Helal Gıda ve İslami Beslenme İlkeleri kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Helal gıda hayatınızın her anında tümüyle İslami kurallara uygun olarak hazırlanan gıdayı ifade eder. Daha geniş bir açıklamayla helal gıda bitkisel, hayvansal, kimyasal gıda ürünlerinin en başından başlayıp raflarda yerini alana kadar geçirdiği süreçlerin İslami kurallara uygunluğunun ifadesidir. Helal kelimesi…
Helal Gıda ve İslami Beslenme İlkeleri ne anlatıyor?
Helal Gıda ve İslami Beslenme İlkeleri kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Helal gıda hayatınızın her anında tümüyle İslami kurallara uygun olarak hazırlanan gıdayı ifade eder. Daha geniş bir açıklamayla helal gıda bitkisel, hayvansal, kimyasal gıda ürünlerinin en başından başlayıp raflarda yerini alana kadar geçirdiği süreçlerin İslami kurallara uygunluğunun ifadesidir. Helal kelimesi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bismillahirrahmanirrahim. Helal gıda hayatınızın her anında tümüyle İslami kurallara uygun olarak hazırlanan gıdayı ifade eder. Daha geniş bir açıklamayla helal gıda bitkisel, hayvansal, kimyasal gıda ürünlerinin en başından başlayıp raflarda yerini alana kadar geçirdiği süreçlerin İslami kurallara uygunluğunun ifadesidir. Helal kelimesi Arapça bir kelime olup izin verilen anlamında kullanılan kelimenin Türkçeleştirilmiş halidir. Batı dillerinde halal şekliyle adapte edilmiş kelimenin zıttı haramdır. Yasak olanı yani günah olanı tanımlar. Bundan sonra Kuran-ı Kerim'de bu konuyla alakalı şu ayeti celileler var. Ayetler ne diyor? Kuran ve sünnete göre haram olarak vurgulanmayan tüm gıdalar helaldir. Kuran çeşitli, Kuran-ı Kerim çeşitli surelerinde helal beslenme konusunda hal ve davranış hakkında şöyle buyurur. Bu ismi bile biz kullanmayız. Leş, kan o hınzırın eti.
Allah'tan başkası adına boğazlanan boğulmuş taş ağaç ve bunun gibi vurulup öldürülmüş yukarıdan yuvarlanıp ölmüş boyun uzanıp ölmüş hayvanlar ile canavarların yediği hayvanlar ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna. Dikili taşlar, putlar, üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kafirler sizin dininizden onu yok etmekten ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın. Benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim. Üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim. Kim gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse, hararetlerden yiyebilir. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. Maide suresi üçüncü aydır. Ey insanlar yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin. Şeytanın peşine düşmeyin. Zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.
Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun. Maide suresi ayet seksen sekiz. Ey iman edenler şarap, kumar, dikili taşlar, putlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa iresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi? Maide Suresi doksan, doksan birinci ayetinde. Bunlar ve çok sayıda aktarılmış hadisle Müslümanlar beslenmede helal ve haram ayırımı yapabilecekleri kıstaslar belirlenmiştir. Müslümanların beslenmede helal şartlarını yerine getirmeleri için Müslümanın yediği ürünlere şunlar asla karışmamalı. Hınzır eti, hınzırın herhangi bir maddesi, alkol, mekan, bu etil alkoller var. O çok söyledik bunu. Bir içinde.
O fısıldayanlar diyorduk. Aman dikkat edelim diyor. Açtığın zaman pas ediveriyor. O maden sularını bir şey diyemeyiz de. Onun dışında zaten ortaya çıktı. Bu Medine'de mübarek bir zat vardı. Ben dedi, hususi Sami Efendi Hazretleri onu özellikle arıyor. Demiş bulun da demiş benim rahatsızlıklarıma bir okusun. Sonra o anlattı bize. Bir şoföruyla diyor, Hacasın Efendi de diyor bizi ziyaret etti. Mübarek bir insan. Bu Hepsi, kola ben onu pek bilmem bunları ama hangisiyse bunu diyor murakabeye aldım diyor. Gönül yaşlı bir insan. Baktım ki diyor, ta ABD'de yabancı ülkelerde fare yetiştiriyorlar diyor. Farenin, tövbe tövbe tövbe. Gübrelerinden yapılan bir içecek diyor. Anlattı bize de. Şimdi hatırıma geldi bunu okuyunca. Büyüklerimiz bir şey diyorsa, o gerçektir, haktır. Çünkü onların gönülleri yalan söylemez. Çünkü kalp rahmanın kudret parmakları arasında.
İslami usullere göre kesilmemiş herhangi bir hayvan, hayvan leşi. Dinimiz temizliğe çok önem vermiş. Özel hayatında ve sosyal hayatında Müslümanın temiz olması gerektiğini belirtmiştir. Ayet ve hadislere baktığımızda temizlik noktasında en başta dikkat etmemiz gerekenlerin yediğimiz gıdalar olduğunu görüyoruz. Dinimiz bizlerin temiz gıdalarıyla beslenip maddi olduğu gibi manen de temiz bir vücuda sahip olarak Rabbimizin karşısına çıkmamızı istemiştir. Çünkü kullandığımız, giyindiğimiz, yiyip içtiğimiz maddelerin çoğunda çeşitli katkı maddeleri bulunmakta. Fakat bunlar İslamiyet'in belirlediği ölçülere uymayarak hem maddi hem manevi hayatımıza zarar vermektedir. Bu durum hem ibadetlerimizin sıhhatini etkiler, hem ibadetlerimizden alacağımız lezzetlerin kaybına, hem de vücudumuzda temiz olmayan maddelerin kalmasına neden olur.
Haram gıda ise beslenen vücutlar, haram gıdayla uzuvlar, bir şer makinesi gibi şerre çalışırlar. Haram yiyenlerin uzuvlarında günah ve kötülükler ortaya çıkar. Helal ve temiz yiyen insanların azalarından hayırlar, faziletler ve güzellikler tezahür eder. Helal ve temiz yemenin, yiyenin bünyesi sağlam karakter ve seciyesi metin, kalbi huzurlu, ibadeti güzel ve duası makbul olur. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda bize örnek teşkil edenler efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve onun soyundan gelen Evliyaullah'tır. Evliyaullah'ın hayatlarına baktığımız zaman en çok dikkat ettiklerinin başında helal lokma geldiğini görmekteyiz. Zira her şey aslına hizmet eder. Yukarıda bu gerçeği kısaca açıkladık. Bu konuyu biraz daha somutlaştırma adına Evliyaullah'tan örnekler verelim. Abdülkadir Geylani, Kaddesallahu sırra şöyle nasihat eder. Bilmiyorum herkesin bir arzusu olur, isteği olur.
Bütün velilere saygı duymakla beraber Abdülkadir Geylani benimiz dindi mi, ayrı bir sevgi meydana geliyor gönüllerde. Bizim de dedemlerimiz hep kadiriyim. Dedem öyle. Bayağı bir halifeliğini yapmış bu Gupturiler. Bu bor var ya, bordo Guddusiiler. Daha da devam ediyor. Buraya gelenleri var. Güzel güzel insanlar geliyor. Geliyorlar. Oraya müntesipmiş. Sonra buraya alay örtüsü İbrahim Efendi gelmiş. Ta otuzlu yillardan önce gelmiş. O zaman serbestmiş. Burada ilan etmişler. Esad-ı Erbili, Postun, İşini, halifesinden Laz'mış kendisi. Laz, İbrahim Efendi geldi. Camiyi, Tebr'den muazzam bir zikir yapmışlar. O zamanın en büyük mescidi. Şimdi değil mi? Şimdi burası daha büyüktü onun için dedim. Dedeme çok teşvik etmişler sen demişler ehy'sin, yaşantım olarak. Zaten Şeyh Mustafa dedilermiş. O zamanda bile. Benim müstakim bir kimse. Dedem ilim ehli olduğu için hayır demiş.
Ben bunun şer'i esasına bakacağım. Acaba şeriata ne kadar dikkat ediyor? Efendi Hazretleri güzel bir insanmış. Abdest almıyormuş ama merakım derler şu dirsek bu ayakta da, bu konuda da. Yıkıyormuş da ileri geçmiyormuş. Aslında farzı yerine getiriyor ya bende hazretleri. Bak, biraz daha yukarı çıkmıyor diye intisap etmemiş. O da keramet ehli bir insanmış. Mustafa Efendi demiş, Efendimize intisap edecek. Parası da kırk tane derilmiş, birer lira vermişler. O zaman neyse artık, Mecidiye olabilir belki. Vermişler. Trenle gidiyor. Yalnız kendisini bir cezve tutmuş. Belli ki onu kamil bir mürşit zamanın kutbu avzamı çekiyor. Varmış. O günde, o tarihte de açık kadınlar varmış demek ki İstanbul'da. O açık kadınları görünce geçmiş cezba halini. E, Sadi Elbili Hazretleri de daha gelmeden önce Şeyh Mustafa Efendi geliyor, karşılayın demiş.
Dedemi karşılamışlar, o şeklinden, şemailinden, biliminden, kuşamından, görünüşünden, mide müfüsü diye düşünmüşler. İçeri girmiş. Daha da ilk bir zamanın kurdu, bu azami ile görüşür. Görür görmez, acaba demiş, şeyhim beni kabul etti mi? Esad Erbilbilye Hazretleri de, sizi kabul edeli elli sene oldu Şeyh Mustafa Efendi demiş. Dedem kırk yaşında. Doğmadan on sene önceyi söylüyor. Yine oturmuş, devrişin ilk halleri olabilir. Şeyhim demiş bana, arşımı gösterecek, kürsümü gösterecek. Bu görünümden geçer geçmez, Mustafa Efendi bir kimseyi dalaletten, isyandan, hatadan, kötülükten, yanlış yoldan kurtarıp, Allah'ın yoluna isal etmek, hidayetine vesile olmak, dünya ve onun içindekilerden hayırlıdır deyince, halifeler çokmuş. İki halife birbirinin dizine hafifçe dokunmuşlar. Demişler ki, herhalde bu halife olacak demişler. İsa Efendimiz onu da haber vermiş.
Demiş ki Mustafa Efendi öyle bir ocak kurmuş ki her şey ayan beyan bir şer'i şerife, şeriatimize öyle Allah'ın esaslarına şeriata kuraldır şöyle. Öyle bir dikkat etti ki bir kibrit çalmamız lazım. Onu da çalmayalım demiş. Böyle kurt bacağın dindiğin zaman aleme hükmeden kimse demek. Bu uzun bir konu. Müstesnadır. Anlatmakla bitmez. Sonra şey, efendi hazretlerimiz ders tarif etmiş. Dedem çok kabiliyetli ama. Üç veya beş günde o günde de kalmamış. Bütün tarikata, aliyyede yapılacak vazifeleri yerine getirmiş. Çok kısa bir zamanda yapmış. Filafet vermiş. Bizi çok sevmiş. Dedeme bir isim vermiş. Hulusi demiş. Bu çok samimi demiş. Uzun artık. Uzun. Dedem Kadirilere bağlı olduğu için oradan da gelebilir. İçimizde bir sevgi var. Bir muhabbet var. Olabilir. Velileri birbirinden fark ettirmeyiz ama kendi aralarında dereceleri de olur. Peygamberlerde de.
Böyle risalette birdirler ama arada farkları bulunabilir. Efendimiz aleyhissalatü vesselam için Said I Nursi hazretleri şöyle bir izah yapmış. Diyor ki Bir padişah düşünün. Bu padişahın vezirleri var. Efendimiz aleyhissalatu vesselam padişah gibi diyor. Diğerleri onun zerası durumunda diyor. Çok kıymetli bir eser. Orada şu geçiyor. Cenabı Hak, Mevahibi ledüniyye'de geçiyor. Allah'ımız nebilerin ruhlarını halk edince onları bir nur kaplıyor. Enbiya-i Zam Efendilerimiz diyorlar ki Ya Rabbi. Nuru bizi kuşatan bu kimdir diyorlar. Siz ona inanıyor musunuz? Siz onu tasdik ediyor musunuz? Evet Ya Rabbi. Siz onu tasdik ediyorsanız, ben de sizin nübüvvetinizi, risaletinizi tasdik ediyorum. O Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem. Birden buraya çok kıymetli bir zat geliyor. Çok yaşlı. Doksanın çok üzerinde. Doksan. Beş, doksan altı. Fakat Allah'ımız öyle bir zeka vermiş.
Öyle ilim ehli de kimseler vardı. Konuşurken ilk anda hissettiğim şu oldu. Onlar pek itibar etmez gibi oldular. Böyle yaşı çok ileri olunca nasıl bilecekti? Bir ayetler okudu. Bir Hadis-i Şerifler okudu. Dinlemeye başladılar. O dedi ki, işte bazı peygamberlerimizden Musa aleyhisselam gibi, ona ümmet olmayı istiyorlar. Musa Aleyhisselam, ölü lazım peygamberi. Kendisine kitap verdin. Ya Rabbi diyor beni Muhammed ümmetinden. Uzak dedi ki sadece Musa Aleyhisselam değil bütün peygamberler ona ümmet olmak isterdi. Onun ümmetiyiz. Allah'ımıza hamd olsun, şükürler olsun. Sünnetine sımsıkı sarılacağız. Size vakit bulunca o sünnet hususunda başarıyı kaydettim. İnşallah okurum. Abdülkadir Geylani Gadde Sallallahü Sırra. Başımızın tacı. Gavsut sakalin zaten. Hem ins hem de cinle. Hükmeden. Sami Efendi hazretleri de öyle.
Dedem diyor ki Şeyh Mustafa Efendi, Kaddafi Sallallahu ve Sellem, babama itaat eden cin taifesi şimdi bize itaat ediyor diyor. Bu bizim eski camimiz var. Eski camimiz? Hacı Abdullah amcamız namaz kıldırıyor. Erken gelirdi. Ezanı ne erken okullarda? Bakmış, caminin oğlusunda birisi geziniyor. Ne var amca demiş, selam birini. Sorma Abdullah Efendi demiş. Akşam demiş kardeşin aleyhinde konuştuk demiş. O demiş manevi askerlerini gönderdi. Til tir titriyoruz şimdi demiş. Ne olur demiş bir yanına götür bizi bağışlasın. Olur ama üstadınız çok şefkatliydi. Çok merhametliydi. Böyle bir şey yapmaktan çok sığınırdı. Ama Allah'ımız Onun koruyucusuyuz. Çünkü Veli dendiği zaman Hafial sıfatının tecellisi var. Koruyor Cenabı hak. Buyuruyor ki Abdülkadir Geylani hazretleri, haram yemek kalbi öldürür. Helal yemek ise ihya eder. Lokma vardır seni dünya ile. Lokma vardır seni ahiret ile meşgul eder.
Yine lokma vardır seni Halid Teala'ya rağbet ettirir. Bu hakikate binaen Sufyani Sevri Hazretleri de kişinin dindarlığı, gıdasının helalliği nispetindedir, buyurmuştur. İnsanın kazandığı para da yılan gibidir. Hangi delikten girdiyse oradan çıkar. Cebine haram para giren kimsenin amelleri de bozulmaya başlar. Zahiren düzgün gibi görünse de kalben ve batınen bozulur. İhlas ve ruhaniyeti zayi olur. Bu sebeple helalin hesabı haramın da azabı olduğu şuuruyla kazanca haram ve şüpheli karıştırmamaya, helal nimetleri de ölçülü bir şekilde kullanmaya azami gayret göstermek lazımdır. Kalpler Allah'ın emirlerine itaat halinde olursa vücutlar feyiz ve hayır membaı olur. Şüpheli ve haram buna bulaşan vücutlar ise kötülük membaı haline gelir. Helal gıdanın niçin gündemimizde olması gerektiğinin manevi boyutuna değindikten sonra kısaca maddi tarafına bakalım.
Günümüzde bazı insanların ve büyük şirketlerin daha fazla kazanma arzusu maalesef bitkilerin, hayvanların ve hatta şifa bulmak için vesile gördüğümüz ilaçların bir Müslümanın helal yaşantısına, temizliğine ve sağlığına halel getirecek şekilde bozulmasına sebep olmaktadır. Gıdaların raf ömrünü uzatmak, onların dil veya beyin tarafından daha lezzetli algılanmasını sağlamak, maliyeti düşürmek, ürünün albenili görünmesini sağlamak ve benzeri amaçlar da üzerinde oynamalar yapılmış aslından uzaklaşmış ve suni kimyasallar içeren besinlerle insanlar karşı karşıya gelmiştir. Halbuki bu amaçlardan hiçbiri bir müminin beslenmesinde esas unsur değildir. Bizlerin beslenmedeki esas niyetimiz, Allah'u Teala'nın vermiş olduğu helal ve temiz şeylerle gıdalanmak ve bunları onun rızası yolunda tüketmektir. Peygamberimiz Salli Allahu Aleyhi ve Sellem bu gerçeği ne güzel ifade etmiştir.
Mümin bal arısına benzer. Temiz olanı yer, temiz olan şeyleri ortaya koyar. Temiz yerilere konar ve konduğu yeri ne kırar ne de bozar. Ahmet bin Hanbel cilt iki, sahife yüz doksan dokuz. Olayı böyle tıbbi olarak inceleyecek olursak vücudumuzdaki hücrelerin, yapı taşları aldığımız besinlerin sindirimiyle elde edilir. Başlıca mide ve bağırsaklardan emilen gıda maddeleri kan dolaşımına katılarak vücudun tüm dokularına ulaşır. Hücrelerimizde üretilen proteinler, hormonlar, enzimler ve diğer birçok yaşamsal bileşik bu yapı taşlarından sentez bir araya getirme yoluyla elde edilir. Kısacası maddi olarak biz yediğimiz şey neyse ondan müteşekkedir. Burada bir misal vermek istiyorum. Nasıl ki bir bina kendine has yapı malzemelerinden oluşuyorsa, insan vücudu da aynen öyledir.
Bir binanın tuğlaları çürük, çimentosu çürük, demirleri çürük olsa o bina ne sağlam olur ne de içinde yaşayanlara huzur verir. Bir insanın da yediği içtiği Allah'ın haram kıldığı şeyler olursa Celle Celalühü, zararlı, şüpheli şeyler olursa o kişinin hem maddem bünyesi zayıf olur hem de ruhen huzursuz olur. Bir başka önemli husus da günümüzde kullanılan bazı ilaçların ve aşıların haram ve şüpheli içeriklere sahip olabilmesidir. Kimi ilaçlarda alkol kullanımı, kimi aşılarda hınzırdan elde edilen jelatin kullanımı gündeme gelmektedir. İnancına bağlı kişilerin bunlardan sakınması ve ilaçların bu tür haram maddeleri içermeyen muadillerini tercih etmesi gerekir. Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem, Allahü Teala muhakkak ki derdi ve devayı indirmiştir. Ve her derde bir deva yaratmıştır. Siz de tedavi olunuz. Yani tutulduğunuz hastalığın devasını arayınız.
Fakat haram ile tedavi olmayınız buyurmuşlardır. Buhari kitabı Tıp. Şifayı verenin yalnızca Allah'u Teala olduğuna inanan bir kimsenin, onun haram kıldığı bir şeyde şifa araması ne kadar münasip olur? Mümin olarak her konuda olduğu gibi gıdalar ve ilaçlar konusunda da helal ile harama dikkat etmemiz, bu konuda elimizden geldiğince bilgi sahibi olmamız ve alışverişimizde dikkatli olmamız gerekmektedir. Mevzunun ekonomik boyutuna da kısaca değinmek gerekirse, dünyanın en büyük gıda fuarı olan Almanya'nın Köln kentinde, Anuga'nın verilerine göre dünyada yaşayan bir onda altı milyar Müslüman'a hitap eden helal ürün pazarının yıllık ticaret hacmi altı yüz milyar milyar ironun üstünde. Bunun takriben altmış yedi milyarlık bölümü Avrupa'ya düşüyor. Bu konuda ülkemizde ve yurt dışında çeşitli fuarlar düzenlenmektedir.
Bunun yanı sıra ülkemizde çeşitli stoklar, kurum ve kuruluşlar, ülkemizde çeşitli sete kadar. Kurum ve kuruluşlar Müslümanları bilinçlendirme çalışmaları yapmaktadır. Ekonomik boyutu çok farklı bir konuda Bu kadar da yetineceğiz. Kısaca helal gıda konuda en çok sorulan helal gıdanın ölçüsü nedir? Temel ölçüt, Kuran ve hadisler olmakla birlikte mezheplere veya kişilere göre farklı yorumlar, ölçüler görülebilmektedir. Jelatin kullanmak haram mıdır? Jelatin kullanmak haram değildir. Ancak gıda üretiminde yoğun kullanılan jelatin hayvansal kökenli bir üründür. Bu da doğal olarak hınzırlardan elde edilen jelatin ve besmelesiz kesilen hayvanlardan elde edilen jelatin şüphesi uyandırıyor. Yoksa besmeleyle kesilen, yenilmesi helal helal hayvanlardan elde edilen jelatinin kullanımı haram değildir. Neden helal gıda standardı yok? Aslında bu yazı yalnız biraz eski yazı.
Günümüzdeki helal gıda şeklini de iyi bilmemiz lazım. Aslında var. TESE bu konuda bir helal standardı yayınladı. Ancak çoğu İslam ülkesinde bu helal belgelerinin İslami bir devlet kurumu tarafından onaylanması istendiğinden bu noktada bir problem bulunuyor. Aslında olması gereken tıpkı gıda mühendisleri gibi. Mesele helal gıda mühendisi ile olmasıdır. Hem gıda hem derdini bilgi düzeyi helal gıda sürecine yön vermelidir. Bununla birlikte Malezya, Singapur gibi ülkelerde helal sertifikalama işlemleri devlete bağlı dini ve resmi kurumların onayını almaktadır. Bu nedenle Malezya helal hakkında en çok bilinen ve tanınan ülke olmayı başarmıştır. Dediğimiz gibi bu biraz tarihi eski. Yeni bazı gelişmeler var. Onu bilirsiniz. Helal belgesi olmayan gıdalar, gıda ürünlerinin helal belgesi olmaması haramdır. Anlamı taşımaz.
Ancak şüpheli olduğunda veya helal noktasında kayda değer derecede önemli çekinceler mevcutsa bir ürün helal damgası alamayabilir. Haram değil ancak mekruh olabilir. Cahil değildir ama kullanılabilir ürünlerdir. Kimine göre helal, kimine göre mekruh olabilir. Çok sayıda etken söz konusu olabilmektedir. Helal gıdanın maddi ve manevi ekonomik boyutuna temas edilmiş. Kaydettiğim bir hususu denk gelirse görmüş oluruz. Kudüs. Hazreti Ömer'in emanetidir. Radıyallahu Anh. Salahattin-i Eyyübi'nin rüyasıdır. Kanuni Sultan Süleyman'ın mirasıdır. Abdülhamid Han'ın kanla alındığı bedeli de ancak kanla verilir dediği yerdir. Kudüs Filistinlilerin değil, Arapların değil, Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ümmet olan herkesindir. İslam'ın ilk kıblesidir. Kudüs, onurdur. Filistin'i bitirmek istediler. Dünya ise Filistin oldu. Sen ne büyük Rabbimizsın. Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu.
Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Allah onların kurduğu tuzakları bozacaktır. Al-i İman suresi ayet elli dört. Orada cihad eden kimselerin hedefi şudur. Peygamber Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem sünnetinden ayrıldığımız sürece galip gelen taraf, sünnetinden ayrılmadığımız sürece galip gelen taraf biz olacağız. Şimdi dünya düşünüyor ya azıcık orada bir Müslüman nasıl oluyor da dünyanın artık en ileri teknolojisinin karşısında dayanabiliyor deyip Kuran-ı Kerim'i inceliyorlar. İşte en mühim sebep efendimizin sünnetinden ayrılmamalarıdır. Yoksul ülke olan Çad'da Filistin için düzenlenen programda küçük kız şöyle demiş. Bizim ülkemizde çocukların karnı aç. Afrika ülkeleri sömürüyor zaten. Sömürüyorlar. Bizim ülkemizde çocukların karnı aç. Böyle yatıp aç olarak sabahlıyor. Ekmek bulamadığımız günler oluyor. Sizler de kahve içmeyip hamburger yemezseniz ölmezsiniz.
Hristiyan papaz eğer İsrail Müslümanların ezanını yasaklarsa ben ezanı kilisemin çan kulesinden okuyacağım. Konuşturan Allah'a hamdolsun. Allah. İmamı Rabbani hazretlerine sorulur. Efendim Allah'tan korkup kimsenin gönlünü kırmayız. Oysa kimse gönülden sevmiyor bizi. Bu nedendir? Büyük veli tebessümle cevaplar. Sevmiyor değil. Sevemiyor. Senin Rabbin sevdiği kulunu öyle rastgele herkese sevdirmez. Şüphesiz namaz Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. Biri Hazreti Ömer'in yanına gelerek dedi ki radiyallahu anh, ben hiç namaz kılmıyorum. Senin Allah'ım bana hiç ceza vermiyor. Hazreti Ömer radiyallahu anh, o adama dedi ki ey Allah'ın kulu sana Hak Teala secde etmeyi nasip etmiyor. Bundan daha büyük ceza mı olur? Mevlana ne güzel söylemiş. Ey dilim. Sen benim hem servetimsin hem felaketim. Beni abad eden de sensin. Berbat eden de. İyi kullandığım da harmanımsın.
Kötü kullandığım da şimşek. Ey kırmızı dil. Bir ateş parçası gibi harmanımı yakıp küle çevirdin. Eğer ölümden sonra karşılaştığınız şeyleri bilseydiniz asla iştahla yemek yemez, su içmez ve gölgelenmek için eve girmezdiniz. Yüksek yerlere çıkar, göğüslerinize vurur ve halinize ağlardınız. Ya Rabbi bizlere merhamet et. Çıplak geldin çıplak gideceksin. Güçsüz geldin güçsüz gideceksin. Parasız ve eşyasız geldin, parasız ve eşyasız da gideceksin. İlk banyon biri seni yıkadı. Son banyon Biri seni yıkayacak hayat bu. Öyleyse neden bu kadar kötülük, bu kadar kıskançlık, bu kadar nefret, bu kadar kırgınlık, bu kadar bencillik ve yalan Herkese güzel olun ve iyi işler yapın. Yeryüzündeki zamanımızın sınırlı olduğunu unutmayın. Boşuna vaktimizi harcamayalım. Herkes ölüp geliyor. Bilsen mi kalacaksın? Mevlana'mız buyuruyor. Ha iki gün fazla, ha iki gün az yaşayacaksın.
Ateşte kül, toprakta gül olacaksın. Mühim olan yaşarken insan olacaksın. Davudel Kebir, Kaddesallahu sira, kalbin temizlenip iyi bir hal alınca Hak Teala senin bahtını açar. Sana ihsanını yağdırır. Ikramlar eyler. Efendimiz buyurdu Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Birimiz karıncanın ısırmasından ne kadar acı duyarsa şehit de ölümden ancak o kadar acı duyacak. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
Helal Gıda ve İslami Beslenme İlkeleri | Mihmandar