Geçenki görüşmemizde helal lokma üzerinde duruluyordu. Bu hususta birkaç misal arzu etmişti arkadaşlar. Fakat o görüşmede bunları konuşmak pek münasip olmadığı için görüşemedi. Şimdi söylüyorum. Sami Efendi Hazretleri Katdesallahu sırra, babaları Müşteba Efendi'nin irtihalinden sonra çalışmış olduğu Kereste mağazasında iki ay çalışıyor. Ay tamam olunca işveren kimse artık o ücretini takdir ediyor Sami Efendi hazretlerine, almıyorlar. Neden almıyorsunuz deyince, babamın çalıştığı günlerde belki gelmediği vakitler olabilir. Onun helal olması için diyor ben çalışıyorum. Sonra Es'ade Erbili Hazretleri'ne, Kaddesallahu Sırra bir hediye yapacak. Bütün harman hasıl bu işler bittikten sonra gidiyor tarlaya, dökülen o buğdayları topluyorduk. Diyor ki babası, bizim ambarlarımız buğdaylarla dolu evladım. Buradan göndersek olmaz mı? O kapıya böylesi yakışıyor.
Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu sırra zaten Osmanlı'nın son zamanlarında beyliklerle idare ediliyor. Ramazanoğulları büyük bir aile. Fakat miras hususunda bir türlü kendileri rıza göstermiyor. O rıza göstermeyince diğer kardeşleri bundan rahatsız oluyorlar. Çünkü o imza atmayınca, o mala ve mülke sahip olmaları mümkün değil. Kardeşlerinden bir tanesi tabancayı hazırlıyor. Bu Sami'nin vücudunu ortadan kaldırmayınca biz bu nimete erişemeyiz diyor. Hazır diyor, fakat kapıdan tam çıkacağı zaman tabanca dizine çevriliyor ve boşanıyor tabanca. Bir feryat, bir figan başlıyor, bütün aile toplanıyor, Sami Efendi Hazretleri de geliyor. Diyor ki kardeşim bu tabancayı benim için hazırlanmıştın değil mi diyor. Cenabı Hak muhafaza ediyor. Son derece dikkat edin. Verağı anlatıyoruz, size şu hatırayı da nakletmek isterim Rabbimizin Nuthu'yla. İstanbul'dan kendilerine bir ev alıyorlar.
Ev alıyorlar, fakat evi satan kimse sonra fikrinden vazgeçiyor. Diyor ki kırk ise ben diyor altmış. Böyle söyledim. Sami Efendi hazretlerine duyuruluyor, Fiyat tekrar hırka indirildiği halde ben o evde oturamam buyuruyor, çünkü o ev hakkında yalan söylendi, ben evlatlarımın dersini böyle bir evde görüşemem diyor. Bu kadar müttaki, bu kadar müstesna bir sultanımız ve efendimiz. Daha pek çok anlatamam, bitmez ve tükenmez, haram yiyenin yedi uzu günaha girer buyuruyor büyüklerimiz. Helal yiyenin uzuvları da ibadette olur. Hakiki imana kavuşmanın dört tane alameti vardır. Bunlardan bir tanesi helal yemek, ikincisi görünen ve görünmeyen bütün haramlardan sakınmak, üçüncüsü ölünceye kadar bunu yerine getirmeye sabretmek demiştir. Herhalde dört oldun, bilmiyorum. Farzları eda etmek, helal yemek, görünen ve görünen bütün haramlardan sakınmak, sonra da bunları yerine getirmek için sabretmektir.
İşin esası da üç şeydir. Helal yemek ahlak ve amelde Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e tabi olmaktır. Her işi yalnız Allah için yapmak, ibadetin en kıymetlisi nefse uymamaktır. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha. Mehmet kardeşim de bir geçmiş olsun deseydin. Bizim ikimizin. Mehmet Emin, hocamız buradalar mı acaba? Buradayım efendim. Bir rahatsızlık geçirdiğinizi duydum, geçmiş olsun. Cenabı Hak taze hayat tutsın, misal etsin. Allah razı efendim, hallerinizden öpüyorum.