Hazreti Halid Bin Velid ve Mute Savaşı kaydında Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı tanımaya devam ediyoruz bugünkü bölümümüzde de sevgili dinleyicilerimiz. İhsan Mektebi programımızı inşallah Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ın hayatıyla devam ettiriyoruz Mahmud Sami Ramazanoğlu ifadeleriyle. Bundan önceki bölümümüzde Müslüman oluş hikayesini kendi diliyle dinlemeye başlamıştık.…
Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı tanımaya devam ediyoruz bugünkü bölümümüzde de sevgili dinleyicilerimiz. İhsan Mektebi programımızı inşallah Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ın hayatıyla devam ettiriyoruz Mahmud Sami Ramazanoğlu ifadeleriyle. Bundan önceki bölümümüzde Müslüman oluş hikayesini kendi diliyle dinlemeye başlamıştık. Bir gün rüyamda kurak ve kıtlık dar bir beldeden geniş ve yeşillikli bir beldeye çıktığımı gördüm. Bilahere Medine'ye çıkıp toplandığımda Safvan'a mülaki oldum. Ona dedim ki ya Eba Vehb, görmüyor musun ki Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem muhakkak surette Arap ve acem üzerine galip ve zahir oldu. Eğer ayağım huzuruna kadem basarsa ona tabi olurum. Zira onun şerefi bizim için şereftir. Safvan dedi ki eğer benden gayrı bir kimse kalmasa da yine ben ona ebeden tabi olmam.
Dedim ki bu Racül Bedir de senin babanı kardeşini öldürdü de onun için tabi olmazsın, değil mi? Sonra İkrime bin Ebi Cehle mülaki oldum, ona da dediğimi söyledim, İkrime de Safvanın söylediğini söyledi. Dedim ki, sana söylediğimi ketmet, kimseye söyleme. Dedi ki, onu söylemem. Sonra Osman bin Talha'ya mülaki oldum. Bu benim dostumdur deyip Osman'a da anlatmak istedim. Sonra düşündüm ki, Yevmi Uhud'da babası Talha ve amcası Osman ve dört kardeşi misafir, cüla, halis, kulub hepsi katlubundu. Onun için ona söylemeyi kerih gördüm. Neme lazım diyerek Osman'a bizim halimiz şu tilkiye benzer ki deliğine su döküldüğünde mecburi çıkar dedim. Sonra Osman'a da Safvan ve İkrime'ye dediğimi söyledim. Süratle icabetini bana vade dedi. Filan mahalle senden evvel gelirsem sana muntazır olurum, seni beklerim dedi ve fecir tulu etmezden evvel buluştuk. Ta ki sabah oldu.
Hedde denilen mahalli mahsusa kuşluk vakti vardık. Orada Amrübnul As'ı bulduk. Bize cemaate merhaba dedi. Biz de sana da merhaba dedik. Nereye yürüyorsunuz dedi. Biz de İslam'a dahil olmaya gidiyoruz dedik. Amr İbnü'l-As İslam olmakta bana tekadlüm etmeye mi? Ya Abbas Süleyman, nereye murad ediyorsun deyince ben de vallahi muhakkak hak zahir oldu. Doğru yol tebeyyün etti. Bu racul ki elbette nebidir, yani peygamberdir. Git İslam ol dedim. Bunun üzerine Amr da ben de zaten Müslüman olmaya geldim deyince eğlenmeden cümlemiz birlikte Medine-i Şerife'ye dahil olduk. Harre denilen mahallin arkasında binitimizden indik. Bizim geldiğimiz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e haber verildi. Bizim geldiğimize sevindi ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki Mekke size güzidelerini, ciğerparelerini attı. Halid der ki pak elbiselerimi giydim.
Sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme varmayı kastettim. Bana kardeşim Velid mülaki oldu. Dedi ki. Sürat et çabuk ol. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sizin kudumünüze mesrur oldu ve gelmenizi muntazırdır, bekliyor. Biz de süratle yürüdük, huzuruna çıktık. Sallallahu Aleyhi ve Sellem huzuruna oturuncaya kadar gülüyor, tebessüm ediyordu. Esselamu aleyke ya Nebiyallah diye selam verdim. Selamımı beş üç bir yüzle iade eyledi. Dedim ki Resulullah buyurdu: Sana hidayet ihsan eden Allah'a hamdederim kimsenin aklının seni ancak hayra götürecek bir akıl olduğunu ümit ediyordum. Ya Resulallah, Allahutaala'dan benim için mağfiret talebeyle ki şu mevakide senin aleyhinde hazır olmuştum dedim.
Hazreti Halid Bin Velid ve Mute Savaşı ne anlatıyor?
Hazreti Halid Bin Velid ve Mute Savaşı kaydında Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı tanımaya devam ediyoruz bugünkü bölümümüzde de sevgili dinleyicilerimiz. İhsan Mektebi programımızı inşallah Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ın hayatıyla devam ettiriyoruz Mahmud Sami Ramazanoğlu ifadeleriyle. Bundan önceki bölümümüzde Müslüman oluş hikayesini kendi diliyle dinlemeye başlamıştık.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem İslam olunca evvelki masiyetler kamilen affolunur buyurdu ve devamlı, Allah'ım Halid bin Velid'i senin yolundan alıkoyan mevzulardaki cüretinden dolayı mağfiret eyle diye dua etti. Amr İbnü'l-As ile Osman bin Talha'da ilerlediler ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e mübayaya ile Müslüman oldular. Bu hadise Hicret'in sekizinci senesi Safer ayı iptidasında vuku bulmuştu. Vallahi İslam olduğum günde içinde bulunduğum ashabı cemaatinde hiçbirini Resulullah bana muadil tutmadı. Sonra bana bir kıtada ev verdi ki Harise bin Numan'a hibe eylediği evlerin yanındaydı. Halid bin Velid İslam olmaya azmettiğinde İkrime korktu ve dedi ki ya Halid, çocukluk ettin. Halit de niçin çocukluk edeyim, fakat ben Müslüman oldum, dedi. İkrime dedi ki, vallahi Kureyş bu kelamı yani kelimei şehadeti söylememekte haklı oldukları halde sen söylemiş oldun.
Halit, niçin, dedi. İkrime de dedi ki, çünkü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Bedir'de babanın şerefini cerh, amcanı ve amcanın oğlunu katille tahkir ve zayi etti. Vallahi senin söylediğin kelamı ne söyler ve ne de Müslüman olurum, dedi ve İkrime yine, ya Halid, görmez misin ki, Kureyş hala onunla kıtal arzusunda devamdadırlar, dedi. Halid radiyallahu anh da dedi ki bu senin sözün bir hamiyet-i cahiliyet işidir. Vallahi artık ben Müslüman oldum. Bana hak zahir oldu Radıyallahu Anan. Şimdi de Mute Harbi'nde Halid bin Velid'i seyredelim. Mute, Şam diyarında Kudüs'e iki konak mesafede Belka'ya tabi bir mahaldir. Hicretin sekizinci senesi Müslümanlar ile Rumlar arasında vuku bulan muharebelerin başlangıcıdır. Sebebi.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Büsra, şimdiki Havran emiri Şurahbil bin Amr'e, ashabtan Haris bin Umeyr ile İslamiyet'e davet için bir mektup göndermişti. Şurahbil onun Resulullah'ın elçisi olduğunu bildiği halde küstahça katletmişti ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bundan başka hiçbir elçisi katlolunmamıştı. Her asırda elçinin katli milletler arasında insanlığa muhayir ehemmiyetli bir hadise olmakla bu cinayete karşı bilmukabele hareket etmek zaruriydi. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz üç bin kişilik bir kuvvet hazırlayıp Zeyd bin Harise radiyallahu anh kumandasında Asakir-i İslamiye'yi Medine'den çıkardı.
Medine haricinde Zenyetü'l Veda yani Ayrılık Tepesi mevkiine kadar teşyi edip uğurladı ve dini İslam'a davet edilmesini ve kabul etmedikleri takdirde harp edilmesini emredip buyurdular ki şayet Zeyd bin Harise şehit olursa yerine Cafer bin Ebi Talib ve o dahi şehit olursa yerine Abdullah bin Revaha kumandan olsun. O dahi şehit olursa ehli İslam içlerinden birini intihap etsin. Vaziyetten haberdar olan Şurahbil keyfiyeti metbu'u olan Kayser Hirakl'le bildirdi ve kardeşi Sedus bin Amr da bir miktar süvari askerle Asakir-i İslamiye'ye karşı gönderdi. Lakin harbe girişince askeri bozuldu ve Sedus de maktul oldu. Asakir-i İslamiye'ye, ma'an'a vardıklarında yüz bin kişilik kuvvet hazırlandığı işitildi. Herakle bu işe ehemmiyet verdiğinden kendisi de gelmişti.
Keyfiyeti Resul-i Ekrem'e yazalım da gelecek cevaba muntazır olalım dedilerse de Abdullah bin Revaha Radiyallahu Anh Hazretleri diğerlerini teşci ve teşvik ederek mütevekkilen Al allah yürüdüler. Mute nam mahalle vasıl olduklarında, alat ve edevat-ı harbiyece o kadar cesim ve mükemmel düşman askeri gelip göründü. Gerek adetçe ve gerek alat ve edevat-ı harbiyece o kadar cesim ve mükemmel yüz bin kişilik bir ordu idi ki üç bin askerle ona karşı durmak da mümkün değildi. Lakin geri çekilip de yakayı kurtarmak da müşkil ve felaketi mucip idi. Hemen Zeyd bin Harise Radıyallahu Anh Hazretleri sancağı eline alıp meydanı harbe girdi. Ehl-i İslam dahi onun tarafında saf bağlayıp durdu. Hazreti Zeyd mızrak ile vurulup şehit olunca sancağı Cafer bin Ebi Talib Hazretleri tuttu. Meydan-ı muharebede harikalar gösterdi. Pek çok yerinden yaralandı. Asla fütur getirmeyip sebat eyledi.
Hatta sağ eli kesildi, hemen sancağı sol eline aldı. O dahi kesilince kollarıyla sancağa sarıldı ve nihayet şehit oldu. Hemen Abdullah Bin Revaha Hazretleri seyirti ve sancağı alıp asakir-i İslamiye'yi teşyi için şiirler okuyarak harbe girişti. O dahi şehit oldu. Bunun üzerine Ordu-yı İslam başbuğusuz kaldığından ve bir miktar da Asakir-i İslamiye'ye şehit olunca bozgunluk baş gösterdi. Sancak yere düşmesin diye Ebu Yüsrü'l-Ensari Hazretleri aldı ve ehli İslam'dan kim emanete tayin edilecekse ona teslim edilmek üzere sancağı Sabit bin Akşam Aclani Hazretlerine verdi. Asakir-i İslamiye'ye münhezzim olup geri giderlerken Halid Bin Velid Radıyallahu Anh Hazretleri önlerine geçip onları alıkoymak istediyse de fayda vermedi. Lakin kendisi bir mevki intihab ile yerinde dayanıp durdu.
Hutbe bin Amir Hazretleri askerin önüne geçip ey cemaati Müslimin, firar ederken ölmektense pençe pençe merdane cenk ederek can vermek hayırlıdır diyerek hamiyyet-i İslamiyeyi tahrik edecek sözlerle bozgun askeri geri çevirdi. Cümlesi gelip Halid Bin Velid yanına toplandılar. Sabit bin Akram dahi liva I Şerif'i getirip ona verdi. Hazreti Halid kabul etmeyip sen ona benden daha ziyade müstahaksın, zira benden yaşlısın, hem de Bedir Gazasında hazır olan Kibar-ı Ashab-ı Kiram'dansın dedi. Hazreti Sabit de, sen fenni harbi benden daha ala bilirsin, Ben sancağı ancak sana vermek için aldım deyip ey cemaati Müslimin, Halid'in emanetine razı mısınız dedikte hep birlikte evet diyerek hemen Hazreti Halid'in emri altına girdiler. Hazreti Halid bin Velid radiyallahu anh sancağı eline alıp o gün akşama kadar harbe devam eyledi.
Hazreti Halid'in muharebede müsellem olan mahareti kadar asarı şecaati de görüldü. Hatta elinde dokuz kılıç kırıldı. Düşmanın kesret ve kuvvetine nispetle Ordu-yu İslam'ın kuvveti pek az olduğu halde asakir-i İslamiyenin meydan-ı muharebede böyle merdane ve fedakarane davranışına düşman askeride nazar-ı hayretle bakıp müteahacip oldu ve bayağı gözleri yıldı. Nihayet o gün akşam erişince iki asker birbirlerinden ayrıldı. Halid bin Velid Hazretleri Asakir-i İslam'ı yeni bir şekilde tanzim ve tabi eyledi. Şöyle ki, pişdarı demdar ve demdarı pişdar etti ve sağ cenahtaki askeri sol cenaha ve sol cenahtaki askeri sağ cenaha geçirdi. Bu suretle düşmanın kuvvetleri karşısında yeni kuvvet görünerek İslam ordusuna imdat olarak yeni kuvvet geldiği zannında bulunduruyordu. Bunun üzerine Hazreti Halit pek şiddetli bir hücumda bulundu.
Düşman mukavemet edemeyip bozuldu ve meydan-ı muharebede bir hayli esliha bıraktı. Düşmanın gerisi çok idi, fakat maksat da asakir-i İslam'ı bu felaketten kurtarmaktı. Hazreti Halid de bu inhizamı fırsat ve ganimet bilerek hemen askeri geriye çekti. Muntazaman ricat ederek yavaş yavaş dönüp Salimen Medinei Münevvere'ye avdet eyledi. Enes Bin Malik radıyallahu anh'dan rivayete göre Mute Harbi hakkında zafer haberi gelmezden mukaddem, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz minber-i saadetine oturmuş, Hak Teala Hazretleri Habibine Mute Harbi'nin safahatını gözü önünde gibi gösteriyordu. Buyurdu ki, işte sancağı Zeyd aldı, şehit oldu. Şehadet getirip salat vesselamdan sonra siz de Zeyd için istiğfar ediniz. Zeyd cennete girdi, orada safhadadır. Şimdi sancağı Cafer bin Ebi Talib aldı. O da şehit oldu buyurdu. Buna da şehadet, salat, dua edip siz de istiğfar ediniz.
İşte Cafer de cennete girdi. İstediği tarafa iki kanatlı uçuyor. Bu defa da bayrağı Abdullah bin Revaha aldı, o da şehit oldu buyurdu. Ona da şehadet, salat ile duadan sonra Abdullah için istiğfar ediniz, bu da cennete dahil olmuştur buyurdu. Ve bu haberi verirken mübarek iki gözü yaş döküyordu. En sonra sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı. Nihayet Allah mücahitlere fetih müyesser kıldı. Bu seyfi İlahi'den murat ya ilahi kılıçtan murat Halid bin Velid idi. Bundan sonra Hazreti Halid Radıyallahu Anh Seyfullah diye anılmıştır. Filhakika ehli İslam'ın elinde Allah'ın keskin bir kılıncıydı. Ondan sonra da Hazreti Halid bin Velid yüzünden biiznillahi teala pek çok fütuhat zuhura geldi. Hazreti Halid radıyallahu anh demiştir ki Mute günü elimde dokuz kılıç parçalandı. Yalnız ağız enli yemani bir kılıç vardı, elimde o mukavemet etti.
Derdi nicilerimiz, Hazreti Halid bin Velid radıyallahu anh'ın hayatını inşallah izlemeye devam edeceğiz. Bir sonraki İhsan Mektebi programımızda buluşuncaya dek Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Hazreti Halid Bin Velid ve Mute Savaşı | Mihmandar