İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz hazretine işlerimizin. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallallahu sirrahü sirrahü'l azizsin Hazreti Halid bin Velid radıyallahu anh isimli eserinden, inşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yemame vakasında kalmıştık. Hazreti Halid Bin Velid'i Yemame vakasında daha yakından tanımaya çalışacağız. Beni Hanife'den Müseylimetü'l Kezzab zamanı saadeti Nebevi'de, Resul-i Ekrem efendimize bir mektup göndererek arzı yarı yarıya bölüşmelerini tavsiye etmiş, Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz de cevabında arzın Cenabı Allah'a ait olduğunu, onu kime isterse bahşedeceğini beyan buyurmuştu. Müseylim'e zamanı saadetten beri beslediği bu fikrini Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh'ın hilafetini müteakip tamamıyla meydana koyarak, nübüvvet iddiasıyla başına kırk bin kadar mürted cem olmuştu.
İkrime bin Ebi Cehil Yemame üzerine memur edilmiş ve Şurahbil bin Hasene de onu takviye etmek üzere arkadan gönderilmişti. İkrime acele ederek harbe girişmiş fakat büyük bir faikiyet karşısında kalarak bozulmuştu. Halid bin Velid radıyallahu anh ile Şurahbil beraber olarak Yemame üzerine memur edilerek tarafeyn şiddetli muharebeye başlamıştı. Evvela asakir-i İslamiye gerilemeye başlamış ise de Hazreti Halid Müseylime'yi mübarizeye davet etmiş, Müseylime'nin de bu davete icabet edememesi kendisinin sahte peygamber olduğunu taraftarlarına gösterdiğinden Müseylime de şerefiniz namına harb ediniz demiş, gerileye gerileye duvarla muhat bir hadiikaya, bahçeye girmiş, duvarı siperle kendilerini müdafaa edip kıtale başlamışlardı. Ebu Dücane Radıyallahu Anh, beni duvardan içeri atın diye harp arkadaşlarına kendisini o hadikanın içine attırdı.
Ayağı kırılmış olduğu halde harp edip kapıyı müminliğine açmış ve kendisi de şehit düşmüştür, Radıyallahu An. Müseylim'e ve avanesinin son müdafaa olarak çekilip toplandığı bahçe kapısını Ebu Cücane Radıyallahu Anh, Fedai Can ile şehit olmakla beraber açması üzerine Ashab-ı Kiram hazaratı içeriye akmaya başlamış ve bu sırada vahşi dahi Seyyidüşşuheda Hazreti Hamza'yı şehit eylediği harbe ile yani mızrak ile Müseylimetül Kezzabı katletmiştir ve bakiyesi de kılıçtan geçirilmiştir. Bu muharebede Beni Hanife'nin yirmi binden ziyadesi maktul olmuştur. Ehli İslam'ın şühedası ise iki bin kadar olmuştur. Üç yüz altmış kadar muhacirinden ve bir o kadar da ensardan ve tabiinden ve yetmişten ziyade kurra hafız hep şehit olmuştur.
Kibar-ı Ashap'dan Maruf Zalim Radıyallahu Anh ve muharebede alemdar bulunan Zeyd İbnü'l Hattab ve Hazreti Zübeyr'in biraderi Said İbnü'l Avvam ve Hatibi Nebevi Sabit bin Kays el Ensari ve Ebu Huzeyfe bin Utbe Radıyallahüteala aleyh Mecmain hazeratı dahi şehit olmuşlardır. Irak'ın fethi. Hicretin on ikinci senesi Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh Halid bin Velid'i Irak'ı Arab'ın fethine memur buyurdu. Hazreti Halid on bin süvari ile hareketle en başta tevakkuf etti ki bu mevki Irak ve Hicaz arasında yol ortasında Mekke, Medine, Küfe, Basra, İmame'ye giden beş yol ağasıdır. Bahreyn seferinde Ala bin Hadrami mahiyetinde bulunan Müsenna bin Harise dahi sekiz bin askerle Hazreti Halid'e iltihak etti. Hazreti Halid merkez vilayeti olan Hira'ye varıp valisi ve eşrafı belde ile görüşerek doksan bin altın cizye vermek üzere akdi musalaha eyledi.
Devleti İraniye bu hareketi, takbih ile valiyi azletti. Adiy bin Hatem de bir fırkayla Hazreti Halid'e iltihak eyledi. Devleti İraniyenin en büyük rütbesine hayır olan kumandan Hürmüz de hem bahadır ve hem de fenni harpte mahir Araplarla muharebe eder ve Hindistan'a kadar deniz yolu ile sefer de ederdi. Hürmüz evvelce Hafir mevkiini tuttu. Seyfullah da ona karşı ordusunu kurdu. Hazreti Halid ile Hürmüz meydanı mübarezeye çıktı. Hazreti Halid Hürmüz'ü hemen kucaklayıp alt etti ve işini bitirmek üzereyken Hürmüz'ün adamları seyirtip Hazreti Halid'e gadretmek istedilerse de Ka Ka bin Amr ettemimi hücumla onları katletti. Seyfullah ise hiç telaş etmeyerek Hürmüzü idam ile elbisesini aldı. Yalnız tacı yüz bin dirhem kıymetindeydi. İranlılar arasında en yüksek şerefi ihraz edenlerin serpuşu son derece kıymetli olurdu. Bu dehşetli vaka üzerine İran ordusu bozuldu.
Hasakiri İslamiye'ye arkalarına düşmekle ancak atı yürek olanlar kurtuldu. Seyfullah, müjdei muzafferiyeti ve alınan ganaimin humusunu Halife I Resulullah'a gönderdi. Hürmüz'e imdat için İran'ın yüz binlik tacını giyen Serdarlardan Karin nam Serdar'ı gelirken, Hürmüz'ün bozuk askerlerine tesadüf etti ve bunların içinde meşhur kahraman sayılan İran şehzadelerinden Kubat ve Enüşücan da bulunuyordu. Yeniden Sena mevkiinde muharebeye girişildi. Karin, Kubat Enüşücan dahi meydanı mübareze de maktul oldu. Muharebede İran ordusu fena halde bozuldu. Otuz bin asker kırıldı ve birçoğu da kaçarken suda boğuldu. Bu defa da birçok ganaim ve esir alındı. Bu havarideki çiftçilere dokunulmayıp cizi alınarak bunlar her türlü taarruzdan mahfuz kaldı. Velce ve Leys muharebeleri. Devleti İraniye üçüncü defa Enderzaz nam kumandanı ve sonra Behmen nam Sergerde'yi mükemmel bir ordu ile gönderdi.
İranlılar Velce'de toplandı. Hazreti Halid Bin Velid bu kuvveti mahirane bir surette ihataya muvaffak olarak şiddetli hücum ile çoğunu kılıçtan geçirdi. Enderzaz da Bakıyetü's-Suyuf ile kaçarken susuzluktan telef oldu. Behmen de vaziyetin tehlikesinden şaşırarak İran payitahtı olan Medayin'e gitti ve harp edilmemesini Kumandan Caban'a tavsiye etmişti. Caban askeriyle Leys mevkiine vardı. Ordusunu kurdu. Yemek sofralarını sermişler iken, asakir-i İslamiye ile Hazreti Seyfullah göründü. Ruesai İran acaba hemen cenge girişelim mi yoksa askeri doyurup da sonra mı cenk edelim dediklerinde Caban, eğer size meydan verirlerse yemek yiyebilirsiniz derken Seyfullah Hazreti Halid erişip ordusunu kurdu ve hemen meydanı mübarezeye girdi. Ruh Esa'yı Arap'tan Malik Bin Kays ona karşı çıktı, Seyfullah onu öldürdü. Muharebe kızıştı.
Çok şiddetli muharebe neticesinde İranlılar bozuldular, yetmiş bin kadar maktul verdiler. O gün meydanı muharebe serapa alkan'a boyandı. Gayet vasi bir Lalezarın bir ucundan İranlıların yufka bez ekmek ile donanmış sofraları Hazreti Halid'in askerlerine bir ziyafet oldu. Araplar elek kullanmadıklarından ekseri arpa unundan kepeğiyle beraber ekmek pişirirlerdi. Buğday unundan pişmiş yufka beyaz ekmekleri görünce ceylan derisinden yapılmış yazı kağıdı sandılar. Bu beyaz deriler nedir dediler. Lakin tatlılar ve alıştılar. Hazreti Halit askerlerini doyurduktan sonra durmayıp Em Gayşiye'ye gitti. Ahalisi bir şey almaya vakit bulamayıp kaçtılar. Bütün eşyaları meydanda kaldı. Diğer yerlerden ziyade emval ve ganaim aldı. Sonra Hazreti Halit, M Gayşiya beldesini harap etti ve bu müjdei muzafferiyeti esir ve ganaimin miktarını makamı hilafete bildirdi.
İşte o zaman Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh Hazretleri, kadınlar Halid gibi birer doğurmaktan acizdir buyurdu. Hire'nin fethi. Halid Bin Velid Radıyallahu Anh, Engay Şia'dan sonra Hira'ye hareket etti. Ordunun levazım ve mühimmatını gemilere sevk etmişti. Düşman bundan haberdar olarak Fırat'ın suyunu kesmiş, gemiler Fırat'ta kalmıştı. Hira valisi de ordusunu hazırlamıştı. Hazreti Halid, süvarilerle hücum ile valinin oğlunu ve adamlarını katletmişti. İrelilerde müstahkem olan köşklerine iltica ile mukavemet etmişlerdi. Hazreti Halid, Dırar bin Ezber, Dırar bin Hattab ve Müsenna kumandasındaki Asakir-i İslamiye ile hücum ederek kapılarını kırmaya başladıklarından naçar kalıp cizye vermek üzere eman dilediler. Seyfullah dahi eman verdi. Meşhur Abdülmesi de onlarla beraber idi. Abdülmesi birkaç yüz sene muammer olmuştu, yaşamıştı.
Nur Şirevan tarafından rüyasını tabir için Satıch'e gönderilmişti. Senede yüz doksan bin dirhem cizye vermeye Hiereliler razı oldular. Bundan başka Abdülmesi'in kızı Keremenin şerik nam zata teslimini dahi şart kıldı. Bu ise onlara ağır geldi. Sebebi şerikin mukaddema Keremeyi genç iken görüp ona meyletmesiymiş. Fahri Alem efendimiz hazretleri, ümmetinin Faris ve Hira'yi fethedeceğini ashabına tebşir buyurduğu zaman şerik de huzur-u saadet-i Nebeviye'de bulunmakla, keramenin kendisine verilmesini niyaz edip tarafı Nebeviye'den dahi vaat buyrulmuş. Bu kere Hira'nin fethinde şerik Huzur-ı Halid'de o vadi şuhudi Adiyde ile ispat etmiş olduğundan Hazreti Halid bu vadi nebeviyi infaza mecbur oldu. Bin dirhem bir bedel ile meşhur Abdülmesi'in kızı Şerike teslim olundu. Hazreti Halid'in Hira ahalisine verdiği ahitnamede, hileliler senede yüz doksan bin dirhem tediye edecekler.
Bilmukabele bunlar düşman taarruzundan himaye olunacaklar. Himaye olunmadıkları takdirde himaye edinceye kadar bir şey tediye etmezler. İçlerindeki ruhban, papaz çalışmayıp terki dünya edenler cizyede iştirak etmezler. Hileliler fiilen ve kavlen gadredecek olurlarsa onların himayeleri kalkar. Halid'in bu ahitnamesi mucidi mağlup millet dahili ve harici emniyete ve hürriyeti vicdaniyeye nail oluyor ki, bu kadar insaf ve adalet hiçbir galip millet tarafından mağlup millete gösterilmemiştir. Hileliler, muahedenin akdinden sonra gördükleri adaletten memnun olduklarından, olduklarından ayrıca Halid'e hediyeler takdim etmişler, Halid de hepsini Hazreti Ebu Bekir'e göndermişti.
Hazreti Sıddıkı Ekber de halkın böyle hediyeler vererek mutazarrır olmasını muvafık görmeyerek borçları olan cizyeden tenzil etmiş ve Halide gönderdiği emirname'de hedayanın bedelini tenzilden sonra cizyenin tahsilini ihtar etmiştir. Dini Celil-i Muhammedi'nin adalet ulviyet kudziyetini tefekkür edelim. Elhamdülillah. Hire'nin fethinden sonra Hazreti Halid, Faris ahalisine bir mektup yazarak onları İslamiyet'e davet eyledi. Namesinde hamdolsun Allah'a nizamımızı çözdü, desisenizi çürüttü, sürünüzü ayırdı. Biz bu şekilde hareket etmesek sizin hakkınızda fena olurdu. Dinimize girin, sizi bırakalım ve sizi başkalarını davete memur edelim. Aksi takdirde bu iş sizin hayatı sevdiğiniz derecede ölümü 7 insanların eliyle hasıl olacaktır, buyurdu. Seyfullah Hazretleri, Hira işlerine nizam verdikten sonra ordusuyla Enbarı muhasara eyledi.
Müstahkem bir hendek ile muhat olan enbar beldesi İranlıların külliyeti zehahir deposu idi. Şirzat da enbar muhafızı idi. Hazreti Halid okçuları cem ile düşmanın gözlerini hedef ittihaz etmelerini tembih eyledi. Bin kadar mahsurinin gözlerini kör eylediler. Şirzat teslime razı oldu ise de Hazreti Halid der meyan edilen şeraite razı olmadı. Zayıf develeri kestirip hendekleri doldurttu. Askerleri üzerinden yürüttü. Mahsurin de müdafaa ile mukavemet etmek istedilerse de başa çıkamayacaklarını anlayınca, şeriat kendi hayatı kurtulmak şartıyla ve eşyadan hiçbir şey almamak üzere enbarı cemi erzak ve eşyasıyla Seyfullah'a teslim etti. Hazreti Halid ambardan Aynut Temri kalası üzerine gitti. Orada külliyetli askerlerle mihran muhafız idi. Beni Nem, beni tahrip, biat vesair Arap kabaili de başlarında Akka nam, Şeci bulunuyordu.
Akka mihran'a müracaatla Araplar Araplarla dövüşmeyi iyi bilir, bizi Halid'le karşı karşıya bırakınız, onunla hesabımızı görelim dedi. Mihran da Akka'nın bu teklifini kabul etti. Kendisi kalada kaldı. Akka Hazreti Halid'e karşı geldi. Akka meydanı harbe gelip daha safları düzeltmekteyken, Hazreti Halid seyirtip bizzat Akka'yı hücum ile kucaklayarak onu esir etti. Arap askerlerinin henüz safları düzeltmeden bozuldu ve çoğu esir oldu. Mihran da bu manzara karşısında askerleriyle beraber firar etti. Haseti Halid kalaya girerek cümlesini kılıçtan geçirdi ve Akka'yı da öldürdü. Bu muharebede Kudema-i Muhacirinden Amr İbn-i Ribe'ı Sehmi ve Ensar-ı Kiram'dan Viş İbn-i Sa'd radiyallahu anhüm'a şehit oldular. Nasani Araplarına mahsus kilisede kırk gence İncil okutturulduğunu Hazreti Halid görmüş. Bunları alıp götürmüştü.
Bunlar için de Muhammed'in babası, Sirin ve Ebu Musa'nın babası nadirde bulunuyordu. Aynut Temr kalasının fethi akabinde Şam tarafında Nasara-yı Arab'ın naksi ahd ile Dumetül Cendel'de bulunan Emir İyaz bin Ganem istimdat etmekle Hazreti Halid o tarafa teveccüh etti. Dumetül Cendel nahiyesinin Ukeydir ve Cudi namında iki reisi vardı. Başlarına kabağili Arap'tan asakir-i kulliye cem etmişlerdi. Hazreti Halid Dumetü'l Cendere gelip bir tarafa kondu. Piyaz dahi diğer tarafında idi. Halid bin Velid'in şiddetli hücumuna mukavemet edemeyip Cudi'nin askerleri bozuldu ve kendisi esir edildi. Diğer fırkası da bozuldu. Münhezim askerler Cala'ya iltica ettiler, fakat Cala o kadar kalabalığı almayıp dışarıda kaldılar. Ekserisi maktul ve kısmen de esir edildi. Cudi dahi katledildi. Evlat ve iyalleri de esir edildi. Bir müddet Hazreti Halid Dumetü'l Cendel'de kaldı.
Hazreti Halid'in Dumetül Cendel'de kalmasından bir istifade İranlılar Hire'yi istirahat emeline düştüler. Zermihir, Ruzbe, Vehbuzanam Serdar ile üç fırka askeri Huseyd Ehnafi mevkiine gönderdiler. İre Kaymakamı Kaka'da Huseyd'de bulunan Zermihir, Rusbey üzerine hücum ile onları katletti. Bakiyesi, İnafa firar ettiler. Ebu Leyla da karakuş gibi İnafa yürüdüğünden, Vehbuza oradan çekilerek, Musayihih'te bulunan Hüzeyl yanında toplandılar. Hazreti Halid, Kahkaha ve Ebu Leyla ile bil muhabere Nusayyih'ta birleşerek bu Esad ve asakir uykuda iken onları üç taraftan bastılar, ekserisini telef ettiler. Huzeyl de pek az adamla firar edebildi. Abduuzza bin Ebi Dirhem ile Lübeyl bin Cerir ki mukaddema şerefi İslam ile müşerref olup, hatta Müslüman olduklarına dair yanlarında Ebubekir Sıddık Hazretleri'nin mektubu dahi vardı. Üzeyl, yanında bulunmuş olduklarından ikisi de bu vakata katledildi.
Hazreti Sıddık Ekber bir hata ile katledildiğini haber alınca, ikisinin diyetini Beytülmal'den vermiş ve çocuklarına bakılmasını emretmiştir. Hazreti Ömer bunların katli dolayısıyla itiraz etmiş, Hazreti Sıddık da ehli şirk ile konup güçenler, düşüp kalkanlar böyle kazaya uğrayabilir, demiştir. Seyfullah bu malikaneden sonra durmayıp, Sena mevkiinde Akka'nın intikamını almak için toplanan tahribe mensup Rebia bin Bahir üzerine yürüdü. Kumandanları Kakan ve Ebu Leyla ile muayyen saatte Sena mevkiinde birleşerek üç cihetten Rebia kuvvetlerini bastılar, cümlesini telef ettiler. Bütün evlat ve iyallerini esir ve mallarını itinam ile, umusu Medinei Münevvere'ye gönderildi. Rebia'nın kızı Sahpa esirler içinde olduğundan Hazreti Ali onu satın aldı ve ondan oğlu Ömer ve kızı Rukiye oldu. Hazreti Seyfullah, senadan hemen zemin üzerine yürüdü. Orada Huzeylin bakiye askeri de toplanmıştı.
Onlar Rebia Vakası'nı duymadan üzerlerine yıldırım gibi bahteten hücum ile ekserisini kılıçtan geçirdi. Aldığı kanaimin humuusunu halifeye gönderdi. Hazreti Halid oradan karz üzerine yürüdü. Şehri Ramazan da geldiğinden askere istirahat verildi. Bu mevki İran, Rum ve Cezire'nin serhadliydi. Rumlar birleştiler ve talip, biat, nem, Arap kabağili de gelip onlarla karşılaştılar bir cesim ordu teşkil ile asakir-i İslamiye üzerine yürümek üzere Fırat Nehri'ne geldiler. Hazreti Halid de siz bu tarafa geçiniz, dedi. Bunlar çıkacakları yerin Halit tarafından tahliyesini teklif etmişlerse de Hazreti Halid bunu kabul etmediğinden, onlar da başka bir yerden geçmişlerdir. Rumlar, bugün kimler sebat edecek ve kimler firar eyleyecek iyice anlaşılsın diyerek Araplardan ayrıldılar ve şiddetli muharebeye koyuldular.
Lakin Hazreti Halid'in hücumlarına dayanamayıp pek çok telefat vererek diğerlerinden evvel bozuldular. Hazreti Halid radiyallahu anh da arkalarından ayrılmayınız diye askere emir vererek, Rumlar firar ederken daha ziyade telefat verdiler. Maktulun mecmuu yüz bine vali oldu. Hazreti Halid Radıyallahu Anh, zilkade ayına kadar kurazda ikamet eyledikten sonra, Hira'ya avdet emrini verdi. Kendisi de sadaka da beraber gidiyor gibi gösterdi. Halbuki bazı havas-ı etbaa ile hafiyen kısa yollardan hareketle farizayı Haccı ifadan sonra durmayıp hemen vazifesi başına avdet eyledi. Müsenna'yı bir fırka ile bir tarafa gönderdi. Kendisi de bir taraftan hareketle Bağdat pazarını ve telli akrakuf taraflarını garat eyledi. Hazreti Halid durmaz, oturmaz, aram ve rahat bilmez ve misli bulunmaz bir serasker idi.
Lakin vazifesi başından mezuniyet almaksızın ayrıldığından Hazreti Halife Ebubekir Sıddık onu tevbih makamında Irak'tan Şam'a memuriyetini tahvil etmişti. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna gelmiş