İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde inşallah sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ömer'ul Faruk isimli eserinden bir bölüm aktarmaya, bir bölüm sizlerle paylaşmaya devam edeceğim sevgili dinleyiclerim. Hazreti Ömer'in ailesi konulu başlıklı inşallah bölümü sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Hazreti Ömer'in ilk zevcesi Zeynep'tir. İslam'ı ilk kabul edenlerden Osman bin Maz'u'nun hemşiresidir. Hazreti Ömer'in oğlu Abdullah bu hanımdan doğmuştur. İkinci zevcesi Kureybe'dir. Müslümanlığı kabul etmediğinden Hudeybiye musalahasından sonra tatbik olunmuştur, boşanmıştır. Üçüncü zevcesi melikedir. Bu da Müslüman olmadığından tatbik olunmuştur. Hazreti Ömer'in oğlu Ubeydullah bundan doğmuştur. Hazreti Ömer eyyam-ı Ahiresinde son günlerinde Hazreti Fatımatüz Zehra'nın kızı Ümmü Gülsüm ile izdivac etmiştir. Evvela Hz. Ali yaş farkına mibnî vermek istememiş ise de bilahare vermiştir.
Ümmü Gülsüm'e Hazreti Ömer kırk bin dirhem mehir vermiştir. Hazreti Ömer'in Ümmü Gülsüm'den Fatıma ile Zeyd namında iki çocuğu olmuştur. Hazreti Ömer'in bunlardan başka Ümmü Hakim bintü'l Haris Fukeyhe Atike namında üç zevcesi daha vardı. Atike amcası Zeyd'in kızıdır. Hazreti Ebu Bekir'in oğlu Taif'e şehit olduktan sonra evvela onun zevcesi iken bilahare kendisi almıştır. Hazreti Ömer'in erkek çocukları. Ubeydullah, Abdullah, Asım, Ebu Şahme, Abdurrahman ve Müchir'dir. Hazreti Abdullah Mekke'de babasıyla beraber Müslümanlığı kabul etmiş, fıkıh ve hadiste mevsuk güvenilir bir zattır. Hazreti Ubeydullah da cesaret ve pehlivanlığı ile meşhurdu. Asım, İlmi fazlıyla, Zühdü takvasıyla muarrefti, bilinirdi. Hicret'in yetmişinci senesinde irtihal etmiştir, kuvvetli bir şairdi. Hazreti Abdullah ona Mersiye yazmıştı.
Keşke ölüm seni alıp götürmeyeydi de birlikte yaşasaydık yahut ikimizi birlikte götüreydi demişti. Haccedd b. Yusuf bir kere Kabe'de iran-ı kelam ediyordu. Hz. Ömer'in oğlu Asım ona karşı Sen Allah'ın düşmanısın Çünkü onun dostlarını öldürdün demekle tereddüt etmemişti. Haccac, Hazreti Ömer'in oğlundan intikam almak için cellatlarından birini göndermişti. Cellat zehirli kılıç kullandığından Hz. Asım aldığı yaradan ölmüştü. Hz. Ali ile Muaviye arasında riyaset hakkında ihtilaf olduğunda halk riyaset-i İslamiyeyi Abdullah'a teklif etmişler, Abdullah da ben riyaset-i Müslümanların kanıyla kazanmak istemem demişti. Hazreti Abdullah'ın oğlu Salim Medine fukahasındandır. Medine'nin mesail-i fıkhiyede üstat olan diğer fukahası Harice bin Zeyd, Urve İbn-i Zübeyr, Süleyman bin Yesar, Ubeydullah bin Abdullah, Said bin Müseyyeb, Kasım bin Muhammed idiler.
Hazreti Ömer'in kızı Hafza ilk zevci Uhud'da şehit olduktan sonra hicretin üçüncü senesinde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizle izdivaç etmiştir. Hazreti Ömer'in fezaili, faziletleri. Tarihi fiilden üç sene sonra doğmuş bulunan Hazreti Ömer uzun boylu, iri gövdeli, koyu buğday rengindeydi. Alnı geniş, bilekleri uzun, saçları dökük ve gözlerinden nev'an-ma bir kırmızılık vardı. Hazreti Ömer züht, takva, tevazu, sadelik, doğruluk, sabır, rıza, tevekkül, Cenabı Hakk'a şükran gibi ahlak-ı hamide ile muttasıf idi. Hazreti Ömer yamalı elbise giymekten çekinmez. Kadınların sularını taşır, yer üstünde yatar, mahiyetsiz seyahate çıkar, devlete ait develere bizzat bakar, kapısında bir tek muhafız bulundurmaksızın yaşar, fakat bununla beraber dünyanın en büyük imparatoru onun sıhhtü şöhretinden titrerdi. İskenderle Timurlenk cihanı ordularıyla korkutmuşlardı. Fakat Hz.
Ömer deve ile Suriye'ye seyahat etmesiyle korkutmuştu. İmam-ı Azam, İmam-ı Şafii, İmam Gazali Hazeratı gibi Ehimme-i Müçtehidin Hz. Ömer'in mevzu-i bahsettiği bir meseleye bir şey ilave etmemişlerdir. Emiri'l Müminin Ömer İbnul Hattab hazretlerinin eyyam ı hilafetinde Memalik-i İslamiye'ye İslam toprakları vüs'at buldu, genişledi ve Beyt'ül Mal-ı Müslimin Müslümanların hazinesi de emval mallar ile doldu. Halbuki bir milletin içinde bu mertebe servet ve gınadan zenginlikten dolayı nas beyninde insanlar arasında hadis olacak ortaya çıkacak ahraz-ı dünyeviyenin fitne vukuuna bahis olacağı yani fitne doğuracağı düşüncesi Ömer'in zihnini teşvik ediyordu.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri de ümmetimin düşmanlara galebe için Mekke, Yemen, Kudüs ve Şam'ı fethederek Kisra ve Kayser'in hazinelerine taksim edeceklerini ve aralarında fitne ve ihtilaf ve nefsaniyet hadis olarak müluk-i salife'nin mesleğine gideceklerini, yani önceki kralların yolunu takip edeceklerini beyan buyurmuştu ve Ömer hayatta bulundukça fitne zahir olmayacağını haber vermişti. Hazreti Ömer milleti İslamiye arasında fitne hususunda pek endişe ederdi. Lakin Hazreti Ömer enzar-ı amme'de yani toplumun nazarında olan mehabeti ve milleti İslamiyenin kendisine olan fevkalade nikiyat ve itaati fitne zuhuruna mani oldu. Çünkü Hazreti Ömer milyonlarca emvali ganaimi nasıl insanların derecelerine göre taksim ederken kendisi orta halde bir muhacir gibi tasarrufla geçinirdi. Hatta bir gün hutbe okurken gömleğinin on iki yerinde yama olduğu görülmüştü.
Kimsenin ona bir diyeceği yoktu. Herkes ondan utanır, mehabetinden korkar ve sakınırdı. Ömer her işe dikkat ve takayüd eyler ve emn ü asayişi muhafaza için gece sokaklarda gezerdi. Halbuki memalik-i İslamiye'ye vüs'at buldu. İşler çoğaldı. Her yerde adalet-i kamile icrası müşkil oldu. Hazreti Ömer de bu halden sıkılıp Ya Rab ruhumu demeye başladı. Hatta bir gün ağlarken sebebi sorduk da nasıl ağlamayayım ki Fırat kenarında bir oğlak zayi olsa korkarım ki Ömer'den sorulur derdi. Hazreti Ömer'in fütuhatı ve milleti İslamiyeye hidematı hizmetleri çoktur. Sözünü dinletir, vurursa acıtır. Emridiğinde din işlerinde levm-i laimden, kınayanın kınamasından ve tanrı tayinden, tanedenin ithamlarından hazer etmez sakınmaz, hatır gözetmez, her halükarda adaleti iltizam ve katiyen taraftarlık yoluna gitmezdi. Akil, Müdebbir, Kani, Sabir, Abid, Zahid ve Kesirü'l Meyhanit zat idi.
HAZRET-İ ÖNCEER ÖNÜÇÜLERİ Adamın biri Hazreti Ömer'in huzurunda birini methedince Hazreti Ömer sormuş: Bu adamla bir muameleniz oldu mu? Bir alışverişiniz oldu mu? Hayır demiş. Beraber yolculuk ettiniz mi? Hayır demiş. O halde siz hiç bilmediğiniz bir şeyden bahsediyorsunuz demiştir. Hazreti Ömer gündüz kesret-i meşguliyetten, meşguliyetin çokluğundan dolayı ancak feraizi eda eder, farzları yerine getirir, geceleri nafile ibadete vakit bulurdu. Erkenden uyanarak ailesini uyandırır Ehline namaz kılmalarını emret. Kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz. Sana rızık veren biziz. Akıbet Allah'a karşı gelmekten sakınanındır ayeti kerimesini hatırlatırdı. Sabah namazında Sure-i Yunus Hud veya Kehf okurdu. Abdullah Bin Amir diyor ki bir defa Hazreti Ömer'in arkasında sabah namazını kılıyordum, sure-i Yusuf'la sure-i Haccı okumuştu. Hazreti Ömer daima cemaatle namazı tercih eder.
Bütün gece bile devam etse cemaatle kılınan namazı tercih ederdi. Müstacel bir devlet işi oldu mu, namaza geçirmek tehlikesi yoksa evvela o işi bitirirdi. Bir kere de evvela yemeğinizi yiyiniz, sonra namazı kılınız demişti. Hazreti Ömer hutbe esnasındayken Hazreti Osman namaza gelince gecikmiş olduğundan sebebini sormuş. O da ezan okunuyorken çarşıdan avdet ediyordum, hemen abdest aldım camiye koştum deyince abdest kafi değildir. Hazreti Peygamber cuma günleri gusül abdestini yıkanmayı emretmiştir, dedi. Hazreti Ömer her sene farize-i haccı eda ve merasimine riyaset ederdi. Hazreti Ömer kıyamet hesabından pek korkardı. Bir gün Ebu Musa el-Eş'ari'ye sordu. Ey Ebu Musa biz ki Müslümanlığı kabul ettik, yerimizi yurdumuzu bırakarak hicret ettik, her yerde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemle beraber bulunduk. Acaba kıyamet gününde bir ecri mükafata nail olacak mıyız?
Ebu Musa da şu cevabı verdi: Nasıl olmayacağız? Bilakis biz çok iyilikler ettikçe Cenabı Hak'tan büyük ihsanlar bekliyoruz. Hz. Ömer de şu cevapta bulundu: Nefsimi yedi kudretinde tutan zatı kibriya namına kasem ederim ki hesaptan kurtulmaktan başka bir şey istemiyorum. Hazreti Ömer Diyanetperverliğin timsali olduğu halde tarihi dünya dünyayı terk eden bir zahitte değildi. Hristiyan bir kadına ait bir kap içindeki sudan abdest almıştır. Vegavi'nin rivayetine göre bir Hristiyan tarafından ehdar olunan hazırlanan peyniri yediği de söylenmektedir. Übey Bin Ka'b, Zeyd Bin Sabit, Abdullah Bin Mesut, Abdullah Bin Abbas, Abdurrahman Bin Avf Hazeratı gibi Ashab-ı Güziğini fazileti aliyelerine göre yüksek faziletlerine göre sever ve kabul ederdi.
Hazreti Abdullah bin Mesud bir mesele hallettiğinde sen elimle dolu bir kap gibisin derdi ve onu Kufe valiliğine gönderdiği zaman Küfelilere size nefsime tercihen bir muallim ve müşavir gönderiyorum ve sizin hatırınız için ondan ayrılıyorum diye mektup yazmıştı. Hazreti Ali müstesna olduğu halde Hazreti Ömer'in ilim ve irfanda naziri benzeri yoktu. Fakat her alime Hazreti Ömer kendisinin mafaki imiş, daha üstünüymüş gibi muamele ederdi. Hazreti Übey Bin Ka'b irtihal ettiği zaman bugün Müslümanların bir dimağı mesabesinde olan bir adam irtihal etti demişti. Hazreti Ömer Medine haricine çıktıkça Hazreti Zeyd bin Sabit'i naib-i hükumet tayin eder, audetinde bazı arazi vererek mükafatlandırırdı. Hazreti Ebu Ubeyde, Hazreti Selman-ı Farisi, Hazreti Sa'd Bin Ebi Vakkas, Hazreti Ebu Musa El Eş'ari, Hazreti İman Bin Hüseyin gibi hazerata hürmet ederdi.
Onlara irfanlarından dolayı tahsisat bağlamıştı. Hazreti Ebu Zerr-i Gıfariye irfanından dolayı Ashabı Bedir gibi maaş bağlamıştı. Hazreti Umeyr bin Vehb'e bir muharebede sonuna kadar sebat ettiği için senevi yirmi dinar veriyordu. Harice bin Huzafe cesaretinden dolayı naili mükafat olmuştu. Osman bin Ağız seasından dolayı taltife layık görülmüştü. Mute muharebesinde bir eli kesilen bir adama hizmet için bir hizmetçi tayin etmişti. Hazreti Ömer zamanında Arapların meşhur iki pehlivanı vardı. Biri Tuleyha bin Halid, diğeri Amr bin Mahti Kerp'tir. Bunların her biri bin adama muadil tanınırdı. Kadisiye Harbi'ne gönderdiği zaman Hazreti Sa'd'a sana iki bin atlı izam ediyorum demişti. Hazreti Ömer'in himayesiyle birçok zekalar inkişaf etmişti. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin zevcelerine en yüksek muhassasat olan senevi on sekiz bin dinar veriyordu.
Hazreti Peygamber'in amcası Hazreti Abbas'a tahsisat bağlanacağı zaman onu listenin en başına koymuştu. Hazreti Usame Bin Zeyd'i Hazreti Peygamber sevdiği için Hz. Ömer oğlu Abdullah'dan fazla maaş veriyordu. Hz. Ömer Kudüs'e seyahat ettiği zaman Ali kaim-i makam olarak yerine bırakmıştı. Hazreti Ali ile aralarındaki samimiyet pek yüksekti. Hazreti Ali kızı Ümmü Gülsüm radıyallahu anha'yı Hazreti Ömer'e vermişti. Hazreti Ömer sadelik ve tevazu ile beraber satvet ve iktidarı pek yüksekti. Bir taraftan Irak ve Suriye'ye ordu gönderiyor, Kisra ve Kayseri'in murahhaslarıyla müzakere ediyor, Muaviye Hazreti Halid gibi büyük kumandanlara hesap sormak için Medine'ye davet ediyordu.
Hazreti Sa'd Bin Ebi Vakkas Ebu Musa El Eşari Amr Bin As gibi ümeraya emirler veriyorken, diğer taraftan da onun yamalı bir aba giydiğini, eski bir sarık sardığını, eski bir ayakkabıyla gezdiğini, dulların evine su taşıdığını, caminin zeminine uzanarak istirahat ettiğini görüyoruz. Mekke Medine arasında müteaddit defalar seyahat ettiği halde bir defa olsun çadır kurmamıştı. Ağacın dallarına abasını yayar, onun gölgesi altında yatardı. Yevmiye masrafı on dirhemi geçmezdi. Değerli dinleyiclerimiz İhsan Mikttibi programımızın bugünkü bölümünü burada nihayete erdiriyoruz. İnşallah bir sonraki bölümümüzde yine sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ömer'ül Faruk isimli eserinden Hazreti Ömer efendimizle ilgili bilgileri aktarmaya devam edeceğiz.