İhsan Mektebi programımızda inşallah bugün yine Mahmut Sami Ramazanoğlu anlatımıyla Hazreti Osman zennureyn efendimizi tanımaya devam ediyoruz sevgili dostlar. Medine'ye hicreti. Hazreti Osman radıyallahu anh Habeşistan'da bir müddet kaldıktan sonra Mekkelilerin İslamiyet'i kabul ettiklerine dair yayılan haberler üzerine avdet etmiş, dönmüş, avdetinde şayanın doğru olmadığını anlamakla beraber Mekke'de kalmış ise de çok geçmeden Medine'ye hicret etmiş, orada Hassan bin Sabit'in kardeşi, Evs bin Sabit'in misafiri ve kardeşi olmuştu. Medine'ye Habeşistan'dan değil Mekke'den hicret etti. Hassan bin Sabit bu dostluktan dolayı Hazreti Osman'ı severdi. Şehadetinde ağlamıştır. Bu İbn İshak'ın rivayetidir.
İbn Sad tabakatında Müslümanlar Mekkelilerin zulümleri karşısında yerlerini yurtlarını terke karar verdikleri zaman Hazreti Osman'la zevcesi Rukeyye radiyallahu anha ilk muhacirlerle birlikte Habeşistan'a hicret etmişlerdi. Bu ümmet içinde ailesiyle birlikte ilk hicret eden Hazreti Osman radıyallahu anh'tır der. Rume kuyusu. Hazreti Osman radıyallahu anh Medine'ye hicret ettikten sonra Müslümanların istifade etmesi için Urume kuyusunu satın almıştır. Bu kuyu bir Yahudi'ye aitti. Yahudi bu kuyunun suyunu satarak maişetini temin ediyordu. Hazreti Osman radıyallahu anh Müslümanların susuz kalmamaları için suyundan istifade edecekleri kuyuyu satın almaya uğraşmış, Yahudi ancak yarısını satmıştı. Hazreti Osman bunu kabul etmiş, yarısını satın almış, kuyunun bir gün Yahudi tarafından, bir gün kendisi tarafından kullanılmasını şart koşmuştu. Bu suretle Müslümanlar su sıkıntısından kurtulmuştu.
Hazreti Osman efendimizin gazalardaki mevkii. Hazreti Osman radıyallahu an mühim ve ani bir mazeret dolayısıyla Bedir Gazasına iştirak edememişti. Resul-i Ekrem'in kelimei muhteremeleri ve kendisinin de zevcesi Rukayya radıyallahu anha hastalanmıştı. Hazreti Osman da Resul-i Ekrem'in emir ve müsaadeleriyle onun başında bulunmak ve tedavisiyle meşgul olmak üzere Medine'de kalmıştı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ona, sen kalbinin temizliği hissiyatının necabeti dolayısıyla gazaya iştirak ecrini de kazanacaksın demişti. Hazreti Osman zevcesinin başından ayrılmamış ve her çareye başvurduğu halde Hazreti Rukayı'ya, Resul-i Ekrem'in gıyabında irtihal etmişti. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem kendisiyle Hazreti Osman radıyallahu anh arasında sıhhriyat rabıtasının kesilmesini istemeyerek onu diğer kızı Ümmü Gülsüm ile tezvic eylemişti.
Rukayya radıyallahu anha Müslümanların kafirlere karşı muzaffer oldukları haberinin Medine'ye geldiği gün vefat etmişti. Hazreti Osman mazereti ve Resul-i Ekrem'in emir ve müsaadesiyle Medine'de kaldığı için ehli Bedir'den mağdur bulunmakla sayılmakla Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Osman'ın ganimetinden sehmini ayırıp vermiştir. Uhud Gazası'nın birinci safhasında Müslümanlar galip iken ikinci safhasında bozulmuşlar, bu bozgunluk esnasında Resulü Ekrem'in katlolunduğu şayası da çıkarılmakla bozgunluk son derece artmıştı. Resulü Ekrem'in şehadeti şayi olunca yayılınca Müslümanların birçoğu beyninden vurulmuşa dönerek oldukları yerde düşüp kalmışlardı. Hazreti Osman da bunlar arasındaydı. O günkü halini düşündükçe daima mahzun olurdu. Cenabı hakk'ın o gün kusur işleyenleri affettiğine dair nazil olan ayeti kerimeden sonra Müslümanlar ancak teselli bulmuşlardı.
Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hicretin dördüncü yılında Zatur Rika Gazvesi'ne çıktığı zaman Hazreti Osman'ı Medine'de kaim makam olarak bırakmış, Hazreti Osman bunu takip eden kazalara iştirak etmiş, daha sonra Hudeybiye musalahası esnasında ehli İslam tarafından Kureyş'e sefir olarak gönderilmiş, o zaman Şems tarafından şehit olduğu şayi olunca Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ashabından Beyatür Rıdvan unvanıyla meşhur olan Beyati almıştı. Hazreti Osman radiyallahu anh bunu takip eden Hayber kazasına Mekke'nin fethine, Hevazin Harbi'ne iştirak etmiş, Tebük kazasında İslam ordusunun üçte birini yalnız başına teçhiz etmişti, donatmıştı. Hatta Nebiyi Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Osman'ın yaptığı bu külliyetli yardımdan fevkalade mahsus olarak minbere çıkıp ya Rabbi ben Osman'dan razıyım. Sen de razı ol diye dua buyurmuşlardır. Ebu Mesud anlatıyor.
Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemle bir gazada beraber bulunuyorduk. Herkes acıkmıştı. O kadar ki Resulü Ekrem'in yüzünde üzüntü ve sıkıntı alametleri görülmeye başlamıştı. Münafıklarsa için için seviniyorlardı. Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu hale bakarak gün batmadan Cenabı hak rızkınızı gönderecektir buyurdu. Hazreti Osman, peygamberin sadık lisanından sadır olan bu vaade mutlaka yerine geleceğinden emin olarak kalktı ve on dört deveyi sırtındaki gıda maddeleriyle birlikte satın alarak bunların dokuzunu efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin yanına gönderdi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem develeri görünce bunların ne olduğunu sordu. Ona bunlar Hazreti Osman'ın hediyeleridir denildi.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem kollarını altı görünecek derecede kaldırarak ya Rabbi, Osman'a şunu şunu bahşet diye dua etti ki daha önce hiçbir kimseye böyle dua ettiğini görmemiştim ve işitmemiştim. Tebük Gazvesi ve Hazreti Osman. Arap Hristiyanlar her akle müracaat ederek Araplar arasında çıkan peygamberin öldüğünü, diğer taraftan Arapların da kıtlığa uğradıklarını haber verip Hristiyanlık namına hareket zamanının geldiğini bildirmişlerdi. Herakle de Sanat adında bir kumandanı kırk bin askerle göndermişti. Durumdan haberdar olan Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazırlıklara başlamış ve komşu Arap kabilelerine mektuplar göndererek onları da yardıma teşvik etmişti. Abdurrahman bin Habbab es-Sülemi'nin rivayetine göre peygamber sallallahu aleyhi ve sellem minbere çıktı. Bir konuşma yaptı ve herkesi Yeyüşül Usre'ye yardıma çağırdı.
Bunun üzerine Osman bin Affan bütün koşumları ve teçhizatıyla yüz deve hazırlayacağım dedi. Daha sonra Mirkat bir konuşma yaptı ve o da halkı orduya yardıma teşvik etti. Osman bin Affan bu defa yine bütün teçhizatıyla yüz deve vereceğim dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme baktım. Hayretle elini sallayarak bu yardımı Osman'ın bundan sonra yapacaklarının hepsine kefaret olur diye üç defa tekrarladı. Diğer bir rivayette Osman üç yüz deveyi, koşum ve teçhizatıyla vermeyi vaat edince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem minberden artık Osman'a bundan sonra yapacağı işlerden hiçbir zaman zarar gelmez buyurdu. Abdullah bin Semure anlatıyor. Use ordusu hazırlanırken Osman bin Affan Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme bin dinar getirdi ve peygamberin kucağına boşalttı.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem onları elinde çevirerek bugünden sonra Osman'a yaptıklarından dolayı zarar gelmez diye üç defa tekrarladı. Katade, Hazreti Osman'ın Tebük Savaşı'nda içlerinde elli de at bulunan bin deve hazırlamayı üstüne aldığını, Hasan Basri hazretleri de dokuz yüz elli deve ve elli at hazırladığını söylüyor. Hazreti Osman'ın bazı vakalarda bulunamayışının sebepleri. İbni Ömer radiyallahu anhuma der ki, Mısır ahalisinden bir kimse gelip bana ey İbni Ömer, Osman'ın Bedir kazasında bulunmadığını biliyor musun dedi. Ben de, evet biliyorum. Hakikaten Osman, Bedir kazasında bulunamadı diye cevap verdim. Yine o kimse Osman'ın Beyatür Rıdvan'da yani Hudeybiye vakasında bin beş yüz kadar Ashab-ı Kiram biat ederlerken orada bulunmadığını biliyor musun dedi. Ben de cevaben evet, hakikaten Osman Beyatür Rıdvan'da bulunamamıştı dedim.
Sonra o kimse, İbni Ömer'in bu cevapları kendi itikadına tamamıyla mutabık olarak Hazreti Osman radıyallahu anh'ın Kadri güya tenkis edildiğinden mesur olmakla Allahü Ekber deyince İbn-i Ömer radıyallahu anh o kimseye hitaben şimdi sen yanıma gel de hakikati hali sana beyan edeyim. Hazreti Osman'ın Bedir kazasında bulunamayışının sebebi Osman'ın tahtı nikahında bulunan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kelimei muhteremeleri Rukayya radiyallahu anha maraz-ı mevt ile marıyız idi. Yani ölüm döşeğindeydi. Müşarun ileyhanın hem hastalığına bakmak ve hem de vefat eylediğinde onun teçhiz ve tekfini ile meşgul olmak için Hazreti Osman'ın hanesinde kalması emri irade buyruldu. Hatta Hazreti Osman biraz tereddüt gösterdi. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazreti Osman'a hitaben muhakkak sana Bedir gazasında hazır bulunan kimseye ahirette verilecek ecir ve sevap vardır.
Ayrıca orada bulunan bir kimsenin ganimet malından alacağı hisse kadar sana verilecektir diye tebşir buyurdu, müjdeledi. Onun üzerine Hazreti Osman hanesinde kaldı. Hazreti Osman'ın Hudeybiye vakasında yani Beyatü'r Rıdvan'da bulunamamasına gelince eğer Mekke-i Mükerreme'de Hazreti Osman'dan daha aziz bir kimse bulunsaydı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Hazreti Osman'ın yerine Mekke-i Mükerreme'ye elçi olarak onu gönderirdi. Yani onun yerini tutacak ve bu işi yapacak başkasını bulamadı ve onu gönderdi. Beyatür Rıdvan, Osman radıyallahu anh Mekke'ye gittikten sonra vukua geldi. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mübarek sağ elini sol eli üzerine vurup işte şu elimin bey'atı da Osman için olsun buyurdu. Sonra İbni Ömer Radıyallahu Anh o Mısırlıya hitaben al şimdi suallerinin susturucu cevabını, bu cevaplar beraberinizde olduğu halde gidin dedi.
Yani Hazreti Osman Radıyallahu Anh'ın kadrini tenkis ile taip yollu itikadınızı tashih ediniz demektir. Yani onun kaderini küçülterek ayıplayacağınızı düşünüyorsanız ve bu şekilde bir düşünceniz varsa bu düşüncenizi düzeltiniz dedi. Hakikaten Osman Radıyallahu Anh'ın zevcesi Nuri mücessem Hazreti Rukayya'nın vefatı, Bedir Muzafferiyetinin tebşiri için Medine'ye gelen Zeyd bin Harise'nin geldiği güne tesadüf eyledi. Hatta Zeyd bin Harise'nin oğlu Usame'de Rükayya radiyallahu anha'nın maraz-ı mevtinde olması hasebiyle Hazreti Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin emriyle Medine-i Münevvere'de kalmış idi. Kıymetli din eycilerimiz bugünkü İhsan Mektebi programımızın bu bölümünde Hazreti Osman Zinnureyn efendimizin hayatından bir kesiti sizlere aktarmaya çalıştım. Bir sonraki bölümde buluşuncaya dek Allah'a emanet olunuz.