu. Ebubekir mağaraya girdikte bir delik gördü. Orada yılan ve çıyan gibi bir muzır hayvan çıkıp da Resul-i Ekrem'e zarar vermesin diye o deliği ayağıyla tıkayıp oturdu.
Resulullah da ona dayanıp uykuya vardı. Halbuki o delikten bir yılan çıktı. Ebubekir Sıddık radıyallahu anh'ın ayağını soktu. Ebu Bekir fahri alem uyanıp da rahatsız olmasın diye ayağını çekmedi. Lakin canı acıyıp gözlerinden yaş aktı ve gözyaşları Resul-i Ekrem'in mübarek yüzüne damlamakla uykudan uyandı. Ne var ya Eba Bekir diye sordu. O da ya Resulallah ayağımı bir şey soktu ama bir is yok, anam babam sana feda olsun diye cevap verdi. Resul-i Ekrem kalktı, yılanın soktuğu yere tükürüğünü sürdü. Derhal acısı zail oldu ve Hazreti Sıddık da şifa buldu. Hazreti Aişe radiyallahu anha der ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri Mekke-i Mükerreme'de bulunan ehli İslam'a hitaben, tahkikan bana sizin dar-ı hicretiniz gösterildi. Hicret yurdunuz gösterildi. İki taşlık ortasında hurmalık bir mahaldir, buyurmuştur.
Buna binaen artık hicret edenler Medine-i Münevvere'ye hicret ettiler. Habeşi İhsan tarafına hicret edenler de tekrar Mekke'ye avdet edip sonra Medine'ye hicret ettiler. Sonra babam Hazreti Ebubekir de hicrete hazırlandıysa da Resulullah efendimiz hazretleri Ebu Bekir'le hitaben biraz sabredin. Zira muhakkak ki Allah tarafından hicretim için bana izin verilmesini ümit ediyorum buyurdu. Ebu Bekir tekrar anam babam sana feda olsun ya Resulallah. Hakikaten hicreti nebeviniz için izni ilahiyi memur eder misiniz? Umar mısınız dedi. Resul-i Ekrem Efendimiz hazretleri kaviyyen memur ederim umarım buyurdu ve o yolda Ebubekir de Resulullah efendimiz hazretlerinin sohbet ve maiyeti risaletpenahilerinde hicret etmek üzere nefsini hicretten haps ve men eyledi. Hem de Ebubekir dört ay mütemadiyen ha bugün hayrın diyerek iki hecin deveyi evinde besledi.
Hazreti Aişe devamlı der ki, bir gün öğle vaktinin evvelinde cümlemiz babamın evinde oturmaktayken hane halkımızdan biri Ebu Bekir'e hitaben işte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri mübarek re'si saadetini bir başörtüsüyle örtmüş olduğu halde ve hem de daima gelmesi mutat olmayan bu saatte gelmiş kapıdadır dedi. Ebu Bekir de, anam babam ona feda olsun. Vallahi öyleyse bu vakitte ve bu saatte teşrifi Nebevileri herhalde ancak büyük bir hadise zuhurundan dolayıdır, dedi. Sonra Resulullah efendimiz Hazretleri gelip hanemize girmek için istizan buyurdu, izin istediler. Ebubekir de zatı nübüvvet penahilerine izin verip hanemizi teşrif buyurdular. Resulullah efendimiz hazretleri babam Ebubekir'e hitaben yanınızda bulunanları hanenizden dışarı çıkarınız buyurdu. Yani gizli bir şey söyleyeceğim. Hanenizde bulunanlar haneden çıksın demek istediler.
Ebu Bekir de bu emri Risaletpenahiye hitaben aman ya Resulallah anam babam sana feda olsun. Hanemizde bulunanların cümlesi ancak sizin ehli iyalinizdir. Yani önce akdi nikah edilen Aişe ve validesinden ibarettir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri Ebu Bekir'e hitaben muhakkak ki artık Medine'ye hurucuğum, çıkışım ve hicretim için bana izin verildi buyurdu. Ebu Bekir de babam sana feda olsun ya Resulallah. Ben de mahiyet ve sohbetinizde bulunacak mıyım dedi. Resulullah efendimiz Hazretleri de, evet sen de beraberimdesin buyurdu. Sonra Ebu Bekir, ya Resulallah, babam sana kurban ve feda olsun ki bu iki rahilenin, hecin devemin birini alınız, dedi. Resulullah Efendimiz hazretleri de, evet alacağım ama ancak kıymeti hakikiyesiyle satın alacağım, gerçek değeriyle satın alacağım buyurdu.
Hazreti Aişe devamla biz çarçabuk dağacık içinde her ikisinin levazımı seferiyelerini yani yol azıklarını, zahirelerini ihzar eledik, hazırladık. Kız kardeşim Esma dahi natak tesmiye olunan, kendi kuşağını ikiye şak edip ayırıp dağarcığın ağzını bağladı. Bu yüzden hemşirem Esma'ya Zatün Nıtakayn ismi verildi. Yani belinin kuşağını ikiye şakk edip birisiyle sahile dağarcığının ağzını ve diğer parçasıyla da su kırbasının ağzını bağladığından Esma'ya iki kuşak sahibesi manasına olan Zatun Mitakain adı verildi. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleriyle Hazreti Ebu Bekir Cebel-i Sevr'deki Gara girip üç gece istifa ettiler, gizlendiler. Perşembe günü gelip pazartesi günü çıktılar. Ebubekir'in oğlu Abdullah da Gıar'da geceleri bekler.
Gayet çevik bir delikanlı olduğundan seher vaktinde süratle Mekke'ye gelerek Kureyş'te Mekke'de bulunur ve Kureyş tarafından Resulullah efendimiz ve Ebubekir hakkında ne Bekir ve ne hileye karar verildiyse akşam karanlığında gara gelip, mağaraya gelip haber verirdi. Amir bin Füheyre nam kölemiz çobanımız da Rasulullah efendimiz Hazretleri ile Hazreti Ebu Bekir için civarında koyunları güderdi. Yatsı vaktinden bir saat sonra taze süt ve ateşte kızdırılmış taş süt kabı içine atılıp bir dereceye kadar ısınmış süt içerlerdi. Hatta gecenin ahirinde Amir bin Füheyre koyunlarıyla mağaraya gelip Resulullah efendimiz Hazretleri ile Hazreti Ebu Bekir işitsin ve kendisinin Amir olduğunu anlasınlar diye koyunlarına sayha ederdi. Üç gece bu hal devam etti.
Resulullah efendimiz Hazretleri'yle Ebubekir daha önce Mekke'de iken üç gece sonra develeriyle Sevr ı garı'na gelmek ve Medine'ye kadar yolda rehberlik etmek üzere daha henüz Küffarı Kureyş dininde olan Abdullah bin Orayıt emniyet ve itimat edilir bir kimse olduğundan ondan söz alarak muahede buyurmuşlardı, anlaşma yapmışlardı. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü burada Sevr Mağarası'nda bırakıyoruz inşallah. Bir sonraki bölümümüzde yine sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eserinden bir bölümle inşallah birlikte olmayı umut ediyoruz. Süraka'nın Resulullah'ı yakalama teşebbüsü isimli bölümle inşallah birlikte olmayı umut ediyoruz.
Kaynak: Genel
Hicret-i Nebevi ve Hazreti Ebu Bekir'in Rolü | Mihmandar