Helal Rızkın Önemi ve Ruhsal Arınma kaydında Mübarek sözlerinden insanda bulunan mide bütün yemek ve taamların içine girdiği bir yerdir ve eğer diyor rızkınız yiyeceğiniz içeceğiniz helal olacak olursa o zaman azalarınız salih olur. Azaların salahı, ayağınız hak yolda yürür. Eliniz hakkı tutar. Gözümüz hakka bakar. Azalarınızda güzelim olur. Beyniniz yüce kudreti düşünür, tefekkür…
Mübarek sözlerinden insanda bulunan mide bütün yemek ve taamların içine girdiği bir yerdir ve eğer diyor rızkınız yiyeceğiniz içeceğiniz helal olacak olursa o zaman azalarınız salih olur. Azaların salahı, ayağınız hak yolda yürür. Eliniz hakkı tutar. Gözümüz hakka bakar. Azalarınızda güzelim olur. Beyniniz yüce kudreti düşünür, tefekkür eder bitmez ve tükenmez Allah'ımızın kudreti ilahisi. Bunun yanında bütün azalar dedi zaten anlaşılması için diyoruz. Bir de kitabı Kerim'in de Cenabı hak amelin salih olmasını rızkın helal olmasına bağlar. Amelin sahip olması, riyasız, gibisiz, benliksiz, vücutsuz. Allah'ımız katında kabule şayan olması en önemli olan bu zaten, Kabul olması rızkımızın temizliği ile alakalıdır. Sonra yavrularımızın düzgünlüğü yine rızkla alakalıdır. Bu hafta dair çok kenanlar var. Hatırlarsınız, bilirsiniz.
Evet, ve yine eğer şüpheli taam içinize girecek olursa işte Allahü Teala'nın yolunda adımımız bunda zorlanırız. Evet. Ve sonra haram lokma olsun. Bunun yanında şüpheli taam olsun. Allah ile kendi aramızda bir perde oluşur. Yine buyuruyor. Iflas, samimi olmak. Bu gönlün artık hallerindendir. Insan ve batınuhu ve süpunu ve harekatuhu halisal lillah. Buyuruyor ki insanın dış azalarımız ve kalbimiz kalbimiz, hareketlerimiz, davranışlarımız, her şeyimizin sırf Allah için olmasıdır. Ne yaparsak yapalım? Bu yaptığım işte Rızai İlahi var mı? Bu yaptığım işte dinime faydalı mı? İstisama faydalı mı? Yoksa boşa mı diye bunu düşünüp kişi. Yine buyuruyorlar. Rabbi Zülcelal'imizi tanıyan kimse. Yaptığı hareketlerde insanlar için yapmaz diyor. İnsanların beğenisini onların takdirini onların medhi için yapmaz. Ne için yapar? Şimdi ayrıyeten görüşeceğim bir kardeşimiz var.
Diyeceğim şuydu, havada da uçuşsa, o yüksek makamlar da olsa, Şimdi Şerif'in bir zerresine erişemez o. Onu. Biz bunları çok geçirdik. Şimdi o kardeşimiz duyuyor. Sami Velimiz Hazretleri ne güzel ifade buyurmuş. Keramatın envaı verilse ama hal şeriata uymasa o haraplıktır. Hiç gerek yok. Sonra bizim tarikatımızda böyle bir şey yok. Böyle bir, gibi diyeyim, Sami Efendimize arz ediliyor. Bir kimsenin acayip halleri de yok gözlerini açsın böyle. Yok, bizde yok. Ayağımızı dengelalım. Bizim hedefimiz Allah'ımızın kitabı, Resulü'nün sünneti. Evliyullah demek böyle bal sızdırılır ya bal, şöyle balı sızdırırsınız. O sızmış bal Allah'ımızın kitabına muvaffakıyetle, Resulü'nün sünneti var. Evliyaullah'ın hal ve tavıyla yirmi beş senem Allah'ımıza hamdolsun Sami Sultanımız da geçti sayılır. Bölmedin böyle bir şey. Yok mu? Ve böyle olanlar hep helak olmuştur. Yok şeriat en büyük bizim için değerdir.
Neyse geçen yine buyuruyorlar. Bakın ne güzel ifade ediyor. Bunlar hak dostları, bunlar ilim ehli insanlar. Allah'ımız ilim vermediğine velayet de vermez. Siz bakmayın Efendimizin öyle bir gün mektebim yok dediğine. Bir gün mektebi yok. Hazin tefsiri hocamız çok iyi bilir. Hazin tefsirini okuyor, bir gün bir yere çıkaramamışlar. Ah Hasan Efendi olsaydı da o zamanın müderris'i çıkarırdık diyor. Geldiklerinde ifade buyurur efendim diyor. Şöyle alt kısmına bir bakalım. Bakıyor ki hakikat ortaya çıkıyor. O da şu. Şimdi Rabbiyatü'l Adiyeviye annemize soruluyor Rahmetullah Aliyye. Şeytana buğz eder misin? Hayır. Bu nasıl bir şey? Gerçekten de şeytana buğz etmemek şeytanlaşmış kimselere, bu iki kanatla uçan bir kuşun kanadının birinin kırık olup uçamaması demek. Efendim dün alt teramda bakalım. Bakıyorlar. Buyuruyor ki Allah'ımıza muhabbetten şeytana buğz edecek yer kalmadı.
Helal Rızkın Önemi ve Ruhsal Arınma kaydında Mübarek sözlerinden insanda bulunan mide bütün yemek ve taamların içine girdiği bir yerdir ve eğer diyor rızkınız yiyeceğiniz içeceğiniz helal olacak olursa o zaman azalarınız salih olur. Azaların salahı, ayağınız hak yolda yürür. Eliniz hakkı tutar. Gözümüz hakka bakar. Azalarınızda güzelim olur. Beyniniz yüce kudreti düşünür, tefekkür…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sonra tarikatı Muhammediye, tarikatı Muhammediye'de görmüşseniz itikada ait bir bölüm var. Nasıl çözebilirsiniz onu? Bilmeyen bir kimse çözemez onu Ve bizim şu Türkçe kitaplarımıza kadar okumuş, aynı zamanda irfan sahibi marifete ulaşmak ilimle olur. Bilirim mesela bir mesele oldu bir tanesinin. Boyu nasıl olduysa böyle bir bir selerme ne denir? Bilir arkadaşlar bilirler. Çelerme diyeyim şey dediler, şöyle ağzı köpürmüş gibi. Efendim dedi biz bunu kestik ama helal bilir. Orada şunu anlattı. Dedi ki tüyleri dik dik oldu mu dedi. Tüyleri dik dik. Hatırladın mı? Çok yıllar oldu buna. Sonra gözündeki şeyi sordu, gözünün solukluğunu. Birkaç şey daha sordu. Mesela kesince kanı fışkırarak aklım şeklinde hatırladım bunlar. Sonra burada bir şey meselesi oldu, bir cenaze meselesi. Tabii hocalar arasında olur bu, yaparlar kendi aralarında. Şimdi tehditler neler itiraz değil.
Onun daha güzel bir vazife yapması için. Hıhı. Hap bir göstermek iste. Şu deliller de var demek. Şimdi daha çok itiraz üstadımızın üzerinde niye cenaze böyle kılındı diye. Sonra deliller ifade etti. Bunda kızacak hiçbir şey yok. Kızarak elde edeceğimiz de bir şey yok. Bak kaç kere diyorum bizim düşmanımız şeytandır, nefistir. Şeytan sıpatlı insanlardır. İnsanları birbirleriyle muhabbetleştirmek Allah'ımızın kitabı Kerim'in defa ne elimize geçecek o zaman? Geçiyorum efendim. Bunlar tatsız işte. Tatlı olan iş nedir? Bak burada belki denk gelmeyecek. Okuduk biz burada bir kardeşimiz akşam yaş arası düşmanına diyor dost gibi sohbet etme. Bir şey olmaz bunda. Ondan bir zarar gelmez. Bu tip cehaletimizden ileri geliyor. Bakın. Üst ağzımız hakkında konuşacak bir şey yok ki. Adanalı Hasan Efendi'ye sorulmuş, ana verliyi, baba verliyi, kendi verliyi, ben ne diyeyim diyor. Dediği gibi.
Hani bu tartışılmaz bir husus. Şöyleydi böyleydi, şimdi Abdullah bin Revaha, Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin şairi. Peygamberimiz için bir ifadede bulunuyor Sacallahu Teala-u Teala-ı ne söylense eksik kalır diyor. Yani onlar hakkında ne söylesek eksik kalır. Çünkü biz o halde değiliz, o müşahede makamında. Müşahede ne onu da bilmeyiz biz. Bilenlerimiz müstesna. En azından kalpte Allah ile kendi arasında perdeyi yok etmiş olduk. Perde şurada dursun, nurdan perdeleri aralıyor, nurdan perdeleri aralıyor. Bak üç aylarına giriyoruz. Bir devrişin nurdan perdeleri aralayacağı bir zaman öyle nefsani ile değil. Adet kabilinden oluyor bakıyorum her şey. Kendime bakıyorum. Camiye geliyoruz adet kabilinde. Namaz kılıyoruz adet kabilinde. Üç ayları deniyor adet kabilinde. Diğer şekli nasıl? Tecelliyata mazhar oluyor veliler. İşin iç tarafında bulunmak.
Şimdi burada UZAR buyuruluyor ki arif kimdir marifet? Eğer böyle olmasaydı Abdülkadir Geylani Efendimiz yanılacaktı. Ak bir hatırlasan bir şey var. Aman ya Rabbi. Mübarek bir zat. Eşref oğlu Rumi. Kim? Bir şey söyler birisi. Eşref oğlu Rumi. Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri'nin Allahu alem damadıdır. Buna taat yaparken şeytan geldi. Dedi ki ey Eşref olurum, artık senin ibadet yapmana gerek yok. Sen hak katında makbul oldun. O tarafa elini öyle bir attı ey melum dedi. Ey melum Allah'ın Resulü bile bütün günahlara affolunmasına rağmen namazını terk mi etti? Oruç şiddetlendi ama. Orucunu, haccini, bütün taatlerini terk mi etti Allah'ın resulü diye. O bağırıyor. Öyle bir sıkmış ki Merhum'u, beni bıraktı. Bırakmam seni. Bırakmam seni. Burada ne kurtardı? İlmi kurtarır seni öz işler. Biz ne kadar bilmesek dahi koca karı imanı bile kurtarır. Koca karı imanı bile kurtarır.
En azından ona Allah'ımız mı buyurdu? Tamam der. Habibi mi eve? Efendilerimiz mi? Evet. Ya, öyle olur bu iş. Efendilerimiz, söylüyorum. Yeri de kaybettim bu arada. Marifet götüren yol bilimdir. Amel nedir? Çok güzel ama. Bu bize yeterli artardi. Bille ilim, bilimle. Şimdi mesela biz cuma namazını kılacağız, bunun farzını bileceğiz. Sünneti nedir onu da bileceğiz. Müstehapları hem namazdaki ibadet, taatteki farz, vacip, sünnet, bunları edepleri, erkanları bunları da diyor bilmemiz gerekir. Çok güzel sıralamış. Marifet ilimle. Evet. İlim de amelle, amel de Amelinde Allah'ımızın bir korkusu var yüreğinde. Şimdi şunu nasıl siz yorumlarsınız, size bırakacağım. Sıddıybi Azam da radiyallahu anh Hazreti Ömer de biri radiyallahu anhüma buyuruyor ki keşke saman çırpı olsaydım. Anam beni doğurmasaydı. Sıdddi gazan bir ağzın üstündeki kuşa imreniyor, keşke bir kuş olsaydı. Bunu niye söylüyor?
Korktuğu için mi söylüyor? Bunu korktuğu için mi söylüyor? Niye söylüyor? Haşyetullah'tan dolayı, korku bir ayrı, haşyet bir ayrı. Haşyetin de kendi arasında derecelendirilmesi vardır. Bir haşyet vardır, bir de haşyet I kamile var. O zaman haşyet nedir? Rabbi Zülcelal'imizin azametine duyulan saygıdır. Çok güzel. Buradan ileri kendini. Çok güzel sıralamam. Yine devam edecek olursak biz, el marife, tabii büyük insanlar büyük konuşuyorlar. Şimdi bir bakkalın yanına otur, bir çiftçinin yanına. İstisnası, istisnası olmakla birlikte hep işte ödemelerimi söyledim. Ben filan verdim, müdür derdi. Müşteri şöyle. Al alamadığından, veremedin vesaire. Bir çiftçi işte dedim, yağışlar şöyledir. Yani hep böyle bu sözler de geçer. Oturumların çoğunda o hasıl olur ama hakikat ehilleri böyle yapmaz.
Onu konuşuramak, bunu konuşmakla birlikte hep Rabbi Zülcelal'imizin aşkından muhabbetinden ilahi emirlerden Ahmet bin Hanbel Hazretleri gibi Rahmetullah Ali bana Allah'tan haber ver diyor. Yalınayak gezen bir devrişe. Çünkü hali o. İnşallah hasıl olur. Derslerimiz elimizden iyi çalışan içsek başta nefsimiz. Her şey hallolacak. Bu bir kere diyor marifet, un ile Allah arasında Celle Celalühu o perdeyi tek tek yani gitme manası var. O perdeyi ortadan kaldırmak. Gaye bu inşallah. O nefsimizin perdesidir. Arzed Din gibi bu gibi insanların, perdeleri buradan olan perdeyi aralamaktır. Eğer Miraç hac sesini eğer değil hatırlarız. Ben sana aşık olmuşum, cümle halkı sana ben de kılmışım derken umulan beldeler açılıyor. O Refref'le olan yolculuğunda ve Refref'in de pek tarifi yok. Refref'e tarif gidemiyorlar. Bir perde deniyor. Tarifi olmaz tabii. Mümkün değil. Hakikatlerin tarifi çok zor.
Çünkü yaşanan bir husustur. Bize de böyle kuru kuruya kalma değil de okuduğumuz nurunun bizim kalbimize yansıması. Onun hakikatini görmek, tefsirlerde geçer. Şimdi bu ağır gelir deseniz bile ifade edeceğim. Bizzat Cenabı hak ile mükaleme, nasıl olur bu? Okuduğumuz zaman biz Fecir suresinin son ayetlerinde orada Musa Aleyhisselam'dır. Musa Aleyhisselam'la konuşmak gibi. Bu nasıl olur dersek, vahiy malum Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'dan sonra bitmiştir ama ilhamat-ı ilahi olur. Allah'ımız gönüllerini indiriyor. Pat olmuş çünkü nur gibi bir gönül. Burada tekrar ele almışlar. Dünyanın sevgisi de diyor sizin gönlünüzde bir perdedir Mevla'ya ulaşma hususunda. Olur ya insan böyle sıkıntılandığı zaman olur, daralır, bunalır. Bak bunlarda daralma olmaz. Efendimiz buna işaret ediyor çünkü sallallahu aleyhi ve sellem müminin içine taaccüb edilir. Ederim buyuruyor.
O nimete kavuşur, şükreder, musibete uğrar, sabreder, her şeyi ona biz amentu da okuyoruz. Şeye getirdi dilimde yani kitaplara hayrın ve şerrin Cenabı Hak olduğuna iman etmek. Yani hayır geldiği zaman Mevla'nın şer geldiğinde de ben imtihan olmuyorum diye. Yalnız bu imtihanda iki husus var. Birincisi mükeffiraat. İkincisi de mücazattır. Bazen olur insanlar yani bu bizim hatamızdan beri geliyor tabii. Demek ki büyük insan olsaydı böyle hasta mı olur, böyle dert bela mı olur? Bu yanlış. Niye? Çünkü musibetin mükeffiraat olanı günahlarımızın bağışlanması bizim içindir. Mücazat olması, mükafat olması onlar içindir. Mesela bir misal edeyim size. Bu Yumuşa hazretlerine giderken, bilirsiniz İstanbul'da Yumuşa tepesi, Esad Yer birliği hazretlerine Taal Haribi Hazretleri, Taal Ali Hazretleri orada veya başka yerde böyle atın zincirden bir yuları onu Esad Elbili Hazretleri'nin yüzüne çarpar.
Ondan dolayı eser efendimizin haddesallahu sırrı mübarek burunlarında yeşil bir hat gibi o iz kalmış. Bunu neden yapıyor? Onu yapması onun vasiyet makamına gelmesi içindir. İşte çok bildiğiniz bir hadise biliyorsunuz. İşte Musa Aleyhisselam Cenabı Hak ile mükalemede mükalemede giderken bir veliye denk gelir gelir döndüğünde bakar ki kemikleri bile kalmamış. Ya Rab der bu nedir bu veli? Ya Musa bu benden öyle bir makam istedi ki çalışmasıyla elde edilemezdi ancak bu şekilde diye. Bunu da bu tarzda yorumlarız, Bakarız. Allah'ımızın efendimizin buyurduğu gibi sallallahu aleyhi ve sellem fazlı ve ihsanıdır. Eşyanın hakikatine ermeyi efendimizin istemesinin esrarı da budur.