Değerli dinleyicimiz İhsan Mektebi program mısın bugünkü bölümüne Hazreti Osman Zennureyn efendimizin devrindeki vakalardan, olaylardan inşallah söz ederek devam ediyoruz. Hazreti Osman Radıyallahu Anh zamanında pek çok ülkeler fetholunmuş, memleketi İslami'ye, Devleti Muhammediyye, maşrıktan mağribe kadar genişleme yolunu tutmuştur. Cenab-ı Hakk'ın Allah içinizden iman edip de salih amel ve hareketlerde bulunanlara teminat ile vaat etti ki kendilerinden evvel gelenleri nasıl kafirlerin yerine getirip hakim kıldıysa, onları da yeryüzünde muhakkak müşriklerin yerine geçirip hükümran edecek, onlara kendileri için razı olduğu dini her halükarda payidar kılacak, onların korkularını giderdikten sonra hallerini kati bir emniyete tebdil edecektir. Ta ki onlar bu emniyet içinde ibadet etsinler, bana hiçbir şeyi ortak tutmasınlar.
Kim bundan sonra nankörlük ederse, artık onlar fasıkların ta kendileridir, ayet-i celilesiyle ve O Allah ki Resulünü hidayet ve hak din ile bütün dinlere galip getirmek için gönderdi. Müşrikler istemeseler bile ayet-i celilesiyle ettiği vaatler tahakkuk etmiş bulunuyordu. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de hadis-i şerifte Kayser helak olduktan sonra Kayser gelmeyecek. Kisra helak olduktan sonra da Kisra gelmeyecek. Nefsim kudret elinde bulunan Cenab-ı Hakk'a kasem ederim ki bunların hazineleri Allah yolunda infak olunacaktır, buyurduğu vechile bütün bunlar Hazreti Osman'ın zamanında neticesi ve tahakkuku görülmüş tebşirat-ı ilahiye ve nebeviye cümlesindendir. Ömer bin Hattab radıyallahu anh irtihal edip Hazreti Osman halife olduğunda Hazreti Ömer'in irtihalini fırsat bilen Rum Kayseri Şam Valisi Muaviye'nin üzerine yürüdü.
Hazreti Osman radiyallahu anh bunu duyunca Abdullah bin Ebi Serh'i ve Abdullah bin Zübeyr'i yardıma gönderdi. İki ordu birbirine yaklaşıp harp günü de belli olmuştu. Abdullah Bin Zübeyr, Abdullah Bin Ebi Serha Rum ve Frenklerin askerleri çok, Müslümanların azdır. Onları ancak hile ile yeneriz. Henüz harp başlamamışken sen askerinle beni bekle. Benim tarafımdan tek bir sesini duyduğun zaman Rum ve Frenk askerlerine saldır, harbe başla. Onların padişahlarının ordudan ayrı bir yerde, tavus kanadından yapılan gölgelikte birkaç şarkıcıyla beraber oturduklarını haber aldım dedi. Abdullah Bin Ebi Ser hazır vaziyette beklerken Abdullah Bin Zübeyr otuz asker ile elçi gibi gitti. Rum ve Frenk askerlerine haber verildi.
Kayseri'nin bulunduğu yere yaklaşınca yanındaki otuz askere siz düşman askeriyle benim aramda durun, beni görmesinler, eğer görürlerse onları bir zaman oyalayın, benim bir işim var, dedi. Abdullah, Kayseri'in çadırına girdi. Çadırdaki cariyeler kendilerini Kayser'in üzerine attılar. Üçünü de kılıçla öldürüp tek bir getirdi. Otuz askerde yüksek sesle tek bir getirdiler. Bu tekbirleri hazır vaziyette bekleyen Abdullah bin Ebi Serh duyup Rum ve Frenk ordusuna saldırdı. On bine yakın düşman askerini kılıçtan geçirdiler. Bu zafere Abdullah bin Zübeyr Hazretleri'nin kahramanlığı sebep oldu. Rum şehirlerinden birkaçı Müslümanların eline geçti. Abdullah bin Ebiser, Medayin vilayetini ele geçirip haraç aldı. Hicret'in yirmi altıncı senesinde Hazreti Osman, Harem-i Şerif etrafından birçok evler yıktırdı. Böylece Mescid-i Nebevi'yi genişletti.
Hicret'in yirmi sekizinci senesinde Horasan halkının emir dinlemedikleri haberi geldi. Oraya Sa'd Bin As'ı gönderdi. Aynı sene Muaviye İstanbul'a gidip gaza aitti. Yemenli bir Yahudi olan Abdullah bin Sebe, Hazreti Ömer'in halifeliği zamanında Müslüman olmuştu fakat Yahudi kini kalbinden çıkmamıştı. Bozuk fikirleriyle Müslümanlar arasında fitne çıkarmak istedi. Fakat Hazreti Ömer'in şiddeti, tedbirli hareketleri bozuk fikirlerini açığa vurmasına mani oluyordu. Hazreti Osman radıyallahu anh zamanında bozuk fikirlerini açığa vurmaya başladı. Halka Hazreti Osman'ın üzerine yürümek ibadettir fikrini telkin etti. Mısır halkından bir grup Hazreti Ali'nin, bir kısım Basrallar Hazreti Zübeyr bin Avvam'ın ve bir kısım Kufeliler de Hazreti Talha'nın huzurlarına geldiler. Bu büyüklerin nasihatleriyle fikirlerini düzelttiler. Fakat bunlar sonradan yine fitne çıkarmak için toplandılar.
Hazreti Osman'ı ilzam etmek, susturmak veya halifelikten indirmek ve daha da olmazsa öldürmek üzere karar aldılar. Hazreti Osman'ın üzerine yürüdüler. Hazreti Osman'a dokuz sual sordular. Bir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve Şeyheyn Hazretleri Arafat'ta namazı kasrettiler. Siz niçin tamam kıldınız? Hazreti Osman cevaben İslam dini yayıldı. Şark ve kalpten yeni Müslüman olanlar gelip Arafat'ta toplandılar. Eğer namazı tam kılmasaydım etraftan gelen yeni Müslümanlar namazın öyle kılınacağını zannedip hataya düşerlerdi. Kasretmenin, kısa kılmanın sünnet olduğunu bilmezlerdi, buyurdular. İki. Resulullah ve Şeyheyn Hazretleri, Ebu Zer'i mükerrem tutarlardı. Sen ise Medine'den çıkardın. Hazreti Osman, cevabında Ebu Zer, Şam'da Muaviye'nin yanında bulunuyordu. Muaviye Beytülmal yani Mali Müslimin'e malullah dedi.
Ebu Zer de malları bildiğin gibi sarf etmek için Mali Müslimin'e malullah diyorsun. Bunun cevabını Hak Teala'ya ahirette vereceksin. Malik-i Müslimin dememenin cevabını Müslümanlara da vermen lazımdır, dedi ve Muaviye onu Şam'dan Medine-i Münevvere'ye gönderdi. Önceleri, zekatı amiller toplardı. Şimdi sen mal sahiplerinin isteğine bıraktın. Böylece herkes gönlünün istediğine zekatını veriyor, diye üçüncü sorularını sordular. Hazreti Osman cevabında amiller aldıkları zekat mallarını ziyan eder ve mal sahiplerinden zorla ve istemeyerek alırlar. Mal sahiplerini serbest bırakarak Beytülmal'e kendi istekler ile getirmelerini temin ettim buyurdu. Dördüncü soru. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hakem Bin As'ı ve Mervan Bin Hakem'i nifakları sebebiyle Medine-i Münevver'den dışarı sürmüştü. Siz onları niye Medine'ye getirdiniz?
Hazreti Osman, Resul-i Ekrem Hazretleri'nin son hastalıklarında onları getirmek için izin istemiştim. Bunu Ebubekir ve Ömer'e söyledim. Şahit istediler, şahit bulunamadı. Ben halife olunca Resulullah'tan aldığım izin ile onları geri getirdim cevabını verdi. Beşinci soru. Beni Ümeyye'ye yani akrabana, kendi kavmine ihsanını artırıyorsun, onların maişetini fazlalaştırıyorsun. Hazreti Osman Radıyallahu Anh biliyorsunuz ki Hak Teala bana mal ve servet vermiştir. Akrabama ihsanımı kendi öz malımdan yaparım. Şimdiye kadar Beytülmal'den onlara hiçbir şey vermiş değilim. Bu beğenilen huyumdan, bu yaştan sonra vazgeçemem, buyurdu. Altıncı soru. Kuran-ı Kerim'den birkaç nüsha hariç diğerlerini niçin yaktın? Hazreti Osman, cevabında, Kuran-ı Kerim'in rivayetlerinde ihtilaf olduğunu bana etraftan bildirdiler.
İslam dininde bir fitne çıkmaması için ashabın kurrasının icmaıyla bir imam nüshac cem edip ertibi değişik diğer nüshaları yaktım, buyurdu. Yedinci soru. Hazreti Ebu Bekir, Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme hürmeten minberde bir basamak aşağıda durdu. Hazreti Ömer radiyallahu anh da Hazreti Ebu Bekir'e hürmeten bir basamak aşağıda durdu. Halbuki siz Resulullah'ın durduğu basamakta durdunuz. Bunun sebebi nedir? Hazreti Osman, cevabında, bu kaideyi devam ettirseydim, bir zaman sonra kuyu kazıp içinde hutbe okumak icap edecekti, dedi. Sekizinci soru. Hayvanlarımızın bakiyde otlamalarını niçin yasak ettin? Hazreti Osman radıyallahu anh, Beytülmal'in hayvanlarının yemesi için diğer hayvanlara yasak ettim, cevabını verdi. Ve dokuzuncu soru. Siz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzüğünü kaybettiniz.
Hazreti Osman radiyallahu anh da Ashab-ı Kiram'ın gözleri önünde eris kuyusuna düştü. Çok aradık bulamadık. O şereften mahrum kaldık, buyurdu. Böylece Hazreti Osman radıyallahu anh'ı ilzam etmek, sorular sorarak ona cevap veremeyecek vaziyete düşürmek isteyen İbn-i Sebe'nin fitnesine kapılmış kimseler, her sorduklarına tahmin edemeyecekleri cevaplar alarak kötü vaziyete düştüler. Hazreti Ali'nin de gayretiyle bir fitne çıkması önlenmiş oldu. Şimdi Hazreti Osman Zinnureyn Efendimiz'in şemail ve fezailine dair birkaç hususu nakletmek istiyorum sizlere. Osman Zinnureyn radıyallahu anh'ın babası Affan İbni Ebil As bin Ümeyye bin Abdüşşems bin Abdi Menaf'tır. Validesi de Kureyz bin Rebiha bin Habib bin Abdüşşems bin Abdi Menaf'ın kızı Erva Hatun olup onun validesi de ceddi a'la I Nebi olan Abdülmuttalib'in kızı Ümmi Hakim'dir.
Hazreti Osman Zinnureyn radıyallahu anh orta boylu, iri kemikli, güzel yüzlü, büyük sakallı ve esmerüllevn idi. Esmer renkliydi. Alim, Fazıl, abid, salih, sahih, Kerim, halim ve selim pek nazik, mahcup ve Kureyş indinde gayet memduh ve Mahbubü'l Kulub idi. Yani övülür ve sevilir idi. Hazreti Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh'ın daveti üzerine iman edenlerin birincisidir. İbtida Habeşistan'a ve sonra Medine-i Münevvere'ye hicret etmiştir. Ve Te'îd-i Dini İslam için maalen dahi çok hizmet etmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Osman cennette benim refikımdır, buyurmuştur. Ebu Musa el-Eş'ari radıyallahu anh der ki hanemden abdest alıp çıktıktan sonra bugün akşama kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin maiyeti seniyelerinde alet devam bulunacağım diye niyet eyledim. Resulullah şu tarafa çıktı dediler.
O tarafa Esri Risalet Penahi'yi takip ederek çıktım, gittim. Ta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Mescid-i Kuba yanında Bri Eris adıyla meşhur bir bostan içine girmişti. Orada buldum. Sonra da o bostanın kapısında oturdum. O bostanın kapısı da hurma dallarındandı. Biraz kapıda dinlendim. Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri abdestini aldıktan sonra Huzur-i Risalet Penahi'ye vardım. Bir de baktım ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Bihr-i Eris'in kenarında yani Eris kuyusunun kenarına kuşağına, bileziğinin üzerindeki kısma mevsimin şiddeti hararetinden serinlik için mübarek iki bacağını açık olarak sarkıtıp oturmuştu. Sonra ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine selam verdim. Dönüp bostanın kapısında bekledim. Bugün ben Resulullah'ın bavbabı olacağım dedim. Yani kapıcısı olacağım dedim.
Sonra Ebubekir gelip, Bri Eris'in kapalı kapısı önünde kapıyı istizan yollu defeyledi, yani eliyle itti. Bu kimdir, dedim. Ebu Bekir'im, dedi. Ben, dur sabret, istizan edeyim, dedim. Yani izin isteyeyim dedim. Sonra huzuru'yı Risalet benahiye varıp, ya Resulallah, işte Ebubekir kapıdadır. Efendimizin huzurlarına duhulü için istizan ediyor, dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri cevaben ona izin ver, hem de cennet ile tebşir eyle müjdele, buyurdu. Hemen kapıya gittim. Haydi giriniz. Hem de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri seni cennetle tebşir buyuruyor dedim. Hemen Hazreti Ebu Bekir, huzur-ı Risaletpenahiye gidip sağ tarafına tıpkı Rasulullah'ın yaptığı gibi çıplak iki bacağını kuyuya sarkıtıp oturdu. Sonra ben avdet edip kapının iç tarafına oturdum.
Halbuki ben evvelcem biraderimi abdest alıp arkamdan iltihak etmek üzere Allah Teala Hazretleri biraderime hayır murat ederse Amir veya Mecdi isminde biraderimden biri gelir de belki cennetle mübeşşer olur diye arzu ettim. Ben böylece muntazırken beklerken birisi gelip kapıdan istihzan eyledi. Kimdir, dedim. Ömer bin Hattab'ım, dedi. Onun için de evvelki gibi istihzan eyledim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bana cevaben sen ona izin ver ve cennetle tebşir eyle, buyurdu. Ben de Hazreti Ömer'e hitaben giriniz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sizi cennetle tebşir buyurdu dedim. Hazreti Ömer de Allahü tealaya hamd ve şükrederek içeri girdi. Huzur-ı Risaletpenahiye girip tıpkı Hazreti Ebubekir gibi bacakları çıplak olduğu halde kuyuya sarkıtıp Resulullah hazretlerinin yanında sol tarafına oturdu. Sonra ben gidip kapının iç tarafına oturdum.
Kendi kendime Allahü Teala Hazretleri biraderime hayır murat ederse şimdi buraya getirir diye dua ve temenni etmekteyken istihzan yollu bahçe kapısını biri salladı. Kimdir, dedim. Cevaben Osman Bin Affan'ım dedi. Ben, dur biraz bekle, istihzan edeyim, dedim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanına gidip haber verdim. Resulullah Hazretleri biraz sükut ile tevakkuftan sonra bana cevaben sen ona huzuruma gelmek için izin ver ve onun üzerine gelecek belalar ve duçar olacağı felaketler üzerine cennet ile tebşir eyle buyurdu. Ben gelip Osman'a hitaben içeriye giriniz. Rasulullah seni cennetle tebşir buyurdu. Fakat sana isabet edecek ve senin duçar olacağın bir belva, beliyye ve felaket üzerine dedim. Sonra Osman, Allahü Teala'ya hamdu sena ederek ve Allahü'l müstahan yani Allah Muinimiz olsun diyerek içeri girdi.
Huzur-u Risalet-menahiye vardığında mezkur kuyunun kuşağında bileziğinde oturacak yer yoktu. Hazreti Osman, Resulullah Hazretlerinin muache ve mukabelesinde kuyunun başka tarafına oturdu. Bazı ulema Osman Radıyallahu Anh Hazretlerinin şu hali onun kabrinin hücre-i mutahhara'da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ile Ebubekir ve Ömer radıyallahu anhüma hazeratının yanında olmayıp ayrıca Baki I Şerif'te mukabele ve muvacehe I Hücre-i Mutahhara'da olacağına işarettir, dediler. Hakikaten Mucizei Nebeviye olarak Hazreti Osman radıyallahu anh'ın şehadetine sebep olan büyük beliyye ve fitne zuhura gelmiştir. Derdi dinleyeceğimiz Hazreti Osman, Zinnureyn efendimizin inşallah özelliklerini sizlere aktarmaya devam edeceğiz İhsan Mektebi programımızda. Tekrar görüşmek dileğiyle. Allah'a emanet olunuz.