Hazreti Halid Bin Velid'in Savaşı ve İmanın Zaferi
Hazreti Halid Bin Velid'in Savaşı ve İmanın Zaferi kaydında Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı tanımaya devam ediyoruz. Onun hayatından bazı kesitleri sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz bugünkü programımızda da. Bundan önceki bölümümüzde Ecnadin Vakası'nda kalmıştık. Orada bir savaş sahnesini…
Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı tanımaya devam ediyoruz. Onun hayatından bazı kesitleri sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz bugünkü programımızda da. Bundan önceki bölümümüzde Ecnadin Vakası'nda kalmıştık. Orada bir savaş sahnesini sizlere aktarıyordum. Hz. Halid Radıyallahu Anh'ın yönettiği bir savaş. Bizans komutanı Vardan ve onun mübareze için çıkardığı Istafan'la Hazreti Halid'in çıkardığı Dırar'ın karşılaşmasında kalmış idik. Mübareze meydanına çıktığında Vardan ciğerparem oğlum Hamran'ı öldüren bu Arap mıdır diye sordu. Onlar da evet dediler. Vardan öyleyse şimdi ben gider evladımın intikamını alırım diye hemen kılıç kuşanıp giderken Trablusgarp havalisi hakimi Istafan karşı geldi. Sen bırak da şu Arap'la ben dövüşeyim, Hamra'nın intikamını alayım.
Benim için onların bilişim su kadar ehemmiyeti yoktur, dedi. Vardan da Messerret'le eğer bu Arap'ı telef edebilirsen sana kızımı veririm. Rumlar, ha İstafan seni görelim, şu Arap'ı bir kılıçla yere seresin dediler. Hazreti Halid de ya drar, bugün senin için nusret-i ilahiye hazırdır buyurdu. Her iki mübariz hayli çarpıştılar. İstafa'nın yüreğine ölüm korkusu girmiş olmalı ki bir aralık firar etmek niyetinde bulunduysa da Rumların yaygaralarından utanıyordu. Vardan, anladım, ıstafa da bir iş yapamayacak, bu mübarezenin ehli değilmiş diyerek atını ileri sürdü. Evlat acısıyla kılıç kuşanmıştı. Arkasına on beş kadar süvari aldıktan sonra ileriye yürüdü. Hazreti Seyfullah da on kadar şu Ceyhan-ı Arap'la üzerine at sürdü. Bu kargaşalık esnasındaydı ki Dırar bin Ezber, İstafan'ı şaşırtıp yere çarptı. Teslim olmadığından derhal katladıverdi.
İşte o zaman iki ordu hunrizane bir surette birbiriyle karıştılar. Muaz Bin Cebel'in Fırkası sağ cenaha hücum etti. Bu esnada Kibar-ı Sahabeden Sa'd Bin Zeyd Nevfelü'l Adi Radıyallahu Anh Hazretlerinin sol koluna birçok isabet etmesiyle fena halde mecruh oldu yaralandı. Müdavatına iktidar olunmuş ise de bana acımayınız, Didarı Resul-i Ekrem'e müteveccihim. Eğer ölecek olursam cesedimi şu hakim mukadde defnediniz de kabrimi gaziler çiğnesin dedi, ruhunu teslim etti. Radıyallahu Anem. Kavl-i Şerifleri El-An ziyaretgahtır. Sa'd bin Zeyd'in şehadetini Hazreti Halid bin Velid haber aldığından aşerip müteessir oldu. Bu teessür üzerine altı bin kişilik bir kuvvetle Rumların kalpgahına hamle eyledi. Ebu Ubeyde Hazretleri de beş bin kadar dilaveran ile Liva-yı Muhammedi'yi muhafaza ediyordu. Her tarafta Allahu ekber sadaları Neşri Asar-ı Satvet ile afakı tutuyordu.
İki taraf askeri yaka yakaya, kılıç kılınca geldiler. Kanlar yerlere dökülmeye başladı. Cephenin her noktasında, kılınç parıltıları arzı mehabet ediyor. Ashab-ı Kiram'ın cümlesi birden din arslanları gibi şiddetle hamleye devam ediyorlardı. Rumların cemiyeti azimelerine nispetle pek az olan mücahidin-i İslamiye hücum ettikleri safları yarıyorlardı. Süvarilerin tozları meydan-ı harbi bir zulmet içinde bırakmıştı. Bu muharebe hunilizane bir surette ikindi sonuna kadar devam etti. Akşam takarrup ettiğinden ara verildi. Vardan ertesi günü ümara-yı askeriyesini başına toplayarak cümlesine hitaben, dünkü muharebede Arapları mahvetmeli değil miydik? Teessüf olunur, siz de asla gayret kalmamış. Birkaç araba mukabeleden aciz kaldınız, değil mi? Çabuk söyleyin, bugün ne gibi tedaviyle müracaat edeceğiz? Umaradan biri, emriniz altında ölmeyi cana minnet biliriz. Rey sizindir.
Hazreti Halid Bin Velid'in Savaşı ve İmanın Zaferi ne anlatıyor?
Hazreti Halid Bin Velid'in Savaşı ve İmanın Zaferi kaydında Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı tanımaya devam ediyoruz. Onun hayatından bazı kesitleri sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz bugünkü programımızda da. Bundan önceki bölümümüzde Ecnadin Vakası'nda kalmıştık. Orada bir savaş sahnesini…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Vardan, böyle kuru vaatlerden, yalan sözlerden usandım, numuneniz meydandadır diye bağırdı. Bunun üzerine kumandanlar derin düşünceye daldılar. Mahcubiyetlerinden yarım saat kadar sükunet devam etti. Nihayet orada bulunan Hubeyra nam rahip ayağa kalkarak dedi ki benim aklıma bir tedbir geldi, pek kolay ve hem de düşmanın ordusunun mahviyetini muciptir. Vardan telaşla, bir tedbir mi? Aman Huberre, çabuk söyle, senin için hazineler vardır. Ömrünün sonuna kadar mesut olacaksın. Rahip, ben Halid'in yanına elçi sıfatıyla giderim. Kumandanımız vardan Müslüman olacaktır. Sizinle hafi bir mahallede görüşmek arzu ediyor, derim. Eğer ikna edebilirsem size haber veririm, siz de tayin olunan mahallede otuz kadar müsellah süvari saklarsınız. Halid gelip görüşürken balateten hücum ederek telef ederler. Kumandanları katlolunursa askerleri çobansız koyun gibi kalır dedi.
Vardan, acaba sana inanır da gelir mi? Rahip, sen merak etme, onu kandıracak olan ben olayım. Vardan ve Serret'le aferin Ubeyr'e deyip karar verilip Ubeyr'e İslam ordusuna gönderildi. Rahip Hazreti Halid bin Velid'in huzuruna geldi. Hazreti Halid, buraya niçin geldiniz? Rahip, ya Emir, size arz olacak mühim bir işim vardır. Bizim kumandan vardan arzuyu vicdaniyesiyle Müslüman olmak istiyor. Ordudan uzak bir mahalde kendisine telkini din edeceksiniz ve hem sizinle mülakat eylemek emelidir. Hazreti Halid, doğru söyle, bu işte bir huda olmasın, Rahip Kubeyr'e ağlayarak kelime-i şehadeti getirdikten sonra dedi ki, evet ya Emir, bu bir hudadır. Bu vesile ile saklayacakları adamla sizi telef ettirecektir. Hatta bu sabah bizden hileli bir tedbir istemişti. Ben de kendisine bu aklı vermiştim fakat kalbimde parlayan nuru iman sizin gibi bir muhip bir resulün idama gitmesini arzu etmedi.
Siz otuz kadar süvari saklayınız da merkum'u esnayı mükaleme de katlediniz. Hazreti Halit, haydi sen git de benim için razı ettim geliyor diye haber ver. Rahip Vardan'ın çadırına sevinçle girince Vardan sevinçle, sahi mi söylüyorsun, demek inandı mı? Rahip, kandırdım ya. Vardan, cesur askerlerinden otuz kişiyi mülaki olunacak mahalle göndererek askerini gizli bir yerde bıraktı. Halid bin Velid Hazretleri de o miktar askerle gelmiş ve mahiyeti efradını saklamıştı. Dırarın kumandasında ve maiyetinde Rumas'ta vardı. Hazreti Halid'in askeri mahalli maksuda gelirken vardanın gönderdiği adamlarına rast gelip bilmukabele cümlesini idam eylediler. Vardanın da haberi olmadı. Hazreti Halid elinde süngü, vardan da yanında Hubeyre ve elinde kılınç olduğu halde kırk hat ve mesafede karşı karşıya mükalemeye başladılar. Vardan ya Halid? Siz aç adamlarsınız. İmparatorluğa harbetmek haddiniz mi?
Bir miktar erzak veya bir yük hurma verelim de şuradan defolup gidiniz. Dünyanın cennet misali memleketlerinde saltanat sürmek nerenize layıktır? Elimizdeki emval ve ganai mi almak istiyorsunuz ve sahibeyi cemallere kavuşmak istiyorsunuz, değil mi? Haydi, defolun, yoksa bir taneniz kalmayıncaya kadar kılıçtan geçiririm. Hazreti Seyfullah son derece hiddetle ve heykel bir Rum. Biz sizin gibi akçe secde eden, kadınlara boyun eğen alçaklardan değiliz. Biz Nusret-i İlahiye ile mevuduz. Eğer şu fezadaki bulutlara da karışmış olsanız Kudret-i Halık sizi yerlere atar da yine keseriz buyurdular. Bunun üzerine uzaktan gelen süvarileri vardan kendi askeri zannıyla kılınçına davranarak Hazreti Halid'e doğru yürüdü. Suvarilerin içinde bulunan Rum hasta yüksek sesle dur, vardan acele etme, bu defa nasip senindir, Şam'da düğün yapacaksın diye bağırınca vardan hayretinden geri çekildi.
Bu esnada Dırar bin Ezber hazretleri elinde yalın kılıç olduğu halde göründü. Vardan hiddetle siz beni telef edeceksiniz öyle mi? Şimdi ben sizi mahvederim diye drarın üzerine hamle eyledi. Rasşi, telaş etme general, yavaş, imparatorun yanında gezen kızlara kavuşmaya benzemez. Dırara hitaben, ya emir, söyletmenin vakti değildir, çabuk işini bitir, düğün geç kaldı demesiyle beraber dırar bir kılıç atarak merkumu haki helak eserdi. Vardanın kat durunduğunu gören Ruma süratle Hazreti Halid'in yanına gelerek dedi ki, ya Halid, şunun atını ve elbisesini bana ver. Zira bir muharebede atına binmek istedim desen ona binmeye layık değilsin demişti. Hazreti Halit olmaz, bunlar dırarın hakkıdır dedi. Cenabı dırar Vardan'ı öldürdükten sonra merkum'un atına binip elbisesini de giyip doğuracağı İslam ordusunun tarafına yürüdü.
Rumlar uzaktan Varda'nın atının Müslümanlar tarafına gittiğini gördükte hayretle birbirlerine acayip, Halit katlolunsa Varda'nın atı bu tarafa gelecekti. Demek oluyor ki kendisini öldürmüşler dediler. İşte Rumların ordusunun ruhu mesabesinde olan vardanın da öldürülmesi onları yetse uğratmış ve bittabi mukavemet edemeyeceklerini bildiklerinden cümlesi the maşk'a firar eylemişlerdir. Üç bin Müslümanın şehadetiyle neticelenen bu markeden sonra biiznillahi teala muzafferiyet ihras olundu. İmparatorun muazzam ordusu tarumar olmuş, Bakıyetü's-Suyuf'un bir kısmı ta Kayseri'ye ve diğer bir kısmı Antakya'ya ve bir kısmı da Şam'a kaçmıştı. Bu muazzam ordunun bütün teçhizatı ve levazımatı kamilen Müslümanlara kalmıştı.
Bu büyük zaferin müjdesi Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh'ın oğlu Abdurrahman tarafından babasına götürülmüş, Ebu Bekir de secdei şükrana kapanmış, bütün Müslümanlar Mesud ve Şadan olmuştu. Hazreti Ebubekir askerlerine ve kumandanlarına, zaferlerine tebliğ ile daha imdat kuvvetleri göndereceğini bildirmişti. Ecnadın melhamesinden kaçıp şema varanlar imparator ordusunun perişan olduğunu haber vermişler, Şam'ın son ümidini de kırmışlardı. Me'üs olmakla beraber son bir defa talihlerini tecrübe etmek için kaçan askerlerini topladılar. Halalarını tahkime çalıştılar. Diğer taraftan Herakle'nin Humus'tan gönderdiği Kuvay-ı İmdadiyeyi de bir ümit ile beklemekteydiler. Fakat Hazreti Halid bin Velid, Humus'tan gelecek Kuvay-ı İmdadiyeyi durdurmak için bir kuvvet göndermişti. Şam yolunun kapalı olmasından Ebu Süfyan şehrin Cenub kapısı önündeydi.
Şurahbil Tuma kapısında, Amr ibnü'l-As Feradis kapısında, Kays bin Hubeyr'e Kısan kapısında, Hazreti Ebu Ubeyde de, Camiye kapısında ahsi mevki etmişlerdi. Hazreti Halid de siyah bayrağı şark kapısının önüne dikecekti. Dırar'ın vazifesi de iki bin süvari ile şehrin surlarını tarassud ederek bir taarruz vukuunda derhal Hazreti Halid'e haber verecekti. Müslümanların teçhizatı Ecnaden Malikesinde alınan Ganayim ile pek mükemmel idi. Hazreti Ebu Ubeyde radiyallahu anh, deve kılından örülü çadırını düşmandan itina edilen muhteşem çadırlara tercih etmişti. Müslümanlar gayet sade yaşıyorlardı. Düşmanları ise harp halinde bile türlü türlü sefahete dalmaktan geri kalmıyorlardı. Sefahete dalan herhangi bir milletinse daima felakete, izmihlale sürüklendiği nazar-ı ibretle görülmektedir. Müslümanlar, Şam'a ilk hamlede bulunmuşlarsa da şehrin muhafızları tarafından müdafaa ile püskürtülmüşlerdi.
Şehrin muhafızları tarafından bir huruc hareketi de yapılmış ise de derhal kalaya geri kaçmak mecburiyetinde kalmışlardır. Muhasaranın uzamasından Şam ahalisi endişe ve yese düşmüşlerdi. Bu endişelerine izale ve ahalinin maneviyatını kuvvetlendirmek için Şam'da imparatorun damadı Thomas bir huruc hareketi yapılmasını tavsiye ve buna bizzat kendisi kumanda etmeye amade olduğunu söylediğinden bu teklifi kabul olunarak hazırlık hareketine başladılar. Hazreti Halid bin Velid geceleyin düşman tarafına bir hazırlık hareketi başladığına dikkat etti. Surların kulelerinde ışıklar yanıyor, gelenler gidenler birbirini takip ediyordu. Hazreti Halit herkesin müteyakkız olması için emir verdi ve askerlere hitaben hiçbiriniz uyumasın, şehit olursak ebedi istirahate nail oluruz. O her meşakkatten azade olan en ulvi bir istirahattır, dedi.
Psikoboslar erkenden huruc hareketi yapacakları kapıya gelerek büyük bir salip taktılar. Salib'in altına İncil'i koydular. Tumas da askerler geçerken elini İncil üzerine koydu. İlahi, bizim dinimiz hak ise bize yardım et, düşmanların eline düşürme dedi ve askerlerini Kaladan çıkardı. Bakalım bu marekenin sonucu ne olacak. Bizans ordusuyla Müslümanlar bir kez daha karşı karşıya geliyorlar. İnşallah bu konuyu, bu olayı izlemeye bir sonraki programda devam edeceğiz. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Hazreti Halid Bin Velid'in Savaşı ve İmanın… | Mihmandar