Hazreti Süleyman'ın Hayatı ve İhsan Dersleri kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Mahmud Sami Ramazanoğlu GıddiSallahü Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin altı. Cildine devam ediyoruz inşallah bugünkü programımızda. Hazreti Süleyman'a dair bir sohbeti sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Neml Suresi on altıncı ayet-i kerimede yüce Rabbimiz mealen şeyle buyuruyor.
Süleyman Aleyhisselam insanlara nübüvvetini ve mucizesini bildirmek için ey insanlar kuşların sözünü bilmek vahiyle bize öğretildi ve başkalarına verilmeyen her şey bize verildi demekle nübüvvetini tasdik etmelerini teklif etti. Hazin tefsirinde Süleyman Aleyhisselam'ın saltanatının kırk sene devam ettiği, mülkünün gayet geniş olduğu, ins, cin ve kuşlarla hayvanatın ve rüzgarın kendisine muti olduğu itaatkar olduğu beyan edilmiştir. Neml suresi on yedi ila on dokuzuncu ayet-i kerimelerde de şöyle buyuruyor yüce Rabbimiz mealen. Süleyman'ın cinlerden, insanlardan, kuşlardan orduları topladı. İşte bütün bunlar onun tarafından zaptu idare ediliyordu. Hatta karınca Vadisi üzerine geldikleri zaman karıncaların beyi dedi ki, ey karıncalar, yuvalarınıza girin. Sakın Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi çiğnemesin.
Süleyman onun bu sözünden gülercesine tebessüm etti de, ey benim Rabbim, benim babam annem üzerine ihsan ettiği nimetlerine şükretmemi müyesser kıl, ilham et. Ya Rabbi senin razı olacağın amel-i salihi işlemeyi bana nasip et dedi ve Ya Rabbi ihsanınla beni salih kulların zümresine ithal eyle diye münacatta bulundu. Hazin ve nimetullah tefsirine göre Süleyman Aleyhisselam'ın emrine imtisalen insanlar, cinler ve kuşlardan askerler toplandı. Yine onun emriyle cinlere tahtı revan yaptırıldı. Süleyman Aleyhisselam onun üzerine oturup etrafında vezirler, askerler ve kuşlar olduğu halde rüzgara emredip tabelayı havaya aldırtarak istediği mahalle sevk etti. Zamanımızda fennin terakki ederek havada tayyarelerin uçtuğu görüldüğüne nazaran kudret-i ilahiyenin Süleyman Aleyhisselam'a vesair enbiyayı izama ihsan buyurduğu mucizelere inanmak ve bunları akıl ve idrakten uzak görmemek lazımdır.
Hazin ve medarikte beyan olunduğuna göre Süleyman Aleyhisselam kuşların lisanına vakıftı. Bir gün bir tavus kuşu öttüğünde, tavus kuşunun dünyada diyanetinize göre ceza görürsünüz demek istediğini, serçe öttüğünde ey günahkarlar Allah'a istiğfar edin dediğini, diğer bir kuş öttüğünde sükut eden selamet bulur dediğini ve horoz öttüğünde Allah'ı zikredin ey gafiller dediğini haber vermiştir. Süleyman Aleyhisselam askerlerini toplayıp onlarla beraber havada gezerken bir dere üzerine gelince karıncanın reisleri Süleyman Aleyhisselam'ın askeriyle o dereye ineceğini anlayınca kendi etbaının zarar görebileceğini düşünerek hayra delalet etmek üzere ey karıncalar, meskenlerinize giriniz. Dışarıda kimse kalmasın. Süleyman Aleyhisselam'ın askeri fark etmeyerek sizi çiğnemesin diye karıncalara nasihatte bulundu.
Hazreti Süleyman'ın Hayatı ve İhsan Dersleri ne anlatıyor?
Hazreti Süleyman'ın Hayatı ve İhsan Dersleri kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İşte karıncaların bu sözünü hava üzerinde giden Süleyman aleyhisselam işitmiş ve onun bu sözüne gülmüştü. Karınca, Süleyman aleyhisselamı adaletle tavsif ederek sizi bilmedikleri halde çiğnemesinler. Zira bilmiş olsalardı çiğnemezlerdi demişti. Bu ayet-i celilede yolda yürüyenden ziyade, yol üzerinde oturanların zarardan sakınması lazım geldiğine işaret vardır. Bundan başka karınca mahlukat içinde ufak bir mahluk olduğu halde Ebna-yı cinsini muhafaza için hayır tavsiyesinde bulunduğu halde biz akil insanların da mümin kardeşlerimize hayır tavsiye etmek ve onları beklenen zararlardan korunmaları için ikaz etmemizin ne derece ehemmiyetli ehemmiyetli olduğunu da bu ayet-i celilenin mefhumundan idrak etmemiz icap eder. İkinci olarak Süleyman Aleyhisselam ebeveynine ihsan olunan nimet-i ilahiyeyi, kendisine de nimet addederek Cenab-ı Hakk'a şükretti.
Her insanın Cenab-ı Hakk'ın kendisine ihsan buyurduğu nimetlere şükretmesi vacip olduğu gibi ebeveyninin nimeti evlat hakkında da nimet olacağından, ebeveyninin nimetine de şükretmesi lazım olduğu bu ayet-i celileden anlaşılmaktadır. Üçüncüsü, senin razı olacağın amel-i salihi bana nasip et diye Süleyman Aleyhisselam'ın duasında salihler zümresinden olmak için insanın daima Cenab-ı Hakk'a niyaz ile istirhamda bulunması lazım geldiği anlaşılmaktadır. Dördüncüsü Ya Rabbi ihsanınla, rahmetinle beni salih kulların zümresine kat diye duası da cennette derecata nail olmak amel-i salih ile olur ise de cennete girmenin de ancak fazlı ilahi ile olduğu bu ayet-i celileden çıkarılmaktadır değerli dinle. Süleyman bin Davud Aleyhisselam cinnilerden, insanlardan, vahşi hayvanlardan ve kuşlardan müteşekkil bir kafileyle giderken yolda Beni İsrail'den bir abide rast geldi.
Abid Süleyman Aleyhisselam'ın bu saltanatını görünce vallahi ey Davud'un oğlu, Allah sana büyük bir saltanat vermiştir dedi. Süleyman Aleyhisselam ise şöyle cevap verdi. Müminin amel defterindeki bir tespih Davud'un oğluna yani bana verilenden muhakkak daha hayırlıdır. Zira Süleyman'a verilen fanidir gider. Tesbih ise bakidir. Şüphesiz bu sözde dünya meşgalelerinden kurtulup Cenabı Hakk'a yönelen ve ahireti arzu edip çalışan kimseler için büyük bir uyarı vardır. Nimet, nimetin kadrini bilmeyenlerden zorla geri alınır. Allah'ı bilen ve onun nimetinin kadrini takdir eden kimse kalbinde dünyaya iltifata yer vermez. Çünkü Cenab-ı Hak onun her şeyini kuşatmıştır. Nitekim Allahu Teala bir kavme verdiği nimetini onlar kalplerinde bulunanı değiştirmedikçe değiştirmez tağyir buyurmaz buyrulmuştur. Ömer radıyallahu anh bir zata değnek cezası vermişti.
O zat ilk değnekte Sübhanallah deyince Hazreti Ömer onu bağışladı. Hasenatın en güzeli tevhiddir. Zira o her şeyin esasıdır ve bu yüzden mizana sığmaz. Nitekim Aleyhisselam Efendimiz buyurmuştur, İşlediğin her iyilik kıyamet gününde mizana alınır. Eşhedü en la ilahe illallah kelimesi bundan müstesnadır. Zira o tartıya gelmez. Cihat iki kısımdır. Cihat-ı asgar, cihad-ı ekber. Cihat-ı asgar küçük cihat küffar ile yapılandır. Cihat-ı Ekber ise, büyük cihat ise nefse karşı ve batılın ıslahı için yapılan cihattır. Cihadın bu nevi daha zor, dolayısıyla daha güçlüdür. Hayatı nefsin yolunda bulunanın ölümü ruhunun cesedinden çıkıp gitmesidir. Hayatı Rabbinin yolunda olanın ölümü ise tabii hayattan hakiki hayata intikal etmekten ibarettir. Bugün nefsiyle meşgul olan yarın yine nefsinin derdine düşecektir. Bugün Rabbinin emriyle meşgul olan yarın da Rabbi ile meşgul bulunacaktır.
Ebu Hureyre radıyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Allah Teala'dan şu hadis-i kudsiyi naklettiğini rivayet eder. Ey Ademoğlu, sen beni hatırlayıp zikredince şükretmiş olursun. Unuttuğunda da küfran-ı nimete düşmüş bulunursun. Yine Muaz radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu nakleder. Ehl-i cennet zikri ilahiden gafil olarak geçirdikleri her saat için cennette hüsranlık ve pişmanlık duyarlar. Ebu Musa radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu rivayet eder. Rabbi olan Allah Teala'yı zikredenle zikretmeyenin hali ceset ölüsü ile derisinin durumu gibidir. Allahu Teala buyurur beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, küfran-ı nimette nankörlük. Siz beni tezellül ile yani boynu bükük zikredin, ben de sizi fazilet ve şerefinizi arttırarak zikredeyim.
Siz beni şükür duygusuyla zikredin, ben de nimetinizi arttırayım. Siz beni dua ile zikredin, ben sizi duanıza icabetle zikredeyim. Siz beni ikrar ile zikredin, ben de sizi cehennem azabından kurtuluşla zikredeyim. Siz beni halkın içinde zikredin, ben de sizi meleklerin içinde zikredeyim. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur. Müminin üç kalesi vardır. Zikrullah, Kuran ve mescit. Akıllı kimse nefsini alçaltan, ölümden sonrası için amel yapan, dünyaya rağbeti kesip zühd ile meşgul olandır. Cahil ise kendisini unutup heva ve hevesine tabi bulunandır. Allah'tan başka şeyleri unuttuğun zaman sen Rabbini hatırlamış, zikretmiş olursun. Zikrin hakikati, zikir anında zikredilenden başka her şeyi unutabilmektir. Hak yolunun yolcusuna gerekende ona gaye olan zikri hakikiye ulaşmaktır. Gerçek tevhid batılı ve hakkın dışında her şeyi bertaraf eder.
Allahu Teala peygamberlerinden birine vahyetti ki ben falının ömrünün yarısını fakirlik, yarısını da zenginlik olarak takdir buyurdum. Ona sor fakirliğimi önce ister zenginliğimi. Peygamber o zatı çağırdı ve kendisinin zenginlik ve fakirlik hususunda muhayyer bırakıldığını haber verdi. O zat da hanımıyla istişare için izin istedi. Hanımı ona, önce zenginliği isteyelim, dedi. Kocası ise zenginlikten sonra fakirlik çok güçtür. Fakirlikten sonra zenginlik ise pek hoştur dedi. Kadın hayır dedi. Bu hususta sen beni dinle ve bana uy. Adam peygambere vardı. Ömrümüzün ilk yarısının zenginlik olarak takdir buyurulmasını istiyoruz dedi. Cenabı hak da onlara zenginlik kapılarını açtı. Kadın kocasına ben bu nimetin devamlı olmasını arzu ediyorum. Bu yüzden Rabbimizin mahlukatına karşı sehavetle davranalım dedi.
Bunun üzerine de kendilerine bir elbise aldıklarında bir fakire de mislini alacak şekilde sehavetle yaşadılar. Bu suretle ömürlerinin zenginlikle takdir buyurulan kısmı tamamlanınca, Allahü Teala devrin diğer nebisine vahyetti. Ben onun ömrünün yarısını fakirlik, yarısını da zenginlikle takdir buyurmuştum. Fakat onları nimetlerime karşı şükredici buldum. Şükür ise nimette ziyadeliği gerektirir. Kulumu müjdele. Ben onların ömrünün geri kalan kısmını da zenginlikle geçmesini takdir buyurdu. Şükür üç şekilde olur diyor Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri Dil ile şükür, amellerde şükür, hal ile yani kalp ile şükür. Dil ile şükre işaret, Rabbinin nimetini söyle ayet-i celilesi ile tahdis-i nimet yani nimetleri dil ile ikrar da bir nevi şükürdür hadis-i şerifidir. Amellerin şükrüne Ey Davud ailesi şükredin ayet-i celilesi delalet eder.
Hal veya kalp ile şükre ise size ulaşan her nimet Allah'tandır. Ayet-i kerimesi işaret eder. Şu ayet-i celilede Süleyman Aleyhisselam'ın Hüdhüd kuşu ile konuşmasını beyan buyuruyor. Mealen Süleyman Aleyhisselam kuşu yitirdi ve dedi ki bana ne arz oldu ki Hüdhüd kuşunu göremiyorum? Yoksa kaybolanlardan mı oldu? Allah'a yemin ederim ki eğer bulursam ona şiddetli azap ederim veyahut elbette boğazlarım. Eğer şayan-ı kabul bir delil getirirse affederim dedi. Süleyman aleyhisselamın hüdhüdü kuşlar çavuşudur. Kuşların sultanıdır. Pek hikmetli bir kuştur. Süleyman aleyhisselam onu su aramak vazifesinde istihdam ediyormuş. Hüdhüd kuşu cam gibi toprağın içini görerek suyun derinlik ve yakınlığını bildiğinden yeryüzünün suya en yakın olan tarafını haber verir, cinniler de derhal orada kuyu kazıp su getirirlerdi. Süleyman Aleyhisselam seyahati esnasında bir mahalle namaz kılmak için indi.
Su bulamayınca Hüdhüd'ü aradı, onu da bulamadı. Meğer ki Hüdhüd de havaya doğru bir cevelan yaptığında bir bahçede kendi gibi bir Hüdhüd'ü görüp onunla sohbete dalar, civarda Belkıs'ın sarayı olduğunu söyler ve onu göstermek üzere Hüdhüd'le beraber gider. Sonra avdetinde mazeretini, beyanla affını istirham eyler. Süleyman aleyhisselam da kusurunu affeder. Süleyman aleyhisselam bilahare Belkıs'ı imana davet etmek üzere Hüdhüd'le mektup gönderir. Bu hususta Ayet-i Celilede tafsilat vardır. Cenabı Hak Azze ve Celle Süleyman Aleyhisselam'a kuşların, karıncaların ve diğer mahlukatın lisanını talim buyurduğu gibi Hatemünnebiyyyin Rasulü Sakaeyn sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz de yılan ile tekellüm etmiştir, konuşmuştur. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Enbiya-ı İzamın mucizelerini camidir. Onların mucizelerini hepsi efendimiz de vardır.
Süleyman Aleyhisselam devrinde güzel sesli ve güzel görünüşlü bir kuş vardı. Bir adam bu kuşu bin dirheme satın alır. Bir gün bir başka kuş gelir ve bu kuşu kafesinin üstünde öterek uçup gider. Bundan sonra o güzel sesli kuş susar, hiç ötmez. Kuşun sahibi Süleyman aleyhisselama gelip şikayette bulunur. Süleyman aleyhisselam onu bana getirin der. Kuşu getirdiklerinde Süleyman aleyhisselam kuşa der ki, sahibin seni yüksek fiyatta satın aldığından onun sende hakkı var. Sen niye ötmüyorsun? Kuş cevaben, ey Allah'ın Peygamber, ona söyle, ben bağımı çözmedikçe kafeste bulunduğum sürece asla ötmeyeceğim der. Niçin der Süleyman Aleyhisselam? Kuş, benim ötüşüm evlat ve vatan hasretindendi. Ancak bir kuş geldi ve bana, senin kafeslere konman güzel sesindendir. Susar ötmezsen kurtulursun dedi. Ben de onun için ötmüyorum diye cevap verir.
Süleyman Aleyhisselam bunun üzerine adama, kuşun ne dediğini duydun mu? Der. Adamcağız, Ey Allah'ım Peygamber, onu salıver. Çünkü ben onu sesi için kafese koymuştum der. Süleyman aleyhisselam da bin dirhemini vererek kuşu kafesten bırakıverir. Kuş, benim şeklimi ve sesimi güzel yapan, bana havada uçma kabiliyeti veren ve kafeste sabretmek imkanı bahşeden Rabbimi tesbih ederim diye öterek uçar gider. Süleyman Aleyhisselam der ki eğer kuş sabretmemiş olsaydı feraha çıkamayacaktı. Sabretti ve kurtuldu. Bu kıssada gerçekten nefsin sıfatlarından fani olup kurtulmaya işaret vardır. Zira kul zaruri ve kesin ölümünden önce kendi ihtiyarlayarak ölmedikçe, kendini hemen ölecekmiş gibi ölüme hazırlamadıkça hayatı hakikiye vasıl olamaz. Müminlerle beraber cennete girecek hayvanlar şu şekilde sıralanıyor. Bir.
Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin devesi Salih Aleyhisselam'ın devesi İbrahim Aleyhisselam'ın buzağısı, İsmail Aleyhisselam'ın koçu, Musa Aleyhisselam'ın balığı, Üzeyir Aleyhisselam'ın merkebi, Süleyman Aleyhisselam'ın karıncası, Belkıs'ın hüdhüdü ve Ashab-ı Kehf'in köpeği. Bu hayvanların hepsi koç suretinde olarak cennete gireceklerdir. Köpekte Bulunan On Hasret. Hasan-ı Basri'den rivayete göre köpekte on güzel haslet bulunur ki aslında bunların insanlarda bulunması gerekir. Açlığa olan alışkanlığıdır ki bu salihlerin adetidir. Belli ve sabit mekanının olamamasıdır ki bu da mütevekkil olanların alametidir. Geceleri çok az uyumasıdır ki bu da muhabbet ehlinin işaretidir. Ölünce miras bırakmamasıdır ki bu da zahitlerin sıfatıdır. Sahibi dövse de onu terk etmemesidir ki o da sadık müridlerin alametidir.
Mekanların en kötüsünde bulunsa bile yerinden razı olmasıdır ki bu da mütevazi olanların sıfatıdır. Yerini birisi alsa ondan vazgeçip terk edebilmesidir ki rıza ehlinin halidir. Sahibi kovsa, işkence etse, bir yerini kırsa bütün bunlardan dolayı kin beslemeyip çağırıldığında gelmesidir ki bu da huşu ehlinin alametidir. Sofra hazırlandığında ona uzak bir yere oturup bakması ve sokulmamasıdır ki miskinlerin hasletidir. Bir yerden göç edince daha önceki yerini aramamasıdır ki bu da mahzun kimselerin alametlerindendir. İbn-i Abbas radıyallahu anh der ki: Emniyete şayan bir köpek hain olan sahibinden daha hayırlıdır. Isfağında birisi bir adamı öldürüp kuyuya attı. Öldürülenin yanında köpeği de bulunuyordu. Hadiseyi gördüğünden her gün kuyunun başına gelir, kuyunun toprağını eşeler ve işaret yapardı. Katili gördüğü zaman da olurdu.
Köpeğin bunu tekrar tekrar yaptığını görenler orayı açtılar, maktulu buldular, katili de yakalayıp suçunu ikrar ettirerek kısas yoluyla katlettiler. Bazı sufilerden nakledilmektedir ki bizden bir grup Tarsus'ta toplandık ve tenezzüheye çıktık yani gezintiye çıktık. Beldenin köpeklerinden birisi bize takıldı. Biz yüksekçe bir yere vardık. Bir de ne görelim oturduğumuz yer bir laşenin baş tarafı değil miymiş? Köpek laşeyi görür görmez şehre geri gitti. Bir müddet sonra da beraberinde yirmi kadar köpek olduğu halde döndü ve laşenin yanına geldi. Biz de yeşil bir yere oturduk. Köpekler laşenin başına üşüştüler ve yemeye başladılar. Onları oraya getiren köpekse ilgisiz onlara bakıyordu. Nihayet diğerleri kemiklerin dışında laşeyeyi yediler ve şehre geri döndüler. Öbürküsü onlar gittikten sonra kalktı ve kemiklerin yanına vardı.
Kemiklerden kendisine arta kalan çok az miktarı yedi, sonra da oradan ayrıldı. Hadis-i şerifte buyrulmuştur ki: ''Kim kendisine sığınanın dileğini keser ikmal etmezse Allah Teala da onun dileğini keser, kat eder. Merviyedir ki nakledilmektedir ki ulemadan bir zat bu hadis-i şerifi görünce şiddetle ağlayıp bunun manasına nasıl riayetkar olacağı hususunda hayrete düştü ve bu hadisi tefsir ettirerek şüphesini izale etmek üzere salihlerden bir zata kalkıp gitti. Yanına vardığında bu salih zatın elindeki ekmeği köpeğe yedirmekte olduğunu gördü. Selam verdi. O salih zat onun selamını aldı fakat eskiden adeti olduğu halde ayağa kalkmadı. Köpek ekmeği tamamen yiyince ayağa kalktı ve daha önce ayağa kalkmadığından dolayı özür diledi. Beni mazur görün. Size ayağa kalkamadım. Peygamberimiz bir kimse kendisine iltica edenin ricasını yerine getirmezse Allah da onun ricasını yerine getirmez buyuruyor.
Bu köpek benden ekmek yedirmemi istedi. Ben de onun isteğini yarıda bırakmamak için ayağa kalkamadım dedi. Bu sözü işiten alimin hayreti iyice arttı ve hadisin açıklanmasını bile istemedi. Onun bu kerametine ve velayetteki kudretine de şaşıp kaldı. Değerli neşrelerimiz İhsan Meklibi programımızın bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddi Sallahu Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin altıncı cildinden Hazreti Süleyman başlıklı sohbetini aktarmaya çalıştım. İnşallah bir sonraki programımızda bir başka konuda tekrar buluşmak üzere. Allah'a emanet olunuz. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's- Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.
Kaynak: Genel
Hazreti Süleyman'ın Hayatı ve İhsan Dersleri | Mihmandar