Hazreti Ömer'in Hayatı ve İslami Fetihler kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde birlikteliğimiz devam ediyor sevgili dinleyiclerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ömer'ül Faruk isimli eserini seslendirmeye devam ediyordum ve Mısır seferi ile inşallah sohbetimiz devam edecek. Amr Bin As radiyallahu anh evvela Fustat Kalesi'ni muhasara edeceği sırada Hazreti Ömer'den…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde birlikteliğimiz devam ediyor sevgili dinleyiclerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ömer'ül Faruk isimli eserini seslendirmeye devam ediyordum ve Mısır seferi ile inşallah sohbetimiz devam edecek. Amr Bin As radiyallahu anh evvela Fustat Kalesi'ni muhasara edeceği sırada Hazreti Ömer'den Kuvay-ı İmdadiye yardım kuvvetleri istemişti. Hazreti Ömer de dört bin asker göndererek kumandanlarından her birinin bin askere muadil olduğunu söylemişti. Bunlar meyanında Zübeyr bin Avvam, Ubade İbn-üs Sabit, Mikdad bin Amr, Mesleme bin Muhallet Azeratı bulunuyordu. Zübeyr bin Avvam'ın kudret-i askeriyesini nazarı dikkate alarak, Amr bin As muhasara vazifesini ona tefviz etmişti. Hazreti Zübeyr de kalenin etrafını teftiş ederek mancınıkla kaleye taş atmaya başlamıştı. Muhasara yedi ay devam etmişti.
Bir gün Zübeyr kendisini Müslümanlar uğrunda fedaya amade olduğunu söyleyerek ve kılıcını çekerek kalenin duvarına ipten merdivenler germiş. Bazı ashap da Zübeyr'e refakat etmişler. Allahu ekber sadalarıyla kalenin duvarına çıkmışlar, Hristiyanlar Müslümanların kaleye girdiklerini zannederek kaçmaya başlamışlardı. Hazreti Zübeyr duvardan atlayarak kapıları açmış, İslam askerleri içeri girmişler, mukavkıs da sulha talip olduğundan sulh akdedilmişti. Herakle sulhu kabul etmeyerek bir kuvvet gönderip, Mukavkıs'ı İskenderiye'de Müslümanlarla harbe teşvik etmişti. Fustat Kalesi'nin zaptını müteakip, Hazreti Amr Bin As İskenderiye'ye hareket etmiş ve hareket esnasında çadırına bir güvercin yuva yaptığından çadırı sökülmeyerek misafirin izaç edilmemesini sıkıntıya sokulmamasını temin etmişti.
İskenderiye'nin fethinden sonra Hazreti Amr'ın tensebi üzerine bu sahada yeni bir şehir inşa edilmiş ve bu şehre Füstat namı verilmişti ki çadıra Arapçada Füstat namı verilmektedir. Muaviye bin Hudeyc zafer haberini Hazreti Ömer'e götürmüştü. Hazreti Ömer de haberi alınca secdeyi şükrana kapanmıştı. Muaviye'yi evine götürerek izaz eyledi. Muaviye'ye evvelce doğrudan doğruya niçin eve gelmediğini sorunca istirahat zamanında rahatsız etmek istemediğini söylemiş, Hz. Ömer de Gündüzün istirahat edecek olursam meşakkatengiz vazaifemi kim görecek? Demişti. Sariye bin Zeniyy-i Mutdueli İranlılarla bir orduda cenge tutuşmuştu. İranlılarsa her taraftan istimdad ile asker toplamışlar ve asakir-i İslamiyeyi ihata etmek üzereydiler. İslam askerlerini kuşatmak üzereydiler. İşte o zaman Hazreti Ömer Medine-i Münevvere'de minber üzerinde hutbe okurken Cenabı Hak ordunun halini ona keşfettirdi.
Esna-yı hutbede Ya Sariye El Cebel, El Cebel diye nida etti ki ey Sariye, dağa, dağı demektir. Onun sesini Sariye ve Rüfekası işitip arka taraflarındaki dağa istinat etmişler ve düşman yalnız bir yüzden gelerek bozulmuş ve ehli İslam galip ve muzaffer olmuştur. Hazreti Ömer'in Ya Sariye El Cebel El Cebel demesi üzerine cemaatin taaccümünü mucib olmakla Ashab-ı Kiram'dan bazıları Ali Hazretlerine gelip Emîrul Muminin hutbe esnasında münasebetsiz olarak Ya Sariye El Cebel, El Cebel demesi ne ola dediklerinde, Hazreti Ali Emiri'l Müminin manasız söz söylemez. Bir aslı olmak gerektir. Bugünü bekleyiniz, bakalım ne zuhur eder? Demişti. Sariye tarafından Fethihame ile gelen müjdeciden istihza olundukları açıklama istendiğinde, o gün meydan-ı harpteyken Hazreti Ömer'in sesini işittiklerini ve geri çekilerek daha istinat ettiklerini ve bu vechile muzaffer olduklarını beyan etmiştir.
Hazreti Ömer'in Hayatı ve İslami Fetihler ne anlatıyor?
Hazreti Ömer'in Hayatı ve İslami Fetihler kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde birlikteliğimiz devam ediyor sevgili dinleyiclerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ömer'ül Faruk isimli eserini seslendirmeye devam ediyordum ve Mısır seferi ile inşallah sohbetimiz devam edecek. Amr Bin As radiyallahu anh evvela Fustat Kalesi'ni muhasara edeceği sırada Hazreti Ömer'den…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hazreti Ömer'in on senelik zamanı hilafetinde Mısır, Irak, Cezire, Özbekistan, Irakı Acem, Azerbaycan, Paris, Kirman, Horasan ve Mikra ile bulujistanın bir kısmı fethedilmişti. Muhtelif cephelerde Mücahidini İslam'ın adedi yüz yirmi bini geçmişti. İranlıların muhteşem teçhizatına mukabil Arapların silahları pek basit idi. Hatta Kadisiye Harbi'nde Araplarla alay ederek oklarına çuvaldız demişlerdi. Müslümanlar bilhassa hais oldukları istikamet ve namuskarlıklarıyla mağlup milletleri meftun etmişlerdir. Hatta Müslümanlar Suriye'yi tahliyeye mecbur kaldıkları zaman bütün Hristiyanlar müteessir olmuşlar, Müslümanların tekrar avdeti için dua etmişler, Bizans İmparatorluğu'na tekrar baş eğmemek için ant içmişlerdi. İskender ve Cengiz fütuhatlarında zulüm ve katliamla hareket ettiklerinden idareleri yaşayamamıştı.
Fakat Hazreti Ömer Radıyallahu Anh'ın devr-i fütuhatında adalet ve insaf hududu hiçbir zaman tecavüz edilmemişti. Bir insanın hayatına suikast etmek bir tarafa, bir ağaç bile kesilmemişti. Çocuklarla ihtiyarlar her taarruzdan mason tutulur, hiçbir Müslüman düşmanına hıy etmez, verdiği sözden geri dönmez de. Kumandanlara şu emir verilirdi: Düşmanla dövüştüğünüz zaman gadretmeyiniz. Kimsenin aza ve cevahirini kesmeyiniz. Çocuklara ilişmeyiniz. Teslim olduktan sonra tekrar silaha müracaat ederek isyan edenler taahudatı sabıkalarını ifa ettikleri takdirde, yani önceki sözlerini yerine getirdikleri takdirde affolunurlardı. Hazreti Ömer zamanından önce Arabistan'da bir tarihi mahsus yoktu. Belirli bir tarih, belirli bir takvim yoktu. Bir defa Ka'b Bin Lüeyyin ve daha sonra fiil hadisesi tarihe mebde başlangıç olarak kabul olunmuştu.
Hicretin yirmi birinci senesinde Hazreti Ömer'e üzerinde Şaban ayı yazılı bir senet getirilmişti. Hazreti Ömer bu senenin geçen senenin Şaban'ı mı yoksa sene-i haliye yani şimdiki yılın şabanı mı olduğunu sordu. Bunun üzerine Meclis-i Şura toplanarak Hazreti Ali'nin tavsiyesi üzerine Hicret-i Muhammediye sallallahu aleyhi ve sellemin tarihe mebde olması başlangıç olması ittifak-ı ara ile görüş birliğiyle, oy birliğiyle kabul edildi. HAZRET-İ ÖNER'İN ŞAHADETİ. Hz. Ömer Radıyallahu Anh'ın katili Medine'de Muğire Bin Şube Radıyallahu Anh'ın kölesi Firuz adında künyesi Ebu Lüblü olan bir ateşperest olup lülgerlik, demircilik ve nakkaşlık yapan bir sanatkardı. Firuz bir gün Hazreti Ömer'e müracaat ederek Muhire'nin kendisinden aldığı yevmiyenin ağır olduğunu şikayet etmişti. Hazreti Ömer yevmiyenin miktarını sormuş, iki dirhem olduğunu öğrenmişti.
Bunun üzerine Hazreti Ömer de yevmiyesinin çok olmadığını söyleyince Firuz da kızarak ayrılmıştı. Ertesi gün Firuz elbisesinde sakladığı bir hançerle sabah namazı vakti camiye girdi. Hazreti Ömer mihraba geçmişti. Namaza başlar başlamaz Firuz gizlendiği yerden çıkarak Hazreti Ömer'i altı yerinden yaraladı. Darbelerden biri Hazreti Ömer'in karnına isabet etmişti. Hazreti Ömer derhal yerine Abdurrahman Bin Avf'ı geçirmiş, kendisi de Bihuş olarak yere düşmüştü. Bir Rus birkaç Müslümanı daha yaraladıktan sonra kendisi de intihar etmişti. Hazreti Ömer evine götürüldü. İfakat bulduğu zaman, kendisine geldiği zaman kendisini kimin vurduğunu sual etti, Firuz olduğu haber verilince bir Müslüman tarafından vurulmadığı için Cenabı Allah'a şükretmişti. Hz.
Ömer oğlu Abdullah'ı çağırarak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yanına defnolunması için Hazreti Aişe'den müsaade istihsal etmesini talep etmek üzere gönderdi. Abdullah, babasının selamını tebliğ ile Hazreti Aişe'den babasının ricasını talep etti. Hazreti Aişe'de o yeri kendim için ayırmıştım fakat rızayı hatırla Hazreti Ömer'e terk ediyorum dedi. Ömer de en büyük arzum buydu dedi. Çok memnun oldu. Hazreti Ömer'e riyaseti devleti kime tefviz etmek istiyorsa tasrih etmesi açıklaması rica edilmişse de o müspet bir cevap vermedi. Aslında Hazreti Ömer kendisinden sonra makamına Eşere-i Mübeşşere'den Ebu Ubeyde İbnü'l Cerrah'ı münasip görüyordu. Fakat Ebu Ubeyde Şam'da başkumandan iken taundan elli sekiz yaşındayken, Remle ile Kudüs arasında Amvas Karyesi'nde hastalanarak Umya Karyesi yakınında irtihal-i dar-ı beka eylemişti.
Kabri şerifi, Gadiban nam mahallesindedir. Ebu Ubeyde'nin nesebi yedi batın yukarıda Fihrde sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle birleşiyor. Bedir kazasında küffar tarafından olan pederini katletmiş, tarafı Risalettenahi sallallahu aleyhi ve sellemden Eminul umme lakabıyla telkib buyurulmuştu. Hazreti Ebu Bekir nazarında da Ebu Ubeyde'nin mevkii yüksek idi. Nitekim İrtihal-i Nebevi sırasında Ensardan Sa'd Bin Ubade'nin reis olmak üzere Sakife içtimaında iddiada bulunduğu sırada Hazreti Ebu Bekir namzet olarak iki zattan birinin intihab edilmesini tavsiye etmiş, bir eliyle Hazreti Ömer'i, diğer eliyle Ebu Ubeyde İbnü'l Cerrah'ı göstermişti. Ebu Ubeyde'nin irtihalinde hanesinden yalnız silahları, bir koyun postu ve bir su testisi kalmıştı. Hazreti Ömer'in de kendisini istihlaf için aradığı, yani halife olarak bırakabileceği bir zat olup irtihalinden sonra bu babda müterreddit kalmıştı.
Ali bin Ebi Talib abid, zahit, mücahit, bir hırka ve bir lokmaya kani bir zat-ı celilü'l-menakıb olup Hazreti Ömer de onun hilafete ehliyetini tasdik eyleyip Aşere-i Mübeşşereden diğerlerine tercih eylerdi. Fakat kati karar vermeden şehadetini mucip vaka zuhura gelmişti. Hatta Abdullah bin Abbas der ki: Bir gün Ömer'in yanına vardım. Kendisini mağum üzüntülü gördüm. Dedi ki: Emri hilafette ne yapacağımı bilmiyorum. Kalkıp oturuyorum, bu babda mütehayyerim. Dedim ki: Ali'ye meyil ve rağbetin var mı? Dedi ki: Alet-Tahki kesinlikle Ali bu işe ehildir. Fakat mizacında biraz mizaha meyil vardır. Benden sonra o halife olursa muhakkak sizi bildiğiniz tarik-ı Hakk'a sevk ve terkib eder rey ve itikadındayım, görüşündeyim. Dedim ki, Osman hakkındaki görüşün nedir? Dedi ki, onu istihfaf etsem, halife olarak bıraksam, İbn Ebi Muayt'ı nasıl başına bela eder.
Arap da ona iltifat etmez olur, nihayet kendisinin boynunu vururlar. Vallahi ben onu ihtilaf etsem öyle yapar. Arap da böyle yapar. Hazreti Ömer mecruh olduğu sırada, yaralı olduğu sırada namazı kıldırmak üzere Abdurrahman bin Avf'u tevki etmişti, vekil bırakmıştı. Evine götürüldükten sonra Ebu Ubeyde berhayat olsa, yaşasa onu istihfaf ederdim ve niçin ettin diye tarafı ilahiden sorulduğunda Ya Rab, Resulün Ebu Ubeyde bu ümmetin eminidir dediğini işittim diye cevap verirdim. Ve Ebu Huzeyfe'nin azatlı kölesi salim berhayatı olsa onu ihtilaf ederdim ve Rabbim sual ederse Resul sallallahu aleyhi ve sellemin Salim Allah'ı en ziyade 7 zattır dediğini işittim diye cevap verirdim dedi. Sonra oğlu Abdullah'ı istilafet denildik de bir haneden bir kurban yetişir dedi. Sonra Abdurrahman bin Avf'ı çağırdı.
Ona ben seni veliaht eylemek istiyorum deyince o da bana kabul et diye rey-ü nasihat eyler misin? Dedik de edemem dedi. Bunun üzerine Abdurrahman da vallahi ben de ebeden bu işe girmem dedi. Öyleyse durun. Bu işi o zatların meşveretlerine havale edeyim ki, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onlardan hoşnut ve razı olduğu halde vefat eylemişti dedi ve işi meşverete, Şura meclisine havale buyurdu. Onlar da Hazreti Ali, Hazreti Osman, Hazreti Talha, Hazreti Zübeyr, Hazreti Sa'd Bin Ebi Vakkas ve Abdurrahman Bin Avf Hazeratıdır. Oğlu Abdullah'ın da mücerret Rey vermek üzere mecliste bulunmasını tavsiye etti. Siz bu ümmetin reistlerisiniz. Hilafete içinizden birini intihab ediniz, seçiniz ve ona zahir, yardımcı ve muin olunuz, destekçi olunuz. Sizin hakkınızda nastan korkmam, sizin aranıza ihtilaf girip de nas dahi insanlar dahi ihtilafa düşer diye korkarım dedi.
Ve sonra ya Ali veliyyül emr olursan beni Haşim'i nasıl başına bağ etme. Ya Osman veli'l-emr olursan Allah için Ebi Muaytoğulları'nı nasıl başına var etme. Ya Sa'd veli'l-emr olursan Allah için akrabanı nasıl başına var etme. Abdurrahman bin Avf ne güzel sahibi Rey'dir, onu dinleyiniz, ona inkıya ediniz diye tavsiye buyurdu. Oğlu Abdullah'a da nasihat eyledi. Reylerde ihtilaf olursa ekseriyete çoğunluğa tabi ol. Eğer musavat olursa eşitlik olursa Abdurrahman bin Avf'ın bulunduğu taraftan ol. Ebu Talha'l-Ensari Hazretleri ki Ensar içinde fevkalade şecaatli olup onun hakkında Resul-i Ekrem Efendimiz orduda Talha'nın sesi cemaatten hayırlıdır diye buyurmuştur. Hazreti Ömer ona ya Eba Talha, çok defalar Allah seninle İslam'ı aziz kılmıştır. Bu defa da hizmetle erbabı meşveret bir hanede toplanacaklar. Sen de Ensardan elli kişiyle kapıda bekle, içeri kimseyi bırakma.
Ya Mikdat beni kabre koyduğunuzda erbab-ı Şura'yı topla ve bir haneye kapat. İntihap oluncaya, halife seçilinceye kadar orada tut. Ya Suheyb! Üç gün insanlara namazı sen kıldır. Ashabı Şura'nın başları ucunda dur. Beşi ittifak edip biri iba ederse, ayrılırsa kılıçla başını vur. Dördü ittifak edip ikisi muhalefet ederse ikisinin de başlarını vur. Eğer tesavi-i ara olursa, görüş eşitliği olursa Abdullah'ı hakem etsinler. Ona razı olmazlarsa Abdurrahman bin Avf'ın bulunduğu tarafla beraber olunuz, muhalefette ısrar edenleri katlediniz diye buyurdu. Aişe radıyallahu anha kendisine hücre-i saadete defnolunmak üzere ruhsat verdiğinde Hazreti Ömer de elhamdülillah en mühim işim bu idi. Vefatımda beni hücre-i saadete götürdüğünüzde yine Aişe'den izin isteyiniz. Verirse oraya defnediniz, vermezse Baki kabristanın da defnediveriniz diye tavsiyede bulundu. Sonra bir tabip götürüldü.
Göbeği altındaki yara derin ve tehlikeli olmakla tabip vasiyet eyle ya emiral müminin dedi. O da ettim dedi. Hazreti Ömer mecruh yatarken, yaralı yatarken bir gürültü olmakla nedir diye sorduğunda insanlar yanınıza girmek istiyor denildikte izin verdi. Bir güruh cemaat girip ya Emira müminin Osman'ı istihfaf et, halife bırak dediklerinde hem malı sever, hem cenneti buyurdu. Onlar çıktıktan sonra diğer cemaat Ya Miril Müminin Ali Bin Ebi Talib'i istihfaf dediklerinde, o sizi bir yola götürür ki tarik-ı Hak ancak O'dur, Hakkın yolu ancak O'dur dedi. Oğlu Abdullah pederinin Hazreti Ali'ye meyilini anlayınca ya Emiral müminin ne mani var işte onu intihab ediver dedik de, Oğulcuğum bu yükü hali hayatımızda yüklendik, hali mematımızda da öldüğümüzde de mi taşıyalım dedi. Artık kelime-i şehadet ve zikrullah ile meşgul oldu. Ve gece azmi ravda-i rıdvan eyledi.
Hicretin yirmi üçüncü senesi Zilhicce ayında suikastten üç gün sonra irtihal eylemiştir. Namazını Suheyb-i Rumi kıldırdı. Naşını Serir-i Nebevi üzerine koyup Hazreti Aişe'nin hanesine götürdüler. Vasiyeti üzerine oğlu Abdullah ya Aişe, Ömer hücre-i saadete defnolunmak üzere rica eder, izin var mı? Dedi. Hazreti Aişe de gözlerinin yaşını şahit tutarak izin verdi. Onun üzerine hücre-i saadete ithal ile Hazreti Sıddıyık'ın yanına defnettiler. Kabrine oğlu Abdurrahman'la beraber Osman Abdurrahman Bin Avf Sa'd Bin Ebi Vakkas inmişlerdi.
Hazreti Ömer yeni intihab olunacak devlet reisine İmam Buhari, Beyhaki ve diğer muhaddislerin kaydettiklerine göre Araplar Muhaciriğin, ensar ve başka memleketlerde yerleşmiş Müslümanlarla ehli zimmetin hukukunun temin edilmesi, ehli zimmete verilen taahhütlerin mutlaka infaz olunması ve onların düşmanlarıyla mücadele edilmesi ve kendilerine gayri kabil'i tahammül bir yük tahmin edilmemesini tavsiye etmişti. Hazreti Ömer'in seksen bin dirhem borcu çıkmıştı. Bunu metrukatından bıraktıklarından tediyesini şayet kafi gelmezse Adi Kureyş kabilelerine müracaat edilmesini tavsiye etmişti. Binahere Muaviye tarafından satın alınan ikametgahının bedeliyle bu borç ödenmişti. Hazreti Ömer'in hilafet müddeti on sene altı ay dört gündür. Hicretin yirmi üçüncü senesinde altmış üç yaşında irtihal eylemiştir.
Kıymetli dinleyicilerimiz, Mahmud Sami Ramazanoğlu eserinden Hazreti Ömer'ül Faruk efendimizin hayatını sizlere aktarmaya devam ediyorum. İnşallah bir sonraki bölümümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Kaynak: Genel
Hazreti Ömer'in Hayatı ve İslami Fetihler | Mihmandar