Hazreti Osman'ın Şehadeti ve İslami İdealizm kaydında İhsan Mektebi programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hazreti'nin ne işler misin? Bir önceki bölümümüzde Hazreti Osman Zinnureyn Efendimiz'in şehadeti ile bitirmiştik önceki bölümümüzü ve şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Müddeti hilafeti on iki seneden on iki gün noksandır. Hazret-i Osman'ın mazlumen şehadeti cümleyi…
İhsan Mektebi programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hazreti'nin ne işler misin? Bir önceki bölümümüzde Hazreti Osman Zinnureyn Efendimiz'in şehadeti ile bitirmiştik önceki bölümümüzü ve şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Müddeti hilafeti on iki seneden on iki gün noksandır. Hazret-i Osman'ın mazlumen şehadeti cümleyi ağlattı, dil-Hun etti. Osman radıyallahu anh'ın naaşı defnolunmayıp üç gün meydanda kaldıktan sonra Hakim b. Hezam el-Kureşhi ve Cübeyr b. Mut'im onun defne için Hazret-i Ali ' dan izin istemişler. O da izin vermiş ve cenazesini taşlamak üzere yol üzerinde birtakım isyancı toplanmakla Hazret-i Ali radiyallahu anh adamlar gönderip onları defettirmiş ve akşamdan sonra cenaze Medine mezaristanı olan Baki civarında duvarla çevrili bir mahalde defnedilmiştir. Sonra Muaviye b.
Ebi Süfyan zamanı hükumetinde duvarı yıkarak, o mahalli Bakiye ilhak etmiş vesairenin dahi mevtalarını defnederek orası Bakiye muttasıl olmuştur. Hazreti Osman, isyancılar tarafından muhasara edildiği zaman Muğire bin Şube gelerek şu üç şeyden birini tercih etmesini söyledi. Ya evinden çıkarak hasımlarla dövüşmek. Zira askeri de kuvveti de mevcuttur. İkincisi, yahut işgalcilerin toplandıkları kapıdan başka bir kapı açarak oradan çıkıp Mekke'ye gitmek. Çünkü Mekke'de bu saldırıya cüret edemezlerdi. Ve üçüncüsü Şam'da bulunan Muaviye'nin yanına gitmek. Hazreti Osman'ın Muğire'ye verdiği cevap, onun samimiyet ve ihlasını gösterecek nitelikteydi. Evimden çıkarak bunlarla savaşamam. Zira ben Resul-i Ekrem'e halef olanlar için de onun ümmetinin kanını dökenlerin birincisi olmayı arzu etmem. İki, Mekke'ye gitmeyi de kabul etmem. Çünkü ben Resul-i Ekrem'in şöyle buyurduğunu duydum.
Kureyş'ten bir adam Mekke'ye sığınacak ve o adam dünya azabının yarısını yüklenecektir. Ben o adam olmak istemiyorum. Üçüncüsü, Şam'a gitmeyi de kabul etmem. Hicret yurdunu, Resul-i Ekrem'in civarını ve diyarını terk ederek hiçbir yere gidemem. Hazreti Osman Mısırlılar tarafından kuşatıldığı sırada evinin üstünde görünerek Ali, Talha, Zübeyr ve Sa'd b. Ebi Vakkas'a hitaben şöyle demiştir. Allah aşkına size sorarım ve ancak Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin ashabına sorarım. Siz bilmez misiniz ki, Rasulullah Rume kuyusunu kim kazarsa onun için cennet vardır, buyurmuştu da hemen onu ben kazmıştım. Delir misiniz ki, Rasulullah, Cehuşü'l-Usre'yi kim teçhiz ederse onun için cennet vardır, buyurmuştu da onu ben teçhiz etmiştim. Ravi der ki, ashab, Osman'ın sözünü tasdik ettiler. Hadisin ravisi Hz. Osman değildir. Bilakis Ebu Abdurrahman ibn Habibî selamdır.
Sahabi oğlu sahabi olan Ebu Abdurrahman muhasara sırasında bulunmuş ve Hz. Osman'ın sözlerinden hıfzedebildiklerini rivayet etmiştir. Bu hadisi bütün tafsilatıyla Tirmizi, Suma b. Hazm'dan rivayet ediyor. Suma, ben Hazreti Osman'ın Mısırlılar tarafından evinde muhasara edildiğine ve onun evinin üstünden aşağı bakarak muhasara edenlere şöyle dediğine şahit oldum. Mısırlılar, sizi aleyhime kışkırtan arkadaşlarınızdan iki arkadaşınızı bana getiriniz. Ravi devamlı bunun üzerine Mısırlılar iki deve yahut iki eşek gibi iki kişi getirdiler. Bunlar gelince halife yukarıdan bunlara baktı ve Allah ve İslam aşkına sorarım. Rasulullah Medine'ye hicret edip geldiği zaman Medine'de Rume kuyusundan başka içilecek tatlı su yoktu.
Hazreti Osman'ın Şehadeti ve İslami İdealizm ne anlatıyor?
Hazreti Osman'ın Şehadeti ve İslami İdealizm kaydında İhsan Mektebi programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hazreti'nin ne işler misin? Bir önceki bölümümüzde Hazreti Osman Zinnureyn Efendimiz'in şehadeti ile bitirmiştik önceki bölümümüzü ve şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz. Müddeti hilafeti on iki seneden on iki gün noksandır. Hazret-i Osman'ın mazlumen şehadeti cümleyi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bundan dolayı Rasulullah, kim Rume kuyusunu cennette göreceği hayır mukabili satın alır ve kendi kovasını Müslümanların kovasıyla ortak kılar buyurmuştu da ben o kuyuyu öz malımla satın almıştım. Halbuki siz şimdi o kuyudan su içmeme mani oluyorsunuz da acı su içmeye mecbur oluyorum bunu biliyor musunuz, dedi. Allah'ın ilmine sığınırız ki evet dediler. Sonra Hazreti Osman peygamberin mescidi ahaliye dar gelmeye başladı. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem cennette göreceğiniz hayır mukabilinde filan oğullarının arsalarını satın alıp mescidi kim genişletir buyurdu. O arsayı ben öz malımla satın aldım. Bugünse siz beni orada iki rekat namaz kılmaktan men ediyorsunuz, bunu da biliyor musunuz, dedi. Onlar, Allah'ın ilmine iltica ederek cevap veririz ki evet dediler. Sonra Hazreti Osman radiyallahu anh, Allah ve İslam hakkı için size soruyorum.
Bir kere Rasulullah, Mekke'deki Sebir Dağı'nın üstündeydi. Yanında Ebubekir, Ömer ve Ben bulunuyorduk. Bu sırada dağ sarsıldı. Hatta bu sarsıntıyla dağın taşları yamacına düştü. Bunun üzerine Rasulullah ayağıyla dağa vurarak ey Sebir, dur, çünkü üzerinde bir peygamber, bir sıddık, iki de şehit vardır buyurdu. Bunu da biliyor musunuz diye sordu. Allah'a sığınırız, evet diye cevap verdiler. Bunun üzerine Hazreti Osman üç defa Allah büyüktür, beni şehit tanıdılar ve Kabe'nin sahibine yemin ederim ki ben şehidim, dedi. Tirmizi bu hadis-i şerif ha sendir demiş ve Nesai de bu suretle rivayet etmiştir. Nesai'nin Ahnef'ten gelen bir rivayetinde Hazreti Osman'ın bu kuyuyu yirmi yahut yirmi beş bin dirheme satın aldığı da bildirilmiştir. Yine Nesai'nin, Yeyüş'ül Usre hadisinde Kösteyine, yularına varıncaya kadar o askeri ben teçhiz ettim, ziyadesi de vardır.
Tirmizi de Abdurrahman İbn-i Habbab-ı Süleyî'den Hazreti Osman, Ceyhül Usre'yi üç yüz deve ile teçhiz etti, dediğini rivayet ediyor. Ahmed bin Hanbel de Abdurrahman bin Semure'den Resul-i Ekrem Ceyhül Usre'yi teçhiz ederken Hazreti Osman elbisesine bin dinar koyup getirdi. Resul-i Ekrem'in eteğine döktü. Bir rivayette Resul-i Ekrem bu dinarları eline alıp bugünden sonra Osman ne işlerse beis yoktur, buyurmuş. Nesai'nin Ahnef bin Kays tarikıyla gelen bir rivayetinde, Hz. Osman hayırperverane hayatına teşhir ederek ettiği sualleri tasdik edenlerin, muhasırların murahhasları değil, yani o kuşatıcıların gönderdikleri elçileri değil, Ali bin Ebi Talib, Talha, Zübeyr ve Sa'd bin Ebi Vakkas olduğunu bildiriyor. Abdullah bin Sa'd bin Ebi Serr nam herif, önce vahiy katibi iken, sonra Mekke'nin fethinde kanı heder edilenlerdendir.
Hazreti Osman Radıyallahu Anh'ın karabetinden naşi, tavassutuyla affa mazhar olarak tekrar İslam olan Abdullah bin Sa'd bin Ebi Serh'in, Hazreti Osman'ın hilafetinde Ebu Bekir Sıddık'ın oğlu Muhammed'in yerine Mısır valiliğine tayin edildi. Mısır ahalisi bu tayinden dolayı Osman'a fena halde gazap ederek Hazreti Osman'ın aleyhine kıyam ile Medine-i Münevvere'ye gelip Osman'ı muhasara ettiler veren nihayet şehit ettiler. Muhasara esnasında Hazreti Osman bu hadis-i şerifle kendisi hakkında olan Resulullah Hazretlerinin hissi şehadetini muhasara edenlere insafa gelmeleri için beyanı onların da cevaben irtidat ile iştiharından evvelce demiheder edilen, kanı dökülen Abdullah bin Ebi Serh'i üzerimize vali tayin ettin diye muhasaraya devam etmeleri bunu gösterir. Radıyallahu Anh. Hadisteki bir madde de Rume Kuyusudur. Hadis metninin zahirine göre Rume kuyusunu Hazreti Osman kazdırmıştır.
Halbuki meşhur olan rivayette Hazreti Osman bu kuyuyu kazdırmamış, satın almıştır. Bu cihetle Şarih İbn Battal, Buhari metnindeki Hafr tabiri bazı ravilerin vehmidir diyor. Fakat Vegavi de, Mucemus sahabesinde bu kuyunun öteden beri Gıfaroğulları'na ait bir pınar olup Rume denildiği suyun kırbası bir müd mukabilinde satıldığı, sonra Hazreti Osman tarafından otuz beş bin dinara satın alınıp vakfedildiğini Beşir-i Eslemi'den rivayet eylemiştir. Şu halde Rumenin esasen bir pınar olması, bilahere Hazreti Osman tarafından satın alınarak onun yerine bir kuyu kazdırmış bulunmasını kabule bir mani değildir. Şarih Kirmani de Rumenin bir Yahudi'ye ait olduğunu, suyunu Müslümanlara sattığını bildiriyor. Kelebî de her kırbasının bedelinin bir dirhem olduğunu bildirmiştir. Hadiste teçhiz edildiği bildirilen Ceyşü'l-Usre, Tebük Seferi için ihzar olunan hazırlanan ordudur.
Tebük Seferi, Hicret'in dokuzuncu yılında en sıcak bir mevsimde ve türlü mahrumiyet içinde vuku bulduğu için ona Gazve-i Usre, Gazve-i Fadiha denilir. Darlık, yokluk, güçlük harbi demektir. Bu sefer de hakikaten yiyecek, içecek, binecek yüzünden çok sıkıntı çekilmişti. Bu cihetle Kur'an-ı Mübin'de Sa'at-i Usra buyurulmuştur ve Tevbe Suresi'nde şöyle tavsif edilmiştir. And olsun ki Allah Peygamber'e ve zorluk gününde ona ittiba eden Muhacirin ve Ensar'a tevbe etmeleri için hidayet etti ki bunlardan bir kısmının gönülleri sürçmeye yaklaşmıştı. Sonra Allah tevbe etmelerine delalet etti. Şüphesiz o onlara çok reffetlidir. Şeddad b. Evs şöyle anlatıyor.
Hazreti Osman evi kuşatıldığında evinden dışarı çıkarak halka bu konuşmayı yaptıktan sonra Ali bin Ebi Talib, Rasulullah'ın sarığını sarmış, kılıcını kuşanmış bir halde yanında bulunan Hasan ve Abdullah bin Ömer'le birlikte evi kuşatan kalabalığın üzerine hücum ederek onları dağıttılar. Sonra içeri Osman'ın yanına girdiler. Hazreti Ali, Hazreti Osman'a Esselamu aleyküm ya Emmi'l müminin. Rasulullah hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştır. Karşılaştığı zaman da asileri kırdırmıştır. Ben bunların seni öldürmelerinden korkuyorum. Emir versen de bunlarla savaşsak, dedi. Hazreti Osman herkese hitaben şunları söyledi. Üzerinde Allah'ın ve benim hakkım olduğunu kabul eden, Allah için benim yüzümden ne bir kimsenin ne de kendisinin kanını akıtsın. Hazreti Ali Radıyallahu Anh ısrar edecek oldu ise de Hazreti Osman yine aynı şeyleri tekrarladı.
Hazreti Ali dışarı çıkarken Allah'ım, biz elimizden geleni yaptık, diyordu. Hazreti Ali, halifenin yanından ayrıldıktan sonra mescide gitti. Namaz vakti gelince kendisine öne geç, namazı kıldır denilince halife mahsurken ben size namaz kıldıramam, tek başıma namaz kılacağım diyerek namazını kılıp evine döndü. Oğlu Hasan arkasından yetişerek babacığım, halifenin evine zorla girdiler, dedi. Hazreti Ali de dedi. Hazreti Ali'ye Hazreti Osman'ın durumu nedir denildiğinde, vallahi cennete girecek, dedi. Peki, ya ötekiler, yani isyancılar? Vallahi onlar da cehenneme girecekler, buyurdu. Hazreti Osman radiyallahu Anh kendisini öldürmek isteyenlere, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem dilinden şunları söylemişti. Bir Müslümanın kanı ancak üç şeyden biriyle mübah olur. Müslüman olduktan sonra tekrar küfre dönmek. Evli olduğu halde zina etmek veya bir kimseyi öldürmek.
Bense Müslüman olduktan önce ve sonra zina etmedim. Dinimden fedakarlıkta bulunmadım ve bir kimseyi de öldürmedim. O halde beni nasıl öldürüyorsunuz? Şehadeti esnasında orada bulunan Ebu Hüreyre, işgalciler Hazreti Osman'ın muhafızlarından birini öldürünce ya Emiral müminin, savaşma sırası geldi, bizden birini şehit ettiler, demiş. Hazreti Osman da, ya Eba Hureyre, elindeki kılıcı at. Bunların hedefi sadece benim. Ben kendimi feda ederek müminleri koruyacağım, dedi ve şehit oldu. Değerli ecilerimiz, Hz. Osman Zinnuren efendimizin hayatından bir ölümü sizlere aktardık. Bugünkü İhsan Mektebi programımızda. İnşallah bir sonraki bölümümüzde Hazreti Osman Efendimizin devrinde olan olayları inşallah aktararak yolculuğumuza devam edeceğiz. Tekrar görüşmek dileğiyle. Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Hazreti Osman'ın Şehadeti ve İslami İdealizm | Mihmandar